İçeriğe geç

6.3 · Seviye 1 · Filmin dili

Kaydırma

Kameranın mekânda ilerlemesi; yaklaşma ve uzaklaşmanın anlamı

Film Okuma Akademisi — Kamera hareketi ve objektif · 1.801 kelime · 2 film örneği · ≈ 8 dk okuma · 12 dk dinleme

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kaydırma, kameranın bir taşıyıcı üzerinde mekânda ilerlemesidir; dönmeden farklı olarak öndeki ve arkadaki nesnelerin birbirine göre kaymasıyla derinlik yaratır.
  2. Zoom kamerayı oynatmaz, yalnızca görüntüyü büyütür ya da küçültür; kaydırmayla zoom arasındaki fark mekânın değişip değişmediğidir.
  3. Kaydırmanın üç temel biçimi vardır: yaklaşma dikkati daraltır, uzaklaşma bağlamı açar ya da yalnızlaştırır, eşlik etme mesafeyi korur ve seyirciyi bir yol arkadaşı yapar.
  4. 400 Darbe'de kamera kaçan çocuğa eşlik eder ve koşunun süresini yaşatır; Gece ve Sis'te kamera boş bir kampın yollarını yürür ve hareketin bir saygı biçimi olup olamayacağı sorusunu açar.
  5. Kameranın kimin yüzüne yaklaştığı, filmin kimin iç dünyasına değer verdiğini gösterir.

Açılış

Bir çocuk koşuyor. Bir futbol maçı sırasında bir çitin altından sıyrılmış, kurumdan kaçmış; şimdi bir kır yolunda, ağaçların ve tarlaların yanından koşuyor. Kamera onun yanında, aynı hızla ilerliyor. Kesme gelmiyor. Çocuk koşmayı sürdürüyor, kamera da onunla birlikte gidiyor; ağaçlar arkada akıp geçiyor, yol uzuyor, çocuk yorulmuyor ya da yorgunluğunu göstermiyor. Sonunda deniz görünüyor.

François Truffaut'nun 1959 tarihli 400 Darbe'sinin son kısmı böyledir. 4.3'te bu koşunun vardığı yere, kumsaldaki son kareye bakmıştık. Bu derste koşunun kendisine bakıyoruz: kameranın neden durmadığına ve bir çocuğun yanında bu kadar uzun süre yürümenin ne söylediğine. Kamera burada yerinde dönmüyor; mekânın içinde ilerliyor ve seyirciyi de yanında götürüyor.

Tek fikir

Kaydırma, kameranın mekânın içinde yer değiştirmesidir. Dönen bir kamera bakar; ilerleyen bir kamera gider. Bir şeye yaklaşmak, ondan uzaklaşmak ya da onun yanında yürümek, mesafeyi plan içinde değiştirir ve bu değişim bir ilişki kararı olarak okunur.

Kavram

6.2'de kamera yerinde durup döndü ve bir bakışa benzedi. Bu ders kamerayı ayağından kaldırıyor.

Kaydırmayı 6.2'deki dönüşten ayıran şey derinliktir. Kamera yer değiştirdiğinde öndeki nesneler arkadakilerden daha hızlı kayar. Yolun kenarındaki bir ağaç hızla geçer, uzaktaki bir tepe yavaşça kayar. Bu fark mekânı üç boyutlu hissettirir; seyirci yalnızca bir yüzeye bakmaz, bir mekânın içinden geçer. Dönen bir kamerada bu kayma olmaz, çünkü kameranın konumu değişmez. Bir hareketin hangisi olduğunu anlamak için yine öndekine ve arkadakine bakmak yeter.

Kaydırma yalnızca bir yön değil, bir hız ve bir süredir de. Bir ray boyunca birkaç saniye süren kısa bir kayma çoğu zaman fark edilmez; bir sahneye canlılık katar, o kadar. Ama hareket uzadıkça ya da çok yavaşladıkça seyirci kameranın varlığını hissetmeye başlar. Yavaş bir yaklaşma bir sahneyi gerer, hızlı bir yaklaşma bir şeyi birden önümüze iter. Kaydırmanın nasıl yapıldığı da bir fikir verir: rayın üstünde kayan bir kamera pürüzsüz ilerler, bir arabaya ya da tekerlekli bir sandalyeye bağlanmış kamera hafifçe titreyebilir. Bu pürüzsüzlük, bir sonraki derste göreceğimiz sarsıntılı hareketin tam karşısında durur.

