İçeriğe geç

Ders 11.6 · Seviye 2 — Orta

Doku ve biçim

Bir fotoğrafa dokunabilir miyiz?

Modül 11 · Renk, Ton ve Görsel Dil

1.538 kelime · yaklaşık 7 dakika okuma · 8 dk video senaryosu

  • doku
  • biçim
  • sıyırma ışığı
  • geliş açısı
  • ton geçişi
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Doku bir yüzeyin küçük pürüzleri, biçim ise bir nesnenin bütün hacmidir; ikisi de ton farkıyla görünür. Önden gelen ışık dokuyu düzleştirir, yüzeye sıyırarak düşen ışık her çıkıntıya bir aydınlık yüz ve bir gölge vererek dokuyu kabartır ama yüzeyi karartır. Küçük ve sert bir kaynak dokuyu, büyük ve yumuşak bir kaynak biçimi öne çıkarır; yan ışık her tende cildin dokusunu da belirginleştirir ve bunu göstermek ya da yumuşatmak anlatılmak istenene göre yapılan bir seçimdir.

Öğrenme hedefi

Bir yüzeyin fotoğrafta dokunulabilir gibi görünmesini sağlayan ışığı kurabileceksin. Dokuyu yüzeyin küçük pürüzleri, biçimi ise nesnenin bütün hacmi olarak ayırt edecek, ışığın yüzeye geliş açısının dokuyu nasıl ortaya çıkarıp nasıl düzleştirdiğini açıklayacak, yüzeye sıyırarak düşen ışığın dokuyu kabartırken yüzeyi karartacağını bilip pozlamayı buna göre ayarlayacak, küçük ve sert bir kaynağın dokuyu, büyük ve yumuşak bir kaynağın biçimi öne çıkardığını görecek ve yan ışığın her tende cildin dokusunu da belirginleştirdiğini, bunun bir kusur ya da erdem değil bir seçim olduğunu bileceksin.

Merak sorusu

Bir çömlek atölyesinde, raflara dizilmiş kil testileri çekiyorsun. Işık, karşıdaki büyük pencereden testilere tam önden düşüyor. Fotoğrafta testiler düz, kurabiye kalıbından çıkmış kahverengi siluetler gibi; kilin pürüzü, ustanın parmak izleri, çarkın bıraktığı ince halkalar hiçbiri görünmüyor. Oysa elini testinin üstünde gezdirdiğinde hepsini hissedebiliyorsun.

Bir fotoğrafa dokunabilir miyiz? Elimizle değil, ama gözümüzle belki. Bir yüzeyin pürüzünü, bir nesnenin hacmini fotoğrafta hissettiren şey ışığın açısıdır. Bu derste dokuyu ve biçimi ortaya çıkaran ışığı, bu ışığın nereden gelmesi gerektiğini ve bir yüzeyi neden bazen kabartıp bazen düzleştirdiğini konuşacağız.

Bağlam

Ders 5.2'de ışığın bir yüze farklı yönlerden gelince yüzün nasıl değiştiğini görmüş, önden gelen ışığın düzleştirdiğini, yandan gelen ışığın derinlik kattığını söylemiştik. Ders 5.3'te de ışığın sertliğini kaynağın görünen büyüklüğünün belirlediğini konuşmuştuk. Bu ders o iki bilgiyi bir yüzeyin en küçük ayrıntısına ve bir nesnenin bütün hacmine uyguluyor.

Doku ve biçim, bir fotoğrafın iki boyutlu bir yüzey üstünde üç boyutlu bir dünya kurabilmesinin iki yoludur. İkisi de ton farkından doğar: bir yüzeyin ışığa bakan yanı aydınlık, ışıktan uzak yanı karanlık kalır. Bu farkı kuran ya da silen şey, ışığın nereden ve hangi büyüklükte geldiğidir.

Basit açıklama

Doku ile biçim arasındaki fark nedir?

Doku, bir yüzeyin küçük ölçekteki pürüzleridir: taş bir duvarın çıkıntıları, bir kumaşın dokuma izi, ekmeğin kabuğundaki çatlaklar, bir ağaç kabuğunun yarıkları. Biçim ise bir nesnenin bütün hacmidir: bir testinin yuvarlaklığı, bir yüzün elmacık kemikleri, bir tepenin eğimi. Doku yüzeyin üstünde, biçim nesnenin gövdesinde yaşar.

