İçeriğe geç

Ders EKO-102.09 · Seviye 1 — Temel

Toplam talep ve toplam arz

EKO-102 Makroiktisada Giriş

3.591 kelime · yaklaşık 16 dakika okuma · seslendirme 7 dk · veriler Eylül 2026 itibarıyla

Katmanlar:SezgiModel

  • toplam talep
  • kısa dönem toplam arz
  • uzun dönem toplam arz
  • üretim açığı
  • stagflasyon
  • yapışkan ücretler
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Toplam talep, her fiyat düzeyinde talep edilen toplam üretimdir; servet, faiz ve kur etkileri nedeniyle aşağı eğimlidir ve harcama bileşenlerindeki değişimlerle kayar.
  2. Kısa dönem toplam arz, yapışkan ücret ve fiyatlar nedeniyle yukarı eğimlidir; uzun dönem toplam arz ise potansiyel üretim düzeyinde dikeydir.
  3. Talep şokları üretimi ve fiyatları aynı yönde, arz şokları ise ters yönde iter; olumsuz arz şoku stagflasyon yaratabilir.
  4. Ekonomi uzun dönemde ücret ve fiyatların ayarlanmasıyla potansiyel üretime döner; ama bu süreç yavaş olabilir ve talep kaynaklı durgunluklarda politika bu dönüşü hızlandırabilir.
  5. Arz şoklarında politika bir ikilemle karşılaşır: üretimi korumak enflasyonu, enflasyonu frenlemek ise işsizliği artırır; beklentilerin sabit kalması bu ikilemin maliyetini azaltır.

Öğrenme çıktıları

  • Hatırlama — Toplam talebi, kısa ve uzun dönem toplam arzı, üretim açığını ve stagflasyonu tanımlar.
  • Anlama — Talep şoklarının üretimi ve fiyatları aynı yönde, arz şoklarının ise ters yönde ittiğini ve ekonominin uzun dönemde potansiyel üretime neden döndüğünü açıklar.
  • Uygulama — Doğrusal talep ve arz eğrileriyle, makro düzeyde, bir şokun fiyat düzeyine ve üretime etkisini, uzun dönem ayarlanmasını hesaplar.
  • Değerlendirme — Durgunlukta ekonominin kendiliğinden düzelmesini beklemek ile politikayla müdahale etmek arasındaki tercihi, 1970'lerin deneyimi üzerinden değerlendirir.

Sezgi

Açılış

Bir ekonomide aynı yıl hem işsizlik hem enflasyon yükseliyor. Bu, pek çok iktisatçının 1960'larda mümkün görmediği bir durumdu. O yıllarda yaygın görüşe göre ekonomi ya ısınır, fiyatlar artar ve işsizlik düşer; ya da soğur, işsizlik artar ve fiyatlar yavaşlar. İkisinin birden kötüleşmesi beklenmiyordu.

1970'lerin ortasında dünya bunun tersini yaşadı. Fabrikalar kapanırken fiyatlar hızla yükseldi; işini kaybeden insanlar, market fiyatlarının da her ay arttığını gördü. İktisatçılar bu yeni duruma bir ad buldu: durgunluk ile enflasyonun birleşimi.

Bu ders, ekonominin toplam üretimini ve fiyatlar genel düzeyini birlikte düşünmemizi sağlayan bir çerçeve kuruyor. Bu çerçeve, neden bazı şokların işsizliği ve enflasyonu aynı yöne, bazılarının ise ters yöne ittiğini ve politika yapıcıların neden bazen imkânsız bir seçimle karşılaştığını gösteriyor.

Hikâye — Bir ambargo ve bir ikilem

Ekim 1973'te Orta Doğu'da savaş başladı. ABD, İsrail'e acil askerî yardım yapılmasını kararlaştırınca, Arap petrol ihraç eden ülkeler 19 Ekim'de ABD'ye petrol ambargosu uyguladı ve üretimlerini kısmaya başladı. Ambargodan önce varil başına 2,90 dolar olan petrol fiyatı, Ocak 1974'te 11,65 dolara çıktı; üç ay içinde neredeyse dört katına.