Kaydırmanın bir başka kuzeni daha vardır ve sık sık onunla karıştırılır: yakınlaştırma, yani zoom. Zoom kamerayı yerinden oynatmaz, yalnızca objektifin görüş alanını daraltır ya da genişletir. Bu yüzden zoomda da öndeki ile arkadaki birbirine göre kaymaz; yalnızca bütün görüntü büyür ya da küçülür. Bir yüze kaydırmayla yaklaşmak o yüzün çevresindeki mekânın da değiştiğini hissettirir; zoomla yaklaşmak mekânı düzleştirir. Objektifin etkisini 6.6 ayrıca işleyecek; burada yalnızca ayrımı akılda tutmak yeter.

Kaydırmanın üç temel biçimi vardır ve her biri mesafeyle farklı bir şey yapar.

İlki yaklaşmadır: kamera bir şeye doğru ilerler. Bir yüze yavaşça yaklaşan bir kamera dikkati daraltır; seyirciye «buna bak» der. Bu yaklaşma bir keşif, bir yoğunlaşma ya da bir tehdit olabilir. Bir karakter önemli bir şey fark ettiğinde kamera ona doğru kayıyorsa, seyirci o fark edişin içine çekilir.

İkincisi uzaklaşmadır: kamera bir şeyden geri çekilir. Bir yüzden uzaklaşan kamera o yüzü giderek büyüyen bir mekânın içine yerleştirir. Uzaklaşma bir ayrılık, bir küçülme, bir yalnızlık ya da bir bağlam açılması olabilir: geri çekilen kamera önce görmediğimiz şeyleri kadraja alır ve karakterin nerede olduğunu, kimin yanında ya da kimden uzakta olduğunu gösterir.

Üçüncüsü eşlik etmedir: kamera bir figürle birlikte, onun yanında, önünde ya da arkasında hareket eder. Bu biçim mesafeyi değiştirmez, korur. Kamera karakterden ne uzaklaşır ne ona sokulur; onunla aynı hızla gider. Eşlik eden bir kamera seyirciyi karakterin yol arkadaşı yapar.

Bu biçimlerin hiçbiri tek başına bir anlam taşımaz. Karanlık bir koridorda bir kapıya doğru süzülen kamera ürkütür; bir düğün sofrasında gelinin yüzüne doğru süzülen kamera şefkat taşır. Okur kaydırmanın yönünü not eder, sonra sorar: bu hareket neyi neye yaklaştırıyor, neyi neyden uzaklaştırıyor ve kimin yanında yürüyor?

Ten sorusu burada mesafe sorusuna dönüşür. Kaydırmayla bir yüze yaklaşmak, o yüzü önemli saymak demektir; kamera o yüzün ayrıntısına, tenine, ışığına seyirciyi yaklaştırır. Bir filmde kameranın kimin yüzüne doğru ilerlediğine, kimin yüzünün hep uzakta, bir kalabalığın parçası olarak kaldığına bakmak, filmin kimin iç dünyasına girmeye değer verdiğini gösterir. Okur yaklaşmanın kime ayrıldığını sayabilir.

Filmde

Kaçış koşusu filmin en uzun kesintisiz hareketlerinden biridir. Kamera Antoine'ın yanında, yolun kenarından onunla birlikte ilerler. Bu bir eşlik etme kaydırmasıdır: kamera çocuğa yaklaşmaz, ondan uzaklaşmaz, yalnızca onunla aynı hızda gider. Koşu boyunca kadrajda çoğu zaman çocuğun bütün bedeni ve arkada akan manzara kalır; hareket bir yüzün değil, bir yolculuğun hareketidir.