İkisini fotoğrafta gösteren ton farkının ölçeği de farklıdır. Dokuyu, her küçük çıkıntının bir yanı aydınlık, bir yanı gölgede kalınca oluşan binlerce küçük aydınlık-karanlık benek gösterir. Biçimi ise nesnenin ışığa bakan yanından arkasına doğru yavaşça koyulaşan bir ton geçişi gösterir: testinin ışığa bakan omzu aydınlık, arkaya doğru dönen yüzeyi giderek koyulaşır. Bir fotoğraf dokuyu gösterip biçimi saklayabilir, ya da tersini yapabilir.

Işığın açısı dokuyu nasıl ortaya çıkarır?

Bir yüzeye düşen ışığın gücü, ışığın o yüzeye hangi açıyla geldiğine bağlıdır. Işık yüzeye dik düştüğünde en güçlü aydınlatmayı verir; açı yatıklaştıkça aynı ışık yüzeyin daha geniş bir alanına yayılır ve aydınlık azalır. Önden gelen ışıkta bir yüzeyin bütün küçük çıkıntıları ışığa aşağı yukarı aynı açıyla bakar; hepsi aynı aydınlıkta kalır ve doku kaybolur.

Işık yüzeyin yanından, neredeyse yüzeye paralel gelirse durum değişir. Bu ışığa sıyırma ışığı denir. Her çıkıntının ışığa dönük küçük yüzü aydınlanır, arkasındaki yüzü gölgede kalır, ve çıkıntının kendisi arkasına küçük bir gölge düşürür. Yüzey binlerce küçük aydınlık ve karanlık beneğe bölünür; doku kabarır. Ama bunun bir bedeli vardır: ışık yüzeye yatık düştüğü için yüzeyin genel aydınlığı azalır. Sıyırma ışığında çekerken yüzeyin karardığını bil ve pozlamayı buna göre ayarla.

Kaynağın büyüklüğü neyi değiştirir?

Güneş, çıplak bir ampul ya da küçük bir flaş gibi görünen büyüklüğü küçük olan bir kaynak, keskin kenarlı gölgeler düşürür. Dokunun her küçük gölgesi keskin ve koyu olur; taş duvar, kil ve ağaç kabuğu en belirgin hâlini böyle bir ışıkta alır. Büyük bir pencere, bulutlu bir gökyüzü ya da yumuşak bir ışık kutusu gibi büyük bir kaynak ise gölgeleri yumuşatır. Küçük gölgeler birbirine karışır ve doku yatışır.

Ama büyük kaynak biçimi başka bir yoldan gösterir. Nesnenin çevresini sarar ve aydınlık omzundan gölgeli sırtına uzanan geniş, yumuşak bir ton geçişi kurar; testinin yuvarlaklığı, bir yüzün hacmi bu geçişte okunur. Kısaca, küçük kaynak dokuyu, büyük kaynak biçimi öne çıkarma eğilimindedir. Bir ürün fotoğrafçısının deri bir çantanın dokusunu göstermek için küçük bir yan ışık, bir vazonun kıvrımını göstermek için büyük bir yumuşak ışık seçmesi bu yüzdendir.

Günün saati ve ten neyi değiştirir?

Güneş sabah ve akşam alçaktadır ve yere, yollara, tarlalara sıyırarak düşer; kumdaki izler, sürülmüş bir tarlanın çizgileri bu saatlerde belirir. Öğle vakti ise güneş yüksektir ve yere dik düşerek dokuyu düzleştirir. Ama aynı öğle güneşi dik bir duvara yukarıdan sıyırarak düşer; taş bir cephenin dokusu öğlen daha belirgin olabilir. Doku için sorulacak soru, günün hangi saati olduğu değil, ışığın o yüzeye hangi açıyla geldiğidir.

İnsan cildi de bir yüzeydir. Yan ışık, tenin rengi hangisi olursa, gözenekleri, kırışıklıkları, sakalı ve yara izlerini belirginleştirir. Açık bir tende bu doku çoğu zaman küçük gölgelerle, parlak ve koyu bir tende ise çoğu zaman ışığı yansıtan küçük parıltılarla okunur. Yaşlı bir ustanın ellerindeki yılları anlatmak istiyorsan bu ışık tam aradığın ışıktır; bir yüzü yumuşak ve sakin göstermek istiyorsan önden ya da büyük bir kaynaktan gelen ışık daha uygundur. İkisi de bir kusur ya da bir erdem değil; anlatmak istediğin şeye göre yapılan bir seçimdir.

Görsel kanıt

Atölyeye dönüyorsun. Ustaya, yaşlı, koyu tenli bir adama, en büyük testilerden birini pencerenin yanına, ışığın ona tam yandan, neredeyse yüzeyine paralel geleceği bir yere taşımasını rica ediyorsun. Testinin pencereye bakan kenarı parlıyor, sırtı gölgede; kilin üstündeki çark halkaları ince aydınlık ve karanlık çizgilere dönüşmüş, ustanın parmak izleri küçük çukurlar gibi seçiliyor. Yüzey karardığı için pozlamayı bir stop açıyorsun.

