M11-D04
İnsanlar neden aldatır
Sadakatsizliği öngören kişisel, ilişkisel ve durumsal etkenlere dair araştırmaları değerlendirir ve tek nedenli açıklamaları sınar.
İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M11, Güven ve ihanet · 3.133 kelime · 17 örnek durum · 5 kanıt kartı · ≈ 14 dk okuma · 21 dk dinleme
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Aldatmayı tek başına açıklayan bir neden bulunmuyor. Cinselliğe dair eğilimler, bağlanma biçimi, ilişkideki bozulma, fırsat ve güç birlikte bir olasılık manzarası çiziyor. Mutsuzluk aldatmadan önce de gelebiliyor, onun ardından da derinleşebiliyor. Cinsiyet kalıpları, güç ve fırsat benzer olduğunda büyük ölçüde siliniyor. Bir etkeni anlamak, kararı verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor; sorumluluğu kabul etmek de anlamaya çalışmayı gereksiz kılmıyor.
Açılış sahnesi
Cuma gecesi, bir düğünden dönüyorlar. Arka koltukta Didem'in topukluları, ön camda yağmurun ince çizgileri. Düğünde herkesin fısıldaştığı konu, Koray'ın üniversiteden bir arkadaşının evliliğiydi: on bir yıl, iki çocuk ve aylardır süren, geçen ay ortaya çıkan bir ilişki.
Koray direksiyonda, sesini alçaltmadan konuşuyor: "Erkek işte. Fırsatı buldu mu, kafası çalışmıyor." Didem başını cama yaslıyor. "Hiç de öyle değil. O evlilik iki yıldır bitmişti, herkes biliyordu. Boşluk varsa biri dolduruyor." Koray gülüyor: "Yani suç karısının mı?" Didem hemen düzeltiyor: "Öyle demedim." Ama ne dediğini de tam toparlayamıyor.
Bir süre sessiz gidiyorlar. Sonra Didem, kendisinin bile beklemediği bir soru soruyor: "Senin dediğin doğruysa sen de bir gün yaparsın. Benim dediğim doğruysa biz ne kadar mutlu kalırsak o kadar güvendeyiz. Hangisi?" Koray cevap vermiyor. İkisi de arkadaşlarının hikâyesini açıklamak istiyor, ama açıklamanın onu aklayacağından da korkuyor.
Bu derste ne olacak
Aldatmayı öngören etkenleri üç kümede ele alacağız: kişinin kendisine ait eğilimler, ilişkinin durumu ve koşullar. "Mutsuz evlilik aldatmaya yol açar" önermesinin yönünü sınayacak, sonra Koray'ın ve Didem'in tek nedenli açıklamalarını, cinsiyete ve "doğaya" dayanan anlatılarla birlikte bulguların yanına koyacağız. Ders boyunca bir ayrımı elden bırakmayacağız: bir etkenin aldatmayı öngörmesi, onu ne mazur gösterir ne de birinin üstüne suç olarak yükler.
Sıfır noktası
"Neden" iki ayrı soru olabilir. Araştırmacınınki: Hangi özellikler, ilişkiler ve koşullar aldatmanın daha sık görüldüğü gruplarda öne çıkıyor? Ahlakınki: Bu davranıştan kim sorumlu? İkisi karıştığında konuşma kilitleniyor. Didem'in "evlilik bitmişti" cümlesi bir öngörücüye işaret ediyordu, ama Koray onu bir suç dağıtımı olarak duydu.
Öngörücü (predictor), bir grup insanda bir sonucun ne zaman daha sık görüldüğünü söyler; tek bir insanın ne yapacağını söylemez. Aynı etkeni taşıyan çoğu kişi aldatmaz, hiçbirini taşımayan biri aldatabilir. Ve bir açıklama, kararı veren kişinin o kararı vermiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Neyin aldatma sayıldığı M11-D02'nin, ne kadar yaygın olduğu M11-D03'ün konusuydu; burada yalnız "neden" var.