Petrol, modern bir ekonominin neredeyse her köşesinde kullanılan bir girdiydi. Kamyonların, fabrika makinelerinin, plastik üretiminin, gübrenin ve ısınmanın maliyeti bir anda yükseldi. Şirketler, artan maliyetlerini fiyatlarına yansıtırken üretimlerini de kıstı. Benzin istasyonlarının önünde kilometrelerce kuyruklar oluştu; bazı eyaletler, plakası tek ya da çift sayıyla biten araçlara benzini farklı günlerde sattı.

ABD ekonomisi Kasım 1973'te durgunluğa girdi ve Mart 1975'e kadar küçülmeyi sürdürdü. Aynı dönemde enflasyon yükseldi ve Aralık 1974'te yüzde 12,3'e ulaştı. İşsizlik Mayıs 1975'te yüzde 9'a çıktı. Ekonomi hem küçülüyor hem de pahalanıyordu.

Merkez bankasının önünde bir ikilem vardı. Faizleri düşürüp talebi canlandırırsa, üretim ve istihdam toparlanabilirdi, ama enflasyon daha da hızlanırdı. Faizleri yükseltip enflasyonu frenlemeye çalışırsa, durgunluk derinleşirdi. Sonradan bir merkez bankası başkanı olarak bu dönemi inceleyen Ben Bernanke'nin ifadesiyle, para politikası petrol fiyatlarındaki artışın hem durgunluk yaratan hem de enflasyon yaratan etkilerini aynı anda dengeleyemez.

Kavram

Bir ekonominin bütününe bakarken, tek tek piyasalar yerine iki büyüklüğü birlikte izleriz: toplam üretimi ve fiyatlar genel düzeyini. Bu ikisi arasındaki ilişkiyi iki eğriyle anlatırız.

Birincisi, ekonomideki bütün alıcıların, haneler, şirketler, devlet ve yabancılar, her fiyat düzeyinde ne kadar mal ve hizmet talep ettiğini gösterir.

İkincisi, üretim tarafını gösterir. Kısa dönemde şirketler, fiyatlar yükseldiğinde daha çok üretir, çünkü ücretler ve bazı maliyetler hemen değişmez; satış fiyatı arttığında kâr marjı genişler.

Kısa dönem arz eğrisinin yukarı eğimli olmasının temel nedeni, bazı fiyatların ve özellikle ücretlerin yavaş ayarlanmasıdır.

Uzun dönemde ise ücretler ve fiyatlar tamamen ayarlanır. Ekonominin üretebileceği miktar, fiyat düzeyine değil, işgücüne, sermayeye ve teknolojiye bağlıdır.

Fiili üretim ile potansiyel üretim arasındaki fark, ekonominin kapasitesinin ne kadarını kullandığını gösterir.

Bir arz şoku, üretimi düşürürken fiyatları yükseltebilir. Bu, 1970'lerin iktisatçılarını şaşırtan durumun adıdır.

Veri ve kanıt

Bu dönemin nasıl yorumlanacağı, iktisatta büyük bir tartışmaya yol açtı. Bir grup iktisatçıya göre enflasyonun asıl kaynağı petrol değil, petrol şokundan önce başlamış olan gevşek para politikasıydı. Petrol şoku gelmeden önce, 1973'ün ortalarında toptan sanayi fiyatları zaten yıllık yüzde 10'un üstünde artıyordu. Merkez bankası, maliyet kaynaklı enflasyonun para politikasının etkisi dışında olduğunu düşünerek sıkılaştırmaktan kaçındı ve bu, enflasyonun yerleşmesine yol açtı.

Öbür gruba göre ise petrol şoku gerçek ve büyük bir arz şokuydu; hiçbir para politikası onun maliyetini ortadan kaldıramazdı. Politika yapıcıların seçebileceği şey, bu maliyetin daha yüksek enflasyon mu, daha yüksek işsizlik mi biçiminde ödeneceğiydi. İki görüş, 1970'lerin enflasyonunun hem arz şoklarının hem de o şoklara uyum sağlayan para politikasının birleşiminden doğduğunda buluşur.

Bu tartışma, sonraki on yılların merkez bankacılığını biçimlendirdi. Arz şoklarının kalıcı enflasyona dönüşmemesi için enflasyon beklentilerinin sabit tutulması gerektiği görüşü yaygınlaştı. 2021–2022'de enerji ve tedarik zinciri şokları dünyayı yeniden stagflasyon riskiyle karşı karşıya bıraktığında, merkez bankaları aynı ikilemi yeniden yaşadı.

