Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Gılgamış anlatısı kil tabletlerle bize ulaştı. Jastrow ile Clay'e göre son biçimi on iki tablet, yaklaşık üç bin altı yüz satırdır; tabletlerin çoğu Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinden gelir, Layard 1854'te kazmış, parçaları başta George Smith ayıklamıştır.
- Destan tek bir metin değil, katmanlı bir gelenektir: Sümerce ve Akadca versiyonlar, Hammurabi çağına uzanan Eski Babil tabletleri, sonradan eklenen tufan bölümü ve on ikinci tablet. Jastrow'a göre tapınak okulları eski halk hikâyesine dersler ekledi.
- İlk yarıda Gılgamış ile Enkidu'nun dostluğu ve Huwawa'ya karşı sefer vardır; ölüme verilen cevap şandır: düşersem adım kalır. Enkidu'nun ölümüyle Gılgamış bedenin kendisini kurtarmak ister.
- Gılgamış Utnapiştim'e ulaşır; ölümsüzlük bir istisnadır, gençlik otu da bir yılana kaptırılır ve kahraman eli boş döner. Sabitum'un öğüdü şanın yerine gündelik hayatın sevincini koyar.
- Melih Cevdet Anday'ın Ölümsüzlük Ardında Gılgamış kitabı (1981) destanı dört şiirde yeniden yazar. Yeşilyurt bu şiirleri kahramanın yolculuğu modeliyle okur ve kralın ödülünün otu değil, arayışın boşuna olduğunu anlamak olduğunu söyler; Anday'ın kralına göre aramak yine de yaşamanın koşuludur.
Kazanımlar
- Gılgamış anlatısının kil tabletlerden nasıl toplandığını ve tek bir metin değil, yüzyıllar içinde katmanlaşmış bir gelenek olduğunu açıklayabilir.
- Destanın iki büyük hareketini, Enkidu ile kurulan dostluğu ve Enkidu'nun ölümünden sonra başlayan ölümsüzlük yolculuğunu olay sırasıyla özetleyebilir.
- Destanın ölüme verdiği cevapları, şan, gündelik hayatın sevinci ve bilgiyle dönüş olarak karşılaştırıp değerlendirebilir.
- Eski Babil tabletlerinden iki bölümü ve Melih Cevdet Anday'ın Ölümsüzlük Ardında Gılgamış şiirlerinden dizeleri yakından okuyabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1902, Bağdat. Bruno Meissner adlı bir Alman bilgin, bir antikacı dükkânında kırık bir kil tablet görür ve satın alır. Tablet Berlin'e gider. Üzerindeki çivi yazısı okunduğunda, dükkândan çıkan bu parçanın içinde bir konuşma bulunur.
Deniz kıyısında yaşayan bir kadın, yollara düşmüş bir krala seslenir: neden koşup duruyorsun? Aradığın hayatı bulamayacaksın. Kral, dostunu kaybetmiştir ve ölmekten korkmaktadır. Kadının cevabı bir teselli değil, bir öğüttür.
Büyük soru
Kralın adı Gılgamış'tır ve hikâyesi, bugün elimizde bulunan en eski büyük anlatılardan biridir. Peki aradığını bulamayan, sonunda eli boş eve dönen bir kahramanın hikâyesini insanlar neden binlerce yıl boyunca yeniden yazdı? Ve bu hikâye ölüme hangi cevabı verir: kahramanca bir ad bırakmayı mı, gündelik hayatın küçük sevincini mi, yoksa bambaşka bir şeyi mi?
Bağlam
Gılgamış'ı bugün bir kitap olarak okuyoruz, ama o uzun süre bir kitap değildi. Morris Jastrow ile Albert T. Clay'in 1920'de yayımladığı çalışmaya göre destanın son biçimi on iki tablete yayılır; her tablet altı sütun, her sütun yaklaşık elli satırdır. Toplam aşağı yukarı üç bin altı yüz satır eder. Bu tabletlerin çoğu, Asur kralı Asurbanipal'in Ninova'daki sarayında topladığı büyük kütüphaneden gelir. Layard 1854'te bu kalıntıları kazar; parçaları British Museum'a taşınan yaklaşık otuz bin tablet ve kırıntı arasından sabırla ayıklayan kişi ise başta George Smith'tir. Jastrow'a göre 1920'de bu toplamın ancak yarısından biraz fazlası bulunabilmişti.
Asurbanipal'in kütüphanesindeki metin geç bir kopyadır. Jastrow'a göre çok daha eski bir aslına dayanır ve anlatının kökleri Hammurabi çağından da öteye, MÖ 2000'den eskiye uzanır. Meissner'in Bağdat'ta bulduğu tablet bunun kanıtlarındandır. Yusuf Kılıç ile Elvan Eser'e göre destanın Sümerce ve Akadca iki ayrı versiyonu vardır; Gılgamış adı Sümer kral listesinde de Uruk krallarından biri olarak geçer.