Sonra ustanın testiyi tutan ellerine yaklaşıyorsun. Aynı yan ışıkta parmaklarının boğumlarındaki kırışıklar, tırnaklarının altındaki kil ve derisindeki küçük parıltılar keskin; yılların işi ellerinde okunuyor. Testiyi yeniden pencerenin karşısına, önden ışığa aldığında aynı eller ve aynı testi yeniden düzleşiyor. Aynı ışık kaynağı, aynı nesne; değişen, ışığın yüzeye geliş açısıydı.

Sık yapılan hata

Yaygın yanlışDokuyu göstermek için ışığı önden kullanmak.
Doğrusu

Önden gelen ışık bütün çıkıntıları aynı aydınlıkta bırakır ve dokuyu düzleştirir. Düzeltmesi: ışığı yüzeyin yanına al ya da nesneyi ışığa göre çevir.

Yaygın yanlışSıyırma ışığında yüzeyin karardığını fark etmemek.
Doğrusu

Işık yatık düştükçe yüzeyin aydınlığı azalır. Düzeltmesi: histograma bak ve pozlamayı açık tonları kaybetmeden yükselt.

Yaygın yanlışYan ışığın ciltte yarattığı dokuyu her zaman bir kusur ya da her zaman bir güç sanmak.
Doğrusu

Bu bir seçimdir. Düzeltmesi: anlatmak istediğine göre yan ışıkla dokuyu göster ya da önden, büyük bir kaynakla yumuşat.

Özet

Doku bir yüzeyin küçük pürüzleri, biçim ise bir nesnenin bütün hacmidir; ikisi de ton farkıyla görünür. Önden gelen ışık dokuyu düzleştirir, yüzeye sıyırarak düşen ışık her çıkıntıya bir aydınlık yüz ve bir gölge vererek dokuyu kabartır ama yüzeyi karartır. Küçük ve sert bir kaynak dokuyu, büyük ve yumuşak bir kaynak biçimi öne çıkarır; yan ışık her tende cildin dokusunu da belirginleştirir ve bunu göstermek ya da yumuşatmak anlatılmak istenene göre yapılan bir seçimdir.

Mini ödev

Bu ödevde aynı nesneyi farklı açılardan gelen ışıkla çekip dokuyu ve biçimi karşılaştıracaksın.

  1. Dokulu bir nesneyi, bir ekmek, bir taş ya da bir örgü kazak, önce tam önden, sonra tam yandan gelen ışıkla çek.
  2. Aynı nesneyi yan ışıkta önce çıplak bir lamba, sonra bir pencere ya da beyaz bir perde arkasındaki lamba ile çek ve dokunun nasıl değiştiğine bak.
  3. Yuvarlak bir nesneyi, bir testi ya da bir meyve, büyük ve yumuşak bir kaynakla çek ve ton geçişine bak.
  4. Birinin ellerini ya da yüzünü önce yan ışıkla, sonra önden gelen yumuşak ışıkla çek; hangisinin yüze yıllar, hangisinin sükûnet kattığını not et.

Kendini değerlendir

  • Yan ışıkla çektiğin karede dokuyu gözünle hissedebiliyor musun?
  • Sıyırma ışığında yüzeyin karardığını fark edip pozlamayı ayarladın mı?
  • Ellerin ya da yüzün iki karesi, tenin tonundan bağımsız olarak, iki farklı şey mi anlatıyor?

Sözlük

TürkçeİngilizceKısa tanım
DokuTextureBir yüzeyin küçük ölçekteki pürüzleri; fotoğrafta küçük aydınlık ve karanlık beneklerle görünür.
BiçimFormBir nesnenin bütün hacmi; fotoğrafta geniş ve yavaş bir ton geçişiyle görünür.
Sıyırma ışığıGrazing lightBir yüzeye neredeyse paralel gelen ve dokuyu kabartırken yüzeyi karartan ışık.
Geliş açısıAngle of incidenceIşığın bir yüzeye göre geldiği açı; yüzeyin ne kadar aydınlanacağını belirler.
Ton geçişiTonal gradationBir nesnenin aydınlık yanından karanlık yanına doğru yavaşça koyulaşan ton değişimi.

Mini test

1. Önden gelen ışık bir taş duvarın dokusunu neden gizler?

