Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Analog fotoğrafta görüntü ışığa duyarlı bir filmde, banyodan sonra görünür olan bir gizli görüntü olarak kaydedilir; bir ruloda sınırlı sayıda kare bulunması ve sonucu hemen görememek çekimi yavaşlatır ve fotoğrafçının dikkatini sahnede tutar. Film tanesi ve pozlama toleransı her filme ayrı bir karakter verir, ama film dijitalden üstün değil, başka bir çalışma biçimidir; negatif filmle koyu tenli yüzleri çekerken ışığı yüzden ölçmek ve pozlamayı biraz cömert tutmak, tarihte sık kaybolan gölge ayrıntısını korur.
Öğrenme hedefi
Film fotoğrafçılığının dijitalden hangi yönleriyle ayrıldığını ve bugün neden hâlâ seçildiğini açıklayabileceksin. Analog fotoğrafta görüntünün ışığa duyarlı bir filmde, önce görünmeyen bir gizli görüntü olarak oluştuğunu ve ancak banyodan sonra ortaya çıktığını anlatacaksın. Bir rulodaki kare sınırının ve sonucu hemen görememenin çekim biçimini nasıl yavaşlattığını, film tanesinin ve pozlama toleransının filme nasıl bir karakter verdiğini tartışacaksın. Filmin maliyetini, zahmetini ve kimyasallarını da dürüstçe tartacak, filmi dijitalden üstün ya da aşağı değil, başka bir çalışma biçimi olarak göreceksin. Filmin tarihte koyu tenleri nasıl eksik gösterdiğini hatırlayacak ve bugün filmle çekerken koyu tenli yüzlerde gölge ayrıntısını korumak için pozlamayı nasıl düşünebileceğini öğreneceksin.
Merak sorusu
Sergi dağıldıktan sonra yaşlı üye arkadaşına bez bir çantanın içinden eski, metal gövdeli bir makine uzatıyor. İçinde otuz altı karelik bir rulo film var. «Bir ay boyunca yalnızca bununla çek» diyor. Arkadaşın makineyi evirip çeviriyor: arkasında ekran yok, menü yok, sadece bir enstantane tekerleği, bir diyafram halkası ve bir film sayacı.
İlk gün yalnızca dört kare çekiyor. Her seferinde deklanşöre basmadan önce uzun uzun düşünüyor, sonra alışkanlıkla makinenin arkasına bakıp orada hiçbir şey olmadığını hatırlıyor. Film neden hâlâ yaşıyor? Yüzlerce kareyi saniyeler içinde gösteren makineler varken, insanlar neden sayısı sınırlı ve sonucu günler sonra görülen bir yöntemi seçiyor?
Bağlam
Fotoğrafın kısa tarihini anlatırken ışığa duyarlı yüzeylerden negatife uzanan yolu görmüştün (Ders 1.2). ISO dersinde de ISO sayılarının film çağından geldiğini ve kumlanma sözcüğünün filmdeki tanelerden türediğini öğrenmiştin (Ders 8.6). Fotoğraf akımlarını izlerken de laboratuvarların renkleri hangi yüze bakarak ayarladığını ve bunun kimin yüzünü eksik bıraktığını tartışmıştık (Ders 26.1).
Bu modül o tarihi bir makinenin içine taşıyor. Dijital makineler günlük fotoğrafçılığın büyük bölümünü devralmış olsa da film ortadan kalkmadı; birçok fotoğrafçı, öğrenci ve sanatçı onu bilerek seçmeye devam ediyor. Bu ders filmin neyi farklı yaptığını anlamaya çalışıyor; sonraki dersler film türlerini, analog makineyi kullanmayı, banyoyu ve taramayı adım adım ele alacak.
Basit açıklama
Film görüntüyü nasıl kaydeder?
Analog fotoğraf, görüntünün bir sensörde sayılara dönüşmek yerine ışığa duyarlı bir filmde ya da kâğıtta kimyasal bir değişim olarak kaydedildiği fotoğraf yöntemidir. Filmin yüzeyinde ışığa duyarlı çok küçük gümüş bileşiği kristalleri bulunur. Deklanşöre basıldığında ışık bu kristallerin bir bölümünü değiştirir; ama bu değişim gözle görülmez.
