İçeriğe geç

M01-D09

Kader inancı ve gelişme inancı

İlişkiye "ya uyarsın ya uymazsın" diye bakmak ile "emekle gelişir" diye bakmanın çatışmayı nasıl farklı yaşattığını açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M01, İlişki bilimine giriş · 2.469 kelime · 16 örnek durum · 2 kanıt kartı · ≈ 11 dk okuma · 16 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kader inancı, iki insanın ya uyduğuna ya uymadığına; gelişme inancı ise ilişkilerin emekle geliştirilebileceğine dair varsayım; ikisi aynı çizginin iki ucu değil, bir kişi ikisini birden taşıyabilir.

Kader inancı güçlü olanlar bir kavgayı ilişkinin hükmüne dair bir kanıt gibi, gelişme inancı güçlü olanlar ise çözülecek bir sorun gibi okumaya yatkın.

Deneysel araştırmalar, ruh eşi inancının eşinden emin olanlarda ilişkiyi koruyan, emin olmayanlarda uzaklaştıran düşünceleri büyüttüğünü gösterdi; kader inancı duyguyu büyüten bir mercek gibi çalışıyor.

Uzunlamasına bir araştırma, kader inancının daha yüksek başlangıç memnuniyetiyle, gelişme inancının ise memnuniyetin zaman içinde daha yavaş düşmesiyle ilişkili olduğunu buldu; memnuniyet de gelişme inancını besliyor.

Gelişme inancı bir başlangıç noktası; onu söylemek ile somut becerilerle yaşamak arasındaki mesafe hafife alınmamalı ve bu inancın aşırı biçimi zararlı bir ilişkide kalmanın gerekçesine dönüşmemeli.

Açılış sahnesi

İki kardeş, Nazlı ile Sinem, aynı hafta sevgilileriyle ilk büyük kavgalarını yaşıyor. İkisinin kavgası da neredeyse aynı: Sevgilileri bir aile davetini son anda iptal etmiş ve bunu haber vermeyi unutmuş.

Nazlı o gece ablasına şöyle yazıyor: "Galiba biz birbirimize göre değiliz. Gerçekten doğru kişi olsaydı, böyle bir şeyi hiç yapmazdı." Sinem ise kendi defterine başka bir cümle not ediyor: "Haber vermeyi unutmak bizim için bir sorun. Bunu nasıl konuşacağımızı bulmamız lazım."

İki kardeşi ve kavgalarını anlatım için kurguladık; ama iki cümlenin arkasındaki iki bakış, ilişki araştırmacılarının yirmi beş yılı aşkın süredir ölçtüğü gerçek bir ayrım. Bu ders o ayrımı, yani ilişkilerin ya "olması gerektiği için olduğu" ya da "emekle geliştiği" inancını ve bu iki inancın aynı kavgayı nasıl farklı yaşattığını anlatıyor.

Bu derste ne olacak

M01-D08 ekrandan ve kitaplardan gelen öğütleri tartmanın yollarını gösterdi. Bu derste içeriden gelen bir şeye bakacağız: İlişkinin doğası hakkında taşıdığımız temel varsayım. M01-D07'de Eidelson ve Epstein'ın ölçtüğü işlevsiz inançlardan biri, "eşler değişemez" inancıydı; bu ders o inancın daha geniş bir çerçevesini kuruyor.

Önce iki inancı tanımlayacağız ve bir kişinin ikisini birden taşıyabileceğini göreceğiz. Sonra bu inançların çatışmaya, başa çıkmaya ve ilişki memnuniyetinin zaman içindeki seyrine etkisine dair araştırmaları ele alacağız. Usta katmanında, popüler anlatının sandığından daha karmaşık bir tabloya varacağız: Kader inancının da kendine göre bir avantajı var.

Sıfır noktası

Bu iki inanç, okul psikolojisinden tanıdık bir ayrımın, M18-D04'ün zihniyet müdahalesini anlatırken dayandığı sabit ve gelişime açık zihniyet ayrımının ilişkilere taşınmış bir akrabası. Orada soru, yeteneğin değişip değişmediğiydi; burada soru, bir ilişkinin uyumunun baştan belirli mi olduğu, yoksa zamanla mı kurulduğu.

Bu tanımlarda bir ayrıntı önemli: İki inanç aynı çizginin iki ucu değil, iki ayrı boyut. Bir kişi hem "doğru kişiyi bulmak önemlidir" hem de "doğru kişiyle de emek gerekir" diye düşünebilir. Bir başkası iki inancı da zayıf taşıyabilir.

