İçeriğe geç

M01-D01

İlişki bilimi neyi inceler

Yakın ilişkiyi karşılıklı etki, bağlılık ve süreklilik üzerinden tanımlar ve gündelik "ilişki" kullanımından ayırt eder.

İlişki ve Çift Terapisi Akademisi — M01, İlişki bilimine giriş · 2.565 kelime · 16 örnek durum · 3 kanıt kartı · ≈ 12 dk okuma · 17 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

İlişki bilimi, yakın ilişkilerin nasıl kurulduğunu, sürdüğünü, değiştiğini ve bittiğini farklı disiplinlerin yöntemleriyle inceleyen bir araştırma alanı; yarım yüzyıl önce alay konusu olan bir soru bugün psikolojinin verimli alanlarından biri.

Yakın ilişki, bilimsel tanımında bir duygu değil, iki kişinin birbirini güçlü, sık ve çok yönlü biçimde ve uzun süre etkilemesidir.

Öznel yakınlık ile davranışsal yakınlık farklı şeyler ölçer; insanların yakın hissettiği ilişkiler ile hayatlarının iç içe geçtiği ilişkiler her zaman aynı değildir.

Tanım karşılıklılığı şart koşar; tek yönlü bağlar ne kadar güçlü olursa olsun bu anlamda yakın ilişki sayılmaz, seçilmemiş ilişkiler ise sayılabilir.

İlişki bilimi betimler, reçete yazmaz; hangi ilişki biçiminin daha iyi olduğu bir değer sorusudur ve bulguların çoğu belirli bir çift tipinden geldiği için genellemenin sınırı her zaman sorulmalıdır.

Açılış sahnesi

Mart 1975, Washington. Wisconsin senatörü William Proxmire, kamu parasının boşa harcandığını düşündüğü projeler için bir ödül uyduruyor ve adını Altın Post (Golden Fleece) koyuyor. İlk ödülü, Ulusal Bilim Vakfı'nın insanların neden âşık olduğunu inceleyen bir araştırmaya verdiği fona veriyor. Senatöre göre aşk bir bilim konusu olamaz; üstelik insanlar bunun cevabını bilmek de istemez, bazı şeyler gizem olarak kalmalıdır.

Araştırmanın arkasında iki sosyal psikolog var: Ellen Berscheid ve Elaine Walster, bugünkü adıyla Elaine Hatfield. Sonraki aylarda ikisine de öfkeli, hatta tehditkâr mektuplar ve telefonlar geliyor. İkisi de yıllar sonra, bu damganın kamu fonlarına erişimlerini zorlaştırdığını anlatacak.

Bugün yakın ilişkiler, psikolojinin en verimli araştırma alanlarından biri. Uzunlamasına izlenen binlerce çift, laboratuvarda kaydedilen tartışmalar, günlük tutan eşler var. Bu ders, o yarım yüzyılın neyi incelediğini, yani bir ilişkiyi bilimin konusu yapan şeyin ne olduğunu anlatıyor.

Bu derste ne olacak

Önce gündelik dilde "ilişki" ve "yakınlık" derken neyi kastettiğimizi, ilişki biliminin ise bu kelimeleri nasıl daralttığını göreceğiz. Ardından yakın ilişkinin bilimsel tanımının çekirdeğine, iki kişinin birbirini nasıl etkilediğine bakacağız ve bunun bir duygudan neden farklı olduğunu konuşacağız.

Sonra ilişki biliminin ne olmadığını ayıracağız: bir tavsiye köşesi değil, bir terapi yöntemi değil, iyi bir ilişkinin reçetesi de değil. Dersin sonunda kendi yakın ilişkilerinin bir haritasını çıkaracaksın.

Bu akademinin ilk üç bölümü ilişkisini anlamak isteyen herkes için yazıldı; son üç bölüm çift terapisini öğrenmek isteyen okur için. Her iki yol da buradan, aynı sorudan başlıyor.

Sıfır noktası

Gündelik konuşmada "ilişki" kelimesi çoğu zaman romantik bir birlikteliği anlatır: "İlişkisi var mı?" sorusu, flört ya da evlilik soruyor. Oysa aynı kelimeyle bir anne ile kızı, iki kardeşi, bir kiracı ile ev sahibini de anlatırız. İlişki bilimi bu geniş kelimeyi daraltır ve bir soruya indirger: İki kişinin hayatı birbirine ne kadar bağlı?

