Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- İsm-i A'zam hakkındaki rivayetler arasında senedi en sağlam olan Büreyde hadisidir ve orada en büyük isim bir tevhid cümlesiyle edilen duada anılır; Esmâ bint Yezîd ve Ebû Ümâme rivayetleri ismi Bakara, Âl-i İmrân ve Tâhâ'daki ayetlere, özellikle «el-Hayyü'l-Kayyûm»a bağlar; Esmâ rivayetinin senedi tartışmalıdır.
- Taberî, Eş'arî, İbn Hibbân ve Bâkıllânî isimler arasında üstünlüğü reddetti; başkaları ismi Kadir gecesi gibi gizli saydı ya da «Allah», «Hayy-Kayyûm» gibi adaylar önerdi ve İbn Hacer bu görüşlerden on dördünü derledi.
- Ekberî çizgide en büyük isim, bütün isimleri toplayan isimdir ve çoğunlukla «Allah» ismiyle ilişkilendirilir; mazharı insân-ı kâmil, en tam biçimde de hakîkat-i Muhammediyye'dir, açık tanımı ise İbn Arabî'nin değil Kâşânî'nin sözlüğündedir.
Kanca
Bir mescit. Büreyde b. Husayb'ın anlattığına göre Hz. Peygamber, dua eden bir adamın sesini duyar. Adam Allah'tan bir şey istiyor ve isteğine bir tanıklıkla başlıyor: O'ndan başka ilâh olmadığına, O'nun tek olduğuna, her şeyin kendisine yöneldiği Samed olduğuna, doğurmadığına ve doğurulmadığına, hiçbir dengi bulunmadığına.
Hz. Peygamber şöyle der: Bu adam Allah'a, kendisiyle dua edildiğinde kabul ettiği, kendisiyle istendiğinde verdiği en büyük ismiyle dua etti. Cümle bir kapıyı aralıyor, ama hangi kelimenin kapı olduğunu söylemiyor: adamın duasında birkaç isim ve bir tevhid cümlesi var. Yüzyıllar boyu süren tartışma bu boşlukta başladı.
Merkezi soru
İsm-i A'zam, yani Allah'ın en büyük ismi hakkındaki rivayetler ne diyor ve ne kadar sağlam, âlimler bu ismin ne olduğu konusunda neden ayrıldı, ve İbn Arabî'nin çizgisi en büyük ismi bir sır kelime olarak mı, yoksa bütün isimleri toplayan bir mertebe olarak mı okur?
Anlatım
Rivayetler ve sıhhatleri
Kancadaki hadis Ebû Dâvûd, Tirmizî ve İbn Mâce'nin kitaplarında yer alır. Konuyla ilgili rivayetler arasında senedi en sağlam olan budur; İbn Hacer el-Askalânî bunu açıkça söyler, çağdaş hadisçilerden Elbânî de rivayeti sahih sayar. Hadiste tek bir kelime ayrılmaz: adam İhlâs sûresinin diliyle kurulmuş bir tevhid tanıklığıyla dua etmiştir.
İkinci rivayet Esmâ bint Yezîd'den gelir. Buna göre en büyük isim iki ayetin içindedir: Bakara sûresinin 163. ayeti, yani «İlâhınız tek bir ilâhtır; Rahmân ve Rahîm olan O'ndan başka ilâh yoktur», ve Âl-i İmrân'ın açılışındaki «Allah; ilâh yalnız O'dur, Hayy'dır, Kayyûm'dur». Tirmizî'nin de aktardığı bu hadisi bazı hadisçiler hasen sayar. Hadis tenkitçilerinin bir kısmı ise çekinceyle yaklaşır, çünkü senette zayıf sayılan iki râvi bulunur: Ubeydullah b. Ebû Ziyâd ve Şehr b. Havşeb.
Ebû Ümâme'den gelen ve İbn Mâce'nin aktardığı üçüncü rivayet ismi üç sûreye yerleştirir: Bakara, Âl-i İmrân ve Tâhâ. Râvilerden Kāsım bu üç sûrede aradığını ve ortak olarak «el-Hayyü'l-Kayyûm»u bulduğunu söyler. Enes b. Mâlik'ten gelen bir rivayette de Hz. Peygamber, Allah'ı celâl ve ikram sahibi, Hayy ve Kayyûm diye çağıran bir adamın en büyük isimle dua ettiğini bildirir. Hayy «diri», Kayyûm ise «her şeyi ayakta tutan» demektir.