Yaygın yanlış«Enflasyon her zaman ekonominin aşırı ısındığını gösterir.»
Doğrusu

Talep kaynaklı enflasyon, ekonomi aşırı ısındığında ve üretim açığı pozitifken ortaya çıkar. Ama olumsuz bir arz şoku, ekonomi küçülürken de fiyatları yükseltebilir. 1973–1975'te ABD'de olduğu gibi, işsizlik artarken enflasyon da artabilir.

Yaygın yanlış«Bir durgunlukta devlet ya da merkez bankası her zaman talebi artırarak ekonomiyi kurtarabilir.»
Doğrusu

Durgunluk bir talep şokundan kaynaklanıyorsa, talebi desteklemek hem üretimi hem fiyatları toparlayabilir. Ama durgunluk bir arz şokundan kaynaklanıyorsa, talebi artırmak üretimi toparlarken enflasyonu daha da yükseltir. Politikanın doğru tepkisi, şokun türüne bağlıdır.

Neden önemli?

Türkiye ekonomisi, arz ve talep şoklarının ikisini de sık yaşar. Enerji fiyatlarındaki sıçramalar ve kurdaki sert değer kayıpları, Türkiye için tipik birer olumsuz arz şokudur: üretim maliyetlerini yükseltir, fiyatları artırır ve büyümeyi yavaşlatır. Kredi genişlemeleri ya da kamu harcamalarındaki artışlar ise talep tarafından gelir ve ekonomiyi hızlandırırken enflasyonu da yükseltir. Bir enflasyon artışının hangi taraftan geldiğini ayırmak, doğru politika tepkisinin ilk adımıdır.

Bu çerçeve, gündelik hayatın bazı paradokslarını da açıklar. Bir yıl işlerin iyi gittiği, işsizliğin düştüğü ama fiyatların hızla arttığı bir dönem olabilir; bu, talebin güçlü olduğunun işaretidir. Başka bir yıl hem işlerin kötüleştiği hem fiyatların arttığı bir dönem olabilir; bu, bir arz şokunun işaretidir. İki durum, hane bütçesi açısından benzer görünse de, ekonominin gidişatı ve politika yapıcıların seçenekleri açısından çok farklıdır.

Kişisel kararlarda da bu ayrım önemlidir. Talep kaynaklı bir genişleme döneminde iş bulmak kolaylaşır, ücretler artar; arz şoku döneminde ise hem işler zorlaşır hem de gelirin satın alma gücü düşer.

Model

Toplam talep eğrisi neden aşağı eğimlidir?

Tek bir malın talep eğrisi, o malın fiyatı yükseldiğinde insanların başka mallara yönelmesiyle aşağı eğimlidir. Toplam talep eğrisinde ise bütün fiyatlar birlikte değişir; bu yüzden aşağı eğimin nedenleri farklıdır.

Birinci neden servet etkisidir. Fiyat düzeyi yükseldiğinde, hanelerin elindeki paranın ve mevduatın reel değeri düşer; insanlar kendilerini daha yoksul hisseder ve daha az harcar. İkinci neden faiz etkisidir. Fiyatlar yükseldiğinde insanların alışveriş için ihtiyaç duyduğu para miktarı artar; para talebi artar ve faizler yükselir. Yüksek faiz, yatırımı ve kredili tüketimi azaltır. Üçüncü neden kur etkisidir. Yurt içi fiyatlar yükseldiğinde yerli mallar yabancılar için pahalanır, yabancı mallar ise yerliler için görece ucuzlar; ihracat azalır, ithalat artar.

Toplam talebi kaydıranlar

Fiyat düzeyi dışında, harcama bileşenlerinden herhangi birini değiştiren her şey toplam talep eğrisini kaydırır. Haneler geleceğe dair iyimserleştiğinde ya da vergiler düştüğünde tüketim artar ve eğri sağa kayar. Şirketler kârlı yatırım fırsatları gördüğünde ya da faizler düştüğünde yatırım artar. Devlet harcamalarını artırdığında, eğri doğrudan sağa kayar. Ticaret ortaklarının ekonomisi büyüdüğünde ya da yerli para değer kaybettiğinde ihracat artar.

