Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlk fotoğraf saatler, hatta günler sürdü, çünkü ışığa duyarlı ilk yüzeyler ışığa çok yavaş tepki veriyordu. Zift kaplı levhadan gümüş levhaya, oradan filme ve sensöre her yeni yüzey kaydı hızlandırdı, makineyi küçülttü ve fotoğrafı daha fazla insanın eline verdi.
Öğrenme hedefi
Bu dersin sonunda zift kaplı bir levhadan bugünkü sensöre uzanan yolu birkaç büyük adımda anlatabileceksin. Her adımda neyin değiştiğini tek bir ölçüyle açıklayabileceksin: ışığa duyarlı yüzeyin ne kadar hızlı kayıt yaptığı. Eski bir fotoğrafa baktığında, onun neden öyle göründüğünü döneminin tekniğiyle ilişkilendirebileceksin.
Merak sorusu
Bugün telefonunla bir fotoğraf çekmek saniyenin küçük bir kesrini alıyor. Parmağın ekrana dokunur, kare hazırdır. Oysa bugün hâlâ saklanan en eski fotoğraf için ışığın bir metal levhaya günlerce düşmesi gerekti. İlk fotoğrafın çekilmesi neden saatler sürdü? Popüler anlatılar genellikle sekiz saat der; levhayı bugün saklayan kurum ise günlerden söz ediyor.
Cevap önceki derste gördüğümüz fikre dayanıyor: fotoğraf ışığın kaydıdır. Işığı kaydedebilmek için ona tepki veren bir yüzey gerekir. İlk yüzeyler ışığa o kadar isteksizce tepki veriyordu ki, görüntünün belirmesi için pencere önünde uzun süre beklemek gerekiyordu. Fotoğrafın bütün tarihi, bu bekleme süresini kısaltma çabası olarak okunabilir.
Bağlam
Bir tarih dersi neden fotoğraf öğrenen birinin işine yarasın? Çünkü bugün makinende gördüğün birçok ayar, eski bir sorunun cevabıdır. Işığı ne kadar süre içeri alacağını seçmek, ışığa duyarlılığı artırıp azaltmak, bir görüntüden kopya çıkarmak: bunların hepsi, ilk fotoğrafçıların yıllarca uğraştığı meselelerdi.
Tarihi bilmek bir şeyi daha gösterir. Her yeni buluş fotoğrafı yalnızca hızlandırmadı, daha fazla insana da açtı. İlk dönemde fotoğraf kimyager, mucit ya da varlıklı meraklıların işiydi. Bir yüzyıl sonra bir çocuk bile fotoğraf çekebiliyordu. Bugün ise dünyanın büyük bir kısmının cebinde bir kamera var. Sen de bu uzun zincirin son halkasındasın.
Basit açıklama
İlk fotoğraf neden bu kadar yavaştı?
Görüntüyü duvara düşürmek yeni bir fikir değildi. Karanlık bir odanın duvarındaki küçük bir delikten giren ışık, karşı duvara dış dünyanın ters çevrilmiş bir görüntüsünü düşürür. Bu olguya kamera obscura, yani «karanlık oda» denir. Fotoğraftan yüzyıllar önce biliniyordu ve ressamlar onu çizim yardımcısı olarak kullandı. Sorun görüntüyü oluşturmak değil, onu kalıcı kılmaktı.
Fransız mucit Nicéphore Niépce bu sorunu 1820'lerde çözmeye çalıştı. Parlatılmış bir kalay alaşımı levhayı, ışık gördükçe sertleşen bir tür doğal zift ile kapladı ve levhayı çalışma odasının penceresine yerleştirdiği bir kameraya koydu. Işık alan bölgeler sertleşti, ışık almayanlar yumuşak kaldı; sonra yumuşak kısımlar yıkanıp atıldı. Bu işleme heliografi, yani «güneşle yazma» dendi. Ama zift ışığa çok yavaş tepki veriyordu. Levhayı saklayan kurumun açıklamasına göre görüntü, günlerce güneşe maruz kaldıktan sonra belirdi.