Rivayetlerin ortak zemini, isimlerin hep bir ayetin ya da bir tevhid cümlesinin içinde anılmasıdır. Hiçbiri tek başına fısıldanan bir kelimeden söz etmez. Büreyde'nin ve Enes'in anlattığı dualarda da kişi, Allah'tan başka ilâh olmadığına tanıklık ederek ister.
Âlimler neden ayrıldı?
Hadisler ismi açıkça adlandırmayınca âlimler farklı yollara gitti. İbn Hacer, Buhârî şerhi Fethu'l-Bârî'de bu konudaki görüşleri toplar ve on dört ayrı görüş sayar. Bu görüşler kabaca birkaç tavırda toplanır.
Bir kısım âlim, isimler arasında böyle bir üstünlüğü kabul etmez. Taberî, Ebü'l-Hasan el-Eş'arî, İbn Hibbân ve Bâkıllânî'ye göre Allah'ın isimlerinden birini ötekilerden üstün saymak doğru değildir. Onlar rivayetlerdeki «a'zam» kelimesini «en büyük» diye değil «büyük» diye anlar ve büyüklüğün harflerden oluşan isme değil, ismin gösterdiği zâta ait olduğunu söyler.
Başka bir grup en büyük ismin varlığını kabul eder, ama onun belirlenemeyeceğini düşünür. Bu görüşe göre Allah onu, Kadir gecesini ve duaların kabul olduğu saati gizlediği gibi gizlemiştir. Kadir gecesinin gizliliği nasıl bütün gecelere özen gösterilmesine yol açıyorsa, bu gizlilik de bütün isimlere yönelmeyi gerektirir.
Geri kalanlar ismi belirlemeye çalışır, ama tek bir isimde birleşemez. En çok savunulan adaylar «Allah» ismi ile «el-Hayyü'l-Kayyûm»dur; Büreyde hadisine dayanıp Ehad ve Samed'i öne çıkaranlar da vardır. «Allah» ismini savunanların gerekçesi şudur: bu isim öteki bütün isimlerin anlamlarını kendinde toplar. İşte İbn Arabî'nin çizgisi tam bu gerekçenin üzerine kurulur.
Tefsir geleneği tartışmaya bir kıssa ekledi. Neml sûresinde Belkıs'ın tahtını göz açıp kapayıncaya kadar getiren ve «kitaptan bir ilmi olan» kişiyi müfessirlerin çoğu, İbn Abbas'a dayanan bir rivayetle, Hz. Süleyman'ın veziri Âsaf b. Berahyâ olarak tanır. Aynı rivayet onun İsm-i A'zam'ı bildiğini söyler. Kıssa, ismi bir güç anahtarı gibi düşünmeye kapı açtı. Oysa İbn Arabî, Ders 6.4'te gördüğümüz gibi, olayı Süleyman fassında bir kelimenin gücüyle değil, her an yenilenen yaratılışla açıklar.
Toplayan isim
İbn Arabî «Allah» ismini, Ders 9.3'te ele aldığımız üzere, toplayan isim sayar; Arapçası el-ismü'l-câmi'. Gafûr bağışlamayı, Rezzâk rızkı anlatır; «Allah» ise bu anlamların hiçbirini dışarıda bırakmaz ve öteki isimlerin hepsi ona döner. Onun hükmünün yürüdüğü mertebe ulûhiyyettir; esmâ, yani ilâhî isimler, orada bir arada durur.
Bu çerçevede soru «hangi harfler?» olmaktan çıkar, «hangi isim ötekilerin hepsini taşır?» sorusuna dönüşür. Terimi Ekberî çizgide açıkça tanımlayan, İbn Arabî'den birkaç kuşak sonra terimler kitabı Istılâhâtü's-sûfiyye'yi derleyen Abdürrezzâk Kâşânî'dir. Kâşânî'nin tanımı, özetle, şöyledir: en büyük isim bütün isimleri kendinde toplayan isimdir. Bazıları bunun «Allah» olduğunu söyler, çünkü o, bütün sıfatlarıyla nitelenmiş zâtın ismidir.