  • A) Bütün çıkıntılar ışığa aşağı yukarı aynı açıyla baktığı için aynı aydınlıkta kalır
  • B) Önden gelen ışık her zaman daha zayıf olduğu için
  • C) Taş ışığı yansıtmadığı için
  • D) Makine öndeki ışıkta odaklanamadığı için

2. Sıyırma ışığında çekerken pozlama için neye dikkat edilir?

  • A) Yüzey daha aydınlık olduğu için pozlamayı kısmak
  • B) Pozlamanın hiç değişmemesi
  • C) Işık yatık düştüğü için yüzeyin karardığını bilip pozlamayı ayarlamak
  • D) ISO'yu en düşüğe almak

3. Bir vazonun yuvarlaklığını, yani biçimini göstermek için hangi kaynak daha uygundur?

  • A) Çıplak küçük bir ampul
  • B) Büyük ve yumuşak bir kaynak
  • C) Tam arkadan gelen küçük bir flaş
  • D) Kaynağın önemi yoktur

4. Yaşlı bir ustanın ellerindeki kırışıkları, koyu ya da açık teninden bağımsız olarak belirgin göstermek için ne yapılır?

  • A) Işığı tam önden ve büyük bir kaynaktan vermek
  • B) Işığı tepeden vermek
  • C) Pozlamayı iki stop kısmak
  • D) Işığı yandan, ellerin yüzeyine yatık gelecek biçimde vermek

Cevaplar

  1. A — Önden gelen ışıkta çıkıntıların hiçbiri ötekinden daha aydınlık ya da gölgede kalmaz; ton farkı olmayınca doku görünmez.
  2. C — Yüzeye yatık düşen ışık aynı gücü daha geniş bir alana yayar; yüzey kararır ve pozlama buna göre açılmalıdır.
  3. B — Büyük kaynak nesnenin çevresini sarar ve hacmi gösteren geniş, yumuşak bir ton geçişi kurar.
  4. D — Yan ışık kırışıklara aydınlık ve gölgeli yüzler verir; açık tende gölgeyle, koyu ve parlak tende parıltıyla okunur.

Özet kartı

  • Doku yüzeyde, biçim gövdede yaşar; ikisi de ton farkıyla görünür.
  • Önden ışık dokuyu düzleştirir; sıyırma ışığı kabartır ama yüzeyi karartır.
  • Küçük sert kaynak dokuyu, büyük yumuşak kaynak biçimi öne çıkarır.
  • Doku için saate değil, ışığın yüzeye geliş açısına bak.
  • Yan ışık her tende cildin dokusunu gösterir; göstermek ya da yumuşatmak bir seçimdir.

Sonraki derse köprü

Testinin çark halkaları, ustanın elleri, taş duvarın pürüzü; bu derste gördüğümüz her şey renk olmadan da okunuyordu, çünkü hepsi aydınlık ve karanlık farkından doğuyordu. Hatta bazen kilin kahverengisi, ustanın mavi önlüğü, pencerenin yeşil çerçevesi gözü dokudan uzaklaştırıyordu. Rengi tamamen bıraktığında fotoğrafa ne olur, ve bir kareyi ne zaman siyah-beyaz düşünmek gerekir? Sonraki ders siyah-beyazı bir filtre olarak değil, bir bakış biçimi olarak konuşuyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–0:40 📷 Pencereden önden ışık alan düz testiler; elin testinin üstünde gezinmesi. Merak sorusu belirir.
  • 0:40–1:30 🎬 Yüze önden ve yandan gelen ışık hatırlatması; küçük ve büyük kaynakla değişen gölge kenarı.
  • 1:30–2:40 🎬 Taş duvar, kumaş, ekmek kabuğu ile testi, yüz ve tepe yan yana; küçük beneklerle görünen doku ve yavaş geçişle görünen biçim.
  • 2:40–3:50 🎬 Bir yüzeye dik, yatık ve neredeyse paralel düşen ışık; her çıkıntının aydınlık yüzü ve arkasındaki gölge. Yatık ışıkta genel olarak kararan yüzey.
  • 3:50–4:50 🎬 Aynı taşın çıplak lamba ve pencere ışığındaki iki hâli; büyük kaynağın bir testinin çevresini sarması.
  • 4:50–6:00 🎬 Sabah ve akşam tarladaki çizgiler, öğlen düzleşen toprak ve öğlen kabaran taş cephe. Yan ışıkta açık tende gölgelerle, koyu tende parıltılarla okunan cilt dokusu.
  • 6:00–7:20 📷 Atölyede yan ışıkta testinin çark halkaları ve ustanın elleri; önden ışıkta düzleşen aynı eller ve testi.
  • 7:20–8:00 🎬 Önden ışıkla kaybolan doku, kararan yüzey, yargılanan cilt dokusu; kapanışta ödev kareleri.