Gizli görüntü, ışığın filmde bıraktığı ama henüz görünmeyen izdir ve ancak banyoda geliştirildikten sonra görünür bir görüntüye dönüşür. Arkadaşının makinesinin arkasında bakacak bir ekran olmamasının nedeni budur: kare çekildiği anda filmin içinde vardır, ama kimse onu göremez. Film banyo edilmeden önce ışığa maruz kalırsa gizli görüntü silinir; bu yüzden rulo, makineden çıkarılmadan önce karanlıkta kalacak biçimde geri sarılır. Bu bekleme, filmle çalışmanın en belirgin farkıdır: fotoğrafçı çektiği kareyi saatler, günler, bazen haftalar sonra görür. Banyodan çıkan negatif de elle tutulan bir nesnedir: ışığa tutulduğunda kareler çıplak gözle görülebilir, bir zarfta ya da kılıfta yıllarca saklanabilir ve bir dosya biçimi eskidiğinde bile okunabilir kalır.
Sınırlılık ve yavaşlık neden değerli olabilir?
Kare sınırı, bir rulo filmin taşıyabileceği sabit kare sayısıdır; yaygın otuz beş milimetrelik rulolarda genellikle yirmi dört ya da otuz altı, orta format rulolarda formata göre daha az karedir. Her kare paraya, zamana ve banyo emeğine mal olur. Bu sınır birçok fotoğrafçıyı deklanşöre basmadan önce durmaya, kadrajı, ışığı ve anı daha dikkatli düşünmeye iter. Aynı sahneden onlarca kare çekip sonra seçmek yerine, tek bir kareye karar vermek başka bir dikkat biçimi ister.
Sonucu hemen görememek de çekim biçimini değiştirir. Dijital makinede her kareden sonra ekrana bakmak, fotoğrafçıyı sahneden bir an koparır; film makinesinde göz sahnede kalır. Arkadaşının alışkanlıkla makinenin arkasına bakması, bu kopuşun ne kadar yerleştiğini gösterir. Yavaşlığın bir bedeli de vardır ve bunu dürüstçe tartmak gerekir. Film ve banyo, kare başına dijital çekimden çok daha pahalıdır; ruloyu bir laboratuvara göndermek zaman ve para ister, evde banyo etmek ise kimyasallarla çalışmayı, onları güvenle saklamayı ve kullanılmış çözeltileri lavaboya dökmeden, yerel kurallara uygun biçimde atmayı gerektirir. Hatalar da daha pahalıdır: yanlış yüklenen bir rulo ya da ışık sızdıran bir kapak, haftalarca çekilmiş kareleri tek seferde silebilir. Günler sonra gelen sonuç da kareye farklı bir mesafeden bakmayı sağlar: çekim anının heyecanı geçmiştir ve kare daha soğukkanlı okunur. Bu yavaşlık herkese uymaz; hızlı akan bir haberi ya da bir düğünü yalnızca filmle çekmek, çoğu fotoğrafçı için gereksiz bir risk olabilir. Sınırlılığın değeri, fotoğrafçının onu bir araç olarak seçmesinden gelir; birçok fotoğrafçı filmi yalnızca kişisel projelerinde, dijitali ise işinde kullanır.
Filmin karakteri nereden gelir?
Film tanesi, geliştirilmiş filmdeki gümüş ya da boya kümelerinin görüntüde oluşturduğu düzensiz, ince dokudur. Duyarlılığı yüksek filmlerde tane genellikle daha belirgindir. Tane, dijital kumlanmaya benzese de ondan farklı bir dağılım gösterir ve birçok fotoğrafçı onu kusur değil, görüntünün dokusu olarak görür. Aynı sahne farklı filmlerde farklı renk, kontrast ve tane ile görünür; fotoğrafçı rulo seçerken aslında bir görünüm de seçer. Dijitalde bu görünüm çekimden sonra bir düzenleme ayarıyla değiştirilebilir; filmde ise karar makineye rulo takıldığı anda verilir ve otuz altı kare boyunca değişmez. Sabahın yumuşak ışığı da öğlenin sert güneşi de aynı filmin renkleri ve tanesiyle kaydedilir; fotoğrafçı ışığı filme göre seçmeyi ya da filmin tepkisini önceden tahmin etmeyi öğrenir.