Yaygın yanlış"İnsanlar ya kadere inanır ya emeğe; ikisi bir arada olamaz."
Doğrusu

Araştırmacılar bu iki inancı bilerek ayrı ölçüyor, çünkü birbirinin karşıtı değiller. Bir kişi, eşinin "kendisi için yaratıldığına" inanırken, ilişkinin yine de bakım gerektirdiğini düşünebilir. Bu dersteki bulguların çoğu, iki inancın birbirinden bağımsız etkilerine dayanıyor.

Mekanizma

İnanç, kavganın yorumunu değiştirir

Bu alandaki ilk sistemli araştırmalardan birinde, C. Raymond Knee 1998'de romantik ilişkisi olan katılımcıları zaman içinde izleyerek iki inancın ilişkinin başlangıcını, başa çıkma biçimini ve süresini nasıl etkilediğini inceledi. Bulgular, iki inancın aynı olaya farklı tepkiler doğurduğunu düşündürdü. Kader inancı güçlü olanlarda, ilişkinin başındaki memnuniyet ilişkinin ne kadar süreceğiyle daha sıkı bağlantılıydı: İyi başlayan ilişki sürüyor, kötü başlayan çabuk bitiyordu. Kader inancı ayrıca sorunlar karşısında kaçınmacı başa çıkmayla, gelişme inancı ise sorunu ilişki içinde ele alan başa çıkmayla ilişkili bulundu.

Bu bulgunun mantığı açılıştaki iki kardeşte görünüyor. Kader inancı güçlü biri için bir kavga bir bilgi: "Doğru kişi" böyle yapmazdı, demek ki bu kişi doğru kişi değil. Gelişme inancı güçlü biri için ise aynı kavga bir görev: Bu bir sorun, nasıl çözeceğimizi bulmalıyız.

Yaygın yanlış"Gelişme inancı güçlü olanlar hiçbir ilişkiden vazgeçmez, her şeye katlanır."
Doğrusu

Gelişme inancı, ilişkilerin emekle iyileşebileceğine inanmak demek; her ilişkinin iyileşmesi gerektiğine ya da her davranışa katlanmak gerektiğine inanmak değil. Gelişme inancı güçlü biri de, eşinin değişmeye hiç niyetli olmadığını ya da ilişkinin zarar verdiğini fark ettiğinde ayrılabilir. Bu inancın abartılı bir biçimi, zararlı bir ilişkide gereğinden uzun kalmanın gerekçesine de dönüşebilir; M13 bu sınırı ayrıca ele alacak.

Ruh eşi mi, emek mi: deneysel kanıt

İnançlarla ilişki sonuçları arasındaki bağ çoğu araştırmada korelasyonel; inançların sonuçlara mı yol açtığı, yoksa iyi ya da kötü giden ilişkilerin inançları mı değiştirdiği ayrıştırılamıyor. Bir araştırma ekibi bu yüzden inançları deneysel olarak değiştirmeyi denedi.

Bu bulgu, kader inancının tek başına "kötü" olmadığını gösteriyor. Ruh eşi inancı, eşini doğru kişi olarak gören biri için bir koruma sağlıyor: Tehdit karşısında ilişkiyi savunan düşünceleri artırıyor. Sorun, eşinden emin olmayan biri için başlıyor: Aynı inanç, şüpheyi büyütüp ilişkiden uzaklaştırıyor. Kader inancı, ilişkiye dair duyguyu büyüten bir mercek gibi çalışıyor.

İki yıl boyunca: hangi inanç neyi öngörüyor

Deneyler kısa süreli etkileri gösteriyor. Uzun süreli etkileri görmek için çiftleri zaman içinde izlemek gerekiyor; yakın tarihli bir araştırma tam olarak bunu yaptı.

Bu bulgunun iki yanı da önemli. İlki, kader inancının başlangıçta bir avantajla gelmesi; belki "doğru kişiyle" olduğuna inanmak, ilişkinin başında daha yüksek bir mutluluk getiriyor. İkincisi, gelişme inancının asıl etkisini zamanla göstermesi; bütün çiftlerde memnuniyet ortalamada biraz düşerken, gelişme inancı bu düşüşü yavaşlatıyor. M01-D05'te büyük veri çalışmasının memnuniyetteki değişimi neredeyse öngöremediğini görmüştük; bu araştırma, ölçülmesi gereken doğru değişkenlerden birinin inançlar olabileceğini düşündürüyor, ama etkinin büyüklüğü hakkında temkinli olmak gerekiyor.