Fikir Şeyh'ten, terim şârihten gelir. Tanımda dikkat çeken bir kayıt var: «bazıları» der, yani en büyük ismi «Allah» kelimesine kesin bir hükümle bağlamaz. Asıl ölçüt kelime değil, toplayıcılıktır.
İsmin taşıyıcısı
Toplayıcı bir isim, toplayıcı bir mazhar ister. İbn Arabî'ye göre insan, Allah isminin sûretinde yaratılmıştır. William Chittick bu cümleyi, insanın çok yönlülüğünü sûretini aldığı ismin genişliğine bağlayarak okur. Bütün isimleri bir arada gösterebilen varlık, Şeyh'in dilinde insân-ı kâmildir, yani yetkin insan.
Ekberî gelenek bu çizgiyi bir adım daha ileri taşır. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin «Hakîkat-i Muhammediyye» maddesinin aktardığı gibi, bu geleneğe göre İsm-i A'zam'ın mazharı hakîkat-i Muhammediyye'dir, yani Hz. Muhammed'in, yaratılışın başında duran ve bütün yetkinlikleri kendinde toplayan hakikati. Mohammed Rustom, İbn Arabî'nin kozmolojisini incelediği makalesinde aynı noktayı şöyle okur: Hz. Peygamber, hem toplayan hem de tek olan isim olarak «Allah» ismini en tam taşıyan varlıktır.
Halk arasında gizli bir kelime diye anlatılan en büyük isim, Ekberî okumada bütün isimlerin buluştuğu bir mertebenin ve o mertebeyi taşıyan kâmil insanın adıdır. Ona sahip olmak, bir kelimeyi ezberlemek değil, isimlerin hepsinin kişide dengeyle görünmesidir.
Metinden
Bu bağı İbn Arabî'nin kendi satırlarında izlemek için Fusûs'un son fassına bakalım. Fass, Hz. Muhammed'in hikmetini ferdiyye, yani teklik hikmeti olarak adlandırır.
Pasaj bir teklik iddiasıyla açılıyor ve gerekçesini yetkinlikte, türünün en tam örneği olmakta buluyor. Sonra bu yetkinliği «sözlerin bütünü» ile bağlıyor. Sonunda pasaj bizi Bakara sûresinin 31. ayetine, Allah'ın Hz. Âdem'e isimlerin hepsini öğrettiği sahneye götürüyor. Hz. Âdem'e isimler öğretildi; Hz. Muhammed'e ise o isimlerin gösterdiği şeylerin bütünü verildi.
Bu satırlarda «İsm-i A'zam» kelimesi geçmiyor; İbn Arabî hiçbir harf dizisini en büyük isim diye göstermiyor. Fassın yaptığı, toplayıcılığı bir insanda göstermek. Kâşânî'nin tanımıyla birlikte düşünülünce çizgi belirginleşir: en büyük isim toplayan isimse, onun en tam mazharı da sözlerin bütününü taşıyan kişidir.
Aslında…
Yaygın yanlış«İsm-i A'zam gizli bir kelimedir; onu doğru telaffuz eden her dileğini gerçekleştirir.»
Hadislerin hiçbiri ismi tek başına söylenen bir kelime olarak anlatmaz; isim her seferinde bir ayetin ya da Allah'tan başka ilâh olmadığına tanıklık eden bir cümlenin içinde anılır. Ekberî okumada ise en büyük ismin gücü harflerde değil, bütün isimleri toplamasında ve onu taşıyan insanın yetkinliğindedir. Yanılgı, Âsaf kıssası gibi anlatıların sonucu gösterip nedeni açık bırakmasından ve bu boşluğun bir «şifre» fikriyle doldurulmasından doğar.
Yaygın yanlış«İsm-i A'zam'ı bütün isimleri toplayan isim diye tanımlayan İbn Arabî'nin kendi terim sözlüğüdür.»
Bu tanım Kâşânî'nin Istılâhâtü's-sûfiyye'sinde yer alır; internetteki bazı kaynaklar onu İbn Arabî'ye mal eder. Fikrin çekirdeği, yani «Allah»ın toplayan isim oluşu, İbn Arabî'nindir; onu İsm-i A'zam terimine bağlayan açık tanım şârih kuşağına aittir. Karışıklık, İbn Arabî'nin de aynı adı taşıyan kısa bir terimler risâlesi yazmış olmasından kaynaklanır.