Yaygın yanlış"Aşk ve ilişkiler bilimle incelenemez; bu iş şairlere kalmalı."
Doğrusu

Bir ilişkinin anlamı, şiirin ve romanın konusu olmaya devam ediyor; ilişki bilimi bunun yerine geçmeye çalışmıyor. Ama ilişkilerin ölçülebilir yanları var: Kimin kimle ne sıklıkla konuştuğu, bir eşin stresinin öbürünün uykusunu nasıl etkilediği, hangi çiftlerin beş yıl sonra hâlâ birlikte olduğu. Bu soruların cevabı sezgiyle değil, gözlemle bulunur ve çoğu zaman sezgiyi düzeltir.

Mekanizma

Tanımın çekirdeği: birbirini etkilemek

1983'te Harold Kelley, Ellen Berscheid ve çalışma arkadaşları, alanın kurucu kitaplarından birinde yakın ilişkiyi bir etkileşim örüntüsüyle tanımladı; hissedilen duygu tanımın dışında kaldı. Onlara göre iki kişinin ilişkisi, birinin eylemlerinin, düşüncelerinin ve duygularının öbürünün eylemlerini, düşüncelerini ve duygularını etkilemesiyle kurulur. Yakın ilişki ise bu etkinin güçlü, sık ve çeşitli olduğu ve uzun bir süre boyunca devam ettiği ilişkidir.

Bu tanımın dört ayağı, gündelik ilişkileri birbirinden ayırmayı kolaylaştırıyor. Sıklık, iki kişinin ne kadar sık etkileştiğini; güç, bir kişinin öbürünü ne kadar derinden etkilediğini; çeşitlilik, bu etkinin hayatın kaç farklı alanına yayıldığını; süre ise bu örüntünün ne kadar uzun devam ettiğini anlatıyor. Bir ilişki bunlardan birinde yüksek, öbürlerinde düşük olabilir.

Hissetmek ile etkilemek

Tanımın en çok şaşırtan yanı, hissedilen yakınlığı merkeze koymaması. Gündelik dilde "çok yakınız" dediğimizde bir duygu anlatırız. İlişki bilimi bu duyguyu önemsiyor ama onu ayrı bir değişken olarak ölçüyor; çünkü insanların yakın hissettiği ilişkiler ile hayatlarının gerçekten iç içe geçtiği ilişkiler her zaman aynı değil.

Yaygın yanlış"Yakın ilişki, kendimizi yakın hissettiğimiz ilişkidir."
Doğrusu

Hissedilen yakınlık önemli bir bilgi, ama tek başına bir ilişkinin ne kadar iç içe geçtiğini söylemiyor. Yıllardır görüşmediğin ama "hâlâ çok yakınız" dediğin bir okul arkadaşı, bugün hayatının hiçbir kararını etkilemiyor olabilir. Tersine, sık sık tartıştığın ve "pek yakın değiliz" dediğin bir kardeş, uykundan bayram planına kadar hayatının pek çok alanını belirliyor olabilir.

Tek taraflı ve dayatılmış bağlar

Tanım karşılıklılığı şart koşuyor; bu yüzden bazı güçlü bağlar ilişki biliminin anlamında yakın ilişki sayılmıyor. Ayrıca bazı ilişkiler, iki kişinin seçmediği koşullar içinde yoğun bir karşılıklı etki yaratıyor.

İlişki bilimi ne değildir

İlişki biliminin bir sınırı daha var: Ne olduğunu betimler, ne olması gerektiğini söylemez. Bir araştırma, belirli bir iletişim örüntüsünün ayrılıkla birlikte görüldüğünü gösterebilir. Ama hangi ilişki biçiminin daha iyi olduğuna, evlenmenin mi yoksa yalnız yaşamanın mı daha doğru olduğuna veriyle karar verilemez; bunlar değer sorularıdır.

Yaygın yanlış"İlişki bilimi, iyi bir ilişkinin tarifini verir."
Doğrusu

Araştırmalar hangi örüntülerin memnuniyet ve süreklilikle birlikte görüldüğünü ortalamalar üzerinden söyler. Ama bir çiftin neyi "iyi" saydığı, onların değerlerine ve koşullarına bağlıdır. Bir çift için huzur veren mesafe, başka bir çift için ihmal gibi gelebilir. Bu akademi bu yüzden reçete değil harita sunmaya çalışacak.