Bu kaydırmanın işlevi, koşunun süresini seyirciye yaşatmaktır. Kamera kesmediği ve durmadığı için seyirci de koşar; yolun ne kadar uzun olduğunu, çocuğun ne kadar uzağa gittiğini bir kurgu özetiyle değil, kendi bedeninde hisseder. Bir okuma bu hareketi bir özgürlük olarak görür: film boyunca sınıflara, dairelere, karakol hücrelerine sıkışan çocuk ilk kez açık bir mekânda, kimse onu durdurmadan ilerler ve kamera da onu durdurmaz.

Karşı bir okuma aynı hareketi bir amaçsızlık olarak görür. Çocuk bir şeye doğru değil, bir şeyden kaçarak koşar; yolun bir hedefi yoktur ve sonunda varılan deniz bir kapıdan çok bir duvar gibidir, daha ileri gidilemez. Kameranın sabırla eşlik etmesi, bu okumada, bir kurtuluşa değil bir çıkmaza doğru yürüyüştür. İki okumanın ayrıldığı yer koşunun nereye vardığıdır ve film bunu 4.3'te konuştuğumuz son karede açık bırakır. Kaydırma, okurun o kareye hangi duyguyla varacağını hazırlar.

Bu film Seviye 5'te Fransız Yeni Dalgası üzerine derslerde, sokakta çekimin ve hafif ekipmanın getirdiği özgürlükle birlikte yeniden okunacak.

Başka bir filmde

Kaydırmanın bir ahlak sorusuna dönüştüğü bir film.

Filmin bugününde kamera, otların bürüdüğü rayların, boş barakaların, dikenli tellerin yanında yavaşça ilerler. Bu planlar renklidir; arşiv görüntüleri siyah beyazdır. Kaydırma burada bir eşlik etme değildir, çünkü eşlik edilecek kimse yoktur. Kamera bir zamanlar insanların sürüldüğü yolları, onların yokluğunda, onların yerine yürür.

Bu hareketin işlevi, seyircinin bir yerin içinden geçmesini sağlamaktır ama o yerin artık sessiz ve boş olduğunu da hissettirerek. Kamera yaklaşır, geçer, ilerler; ama ne kadar ilerlerse ilerlesin olan biteni göremez. Bir okuma bu kaydırmaları, bugünün bakışının geçmişe ulaşma çabası ve bu çabanın sınırı olarak görür: kamera aynı yolu yürüyebilir, ama o yolda yürüyenlerin yaşadığını yeniden üretemez. Kaydırmanın yavaşlığı burada bir saygıdır; kamera acele etmez, bir anma yürüyüşü gibi ilerler.

Bu tartışma bir kaydırmanın teknik bir seçim olmanın ötesine geçebileceğini gösterir. Bir acıya yaklaşan kamera onu güzelleştirebilir, onu bir gösteriye çevirebilir ya da ona saygıyla, mesafesini koruyarak bakabilir. Gece ve Sis'in kaydırmaları bu tartışmada sık sık saygının örneği olarak anılır. Film Seviye 7'de belgesel ve tanıklık üzerine derslerde, metniyle ve müziğiyle birlikte ayrıca okunacak.

İki filmde kaydırmanın taşıdığı yük farklıdır. 400 Darbe'de kamera bir çocuğun yanında koşar ve onun kaçışını bedenle yaşatır. Gece ve Sis'te kamera kimsenin kalmadığı bir yolu yürür ve o yokluğun ağırlığını taşır.

Yaygın okuma hataları

Yaygın yanlışKaydırmayı zoomla karıştırmak.
Doğrusu

Zoomda kamera yerinden oynamaz, yalnızca görüntü büyür ya da küçülür; öndeki ile arkadaki birbirine göre kaymaz. Kaydırmada kamera mekânda ilerler ve derinlik değişir.

Yaygın yanlışHer yaklaşmayı bir yakınlık, her uzaklaşmayı bir ayrılık saymak.
Doğrusu

Yaklaşma bir tehdit de olabilir, uzaklaşma bir bağlam açılışı da. Hareketin anlamı sahnenin geri kalanıyla birlikte çıkar.