Para politikası da toplam talebi kaydırır. Merkez bankası faizi düşürdüğünde, kredi ucuzlar, yatırım ve tüketim artar ve eğri sağa kayar. Faizi yükselttiğinde tersi olur. Beklentiler de önemlidir: insanlar bir durgunluk beklediğinde harcamalarını kısar ve beklenti kendini gerçekleştirebilir.

Kısa dönem ve uzun dönem arz

Uzun dönem toplam arz eğrisi, potansiyel üretim düzeyinde dikeydir. Uzun dönemde fiyat düzeyi iki katına çıksa bile, ücretler ve öbür maliyetler de iki katına çıkar; şirketlerin reel kârı ve üretim kararları değişmez. Ekonominin ne kadar üreteceğini, fiyatlar değil, işgücü, sermaye ve teknoloji belirler.

Birkaç aylık bir ufukta tablo değişir. Ücretler çoğunlukla bir yıllık sözleşmelerle belirlenir. Fiyat düzeyi beklenmedik biçimde yükseldiğinde, şirketlerin satış fiyatları artar ama ödedikleri ücretler aynı kalır; kâr marjları genişler ve daha çok üretmeye, daha çok işçi çalıştırmaya yönelirler. Fiyatlar beklenmedik biçimde düştüğünde tersi olur. Bu yüzden kısa dönem arz eğrisi yukarı eğimlidir.

Ücretlerin neden yapışkan olduğuna dair birkaç açıklama vardır. Sözleşmeler belirli aralıklarla yenilenir. İşverenler, çalışanların motivasyonunu korumak için nominal ücretleri düşürmekten kaçınır; çalışanlar ise nominal ücret kesintisini, aynı büyüklükteki bir enflasyon kaybından çok daha adaletsiz bulur. Bazı fiyatlar da menü maliyetleri ya da müşteri ilişkileri nedeniyle seyrek değiştirilir.

Denge

Kısa dönem denge, toplam talep ile kısa dönem toplam arz eğrilerinin kesiştiği yerdedir. Bu kesişme, uzun dönem arz eğrisinin üzerindeyse ekonomi potansiyel üretiminde çalışıyordur. Solundaysa bir durgunluk, sağındaysa bir aşırı ısınma vardır.

Bir ekonominin denklemleriyle çalışalım. Toplam talep Y = 1.500 − 5 × P, kısa dönem toplam arz Y = 500 + 5 × P olsun. Potansiyel üretim 1.000'dir. Y milyar lira cinsinden reel üretim, P ise fiyat düzeyidir. Rakamlar örnektir.

Denge için 1.500 − 5 × P = 500 + 5 × P, yani 10 × P = 1.000 ve P = 100 bulunur. Üretim 1.500 − 500 = 1.000 milyar liradır; potansiyel üretime eşittir. Ekonomi hem kısa hem uzun dönem dengesindedir.

Üretim açığı, bu dengeden sapmayı tek bir sayıyla özetler. Fiili üretim 960 milyar lira, potansiyel üretim 1.000 milyar lira olsaydı, açık (960 − 1.000) ÷ 1.000 = eksi yüzde 4 olurdu. Merkez bankalarının ve maliye otoritelerinin raporlarında görülen üretim açığı tahminleri, ekonominin bu dengenin hangi tarafında durduğuna dair bir yargıdır; ama potansiyel üretim doğrudan gözlenemediği için bu tahminler sık sık revize edilir.

Çözümlü örnek — talep şoku

Birinci adım, şoku tanımla. Hanelerin güveni bir finansal çalkantıdan sonra sarsılır ve tüketim azalır. Toplam talep her fiyat düzeyinde 100 milyar lira düşer: Y = 1.400 − 5 × P.

İkinci adım, kısa dönem dengesini bul. 1.400 − 5 × P = 500 + 5 × P'den 10 × P = 900 ve P = 90 bulunur. Üretim 1.400 − 450 = 950 milyar liradır. Fiyat düzeyi yüzde 10 düşmüş, üretim potansiyelin yüzde 5 altına inmiştir. Üretim açığı eksi yüzde 5'tir ve işsizlik, arızi ve yapısal düzeyin ötesine taşar.