Mekanizma
Kişinin kendisinde olanlar
Mark, Janssen ve Milhausen yaş, eğitim, dindarlık ve medeni durum gibi demografik değişkenleri, kişinin cinselliğe dair eğilimleri ve ilişki değişkenleriyle aynı modele koyup hangisinin daha çok şey söylediğini sordu.
Kartın en çok gözden kaçan satırı sonuncusu: En iyi modeller bile aldatma farkının beşte birinden azını açıklıyordu. Geri kalanı ölçülmeyen etkenlerde, koşullarda ve rastlantıda duruyordu.
Bu ayrım ilginç bir sonuç veriyor: Mark ve arkadaşlarının verisinde aldatmayla bağlantılı olan şey yalnızca cinsel isteğin gücü değil, frenin hangi koşulda devreye girdiğiydi. "Yakalanırsam ne olur" türünden bir kaygıyla zayıf frenlenen kişiler, aldatmayı daha sık bildiriyordu.
Kişisel etkenlerin bir başka yüzü, aldatmanın ardındaki güdüler. Selterman, Garcia ve Tsapelas, internet üzerinden doldurulan bir ankette, çoğu genç yetişkin olan ve aldattığını bildiren katılımcılara nedenlerini sordu.
M04-D02'deki bağlanma kaygısı ve kaçınması burada yeniden karşımıza çıkıyor: Selterman ve arkadaşlarının verisinde bağlanma güvensizliği, öfkeden ve ihmal edilme duygusundan beslenen güdülerle birlikte görülüyordu. Ama aynı güvensizliği taşıyan insanların büyük çoğunluğu aldatmıyor; güvensizlik, aldatma gerçekleştiğinde onun hangi gerekçeyle anlatıldığını daha iyi açıklıyor olabilir.
Yaygın yanlış"Aldatanlar belli bir tiptir; özelliklerine bakarak kimin aldatacağını bilebilirsin."
Mark ve arkadaşlarının en kapsamlı modelleri bile aldatmadaki farkın yalnızca beşte birinden azını açıkladı. Kişisel özellikler bir olasılığı biraz yükseltip düşürüyor, ama tek bir insanın davranışını bilmek için yetersiz kalıyor.
İlişkinin kendisinde olanlar
Didem'in tezi, evliliğin aldatmadan önce bittiğiydi. Ama yön sorusu açık: Mutsuz evlilik mi aldatmaya yol açıyor, aldatma mı evliliği mutsuzlaştırıyor? Bunu görmek için aynı insanları yıllarca izlemek gerekiyor.
Ayrılmayı düşünmeye başlamış biri sonradan aldatmaya daha yakın duruyor; bu Didem'in tezine yakın. Ama aldatmadan sonra ilişki daha da çözülüyor; "zaten bitmişti" cümlesi geriye bakıldığında olduğundan daha kesin görünebilir. Kötüleşme ile aldatma birbirini besleyen bir döngü kuruyor.
M02-D10'un adanmışlığı ve M05-D01'in alternatiflerin karşılaştırma düzeyi bu modelin dilini konuşuyor: zayıflayan bağlılık, parlayan bir seçenek. Ama Selterman ve arkadaşlarının topladığı güdülerin bir bölümü ilişkideki bir eksikliğe indirgenemiyordu.
Yaygın yanlış"Aldatma, zaten bitmiş bir evliliğin belirtisidir; mutlu evlilikte olmaz."
Previti ve Amato'nun on yedi yıllık verisi, aldatmanın ilişki bozulmasının hem öncesinde hem sonrasında yer aldığını gösterdi. Selterman ve arkadaşlarının topladığı güdülerin bir bölümü de ilişkideki bir eksiklikle değil, kişinin kendisiyle ya da koşullarla ilgiliydi.
Koşullarda olanlar
Eğilim ve ilişki bir zemin hazırlasa bile aldatma için bir kişi, bir zaman, bir yer gerekir. Atkins, Baucom ve Jacobson, ulusal bir rastgele örneklemden gelen veride bu "fırsat" değişkenlerini ayrıca sınadı.