Usta katmanı

Popüler kültür bu ayrımı çoğu zaman basit bir ahlak dersine çeviriyor: "Kader inancı kötü, gelişme inancı iyi." Araştırmalar daha karmaşık bir tablo çiziyor. Kader inancı, eşinden emin olan biri için koruyucu olabiliyor ve başlangıç memnuniyetiyle birlikte geliyor. Gelişme inancının avantajı ise zamanla ve zorluklar karşısında görünüyor. Ayrıca memnuniyet de inançları besliyor: Mutlu çiftler zamanla gelişme inancına daha çok yöneliyor olabilir.

Yaygın yanlış"Gelişme inancı öğretilebilir; bir çifte bunu anlatırsan sorunları çözülür."
Doğrusu

İnançların deneysel olarak kısa süreliğine değiştirilebildiği gösterildi; ama bu değişikliğin uzun süre kalıcı olup olmadığı ve gerçek ilişki sonuçlarını değiştirip değiştirmediği ayrı bir soru. Okul alanındaki zihniyet müdahalelerinin etkilerinin, başlangıçta sanıldığından daha küçük ve koşullara bağlı çıktığı tartışılıyor. İlişkiler için de bir inancı söylemek ile onu yaşamak arasındaki mesafeyi hafife almamak gerekiyor.

Kanıtın sınırı

Bu alandaki araştırmaların büyük kısmı korelasyonel; inançların ilişki sonuçlarına mı yol açtığı, yoksa ilişki deneyimlerinin inançları mı biçimlendirdiği tam olarak ayrıştırılamıyor. Uzunlamasına araştırma iki yönlü bir ilişki buldu; deneysel çalışmalar ise kısa süreli laboratuvar etkilerini gösterdi. Bu etkilerin yıllar içinde gerçek ilişkilerde ne kadar büyük olduğu bilinmiyor.

Araştırmaların çoğu üniversite öğrencileri ya da belirli ülkelerdeki çiftlerle yapıldı. Kaderin ve kısmetin kültürel olarak farklı anlamlar taşıdığı toplumlarda, görücü usulü evliliklerde ya da geniş aileyle yaşayan çiftlerde bu iki inancın nasıl işlediğine dair bilgi sınırlı. Ölçeklerin bu bağlamlarda aynı şeyi ölçüp ölçmediği de tartışmalı.

Son olarak, inançları değiştirmeye yönelik müdahalelerin uzun vadeli etkisi henüz yeterince sınanmadı. Bu dersteki bulgular, inançların önemli olduğunu düşündürüyor; ama bir inancı değiştirmenin bir ilişkiyi ne kadar değiştireceği hâlâ açık bir soru.

Kendin dene

Aklında kalsın

Kader inancı, iki insanın ya uyduğuna ya uymadığına; gelişme inancı ise ilişkilerin emekle geliştirilebileceğine dair varsayım; ikisi aynı çizginin iki ucu değil, bir kişi ikisini birden taşıyabilir.

Kader inancı güçlü olanlar bir kavgayı ilişkinin hükmüne dair bir kanıt gibi, gelişme inancı güçlü olanlar ise çözülecek bir sorun gibi okumaya yatkın.

Deneysel araştırmalar, ruh eşi inancının eşinden emin olanlarda ilişkiyi koruyan, emin olmayanlarda uzaklaştıran düşünceleri büyüttüğünü gösterdi; kader inancı duyguyu büyüten bir mercek gibi çalışıyor.

Uzunlamasına bir araştırma, kader inancının daha yüksek başlangıç memnuniyetiyle, gelişme inancının ise memnuniyetin zaman içinde daha yavaş düşmesiyle ilişkili olduğunu buldu; memnuniyet de gelişme inancını besliyor.

Gelişme inancı bir başlangıç noktası; onu söylemek ile somut becerilerle yaşamak arasındaki mesafe hafife alınmamalı ve bu inancın aşırı biçimi zararlı bir ilişkide kalmanın gerekçesine dönüşmemeli.

Sonraki derse köprü

Gelişme inancı, ilişkilerin değişebileceğine inanmak demek. Ama bu inanç ne kadar gerçekçi? Bir ilişkideki örüntüler, yıllarca süren bir tartışma biçimi ya da derinleşmiş bir mesafe, gerçekten değişebilir mi? Çift programları ve terapi araştırmaları, değişimin ne zaman mümkün olduğunu, ne kadar sürdüğünü ve ne kadar kalıcı olduğunu ölçmeye çalıştı. Bu modülün kapanış dersi, umutla gerçekçilik arasındaki o dengeyi kuruyor: İlişkiler değişebilir mi.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.