Üçüncü adım, uzun dönem ayarlanmasını izle. İşsizlik yüksek olduğu için, sözleşmeler yenilendikçe ücretler yavaş yavaş düşer ya da daha yavaş artar. Şirketlerin maliyetleri azalır ve kısa dönem arz eğrisi sağa kayar. Ekonomi potansiyel üretime döndüğünde, yani Y = 1.000 olduğunda, toplam talep eğrisinden 1.000 = 1.400 − 5 × P, yani P = 80 bulunur. Yeni kısa dönem arz eğrisi bu noktadan geçmelidir: Y = 600 + 5 × P.

Dördüncü adım, iki yolu karşılaştır. Ekonomi kendiliğinden potansiyel üretime döner, ama bu, ücretlerin ve fiyatların düşmesini gerektirir ve zaman alır; bu süre boyunca işsizlik yüksek kalır. Alternatif olarak devlet ya da merkez bankası toplam talebi yeniden Y = 1.500 − 5 × P düzeyine çıkarabilir; o zaman ekonomi P = 100 ve Y = 1.000 noktasına, fiyat düşüşü ve uzun bir işsizlik dönemi yaşamadan döner.

Arz şoku ve stagflasyon

Şimdi petrol fiyatlarının sıçradığını düşünelim. Şirketlerin maliyetleri her üretim düzeyinde artar ve kısa dönem arz eğrisi sola kayar: Y = 400 + 5 × P. Toplam talep ilk hâlinde, Y = 1.500 − 5 × P, kalsın.

Yeni denge 1.500 − 5 × P = 400 + 5 × P'den 10 × P = 1.100 ve P = 110 bulunur. Üretim 1.500 − 550 = 950 milyar liradır. Fiyat düzeyi yüzde 10 yükselmiş, üretim yüzde 5 düşmüştür. Ekonomi hem küçülmüş hem pahalanmıştır: bu, stagflasyondur.

Politika yapıcının ikilemi bu rakamlarla netleşir. Toplam talebi artırıp üretimi 1.000'e geri getirmek isterse, yeni arz eğrisinde 1.000 = 400 + 5 × P, yani P = 120 olur; fiyat düzeyi yüzde 20 yükselmiş olur. Toplam talebi azaltıp fiyatları 100'e geri çekmek isterse, arz eğrisinde Y = 400 + 500 = 900 olur; üretim yüzde 10 düşer. Talebi değiştirmeden beklerse, fiyatlar yüzde 10 yüksek, üretim yüzde 5 düşük kalır ve ekonominin kendiliğinden ayarlanması, yani ücretlerin düşmesi, uzun zaman alabilir.

Aşırı ısınma

Talep şokları yalnızca olumsuz olmaz. Bir kredi patlaması, büyük bir kamu harcaması programı ya da ihracat pazarlarındaki ani bir canlanma, toplam talebi potansiyel üretimin ötesine itebilir. Kısa dönemde üretim ve istihdam artar, işsizlik doğal oranın altına iner. Ama şirketler kapasitelerinin sınırına yaklaştıkça fazla mesai, acele siparişler ve yetersiz stoklar maliyetleri yükseltir. İşçi bulmak zorlaşır ve ücretler hızla artar.

Bu süreç, kısa dönem arz eğrisini zamanla yukarı iter: ücret sözleşmeleri yenilendikçe maliyetler artar ve şirketler fiyatlarını yükseltir. Sonunda üretim yeniden potansiyel düzeye döner, ama fiyat düzeyi kalıcı olarak daha yüksektir. Talebin potansiyelin ötesine itilmesinin uzun dönemdeki tek kalıcı sonucu, daha yüksek fiyatlardır. Bu, uzun dönem arz eğrisinin dikey olmasının anlamıdır.

Potansiyel üretimi değiştiren şeyler

Uzun dönem arz eğrisi sabit değildir. İşgücü büyüdüğünde, sermaye biriktiğinde, eğitim düzeyi yükseldiğinde ve teknoloji ilerlediğinde, potansiyel üretim artar ve eğri sağa kayar. Uzun dönem büyüme dersinde gördüğümüz bütün kaynaklar, bu çerçevede uzun dönem arzın kaymasıdır.