Dakikalardan saniyelere nasıl inildi?
Niépce'nin ortağı Louis Daguerre, çok daha duyarlı bir yüzey geliştirdi: gümüş kaplı bakır bir levha. Bu yöntem, dagerotip adıyla 1839'da Paris'te duyuruldu. Fransız hükümeti yöntemin haklarını satın aldı ve aynı yılın ağustosunda onu herkesin kullanabileceği biçimde dünyaya açıkladı. Pozlama süresi günlerden birkaç dakikaya indi. Kısa süre içinde kimyasal iyileştirmelerle, iyi ışıkta yarım dakikanın altına kadar düştü.
Bu süre bugün de makinende duruyor, yalnızca adı değişti. Enstantane, yani deklanşörün açık kalıp sensöre ışık aldığı süre, fotoğrafçının her karede verdiği ilk kararlardan biridir. Daguerre'in dakikaları bugün saniyenin binde birine kadar iniyor. Ama soru aynı kaldı: yüzey yeterli ışığı toplayana kadar ne kadar beklemek gerekir ve bu sürede sahnede ne kıpırdar?
Her dagerotip tek bir nesneydi; ondan kopya basılamazdı. Aynı yıllarda İngiltere'de William Henry Fox Talbot başka bir yol denedi. Kâğıt üzerinde önce açık ve koyu tonları ters dönmüş bir görüntü, yani negatif elde etti; sonra bu negatiften istediği kadar pozitif kopya bastı. Bugün dijital dosyayı çoğaltmak bize doğal geliyor, ama bir görüntünün kopyalanabilmesi o dönemin en büyük sıçramalarından biriydi.
Fotoğraf herkese nasıl açıldı?
1888'de Amerikalı George Eastman, Kodak adında küçük bir kutu makine piyasaya sürdü. İçinde yüz kareyi alan bir film rulosu vardı. Rulo bitince makinenin tamamı fabrikaya gönderiliyor, film orada banyo edilip basılıyor, makine yeni filmle geri yollanıyordu. Şirketin sloganı durumu özetliyordu: «Sen düğmeye bas, gerisini biz hallederiz.» Artık fotoğraf çekmek için kimya bilmek gerekmiyordu.
Ne var ki bu açılış herkes için eşit olmadı. İletişim araştırmacısı Lorna Roth'un 2009'daki çalışmasının gösterdiği gibi, renkli film ve baskı süreçleri uzun yıllar açık tenli bir model kartına göre ayarlandı. Fotoğraf laboratuvarları renkleri o karta bakarak dengeledi; koyu tenler bu yüzden sık sık gereğinden karanlık ve ayrıntısız basıldı. Farklı ten tonlarını bir arada gösteren kart ancak 1990'ların ortasında ortaya çıktı. Teknoloji hızlandıkça, kimin için ayarlandığı sorusu da önem kazandı.
Hız yarışı filmle de bitmedi. 1975'te Kodak mühendisi Steven Sasson ilk dijital fotoğraf makinesinin prototipini yaptı: yüz piksele yüz piksellik bir görüntüyü kasete kaydetmesi yirmi üç saniye sürüyordu. Bugün telefonun aynı işi göz açıp kapayıncaya kadar yapıyor.
Görsel kanıt
Daguerre'in 1838 civarında Paris'te çektiği Boulevard du Temple görüntüsünü düşün. Yüksek bir pencereden bakan bir sokak manzarası: sıra sıra binalar, ağaçlar, geniş bir kaldırım. Tuhaf olan şu: normalde arabaların ve yayaların dolu olduğu bu bulvar görüntüde neredeyse boş. Sol alt köşede kıpırdamadan duran bir figür seçiliyor; çoğu kaynak onu ayakkabısını boyatan bir adam olarak yorumluyor, bazıları başka bir nesne olabileceğini söylüyor.