Fırsatın yanında bir başka koşul da güç. M07-D09'daki konumsal ve deneyimlenen güç ayrımı, iş yerindeki hiyerarşide de karşımıza çıkıyor. Lammers ve arkadaşları, bu ilişkiyi çalışan profesyonellerden oluşan geniş bir örneklemde inceledi.
Lammers ve Maner, 610 Hollandalı kadın ve erkekte aynı bağı yeniden buldu; bu kez bağ, aldatmanın gizlilik gibi norm dışı yönlerine duyulan çekimle açıklanıyordu. Gücün yalnızca erkekleri daha çekici kılıp onlara fırsat sağladığı açıklaması desteklenmedi; bağ kadınlarda da erkekler kadar güçlüydü.
Yaygın yanlış"Evli ve dindar olanlar aldatmaya karşı korunur."
Mark ve arkadaşlarının modelinde medeni durum ve dindarlık, cinselliğe dair kişilik özelliklerinden daha az şey söyledi. Atkins ve arkadaşlarının verisinde ise dini pratik tek başına değil, evlilik doyumuyla etkileşerek iş gördü; tek bir etiket, korunma garantisi vermiyor.
Tek nedenli açıklamaları sınamak
Koray'ın tezi, aldatmanın "erkek doğası" olduğuydu. Bu tez çoğu zaman evrimsel bir hikâyeyle süslenir: Erkekler daha çok eşe yönelmek üzere biçimlenmiş, kadınlar ise ancak ilişkide bir eksiklik olduğunda uzaklaşır. Hikâyenin çekiciliği sadeliğinde.
Önce cinsiyet farkının kendisi. Fincham ve May'in 2017 tarihli derlemesi, aldatmayı öngörmeye dair araştırmaları bireysel, ilişkisel ve bağlamsal etkenler başlığında topluyor ve öne çıkan bulgulardan biri olarak cinsiyetler arasındaki farkın kapanmakta olduğunu sayıyor. Daralan bir fark, onu yalnızca biyolojiyle açıklamayı zorlaştırıyor; bu bizim çıkarımımız, derlemenin kendi iddiası değil. Lammers'ın iki çalışmasında da gücün etkisi kadınlarda ve erkeklerde aynıydı; Mark ve arkadaşlarının verisinde iki ketlenme boyutu da iki cinsiyette aynı yönde çalışıyordu.
Bu bulgular evrimsel kuramın tümünü çürütmüyor; sınanan, tek bir nedenin aldatmayı açıklayabileceği iddiası. Bu iddia her seferinde kırılıyor: Kişisel etkenler varyansın küçük bir bölümünü açıklıyor, ilişki bozulması aldatmanın hem öncesinde hem sonrasında yer alıyor, güç ise cinsiyet kalıbının yerine geçebiliyor.
Didem'in tezi de tek nedenli. "Boşluk varsa biri doldurur" cümlesi ilişki eksikliği modelinin günlük dildeki karşılığı. Ama Selterman ve arkadaşlarının verisinde sarhoşluk, çeşitlilik arayışı ve özsaygı, ilişki eksikliğine indirgenemeyen ayrı güdüler olarak çıktı. Üstelik farkında olmadan aldatılan kişiye bir pay biçiyor.
Yaygın yanlış"Bir şeyin aldatmayı öngördüğünü söylemek, aldatanı mazur göstermektir."
Öngörücü bir etken bir olasılığı tarif eder; bir kararı vermiş olan kişinin sorumluluğunu taşımaz. Yalnızlık, güç ya da fırsat aldatma olasılığını artırabilir, ama aynı koşullardaki çoğu insan aldatmıyor; bu yüzden açıklama, seçimin yerini almıyor.