Tersi de mümkündür. Bir savaş, büyük bir doğal afet ya da uzun süren bir kriz, sermaye stokunu ve işgücünün becerilerini tahrip ederek potansiyel üretimi kalıcı olarak düşürebilir. Böyle bir durumda talebi desteklemek, ekonomiyi eski düzeyine döndüremez; yalnızca enflasyonu yükseltir. Politika yapıcının bir şokun potansiyel üretimi mi, yoksa yalnızca geçici talebi mi etkilediğini ayırt etmesi bu yüzden önemlidir.

Olumlu arz şokları

Arz şokları da her zaman olumsuz değildir. Enerji fiyatlarının düşmesi, iyi bir hasat yılı ya da üretkenliği hızla artıran bir teknoloji, kısa dönem arz eğrisini sağa kaydırır. Bu durumda üretim artar ve fiyatlar düşer ya da daha yavaş artar; iki iyi haber aynı anda gelir. 1990'ların ikinci yarısında bazı gelişmiş ekonomilerde bilgi teknolojilerinin yaygınlaşması, hızlı büyüme ile düşük enflasyonun bir arada görülmesine katkı yaptı.

Olumlu arz şokları, merkez bankaları için rahat dönemlerdir; ama onları da yanlış yorumlamak mümkündür. Düşük enflasyonu kalıcı sanıp talebi aşırı genişletmek, şok geçtiğinde enflasyonun hızla yükselmesine yol açabilir.

Beklentilerin rolü

Kısa dönem arz eğrisinin yeri, işçilerin ve şirketlerin fiyat beklentilerine bağlıdır. İşçiler gelecek yıl yüzde 10 enflasyon bekliyorsa, ücret sözleşmelerinde en az bu kadar artış ister; şirketler de fiyatlarını bu beklentiye göre belirler. Enflasyon beklentisi yükseldiğinde kısa dönem arz eğrisi yukarı kayar, ekonomide hiçbir şey değişmemiş olsa bile.

Bu yüzden bir arz şokunun kalıcı hasar bırakıp bırakmayacağı, beklentilerin nasıl tepki verdiğine bağlıdır. Petrol şokundan sonra insanlar enflasyonun kalıcı olarak yükseleceğini beklerse, ücret ve fiyat artışları birbirini izler ve geçici bir şok kalıcı bir enflasyona dönüşür. Merkez bankası güvenilirse ve beklentiler sabitse, fiyat sıçraması bir kerelik kalabilir. 1970'lerin dersi, beklentilerin gevşediği bir ortamda arz şoklarının çok daha pahalıya mal olduğudur.

Kendiliğinden düzelme mi, politika mı?

Model, ekonominin uzun dönemde potansiyel üretime döndüğünü gösterir. Ama bu dönüşün ne kadar süreceği, iktisatçılar arasında derin bir tartışmanın konusudur. Klasik gelenek, ücretlerin ve fiyatların görece hızlı ayarlandığını ve ekonominin kendi kendini düzelttiğini savunur; politika müdahaleleri ise gecikmeli etki eder ve çoğu zaman işleri daha da karıştırır.

John Maynard Keynes ise bu iyimserliğe ünlü bir cümleyle karşı çıktı: uzun dönem, güncel olaylar için yanıltıcı bir rehberdir; uzun dönemde hepimiz ölüyüz. Keynes'e ve onu izleyenlere göre ücretler aşağı doğru çok yapışkandır ve bir durgunluk, kendi hâline bırakılırsa yıllarca sürebilir. Bu sürede işini kaybedenlerin becerileri aşınır ve yatırım eksikliği potansiyel üretimi de düşürebilir. Bu yüzden talep kaynaklı durgunluklarda aktif politika gereklidir.

Bugünkü yaygın görüş iki geleneği birleştirir: talep kaynaklı bir durgunlukta talebi desteklemek genellikle yararlıdır; arz şoklarında ise dikkatli olmak, beklentileri korumak ve talebi aşırı genişletmemek gerekir.

Modelin sınırları

Bu makro çerçeve, ekonominin bütününü iki eğriye indirger. Bu sadelik, bir şokun yönünü ve politika seçeneklerini görmeyi kolaylaştırır. Ama gerçek ekonomilerde şoklar çoğu zaman aynı anda hem arzı hem talebi etkiler; salgın döneminde olduğu gibi. Ayrıca eğrilerin eğimi ve potansiyel üretimin düzeyi doğrudan gözlenemez, tahmin edilir. Model yine de iktisatçıların ve merkez bankalarının bir şoku ilk kez değerlendirirken sorduğu soruyu doğru koyar: bu şok talepten mi, arzdan mı geliyor ve beklentiler ona nasıl tepki veriyor?