Bulvar gerçekten boş değildi. Pozlama birkaç dakika sürdüğü için yürüyen insanlar ve atlar levhada iz bırakacak kadar tek bir yerde durmadı. Yerinde kalan her şey kaydedildi, hareket eden her şey kayboldu.
Şimdi aynı türden bir sokağı bugün telefonla çektiğini düşün. Saniyenin küçük bir kesrinde çekilen karede her yaya donmuş, adımının ortasında yakalanmış. Arabaların plakaları bile okunuyor. Arada değişen şey, ışığa duyarlı yüzeyin hızı ve dolayısıyla pozlama süresi. Aynı ilke bugün de geçerli: uzun pozlamada hareket siliniyor ya da akıyor, kısa pozlamada donuyor.
Sık yapılan hata
Yaygın yanlışEski fotoğrafları «kötü» saymak.
Soluk, bulanık ya da boş görünen bir eski kare çoğu zaman beceriksizliğin değil, dönemin tekniğinin sonucudur. Düzeltmesi: eski bir fotoğrafa bakarken önce pozlamanın ne kadar sürdüğünü düşün. İnsanların neden ciddi durduğu, neden sokakların boş göründüğü o zaman anlaşılır.
Yaygın yanlışYeni teknolojinin iyi fotoğrafı tek başına getireceğini sanmak.
Kodak düğmeye basmayı kolaylaştırdı, telefon cebe soktu; ama ışığı görmeyi, kadrajı kurmayı, anı seçmeyi hiçbir buluş senin yerine yapmadı. Düzeltmesi: makinenin hızını bir araç olarak gör, fotoğrafın kendisini değil.
Yaygın yanlışTelefonun gece modunu tek bir hızlı kare sanmak.
Karanlıkta telefon çoğu zaman birkaç saniye boyunca art arda kareler toplar ve bunları birleştirir; yani eski fotoğrafçılar gibi o da bekler. Bu sırada telefonu oynatırsan ya da konu kıpırdarsa görüntü bulanıklaşır. Düzeltmesi: gece modunda ekrandaki sayaç bitene kadar telefonu sabit tut.
Özet
İlk fotoğraf saatler, hatta günler sürdü, çünkü ışığa duyarlı ilk yüzeyler ışığa çok yavaş tepki veriyordu. Zift kaplı levhadan gümüş levhaya, oradan filme ve sensöre her yeni yüzey kaydı hızlandırdı, makineyi küçülttü ve fotoğrafı daha fazla insanın eline verdi.
Mini ödev
Bu ödev, bekleme süresinin görüntüyü nasıl değiştirdiğini kendi gözünle görmen için.
- İnsanların ya da arabaların geçtiği bir yeri seç: bir kaldırım, bir çarşı girişi ya da penceren.
- Telefonunla normal bir fotoğraf çek ve hareket eden bir kişinin nasıl göründüğüne bak.
- Telefonunda uzun pozlama, gece modu ya da hareketli fotoğraf seçeneği varsa aynı yeri onunla çek; yoksa telefonu sabit tutup ışığın az olduğu bir saatte aynı kareyi tekrarla.
- İki kareyi karşılaştır ve hareket eden insanların hangisinde net, hangisinde silik ya da kayıp olduğunu not et.
Kendini değerlendir
- İki kareyi aynı yerden, aynı açıyla çekebildin mi?
- Hareket edenlerle yerinde duranlar arasındaki farkı pozlama süresiyle açıklayabiliyor musun?
- Boulevard du Temple'deki boş sokağın nedenini birine kendi cümlelerinle anlatabilir misin?
