İçeriğe geç

M01-D07

İlişki mitleri

İlişkiler hakkında yaygın inanışları araştırma bulgularıyla karşılaştırır ve hangisinin neden kalıcı olduğunu açıklar.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M01, İlişki bilimine giriş · 2.608 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İlişki mitleri çoğu zaman bir gözlemden doğup sınırlarını kaybetmiş inançlardır; bir inancın kuşaklardır söylenmesi, onun doğru olduğunu göstermez.

Anlaşmazlığın yıkıcı olduğu, eşin söylenmeden bilmesi gerektiği, eşlerin değişemeyeceği gibi işlevsiz ilişki inançları ölçülebiliyor ve daha düşük ilişki uyumuyla ilişkili bulunuyor.

Kadınlarla erkekler arasındaki psikolojik farkların çoğu ayrı kategoriler değil, büyük ölçüde örtüşen ortalamalar; karşındaki kişiyi cinsiyetinden okumak az bilgi verir.

İlk çocuğun doğumu, ortalamada ilişki niteliğinde ani ve kalıcı bir düşüşle birlikte geliyor; çocuk sorunları kendiliğinden çözmüyor.

Mitler doğruluk payları, akılda kalan örnekler, verdikleri teselli ve kültürel işlevleri sayesinde yaşıyor; ölçülebilir bir iddia ile bir değer tercihini ayırmak, onları sorgulamanın ilk adımı.

Açılış sahnesi

Bir kına gecesinin sonu. Masada kalan teyzeler, ertesi gün evlenecek olan Büşra'ya öğütlerini sıralıyor. Biri "Kocanı hiç kıskandırma, ama kıskanmazsa da sevmiyordur" diyor. Bir başkası "İlk yıl ne olursa olsun sabret, çocuk olunca her şey oturur" diye ekliyor. Üçüncüsü gülerek bir şey daha söylüyor: "Adam dediğin sen söylemeden ne istediğini bilecek. Bilmiyorsa zaten seni anlamıyor."

Büşra her cümleye başını sallıyor. Teyzelerinin her biri otuz, kırk yıllık evliliklerden konuşuyor; söylediklerinin arkasında gerçek hayatlar var. Ama aynı masada birbirine ters düşen öğütler de söyleniyor ve Büşra hangisinin doğru olduğunu nasıl bileceğini bilmiyor.

Büşra'yı ve teyzelerini anlatım için uydurduk; ama bu cümlelerin her biri pek çok sofrada duyuluyor. Bu ders, ilişkiler hakkında kuşaktan kuşağa aktarılan bu tür inançları araştırmaların karşısına koyuyor ve daha zor bir soruyu soruyor: Yanlış oldukları gösterilse bile, neden bu kadar kalıcılar?

Bu derste ne olacak

M01-D06'da rakamların bir habere dönüşürken nasıl çarpıtılabildiğini gördük. Bu derste daha eski ve daha derin bir kaynağa bakacağız: ilişkiler hakkında sorgulamadan taşıdığımız inançlar. Önce bu inançların bir kısmının araştırmalarda nasıl ölçüldüğünü göreceğiz. Sonra birkaç yaygın miti tek tek ele alacağız: zihin okuma beklentisi, kadınlarla erkeklerin "farklı dünyalardan" olduğu fikri, çocuğun ilişkiyi kurtaracağı inancı.

Her mitin kendi modülünde ayrıntılı bir dersi var; burada amacımız onları çürütmekten çok, bir mitin nasıl işlediğini anlamak. Bu yüzden dersin ikinci yarısı, mitlerin neden kalıcı olduğuna ayrılıyor: içlerindeki doğruluk payı, akılda kalan örnekler ve verdikleri teselli.

Sıfır noktası

Mit kelimesi burada yalan anlamında kullanılmıyor. İlişki mitleri çoğu zaman bir gözlemden doğmuş, zamanla genelleşmiş ve sınırlarını kaybetmiş inançlar. "Zıt kutuplar birbirini çeker" cümlesi, gerçekten birbirinden farklı olup iyi anlaşan bir çiftten doğmuş olabilir. Mitleşme, o tek örneğin bir kurala dönüştüğü anda başlıyor.

Yaygın yanlış"Bir öğüt kuşaklardır söyleniyorsa, doğru olmalı."
Doğrusu

Bir inancın uzun süre yaşaması, onun doğru olduğunu değil, işe yaradığını gösterir; ama bir inancın işe yaraması onu doğru kılmaz. Bir inanç teselli verdiği, bir düzeni koruduğu ya da hatırlanması kolay olduğu için de yaşayabilir. Kuşakların deneyimi değerli bir bilgi kaynağı; ama o deneyimin hangi koşullarda, kimin için geçerli olduğunu sormak gerekiyor.

