Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sıcak renkler çoğu izleyiciye yakın ve hareketli, soğuk renkler uzak ve sakin gelir; bunun akla yatkın bir kaynağı ateşin ve güneşin sıcaklığı ile uzak dağların hava perspektifiyle mavileşmesidir. Doygunluk ve aydınlık da hissi değiştirir ve renk anlamı kültüre, kişiye ve bağlama göre farklı okunur; bu yüzden renk bir kural değil, bir eğilimdir. Bir kareyi ısıtırken ya da serinletirken turuncu aralığı ayrı korumak, her tenin kendi rengini korumasını sağlar.
Öğrenme hedefi
Bir fotoğrafın renklerinin izleyicide uyandırabileceği hissi tahmin edebilecek ve bu hissi bilinçli olarak yönlendirebileceksin. Sıcak renklerin çoğu izleyiciye yakın ve hareketli, soğuk renklerin uzak ve sakin gelmesinin olası kaynaklarını açıklayacak, renk açısının yanında doygunluğun ve aydınlığın da hissi değiştirdiğini görecek, renk duygusunun herkes için aynı olmadığını ve bağlamla birlikte okunduğunu bilecek ve bir kareyi düzenlemede ısıtıp serinletirken insanların, her tende, kendi rengini bu değişimden ayrı olarak korumasını sağlayabileceksin.
Merak sorusu
Bir tren garında, bankta yan yana oturan yaşlı bir çifti çekiyorsun. Evde fotoğrafı iki kez düzenliyorsun. Kareyi hafifçe ısıttığında bank, duvar ve paltolar bal rengine bürünüyor ve kare sana sıcak, yakın bir bekleyiş gibi geliyor. Serinlettiğinde ise aynı çift, aynı bank, ama kare sanki bir ayrılığı, bir uzaklığı anlatıyor.
Renkler duygu taşır mı? Taşıyorsa bu duygu nereden gelir, ve fotoğrafa bakan herkes aynı şeyi hisseder mi? Bu derste renklerin bir fotoğrafa kattığı hissi üç ayarla, renk açısı, doygunluk ve aydınlıkla okumayı, bu hissin ne kadarının renkten ne kadarının bakandan geldiğini ve renkle oynarken insanların tenlerini nasıl koruyacağını konuşacağız.
Bağlam
Renk çemberiyle kurduğumuz harita, renklerin kare içinde birbirini nasıl etkilediğini gösteriyordu; mavi kasadaki mandalinalar ya da fona karışan bir yüz gibi. Bu ders renk ile izleyici arasındaki ilişkiye bakıyor: bir renk, fotoğrafa bakan kişide ne uyandırır?
Ders 7.4, düzenlemede nötrlerken sahnenin atmosferini tamamen silmemek gerektiğini söylüyordu; mum ışığındaki bir akşamı tamamen nötr yapmak o akşamın sıcaklığını kaybettiriyordu. O atmosferin bir adı ve bir mantığı var. Bu dersin sonunda, bir kareyi ısıtırken ya da serinletirken ne yaptığını ve bunun izleyicide ne uyandırabileceğini daha iyi tahmin edebileceksin.
Basit açıklama
Sıcak renkler neden yakın, soğuk renkler neden uzak gelir?
Çemberin kırmızıdan sarıya uzanan yarısına sıcak renkler, yeşilden maviye ve mora uzanan yarısına soğuk renkler denir. Birçok izleyici sıcak renkleri daha yakın, daha hareketli; soğuk renkleri daha uzak, daha sakin algılar. Bunun kesin bir kanıtı değil, akla yatkın açıklamaları var. Ateş, güneş ve akşam lambası sıcak renklidir ve çoğu zaman yakınımızdadır. Uzaktaki dağlar ise mavileşir: aradaki hava, ışığın mavi kısmını daha çok saçtığı için uzak şeyler hem soluklaşır hem maviye kayar. Ressamların ve fotoğrafçıların hava perspektifi dediği bu etki, derinliği mavi ve soluk renklerle, yakınlığı sıcak ve doygun renklerle anlatmanın doğal bir temelidir.