Büyük resim
Önceki derslerde isimler önce birer nisbet olarak tanımlandı, sonra çekişmeleri bütün isimleri kuşatan Allah ismine başvurarak çözüldü. Ders 10.5'te bakış tek tek varlıklara daralmıştı: her varlığın kendisini terbiye eden bir Rabbi vardı ve bütün rableri kuşatan Rabbü'l-erbâb'dı. İsm-i A'zam sorusu bu yapının tepesine bakar. İsimlerin hiyerarşisinde en üstte, hepsini kendinde toplayan bir isim durur.
Aynı yapı insana da yansır: her varlık bir ismin mazharıyken insân-ı kâmil bütün isimlerin mazharıdır. Böylece isimler öğretisi insan öğretisine bağlanır ve en büyük ismi anlamak, yetkin insanı anlamaya açılır.
Bu noktada hadisçilerin, kelâmcıların ve Ekberîlerin yolu birbirine yaklaşır. Hadisler en büyük ismi bir tevhid cümlesinin içine yerleştirir, kelâmcıların bir kısmı büyüklüğü harfte değil zâtta arar, Ekberî okuma da kudreti isimlerin toplandığı mertebeye bağlar.
Özet
- İsm-i A'zam hakkındaki rivayetler arasında senedi en sağlam olan Büreyde hadisidir ve orada en büyük isim bir tevhid cümlesiyle edilen duada anılır; Esmâ bint Yezîd ve Ebû Ümâme rivayetleri ismi Bakara, Âl-i İmrân ve Tâhâ'daki ayetlere, özellikle «el-Hayyü'l-Kayyûm»a bağlar; Esmâ rivayetinin senedi tartışmalıdır.
- Taberî, Eş'arî, İbn Hibbân ve Bâkıllânî isimler arasında üstünlüğü reddetti; başkaları ismi Kadir gecesi gibi gizli saydı ya da «Allah», «Hayy-Kayyûm» gibi adaylar önerdi ve İbn Hacer bu görüşlerden on dördünü derledi.
- Ekberî çizgide en büyük isim, bütün isimleri toplayan isimdir ve çoğunlukla «Allah» ismiyle ilişkilendirilir; mazharı insân-ı kâmil, en tam biçimde de hakîkat-i Muhammediyye'dir, açık tanımı ise İbn Arabî'nin değil Kâşânî'nin sözlüğündedir.
Tefekkür
Quiz
- İsm-i A'zam rivayetleri arasında senedi en sağlam kabul edilen hangisidir ve orada dua eden adam ne söyler?
- Esmâ bint Yezîd rivayetini hadis tenkitçilerinin bir kısmı neden çekinceyle karşılar?
- Taberî ve Eş'arî gibi âlimler «a'zam» kelimesini nasıl anlamıştır?
- Ekberî çizgide İsm-i A'zam'ın mazharı kimdir ve bu fikir Muhammed fassıyla nasıl ilişkilidir?
Cevaplar
- Büreyde hadisidir; adam Allah'ın tek, Samed, doğurmamış ve doğurulmamış olduğuna tanıklık ederek dua eder ve Hz. Peygamber onun en büyük isimle dua ettiğini söyler.
- Senedinde zayıf sayılan iki râvi, Ubeydullah b. Ebû Ziyâd ve Şehr b. Havşeb bulunduğu için.
- «En büyük» diye değil «büyük» diye anlamış ve büyüklüğün isimden çok ismin gösterdiği zâta ait olduğunu söylemiştir.
- İnsân-ı kâmil, en tam biçimde hakîkat-i Muhammediyye'dir; Muhammed fassı Hz. Peygamber'in hikmetini, ona Âdem'e öğretilen isimlerin gösterdiği şeylerin bütününün verilmesiyle açıklar.
Kaynaklar
Sonraki derse köprü
En büyük isim bütün isimleri toplayan isimse, isimleri tek tek tanımanın ne anlamı kalır? Buhârî ve Müslim'in aktardığı bir hadis Allah'ın doksan dokuz ismi olduğunu ve onları ihsâ edenin cennete gireceğini söyler. İhsâ saymak mıdır, ezberlemek mi, yoksa her ismin anlamını kendinde tanımak mı? Toplayan isimden tek tek isimlere inerken, her biri Hakk'ın hangi yüzünü gösterir?