Mekanizma

Mitleri ölçmek

İlişki mitlerinin ilişkiyi gerçekten etkileyip etkilemediğini sınamak için önce onları ölçmek gerekiyordu. 1982'de iki psikolog, Roy Eidelson ve Norman Epstein, ilişki sorunlarıyla bağlantılı olduğunu düşündükleri beş inancı ölçen bir envanter yayımladı.

Bu beş inançtan ikisini aşağıda ayrıntılı ele alacağız. Biri, "anlaşmazlık yıkıcıdır" inancı, M07-D01'in konusu; öbürü, "eşler değişemez" inancı, M01-D09 ve M01-D10'da kader inancı ve değişim olarak karşımıza çıkacak.

"Seviyorsa söylemeden bilir"

Kına gecesinin üçüncü öğüdü, araştırmacıların zihin okuma beklentisi dediği inanç. Arkasında güzel bir fikir var: Birbirini derinden tanıyan iki insan, söze dökülmemiş ihtiyaçları da sezebilir. Ama bu fikir bir beklentiye dönüştüğünde, sezilmeyen her ihtiyaç bir sevgisizlik kanıtı gibi okunmaya başlıyor.

Yaygın yanlış"Bir şeyi söylemek zorunda kalıyorsam, o artık değerini kaybeder."
Doğrusu

Söylenerek karşılanan bir ihtiyaç, söylenmeden karşılanandan daha az sevgi göstermez; yalnızca eşe neye ihtiyaç olduğunu bilme şansı verir. Zihin okuma beklentisi, eşi hiç görmediği bir sınavdan geçmeye zorlar ve başarısızlığı sevgisizlik olarak yorumlar. M06-D06 açık istemenin neden işe yaradığını ayrıntısıyla ele alacak.

"Farklı gezegenlerden"

Beş inançtan biri, kadınlarla erkeklerin özünde farklı olduğu ve birbirini tam olarak anlayamayacağı inancı. Bu inanç, çok satan ilişki kitaplarının da bilinen bir teması. Araştırmalar kadınlarla erkekler arasında ortalama farklar bulunduğunu reddetmiyor; tartışma, bu farkların ne tür farklar olduğu üzerine.

Bu bulgu bir ilişki için şu anlama geliyor: "Erkekler duygularını konuşmaz", "Kadınlar her şeyi konuşmak ister" gibi cümleler, ortalamalarda bir doğruluk payı taşısa da, belirli bir eşi anlamak için çok az şey söylüyor. Önündeki kişi, kendi cinsiyetinin ortalamasından çok uzakta olabilir.

Yaygın yanlış"Kadınlarla erkekler farklı dillerde konuşur; birbirlerini zaten tam anlayamazlar."
Doğrusu

Araştırmalar bazı ortalama farklar buluyor, ama bu farkların çoğu, iki grubun büyük ölçüde örtüştüğü bir boyut üzerinde. Bir çiftin birbirini anlamakta zorlandığı yer, çoğu zaman cinsiyetten çok, iki kişinin kendi alışkanlıkları ve aile geçmişleri. Anlaşamamayı cinsiyete bağlamak, çözülebilir bir sorunu değiştirilemez bir kaderin parçası gibi gösterir.

"Çocuk olunca her şey düzelir"

Kına gecesinin ikinci öğüdü belki en yaygın olanı: Sorunlu bir ilişkiyi bir çocuğun düzelteceği inancı. Arkasında da bir doğruluk payı var: Çocuk, eşleri ortak bir amaç etrafında birleştirebilir, ilişkiye yeni bir anlam katabilir. Ama araştırmalar, ilk çocuğun doğumunun ortalamada ilişki niteliğinde bir düşüşle birlikte geldiğini gösteriyor.

Bu bulgu, çocukların ilişkiye zarar verdiği anlamına gelmiyor. Gösterdiği şey, çocuğun bir ilişkiye yeni bir yük de getirdiği ve sorunları kendiliğinden çözmediği. Sorunlu bir ilişki, bu yükün altına daha da zorlanarak girebilir. Ebeveynliğe geçişin ilişkiye etkisini ve düşüşü hafifleten etkenleri M10-D03 ayrıntılı ele alacak.

Usta katmanı

Bu mitler yanlış oldukları gösterildiği hâlde neden yaşıyor? Birkaç neden birlikte işliyor. İlki, doğruluk payı. Mitlerin çoğu, bazı insanlar için, bazı koşullarda doğru olan bir şeyi genelleştiriyor. Uzun evliliklerde gerçekten de söylenmeden anlaşılan şeyler var; bazı çiftler gerçekten çocukla yakınlaşıyor. Bu örnekler, miti canlı tutuyor.