Usta katmanı
Aldatmanın konuşulduğu bir terapi odasında en kolay tuzak, "neden" sorusunun bir mahkeme sorusuna dönüşmesidir. Aldatan taraf ilişkideki eksiklikleri sıralar, aldatılan taraf kendini savunmaya başlar. Terapist önce bu iki hattı ayırır. Önce sorumluluk: Kararı veren kişi, o kararın sahibidir; ilişkideki sorunlar bu sahipliği bölüştürmez. Sonra anlama: Hangi kişisel, ilişkisel ve durumsal etkenler bir araya geldi? Bu sıra önemlidir. Anlama sorusu sorumluluk kabul edilmeden önce sorulursa, her açıklama bir bahaneye dönüşür.
İkinci olarak terapist, açıklamaların sayısını genişletir. Selterman ve arkadaşlarının 2021 tarihli çalışması, 495 katılımcıda, öfke ya da sevginin bitmesi gibi ilişkiye dönük güdülerle başlayan ilişkilerin daha uzun sürdüğünü ve birincil ilişkinin sona ermesiyle daha sık bağlantılı olduğunu, stres ya da sarhoşluk gibi durumsal güdülerle başlayanların ise daha kısa sürdüğünü gösterdi. Bu ayrım bir ipucu verir, ama tek bir çiftin hikâyesini hazır bir kategoriye sokmak için kullanılmaz.
Bir de güvenlik boyutu var. Aldatma hikâyesinin içinde zorla gizlilik, tehdit ya da partnerin telefonunu izleme gibi kontrol davranışları varsa, "neden aldattın" sorusu bekleyebilir. Önce kimin evde korktuğunu öğrenmek gerekir; ortak bir çift görüşmesi, korkuyla yaşayan birinin açıkça konuşabileceği bir yer olmayabilir.
Kanıtın sınırı
Bu dersteki bulguların neredeyse hepsi, aldatmayı kişinin kendi bildirimiyle ölçtü; bu, sosyal istenirlik ve unutma yüzünden bazı olayların hiç sayılmaması demek. Previti ve Amato dışındaki çalışmalar kesitsel; bu yüzden öngörücüler neden değil, ilişki gösteriyor. Mark ve arkadaşlarının ve Selterman ve arkadaşlarının örneklemleri gönüllülerden oluşuyordu ve sonuçların bütün yaş gruplarına genellenmesi zor. Güç bulgusu iki çalışmaya dayanıyor ve ikisinde de aynı araştırmacı yer alıyor; farklı ekiplerin tekrarı olmadan bu bağın genelliği sınırlı kalıyor. Evrimsel açıklamalar bu derste doğrudan sınanmadı; burada tartışılan yalnızca tek nedenli anlatının yeterliliği. Aynı cinsiyetten çiftlerde ve tek eşliliğin farklı biçimlerde konuşulduğu ilişkilerde bu etkenlerin nasıl çalıştığı büyük ölçüde bilinmiyor.
Kendin dene
Aklında kalsın
Aldatmayı tek başına açıklayan bir neden bulunmuyor. Cinselliğe dair eğilimler, bağlanma biçimi, ilişkideki bozulma, fırsat ve güç birlikte bir olasılık manzarası çiziyor. Mutsuzluk aldatmadan önce de gelebiliyor, onun ardından da derinleşebiliyor. Cinsiyet kalıpları, güç ve fırsat benzer olduğunda büyük ölçüde siliniyor. Bir etkeni anlamak, kararı verenin sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor; sorumluluğu kabul etmek de anlamaya çalışmayı gereksiz kılmıyor.
Sonraki derse köprü
Didem ve Koray hikâyeyi aldatan tarafın gözünden, "neden" sorusuyla konuştular. Oysa hikâyenin bir kişisi daha vardı: gerçeği geçen ay öğrenen karısı. Onun için "neden" belki henüz sırası gelmemiş bir soru; önce olanın kendisiyle baş etmesi gerekiyor. Aldatılan kişinin o ilk günlerde, haftalarda ve aylarda neler yaşadığı, neden uyuyamadığı ya da aynı soruyu neden tekrar tekrar sorduğu, bir sonraki adımda ele alınacak. Keşif anı ve sonrası.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.