Bu yüzden bir manzarada sıcak renkli bir ön plan ile maviye çalan bir uzak plan, kareye derinlik kazandırır. Bir portrede sıcak bir yüzün soğuk bir fonun önünde durması, yüzü izleyiciye yaklaştırır. Tersini yapmak, yani soğuk bir konuyu sıcak bir fonun önüne koymak da mümkündür; bu kez konu geri çekilir ve fon öne gelir. İkisi de bir tercihtir.
Doygunluk ve aydınlık neyi değiştirir?
Renk duygusu yalnızca renk açısından gelmez. Doygunluk, yani rengin ne kadar canlı ya da ne kadar griye yakın olduğu, hissi en az renk açısı kadar etkiler. Doygun renkler bir kareyi yüksek sesli, enerjik kılar: bir bayram pazarı, bir çocuk şenliği. Soluk, griye yakın renkler kareyi sessizleştirir: sisli bir sabah, eski bir fotoğraf albümü, kış sonu bir sahil. Aynı mavi, doygun olduğunda neşeli bir yaz göğü, soluk olduğunda puslu bir özlem gibi okunabilir.
Aydınlık da kendi hissini taşır. Açık tonlarda kurulmuş bir kare hafif ve havadar, koyu tonlarda kurulmuş bir kare ağır ve yoğun gelir. Renk açısı, doygunluk ve aydınlık birlikte çalışır: koyu ve doygun bir kırmızı ile açık ve soluk bir pembe aynı renk ailesindendir, ama birbirinden çok farklı şeyler anlatabilir. Bir kareyi değiştirmek istediğinde bu üç ayarı ayrı ayrı düşünmek, hangisinin istediğin hissi verdiğini bulmayı kolaylaştırır.
Renk duygusu herkes için aynı mı?
Hayır. Renklerin bir kısmı deneyimden gelen ortak çağrışımlar taşır, bir kısmı ise kültürden, kişisel geçmişten ve bağlamdan gelir. Beyaz, bazı yerlerde düğünün, bazı yerlerde yasın rengidir. Kırmızı aynı anda aşkı da, tehlikeyi de, bir takımın formasını da çağrıştırabilir. Yeşil bir hastane koridorunda ve bir bahar çayırında çok farklı okunur. Rengin anlamını çoğu zaman renk tek başına değil, fotoğraftaki öteki şeylerle birlikte kurar.
Bu yüzden renk duygusunu bir sözlük gibi ezberlemek yerine bir eğilim olarak düşünmek daha güvenilirdir: sıcak renkler çoğu izleyiciye yakın gelir, ama her izleyiciye ve her bağlamda değil. Bir fotoğrafın rengine karar verirken sorulacak soru, bu renk genel olarak ne demek değil, bu renk bu fotoğrafta, bu insanlarla, bu yerde ne uyandırıyor olmalıdır. Kararın doğru ya da yanlış olduğunu bir kural değil, anlatmak istediğin şey belirler.
Renkle oynarken ten nasıl korunur?
Bir kareyi ısıtmak ya da serinletmek, karedeki her rengi, insanların tenleri de dahil, aynı yöne kaydırır. Kareyi serinlettiğinde açık bir ten morumsu ve soluk, koyu bir ten griye ve küle kayabilir; kareyi çok ısıttığında açık ten turuncuya, koyu ten bakıra dönebilir. Atmosfer değişirken yüzler de kendi renklerini yitirir ve fotoğraftaki insanlar, anlatmak istediğin hissin değil, bir hatanın içinde görünebilir.