Yaygın yanlışKaydırmanın yalnızca neyi gösterdiğine bakıp nasıl yaklaştığını atlamak.
Doğrusu

Aynı nesneye hızlı ve yavaş yaklaşan iki kamera ona farklı bakar; hız, yön ve süre hareketin tutumunu söyler.

Okuma Defteri

Defter: Hareketin yönünü ve hızını bir satırda not et, sonra bu hareketin seyirciyle karakter arasındaki mesafeyi nasıl değiştirdiğini iki cümleyle yaz. Harekete bir ad veriyorsan, yakınlık, tehdit, ayrılık, o adı hangi ayrıntıdan çıkardığını da belirt.

Özet

  1. Kaydırma, kameranın bir taşıyıcı üzerinde mekânda ilerlemesidir; dönmeden farklı olarak öndeki ve arkadaki nesnelerin birbirine göre kaymasıyla derinlik yaratır.
  2. Zoom kamerayı oynatmaz, yalnızca görüntüyü büyütür ya da küçültür; kaydırmayla zoom arasındaki fark mekânın değişip değişmediğidir.
  3. Kaydırmanın üç temel biçimi vardır: yaklaşma dikkati daraltır, uzaklaşma bağlamı açar ya da yalnızlaştırır, eşlik etme mesafeyi korur ve seyirciyi bir yol arkadaşı yapar.
  4. 400 Darbe'de kamera kaçan çocuğa eşlik eder ve koşunun süresini yaşatır; Gece ve Sis'te kamera boş bir kampın yollarını yürür ve hareketin bir saygı biçimi olup olamayacağı sorusunu açar.
  5. Kameranın kimin yüzüne yaklaştığı, filmin kimin iç dünyasına değer verdiğini gösterir.

Kendini sına

  1. Yerinde dönen bir kamerayla mekânda ilerleyen bir kamerayı birbirinden ayıran ipucu nedir?
  2. Kaydırma ile zoom arasındaki fark nedir?
  3. 400 Darbe'deki kaçış koşusu hangi tür kaydırmayla gösterilir ve bu hareket nasıl okunabilir?
  4. Gece ve Sis'teki kaydırmalar neden bir ahlak tartışmasıyla birlikte anılır?

Yanıtlar

  1. Yakındaki ile uzaktaki şeylerin birbirine göre yer değiştirmesi: ilerleyen kamerada yol kenarındaki bir direk hızla geçerken uzaktaki tepe ağır ağır kayar; yerinde dönen kamerada ikisi birlikte, aynı açıyla döner.
  2. Kaydırmada kamera mekânda ilerler ve mekân değişir; zoomda kamera yerinden oynamaz, yalnızca objektifin görüş alanı değişir ve öndeki ile arkadaki birbirine göre kaymaz.
  3. Eşlik etme kaydırmasıyla: kamera çocuğun yanında, onunla aynı hızda uzun ve kesintisiz ilerler. Bir okuma bunu bir özgürlük, karşı okuma ise hedefi olmayan bir kaçış, bir çıkmaza doğru yürüyüş olarak görür.
  4. Çünkü kamera bir acının yaşandığı yerlere yaklaşır ve Fransız eleştirisinde bir acıya kameranın nasıl yaklaştığının o acıyı nasıl gördüğünü söylediği tartışılır; Gece ve Sis'in yavaş ve mesafeli kaydırmaları bu tartışmada saygının bir örneği olarak anılır.

Sonraki derse köprü

Kaydırma kamerayı bir rayın ya da bir arabanın üstünde, düzgün ve dengeli biçimde ilerletti. 6.4 Elde kamera bu dengeyi bırakıyor: kamera bir insanın omzunda ya da elinde, her adımda sarsılarak hareket ediyor. Cezayir Savaşı'nın sokaklarında ve Festen'in aile yemeğinde bu sarsıntının tanıklık mı, panik mi, yakınlık mı olduğunu soracağız.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.