Uygulama

Özet kartı

  1. Toplam talep, her fiyat düzeyinde talep edilen toplam üretimdir; servet, faiz ve kur etkileri nedeniyle aşağı eğimlidir ve harcama bileşenlerindeki değişimlerle kayar.
  2. Kısa dönem toplam arz, yapışkan ücret ve fiyatlar nedeniyle yukarı eğimlidir; uzun dönem toplam arz ise potansiyel üretim düzeyinde dikeydir.
  3. Talep şokları üretimi ve fiyatları aynı yönde, arz şokları ise ters yönde iter; olumsuz arz şoku stagflasyon yaratabilir.
  4. Ekonomi uzun dönemde ücret ve fiyatların ayarlanmasıyla potansiyel üretime döner; ama bu süreç yavaş olabilir ve talep kaynaklı durgunluklarda politika bu dönüşü hızlandırabilir.
  5. Arz şoklarında politika bir ikilemle karşılaşır: üretimi korumak enflasyonu, enflasyonu frenlemek ise işsizliği artırır; beklentilerin sabit kalması bu ikilemin maliyetini azaltır.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
Toplam talepAggregate demandHer fiyat düzeyinde talep edilen toplam mal ve hizmet
Kısa dönem toplam arzShort-run aggregate supplyÜcretler ayarlanmadan önce fiyat düzeyi ile üretim ilişkisi
Uzun dönem toplam arzLong-run aggregate supplyPotansiyel üretim düzeyinde dikey arz eğrisi
Üretim açığıOutput gapFiili üretimin potansiyel üretimden yüzde sapması
StagflasyonStagflationDurgunluk ile yüksek enflasyonun bir arada görülmesi
Yapışkan ücretlerSticky wagesÜcretlerin koşullara gecikmeyle uyum sağlaması

Kendini sına

  1. (Çıktı 1) Toplam talep eğrisinin aşağı eğimli olmasının üç nedenini açıkla.
  2. (Çıktı 2) Talep şoku ile arz şoku, üretim ve fiyat düzeyi üzerinde nasıl farklı etkiler yaratır? Birer örnek ver.
  3. (Çıktı 3) Modeldeki ekonomide devlet harcamaları artar ve toplam talep Y = 1.600 − 5 × P olur. Kısa dönem denge fiyat düzeyini, üretimi ve üretim açığını hesapla.
  4. (Çıktı 3) Aynı ekonomide uzun dönemde üretim potansiyele döndüğünde fiyat düzeyi ne olur? Kısa dönem arz eğrisi nasıl kaymalıdır?
  5. (Çıktı 3) Arz şoku örneğinde kısa dönem arz Y = 450 + 5 × P olsaydı, fiyat düzeyi ve üretim ne olurdu?
  6. (Çıktı 4) 1970'lerin enflasyonunu arz şokunu vurgulayan ve para politikasını vurgulayan görüşler nasıl farklı açıklar? Bir durgunlukta kendiliğinden düzelmeyi beklemek ile müdahale etmek arasındaki tercihi tartış.