Birçok düzenleme programı, yalnızca belirli bir renk aralığını değiştirmeye izin veren ayarlar sunar. Ders 11.3'teki bir bilgi burada işe yarar: insan tenleri, en açığından en koyusuna, renk çemberinde birbirine yakın, sıcak bir dilimde toplanır. Fonu ve gölgeleri serinletirken turuncu aralığı olduğu gibi bırakabilir ya da kareyi bütünüyle soğutup ardından turuncu aralığı biraz geri ısıtabilirsin. Böylece atmosferin soğuk kalırken her ten, açık ya da koyu, kendi sıcaklığını korur. Renk tonlaması denen bu iş, rengi yalnızca düzeltmek değil, anlatmak için kullanmaktır.
Görsel kanıt
Tren garındaki çifte dönüyorsun. Kadın açık tenli, beyaz saçlı; adam koyu tenli, gri bıyıklı; ikisi de koyu paltolar içinde, ellerinde bir bavul. Kareyi bütünüyle serinlettiğinde gar mavi ve uzak, ama kadının yüzü morumsu bir solukluğa, adamın yüzü külrengi bir donukluğa kaymış; ikisi de hasta gibi.
Serinliği geri almadan, yalnızca turuncu aralığı biraz ısıtıyorsun. Garın duvarları, raylar ve arka plandaki saat hâlâ serin ve uzak; ama kadının yanakları pembemsi bir sıcaklıkla, adamın alnı ve elleri derin bir kahverengiyle geri geliyor. Kare hâlâ bir ayrılığı ya da bir bekleyişi anlatıyor, ama iki insan artık o hissin içinde canlı duruyor. Aynı kare, aynı soğuk atmosfer; fark, tenlerin ayrı korunmasıydı.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışRenklerin herkese aynı duyguyu verdiğini sanmak.
Renk anlamı kültüre, kişiye ve bağlama göre değişir. Düzeltmesi: rengi o fotoğrafın içeriğiyle birlikte düşün ve genel bir sözlük yerine eğilim olarak kullan.
Yaygın yanlışHissi yalnızca renk açısıyla kurmaya çalışmak.
Doygunluk ve aydınlık da hissi en az renk kadar değiştirir. Düzeltmesi: renk açısını, doygunluğu ve aydınlığı ayrı ayrı değiştirip etkisine bak.
Yaygın yanlışKareyi ısıtırken ya da serinletirken tenleri de birlikte kaydırmak.
Açık ten morumsuya ya da turuncuya, koyu ten küle ya da bakıra kayabilir. Düzeltmesi: turuncu aralığı ayrı koru ya da geri ısıt.
Özet
Sıcak renkler çoğu izleyiciye yakın ve hareketli, soğuk renkler uzak ve sakin gelir; bunun akla yatkın bir kaynağı ateşin ve güneşin sıcaklığı ile uzak dağların hava perspektifiyle mavileşmesidir. Doygunluk ve aydınlık da hissi değiştirir ve renk anlamı kültüre, kişiye ve bağlama göre farklı okunur; bu yüzden renk bir kural değil, bir eğilimdir. Bir kareyi ısıtırken ya da serinletirken turuncu aralığı ayrı korumak, her tenin kendi rengini korumasını sağlar.
Mini ödev
Bu ödevde aynı kareyi farklı renk hisleriyle düzenleyecek ve tenleri koruyacaksın.
- İçinde insan olan bir kareyi bir kez ısıtarak, bir kez serinleterek düzenle ve iki kareyi yan yana koyup her birinin sende uyandırdığı hissi bir cümleyle yaz.
- Aynı karenin doygunluğunu önce artır, sonra griye yaklaşana kadar azalt; hissin nasıl değiştiğine bak.
- Serinlettiğin karede yalnızca turuncu aralığı geri ısıt ve tenlerin nasıl değiştiğini karşılaştır.
- İki kareyi bir arkadaşına göster ve ondan hissettiğini bir sözcükle söylemesini iste; senin yazdığınla karşılaştır.
Kendini değerlendir
- Isıttığın ve serinlettiğin kareler sende farklı hisler uyandırdı mı?
- Arkadaşının hissettiği sözcük seninkiyle örtüştü mü, ayrıştı mı?