İkincisi, akılda kalan örnekler. Terapi tarafında S01-P02-D11'in anlattığı erişilebilirlik yanlılığı burada iş başında: Bir çocukla mucizevi biçimde düzelen bir evlilik hikâyesi, sessizce zorlanan yüzlerce evlilikten çok daha kolay hatırlanıyor ve anlatılıyor. Doğrulama yanlılığı da, Temel Psikoloji M02-D01'in deyişiyle sağduyuyu yanıltan bu eğilim, miti destekleyen örnekleri öne çıkarıp çelişenleri siliyor.

Üçüncüsü, teselli. Mitler belirsizliği azaltıyor ve umut veriyor. "Çocuk olunca düzelir" inancı, zor bir dönemde sabretmeyi kolaylaştırıyor; "zıt kutuplar birbirini çeker" inancı, eşiyle ne kadar farklı olduğunu fark eden birine güven veriyor. Bir inancın teselli edici olması, onun neden bırakılmadığını açıklıyor.

Dördüncüsü, mitlerin kültürel işlevi. Bazı ilişki inançları, bir toplumun aileyi, cinsiyet rollerini ve evliliğin sürekliliğini nasıl düzenlediğiyle iç içe. Böyle bir inancı sorgulamak, yalnız bir bilgiyi düzeltmek değil, bir düzeni de sorgulamak anlamına gelebiliyor. Bu da inancın değişmesini yavaşlatıyor.

Kanıtın sınırı

Bu derste ele alınan araştırmaların her biri bir mitin bir yanını sınıyor, ama hiçbiri onu bütünüyle çürütmüyor. İşlevsiz ilişki inançlarını ölçen envanter korelasyonel bulgulara dayanıyor; bu inançların ilişki sorunlarına mı yol açtığı, yoksa mutsuz ilişkilerin bu inançları mı güçlendirdiği ayrıştırılamıyor. Envanterin beş boyutlu yapısı da sonraki araştırmalarda tartışıldı.

Cinsiyet farklarının boyutsal olduğunu gösteren çalışma belirli bir istatistik yaklaşıma dayanıyor ve farklı toplumlarda ne ölçüde tekrarlandığı ayrıca sınanmalı. Ebeveynliğe geçiş araştırması ortalama bir düşüş gösteriyor; ama bu düşüşün büyüklüğünün kişiye, evliliğe ve gebeliğin koşullarına göre sistematik biçimde değiştiğini de bildiriyor. Türkiye'de bu mitlerin ne kadar yaygın olduğu ve ilişkileri ne ölçüde etkilediği, sistematik olarak yeterince araştırılmış değil.

Son olarak, bir inancı mit olarak adlandırmak da dikkat gerektiriyor. Bir kültürde değer olarak taşınan bir tutum, örneğin evliliğin sürekliliğine verilen önem, araştırmanın "doğru" ya da "yanlış" diyebileceği bir iddia değil; bir değer tercihi. Bu ders, ölçülebilir iddiaları değer tercihlerinden ayırmaya çalıştı.

Kendin dene

Aklında kalsın

İlişki mitleri çoğu zaman bir gözlemden doğup sınırlarını kaybetmiş inançlardır; bir inancın kuşaklardır söylenmesi, onun doğru olduğunu göstermez.

Anlaşmazlığın yıkıcı olduğu, eşin söylenmeden bilmesi gerektiği, eşlerin değişemeyeceği gibi işlevsiz ilişki inançları ölçülebiliyor ve daha düşük ilişki uyumuyla ilişkili bulunuyor.

Kadınlarla erkekler arasındaki psikolojik farkların çoğu ayrı kategoriler değil, büyük ölçüde örtüşen ortalamalar; karşındaki kişiyi cinsiyetinden okumak az bilgi verir.

İlk çocuğun doğumu, ortalamada ilişki niteliğinde ani ve kalıcı bir düşüşle birlikte geliyor; çocuk sorunları kendiliğinden çözmüyor.

Mitler doğruluk payları, akılda kalan örnekler, verdikleri teselli ve kültürel işlevleri sayesinde yaşıyor; ölçülebilir bir iddia ile bir değer tercihini ayırmak, onları sorgulamanın ilk adımı.

Sonraki derse köprü

Bu derste kuşaktan kuşağa aktarılan inançlara baktık. Bugün ise ilişki öğütlerinin en büyük kaynağı aile sofraları değil; kitaplar, videolar, sosyal medya hesapları ve uzman olarak tanıtılan konuklar. Bu kaynakların bir kısmı araştırmalara dayanıyor, bir kısmı bir yazarın deneyimine, bir kısmı da yalnızca iyi satmaya. Ekranda karşına çıkan bir ilişki tavsiyesinin iddiasını, kaynağını ve kanıt düzeyini nasıl sınayabilirsin? Mitlerin bu modern taşıyıcılarını ele alacağımız ders: Popüler ilişki tavsiyesini sınamak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.