Cevaplar

  1. Servet etkisi: fiyatlar yükseldiğinde paranın reel değeri düşer ve haneler daha az harcar. Faiz etkisi: fiyatlar yükseldiğinde para talebi ve faizler artar, yatırım ve kredili tüketim azalır. Kur etkisi: yurt içi fiyatlar yükseldiğinde yerli mallar yabancılar için pahalanır, ihracat azalır ve ithalat artar.
  2. Talep şoku üretimi ve fiyatları aynı yönde iter: bir tüketim patlaması ikisini birden artırır, bir güven kaybı ikisini birden düşürür. Arz şoku ise ters yönde iter: bir petrol fiyatı sıçraması üretimi düşürürken fiyatları yükseltir; bir teknoloji atılımı üretimi artırırken fiyatları düşürür.
  3. 1.600 − 5 × P = 500 + 5 × P'den P = 110, üretim 1.600 − 550 = 1.050. Üretim açığı (1.050 − 1.000) ÷ 1.000 = artı yüzde 5; ekonomi aşırı ısınmıştır.
  4. Uzun dönemde Y = 1.000 olduğunda talep eğrisinden 1.000 = 1.600 − 5 × P, yani P = 120. İşsizlik doğal oranın altında olduğu için ücretler yükselir ve kısa dönem arz eğrisi sola kayar; yeni eğri (120; 1.000) noktasından geçmelidir: Y = 400 + 5 × P.
  5. 1.500 − 5 × P = 450 + 5 × P'den P = 105, üretim 1.500 − 525 = 975. Fiyat düzeyi yüzde 5 yükselir, üretim yüzde 2,5 düşer.
  6. Arz şokunu vurgulayan görüş, petrol fiyatlarındaki sıçramanın gerçek bir maliyet yarattığını ve politikanın yalnızca bu maliyetin enflasyon mu işsizlik mi olarak ödeneceğini seçebileceğini savunur. Para politikasını vurgulayan görüş, enflasyonun şoktan önce başladığını ve merkez bankasının şoklara uyum sağlayarak onu kalıcılaştırdığını savunur. Kendiliğinden düzelmeyi savunanlar ücret ve fiyatların ayarlandığını ve politikanın gecikmeli etki ettiğini vurgular; müdahaleyi savunanlar ise ücretlerin aşağı doğru yapışkan olduğunu ve uzun bir durgunluğun kalıcı hasar bırakabileceğini vurgular.

İleri okuma

  • Federal Reserve History, «Oil Shock of 1973–74». Ambargonun kronolojisi ve fiyat etkileri.
  • Alan S. Blinder (1979). Economic Policy and the Great Stagflation. Academic Press. 1970'lerin stagflasyonunun arz şokları açısından çözümlenmesi.
  • John Maynard Keynes (1923). A Tract on Monetary Reform. Macmillan. «Uzun dönemde hepimiz ölüyüz» sözünün geçtiği kitap.
  • Olivier Blanchard, Jordi Galí (2007). «The Macroeconomic Effects of Oil Price Shocks: Why Are the 2000s So Different from the 1970s?». NBER Working Paper 13368. Petrol şoklarının etkisinin neden zamanla küçüldüğüne dair karşılaştırma.

Sonraki derse köprü

Bu derste talep kaynaklı bir durgunlukta toplam talebi desteklemenin, ekonominin potansiyel üretime dönüşünü hızlandırabileceğini gördük. Devletin bunun için elindeki araçlar, harcamaları ve vergilerdir. Devlet bir lira fazladan harcadığında toplam talep bir liradan fazla mı artar, az mı? Vergi indirimi ile kamu harcaması aynı etkiyi yaratır mı? Bütçe açıkları ve kamu borcu bu kararları nasıl sınırlar? Maliye politikasını sıradaki ders açıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • Açılış: bir grafiğin iki ekseni; bir yanda işsizlik, öbür yanda enflasyon. İki çizgi aynı anda yükselir. Bir 1960'lar ders kitabı sayfası bu görüntüyle çelişir.
  • Hikâye: bir benzin istasyonunun önünde uzun bir araç kuyruğu; pompa tabelasında fiyat yükselir. Bir fabrika kapısı kapanır, bir market etiketi değişir.
  • Kavram: aşağı eğimli bir talep eğrisi, yukarı eğimli bir kısa dönem arz eğrisi ve dikey bir uzun dönem arz çizgisi. Üçünün kesiştiği noktada bir işaret.
  • Veri ve kanıt: arz eğrisi sola kayar; kesişme noktası sola ve yukarı hareket eder. Yanında iki yol ayrımı: biri daha yüksek fiyat, öbürü daha düşük üretim.
  • Neden önemli: bir döviz tabelası ve bir ithal hammadde faturası; ardından bir talep eğrisi ve bir arz eğrisi, ikisi de aynı anda kıpırdar.

Seslendirme ne kendiliğinden düzelmeyi ne aktif müdahaleyi tek doğru olarak sunar; şokun türüne göre politikanın nasıl değiştiğini gösterir.

Kısa kesit

Dikey, elli saniyelik. Seslendirme: «İşsizlik de enflasyon da aynı anda artabilir mi?» Bir benzin kuyruğu, kapanan bir fabrika, yükselen bir fiyat etiketi. Kapanışta: «Evet. Şok arzdan geldiğinde.»