Sözlük
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kamera obscura | Camera obscura | Küçük bir delikten giren ışığın karşı yüzeye ters bir görüntü düşürdüğü karanlık oda ya da kutu. |
| Heliografi | Heliography | Niépce'nin ışıkla sertleşen zift kaplı levhayla görüntü kaydetme yöntemi. |
| Dagerotip | Daguerreotype | Daguerre'in gümüş kaplı levhaya tek ve kopyalanamayan görüntü kaydeden yöntemi, 1839. |
| Negatif | Negative | Açık ve koyu tonların ters döndüğü, istenildiği kadar pozitif kopya basılabilen ara görüntü. |
| Pozlama süresi | Exposure time | Işığa duyarlı yüzeyin ışık almaya açık kaldığı süre. |
Mini test
1. Niépce'nin ilk fotoğrafının çekilmesi neden bu kadar uzun sürdü?
- A) Kamera obscura henüz bilinmiyordu
- B) Kullandığı zift ışığa çok yavaş tepki veriyordu
- C) Güneş o yıllarda daha zayıftı
- D) Levhayı elle boyaması gerekiyordu
2. Boulevard du Temple görüntüsünde sokak neden neredeyse boş görünüyor?
- A) Fotoğraf gece çekildiği için
- B) Sokak o gün trafiğe kapatıldığı için
- C) Görüntü sonradan rötuşlandığı için
- D) Pozlama birkaç dakika sürdüğü için hareket edenler kaydedilmedi
3. Talbot'un negatif yöntemi hangi sorunu çözdü?
- A) Bir görüntüden çok sayıda kopya basma sorununu
- B) Renkli fotoğraf çekme sorununu
- C) Makinenin ağırlığı sorununu
- D) Gece çekim sorununu
4. 1888'deki Kodak makinesini yeni kılan neydi?
- A) Dijital kayıt yapması
- B) Renkli film kullanması
- C) Fotoğrafçının kimya bilmeden çekip filmi fabrikaya göndermesi
- D) İlk kez kamera obscura ilkesini kullanması
Cevaplar
- B — Niépce'nin kullandığı zift ışıkla sertleşiyordu ama çok yavaş; görüntünün belirmesi için levhanın uzun süre güneş görmesi gerekti. Kamera obscura ise yüzyıllardır biliniyordu.
- D — Birkaç dakikalık pozlamada yürüyen insanlar ve atlar tek bir yerde yeterince durmadığı için iz bırakmadı; yalnızca kıpırdamayan figür kaydedildi.
- A — Dagerotip tek bir nesneydi, kopyalanamıyordu. Talbot'un negatifinden ise istenildiği kadar pozitif kopya basılabiliyordu.
- C — Kodak'ın yeniliği kolaylıktı: kullanıcı düğmeye basıyor, banyo ve baskıyı fabrika yapıyordu. Dijital kayıt ve renkli film çok sonra geldi.
Özet kartı
- Kamera obscura görüntüyü oluşturur; sorun onu kalıcı kılmaktı.
- Niépce'nin zift kaplı levhası ışığa çok yavaş tepki verdi: günlerce pozlama.
- Dagerotip (1839) süreyi dakikalara indirdi ama kopyalanamıyordu; Talbot'un negatifi kopyayı getirdi.
- Kodak (1888) kimyayı fotoğrafçının elinden aldı; film ve baskı süreçleri uzun süre açık tene göre ayarlandı.
- Uzun pozlama hareketi siler ya da akıtır, kısa pozlama dondurur: ilke bugün de geçerli.
Sonraki derse köprü
Bu derste geriye baktın: bekleme süresi günlerden saniyenin kesirlerine indi ve fotoğraf birkaç mucidin elinden milyonların cebine geçti. Sonraki ders yönü ileriye çeviriyor ve senin yolculuğunu soruyor: bu kursu bitirdiğinde elinde ne olacak? Seviyelerin, öğrenme yollarının, uzmanlık rotalarının, ödevlerin ve portfolyonun birbirine nasıl bağlandığını orada göreceksin.