Pozlama toleransı, bir filmin doğru pozlamadan uzaklaşıldığında hâlâ kullanılabilir ayrıntı taşıyabildiği aralıktır. Renkli ve siyah beyaz negatif filmler genellikle fazla pozlamaya karşı oldukça hoşgörülüdür, ama az pozlandıklarında gölgelerdeki ayrıntı hızla kaybolur. Bu yüzden negatif filmle çalışan birçok fotoğrafçı, özellikle gölgeleri önemli bir karede, filmi biraz fazla pozlamayı tercih eder.
Bu bilgi ten açısından da önemlidir. Laboratuvarların renk ayarı onlarca yıl açık tenli bir yüze göre yapıldığından, eski baskılarda koyu tenli yüzlerin gölgeleri sık sık ayrıntısız kaldı. Bugün filmle portre çekerken ışıkölçeri yalnızca ortama değil yüze de yöneltmek ve koyu tenli bir yüzde gölgelerin negatifte yeterli yoğunluk taşıması için pozlamayı biraz cömert tutmak, tenin dokusunu korumanın yollarından biridir.
Görsel kanıt
Arkadaşın rulonun ilk karelerinden birini, pencere kenarında oturan komşusunun portresine ayırıyor. Komşusunun teni koyu ve oda loş. Dijital makinesinde olsa ekrana bakıp düzeltirdi; burada tek şansı var. Işıkölçeri yüze yaklaştırıp ölçüyor ve negatif filmin fazla pozlamaya hoşgörüsünü hatırlayıp bir stop daha fazla ışık veriyor.
Ruloyu otuz altı karede bitirmesi üç hafta sürüyor. Banyodan dönen negatiflerde bazı kareler bulanık, iki kare tamamen boş, biri yanlışlıkla iki kez pozlanmış. Ama komşusunun portresinde yanaklardaki gölgeler ayrıntılı; tenin dokusu, pencereden gelen yumuşak ışıkla birlikte ince bir tanenin içinde duruyor.
Arkadaşın bu kareyi dijital makinesiyle aynı gün çektiği bir kareyle yan yana koyuyor. İkisi de iyi; ama dijital kare daha keskin ve temiz, film karesi daha yumuşak ve dokulu. Hangisinin daha iyi olduğuna karar veremiyor ve bunun sorulacak doğru soru olmadığını fark ediyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışFilmi dijitalden kendiliğinden daha değerli ya da daha sanatsal saymak.
Araç, fotoğrafın yerine geçmez. Düzeltmesi: filmi neden seçtiğini bir cümleyle söyleyebil.
Yaygın yanlışNegatif filmi az pozlamak.
Gölgelerdeki ayrıntı kaybolur ve banyoda geri gelmez. Düzeltmesi: şüphede kaldığında biraz fazla ışık ver.
Yaygın yanlışKoyu tenli bir yüzü ortamın ölçümüne göre pozlamak.
Yüz negatifte ince kalır. Düzeltmesi: ışığı yüzden ölç ve gölgeleri koruyacak kadar cömert pozla.
Özet
Analog fotoğrafta görüntü ışığa duyarlı bir filmde, banyodan sonra görünür olan bir gizli görüntü olarak kaydedilir; bir ruloda sınırlı sayıda kare bulunması ve sonucu hemen görememek çekimi yavaşlatır ve fotoğrafçının dikkatini sahnede tutar. Film tanesi ve pozlama toleransı her filme ayrı bir karakter verir, ama film dijitalden üstün değil, başka bir çalışma biçimidir; negatif filmle koyu tenli yüzleri çekerken ışığı yüzden ölçmek ve pozlamayı biraz cömert tutmak, tarihte sık kaybolan gölge ayrıntısını korur.
Mini ödev
Bu ödevde filmle ya da filmin sınırlarını taklit ederek bir hafta çekim yapacaksın.
- Bir film makinen varsa bir rulo yükle; yoksa dijital makinende ekranı kapat ya da üstünü bantla ve kendine bir hafta için otuz altı karelik bir sınır koy.
- Her kareyi çekmeden önce neden çektiğini bir satırla defterine yaz; ekrana ya da çekilen karelere hafta bitene kadar bakma.