- Serinlettiğin karede turuncu aralığı geri ısıtınca açık ve koyu tenler kendi renklerine döndü mü?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Sıcak renkler | Warm colors | Çemberin kırmızıdan sarıya uzanan yarısındaki renkler; çoğu izleyiciye yakın ve hareketli gelir. |
| Soğuk renkler | Cool colors | Çemberin yeşilden maviye ve mora uzanan yarısındaki renkler; çoğu izleyiciye uzak ve sakin gelir. |
| Doygunluk | Saturation | Bir rengin ne kadar canlı ya da ne kadar griye yakın olduğu. |
| Hava perspektifi | Aerial perspective | Uzaktaki nesnelerin aradaki hava yüzünden soluklaşıp maviye kaymasıyla oluşan derinlik izlenimi. |
| Renk tonlaması | Color grading | Rengi yalnızca düzeltmek için değil, bir his ya da atmosfer kurmak için bilinçli olarak değiştirme işi. |
Mini test
1. Uzaktaki dağlar neden maviye çalar?
- A) Dağların taşları mavi olduğu için
- B) Aradaki hava ışığın mavi kısmını daha çok saçtığı için
- C) Makinenin ayarı dağları öyle gösterdiği için
- D) Uzakta güneş ışığı olmadığı için
2. Aynı renk açısındaki iki renk hangi değişiklikle çok farklı hisler uyandırabilir?
- A) Doygunluk ve aydınlık değişince
- B) Yalnızca dosya biçimi değişince
- C) Hiçbir değişiklikle
- D) Yalnızca ISO değişince
3. Bir fotoğrafta beyaz rengin hangi duyguyu taşıdığına ne karar verir?
- A) Beyazın her kültürde yas rengi olması
- B) Beyazın her kültürde düğün rengi olması
- C) Fotoğrafın bağlamı, izleyicinin kültürü ve kişisel geçmişi
- D) Beyazın Kelvin değeri
4. Serinlettiğin bir karede koyu tenli bir kişinin yüzü külrengi görünüyorsa atmosferi bozmadan ne yapılır?
- A) Bütün kareyi yeniden ısıtmak
- B) Doygunluğu sıfıra indirmek
- C) Pozlamayı düşürmek
- D) Yalnızca turuncu renk aralığını biraz geri ısıtmak
Cevaplar
- B — Hava perspektifi: uzak nesnelerle aramızdaki hava, mavi ışığı daha çok saçarak uzakları soluk ve mavi gösterir.
- A — Renk açısı aynı kalsa bile, canlı ya da soluk, açık ya da koyu bir renk farklı bir his uyandırır.
- C — Renk anlamı evrensel değildir; aynı renk farklı yerlerde ve bağlamlarda farklı okunur.
- D — Tenlerin toplandığı sıcak dilimi ayrı ısıtmak atmosferi korurken tenin sıcaklığını geri getirir.
Özet kartı
- Sıcak renkler çoğu izleyiciye yakın, soğuk renkler uzak gelir; bu bir eğilimdir, kural değil.
- Hava perspektifi: uzaklar soluk ve mavi.
- His üç ayardan gelir: renk açısı, doygunluk, aydınlık.
- Renk anlamı kültüre, kişiye ve bağlama göre değişir.
- Kareyi ısıtıp serinletirken turuncu aralığı koru; her ten kendi rengini taşısın.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir karenin hissini değiştiren üç ayarla oynadık: renk açısı, doygunluk ve aydınlık. Aydınlık farkına genellikle kontrast deriz ve kontrast denince aklımıza önce siyah ile beyaz gelir. Peki aynı aydınlıktaki bir kırmızı ile bir yeşil de birbirinden ayrılmaz mı? Sonraki ders kontrastın yalnızca aydınlık ile karanlık arasında değil, renkler arasında da kurulduğunu ve bu iki kontrastın bir fotoğrafta nasıl birlikte çalıştığını konuşuyor.