Ana anlatı — Uruk'un kralı ve yabandan gelen dost
Anlatı bir sorunla açılır. Jastrow'un özetine göre Gılgamış Uruk'u boyunduruğu altına almış, buyurgan bir kraldır; halk onun baskısından bunalınca tanrılara yakarır. Cevap olarak bozkırda, hayvanlarla birlikte yaşayan yabanıl bir adam yaratılır: Enkidu. Bir kadın Enkidu'yu şehrin kıyısına getirir, orada Enkidu ekmekle, giysiyle, insanlarla tanışır. Sonra iki güçlü adam Uruk sokaklarında karşılaşır ve güreşir.
Güreşten bir dostluk doğar. Kral artık yalnız değildir. İkisi birlikte büyük bir işe girişmek ister: dağdaki sedir ormanının korkunç bekçisi Huwawa'yı yenmek. Eski Babil tabletlerinde Enkidu arkadaşını vazgeçirmeye çalışır; ormanda duyduğu kükremeyi, bekçinin ateş saçan ağzını anlatır. Gılgamış ise geri adım atmaz ve Enkidu'yu korkaklıkla suçlar.
Bu ilk yarıda ölüm bir soyutlamadır. Gılgamış ondan korkmaz, çünkü onu başkasının başına gelecek bir şey sanır. Şan, kahramana bir çeşit ölümsüzlük vaat eder: adın sürerse, sen de bir anlamda sürersin.
Ana anlatı — Enkidu'nun ölümü ve uzun yol
Sonra Enkidu ölür. Kılıç ile Eser'in aktardığına göre Gılgamış bu ölümden derinden sarsılır ve korku onu da sarar: bir gün kendisi de dostu gibi uyuyacak ve bir daha uyanmayacak mıdır? Şan artık yetmez. Gılgamış bedenin kendisini kurtarmak ister.
Tufandan sağ kurtulan ve tanrıların ölümsüzlük bağışladığı tek insanı, Utnapiştim'i bulmak için yola çıkar. Yol uzundur ve engellerle doludur. Kılıç ile Eser'e göre bir akrep-adam ona, ölümlü hiçbir insanın o karanlık dağa girmediğini söyler. Deniz kıyısında Siduri, Eski Babil tabletindeki adıyla Sabitum, ona aradığını bulamayacağını söyler ve yine de kayıkçı Urşanabi'nin yolunu gösterir. Gılgamış ölüm sularını geçer ve Utnapiştim'e varır.
Utnapiştim'in hikâyesi bir istisnanın hikâyesidir. Ölümsüzlük ona tanrıların özel bir kararıyla verilmiştir; tekrarlanabilir bir yol değildir. Kılıç ile Eser'e göre Utnapiştim, karısının isteği üzerine Gılgamış'a son bir şey açıklar: denizin dibinde, ölümsüzlük vermese de yiyenin gençliğini geri getiren bir ot vardır. Gılgamış ayaklarına taş bağlar, dibe dalar ve otu koparır. Ama Uruk'a dönerken bir pınarda yıkanır; otun kokusunu alan bir yılan gelip onu kapar ve deri değiştirerek gençleşir. Gılgamış eli boş döner.
Yaygın yanlış«Gılgamış Destanı, tek bir yazarın bir oturuşta yazdığı tek bir metindir.»
Kaynaklar başka bir tablo gösterir. Kılıç ile Eser'e göre Sümerce ve Akadca iki versiyon vardır; Jastrow'a göre Ninova'daki metin çok daha eski bir aslın geç kopyasıdır, tufan bölümü başka bir anlatıdan alınmıştır ve on ikinci tablet, on birinci tablette Uruk'a dönüşle kapanan serüvene sonradan eklenmiş bir ek gibi durur. Jastrow, tapınak okullarının bu eski halk hikâyesine dinî ve ahlaki dersler eklediğini de düşünür. Elimizdeki destan, yüzyıllar boyunca birçok elden geçmiş bir gelenektir.
Ana anlatı — Bir Türk şairinin Gılgamış'ı
Gılgamış'ın hikâyesi Türkçede de yeniden yazıldı. Melih Cevdet Anday'ın Ölümsüzlük Ardında Gılgamış adlı şiir kitabı TEİS'e göre 1981'de Adam Yayınları'ndan çıkar. Türkan Yeşilyurt'a göre kitabın kendisiyle aynı adı taşıyan son bölümünde dört şiir vardır: «Güneşe Yakarı», «Uygar ile Yabanıl», «Orman ile Düzen» ve «Ölüm ile Ölümsüzlük». Başlıklar destanın akışını izler: Uruk, Enkidu, sedir ormanı ve ölümsüzlük arayışı.
Yeşilyurt bu şiirleri Joseph Campbell'in 1949'da ortaya koyduğu kahraman modelinden Christopher Vogler'in uyarladığı on iki aşamalı bir şema üzerinden okur: sıradan dünya, maceraya çağrı, çağrının reddi, rehberle karşılaşma, eşiği geçiş, sınavlar, mağaranın derinliği, çile, ödül, dönüş yolu, diriliş ve iksirle dönüş.