- En az bir portre çek; kişinin yüzünden ışık ölç ve koyu tenli bir yüzse gölgelerin korunması için pozlamayı biraz cömert tut.
- Hafta sonunda kareleri ilk kez aç; dijital alışkanlıkla çektiğin bir haftayla kare sayısını, isabeti ve sana hissettirdiklerini karşılaştıran kısa bir not yaz.
Kendini değerlendir
- Gizli görüntünün ne olduğunu ve neden hemen görülemediğini açıklayabiliyor musun?
- Kare sınırı çekim biçimini değiştirdi mi, nasıl?
- Portrede ışığı yüzden ölçüp teni koruyacak biçimde pozladın mı?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Analog fotoğraf | Analog photography | Görüntünün ışığa duyarlı bir filmde ya da kâğıtta kimyasal bir değişim olarak kaydedildiği yöntem. |
| Gizli görüntü | Latent image | Işığın filmde bıraktığı, banyoda geliştirilene kadar görünmeyen iz. |
| Film tanesi | Film grain | Geliştirilmiş filmdeki gümüş ya da boya kümelerinin görüntüde oluşturduğu ince, düzensiz doku. |
| Kare sınırı | Frame limit | Bir rulo filmin taşıyabileceği sabit kare sayısı. |
| Pozlama toleransı | Exposure latitude | Bir filmin doğru pozlamadan uzaklaşıldığında hâlâ kullanılabilir ayrıntı taşıdığı aralık. |
Mini test
1. Film makinesinin arkasında çekilen kareyi gösteren bir ekran olmamasının nedeni nedir?
- A) Makine bozuktur
- B) Kare filmde gizli görüntü olarak durur ve ancak banyodan sonra görünür
- C) Film kareyi hiç kaydetmez
- D) Ekran ayrı satılır
2. Negatif film hangi pozlama hatasına karşı daha hoşgörülüdür?
- A) Az pozlamaya
- B) Hiçbirine
- C) Fazla pozlamaya
- D) Her ikisine eşit
3. Kare sınırı bir fotoğrafçının çekim biçimini nasıl etkileyebilir?
- A) Deklanşöre basmadan önce daha dikkatli düşünmeye iter
- B) Her sahneden daha çok kare çekmeye iter
- C) Işığın önemini azaltır
- D) Hiçbir etkisi yoktur
4. Negatif filmle koyu tenli bir yüzün portresini çekerken gölge ayrıntısını korumak için ne yapılabilir?
- A) Işığı pencereden ölçüp bir stop az pozlamak
- B) Film duyarlılığını görmezden gelmek
- C) Yüzü gölgede bırakmak
- D) Işığı yüzden ölçüp pozlamayı biraz cömert tutmak
Cevaplar
- B — Işığın filmde bıraktığı iz görünmez; banyo onu görünür bir görüntüye dönüştürür.
- C — Negatif film fazla ışığı iyi taşır, az pozlanınca ise gölgelerdeki ayrıntıyı hızla kaybeder.
- A — Her kare sınırlı olduğu için fotoğrafçı kadrajı ve anı daha dikkatli seçmeye yönelir.
- D — Yüzden ölçmek ve biraz fazla ışık vermek, koyu tenin gölgelerini negatifte yeterli yoğunlukta tutar.
Özet kartı
- Film görüntüyü gizli olarak kaydeder; banyo onu görünür kılar.
- Kare sınırı ve bekleme, dikkati sahnede tutar.
- Tane ve renk, her filme ayrı bir karakter verir.
- Negatif film fazla ışığı affeder, az ışığı affetmez.
- Koyu tenli yüzde ışığı yüzden ölç, cömert pozla.
Sonraki derse köprü
Rulo bitince arkadaşın ikinci bir film almak için fotoğraf dükkânına gidiyor ve rafların önünde duraklıyor. Renkli filmler, siyah beyaz filmler, bir de slayt yazan kutular var. Bazıları küçük kutularda, bazıları kâğıda sarılmış daha kalın rulolarda. Satıcı, hangi makineyi kullandığını ve ne çekmek istediğini soruyor; arkadaşın ikisine de net bir cevap veremiyor. Hangi filmi almalıyım? Sonraki ders, renkli, siyah beyaz ve slayt filmleri, otuz beş milimetre, orta format ve büyük format arasındaki farkları ele alıyor.