Usta katmanı

İlişki biliminin en önemli kavramsal hamlesi, analiz birimini kişiden ilişkiye taşımak oldu. Psikoloji uzun süre bireyleri inceledi: Bir kişinin kişiliği, tutumu, belleği. Bir ilişkiyi anlamak ise iki kişinin verisini birlikte okumayı gerektiriyor; çünkü bir eşin sözü, öbürünün bir önceki sözüne verilen bir tepki. Bu, Temel Psikoloji Akademisi'nde M02-D01'de gördüğümüz "sağduyu neden yetmez" sorusunun ilişkideki biçimi: Kendi ilişkimizi yalnızca içeriden, kendi bakış açımızdan görüyoruz.

Bir başka inceltme: Yakın ilişki tanımı romantik ilişkilerle sınırlı değil; ama bu akademinin odağı çift ilişkisi. Bunun bir nedeni, yetişkinlerin büyük çoğunluğunun hayatının bir döneminde romantik bir ilişkinin en yoğun karşılıklı etkiyi taşıdığı ilişki olması. Öbür nedeni, ilişki biliminin bulgularının en çok çiftler üzerinde birikmiş olması. Bu odak, ailenin, kardeşliğin ve dostluğun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor; Terapi Akademisi'nde S03-P03-D09 ve Temel Psikoloji'de M15-D03, aile bağlamını ayrıca işliyor.

Kanıtın sınırı

Bu derste kullandığımız tanım bir kuramsal öneri; ilişki biliminin bütün araştırmacıları yakın ilişkiyi tam olarak bu dört ölçütle tanımlamıyor. Bazı araştırmacılar duygusal bağı ve bağlanmayı merkeze koyuyor; M04-D01'de bu bakışı ayrıca göreceğiz. Tanımlar arasındaki bu farklar, aynı soruya farklı araştırmalarda farklı cevaplar çıkmasının nedenlerinden biri.

İkincisi, ilişki biliminin bulgularının büyük kısmı belirli bir çift tipinden geliyor: genç, eğitimli, Kuzey Amerika ya da Batı Avrupa'da yaşayan, karşı cinsten çiftler. Bu derste anılan yakınlık ölçeği de üniversite öğrencileriyle geliştirildi. Bu bulguların Türkiye'deki geniş aile içinde yaşayan bir çifte, yaşlı bir çifte ya da aynı cinsten bir çifte ne kadar genellenebileceği çoğu zaman bilinmiyor; M14-D01 bu sorunu ayrıca ele alacak.

Üçüncüsü, ilişkiler kendi kendine değişen sistemler; bir ölçüm, bir anın fotoğrafı. Bir çiftin bugün ne kadar yakın olduğu, beş yıl sonra ne olacağını ancak sınırlı ölçüde söylüyor. İlişki biliminin öngörü gücü, ortalamalar üzerinde gerçek ama tek tek çiftler için mütevazı; bunu M01-D05'te ayrıca tartışacağız.

Kendin dene

Aklında kalsın

İlişki bilimi, yakın ilişkilerin nasıl kurulduğunu, sürdüğünü, değiştiğini ve bittiğini farklı disiplinlerin yöntemleriyle inceleyen bir araştırma alanı; yarım yüzyıl önce alay konusu olan bir soru bugün psikolojinin verimli alanlarından biri.

Yakın ilişki, bilimsel tanımında bir duygu değil, iki kişinin birbirini güçlü, sık ve çok yönlü biçimde ve uzun süre etkilemesidir.

Öznel yakınlık ile davranışsal yakınlık farklı şeyler ölçer; insanların yakın hissettiği ilişkiler ile hayatlarının iç içe geçtiği ilişkiler her zaman aynı değildir.

Tanım karşılıklılığı şart koşar; tek yönlü bağlar ne kadar güçlü olursa olsun bu anlamda yakın ilişki sayılmaz, seçilmemiş ilişkiler ise sayılabilir.

İlişki bilimi betimler, reçete yazmaz; hangi ilişki biçiminin daha iyi olduğu bir değer sorusudur ve bulguların çoğu belirli bir çift tipinden geldiği için genellemenin sınırı her zaman sorulmalıdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste ilişki biliminin neyi incelediğini, yani karşılıklı etkiyi gördük. Ama bu etki nasıl gözlenir? Bir çiftin birbirini nasıl etkilediğini görmek için onları yıllarca mı izlemek gerekir, bir laboratuvarda tartışırken mi kaydetmek, yoksa her akşam kısa bir günlük mü tutturmak? Ve iki kişinin verisi birbirine bağlıyken, bir eşin cevabını öbüründen ayrı nasıl okuruz? Bir sonraki ders, alanın kullandığı başlıca yöntemleri ve her birinin neyi gösterip neyi gösteremediğini anlatıyor: İlişkiler nasıl araştırılır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.