Bu model bir mercektir, şiirin kendi programı değil. Campbell'in düşüncesi farklı kültürlerin mitlerinde ortak bir yapı arar; böyle bir merceğin, her mitin kendine özgü ayrıntısını ortak şemaya bastırma riski de vardır. Yeşilyurt'un okumasının ilginç sonucu ise şudur: Anday'ın Gılgamış'ında kahramanın ödülü gençlik otu değildir. Ödül, ölümsüzlük arayışının boşuna olduğunu anlamasıdır. Uruk'tan yola çıkan Gılgamış ile Uruk'a dönen Gılgamış, Yeşilyurt'un deyişiyle başka başkadır.
Türk okur destana başka kapılardan da girebilir. Muzaffer Ramazanoğlu'nun çevirisi Gılgamış Destanı adıyla Millî Eğitim Bakanlığı yayınları arasında basılmıştır; Muazzez İlmiye Çığ ise Gilgameş: Tarihte İlk Kral Kahraman adlı kitabında hikâyeyi Sümerolog gözüyle anlatır.
Metin anı
Önce Eski Babil'in Yale tabletinden, Huwawa'ya karşı yola çıkmadan önce Gılgamış'ın Enkidu'ya söyledikleri:
Korkulacak ne varsa,
sen, doğrusu, ölümden korkuyorsun.
Yiğitliğinde güç kalmamış.
Senin önünden ben gideceğim.
Düşersem, adımı kurmuş olurum.
Sonra Meissner'in Bağdat'ta bulduğu tabletten, deniz kıyısındaki Sabitum'un Gılgamış'a cevabı:
Neden koşup durursun, ey Gılgamış?
Aradığın hayatı bulamayacaksın.
Tanrılar insanı yarattığında
ölümü insana pay ettiler,
hayatı kendi ellerinde tuttular.
Sen, ey Gılgamış, doyur karnını,
gece gündüz sevin.
Giysilerin temiz olsun,
elini tutan küçüğe iyi bak,
koynundaki kadın sevinsin.
Son olarak Anday'dan, Uruk'a dönen kralın kayıkçıya söyledikleri, Yeşilyurt'un aktarımıyla:
Ölümsüzlüğü aramışım, laf, nasıl yaşardım
Aramasam
Yale tabletindeki sözler destanın ilk cevabını verir. Gılgamış ölümü göze alır, çünkü düşse bile adı kalacaktır. «Adımı kurmak» bir yapı dikmek gibidir: kahraman kendi anıtını yapmaktadır. Bu satırlarda korku yalnızca Enkidu'ya aittir; Gılgamış henüz ölümün kendisine de dokunabileceğini düşünmez.
Sabitum'un konuşması ikinci cevabı verir ve birincisinden çok farklıdır. Önce kapıyı kapatır: hayat tanrıların elindedir. Sonra bir liste açar ve listedeki her şey küçüktür: karın doyurmak, temiz giysi, bir çocuğun eli, bir eşin sevinci. Jastrow bu öğüdü Kitab-ı Mukaddes'teki Vaiz kitabının düşüncesine benzetir ve eski bir halk hikâyesine sonradan eklenmiş bir ders olarak okur. Kahramanca adın yerine sıradan hayatın kendisi konmuştur.
Anday'ın dizeleri üçüncü bir yol açar. «Laf» sözcüğü ölümsüzlüğü boş bir söze indirir; ama hemen ardından gelen soru, aramanın kendisini yaşamanın koşulu yapar. Anday'ın kralı ne şanda ne de Sabitum'un sofrasında durur. Aradığını bulamamıştır, ama aramasaydı yaşamış sayılmayacaktır.
Cevap ve bağlantı
Gılgamış'ın hikâyesini insanlar neden yeniden yazdı? Belki de hikâye tek bir cevap vermediği için. Destanın içinde en az iki ses vardır: önce adını ölümsüz kılmak isteyen kahraman, sonra ona sofrayı, çocuğu ve eşi gösteren kıyıdaki kadın. Jastrow'a göre bu seslerden bazıları farklı dönemlerde, farklı ellerle eklenmiştir. Anday gibi sonraki okurlar da kendi cevaplarını ekledi.
Destan ölüme hangi cevabı verir? Tek bir cevabı yoktur ve bu bir eksiklik değildir. Kahraman eli boş döner, ama Yeşilyurt'un okumasında dönen kral giden kralla aynı kişi değildir. Ölümsüzlük bulunmaz; bulunan, ölümlü olduğunu bilen bir insanın Uruk'un duvarlarına yeniden bakışıdır.
Kapanış kancası
Gılgamış'ın tabletleri bize destanın tek bir yazarın eseri olmadığını, yüzyıllar içinde katman katman biriktiğini gösterdi. Aynı soru Yunanistan'ın en ünlü iki destanı için de sorulur. İlyada ile Odysseia'yı Homeros adlı tek bir şair mi yazdı, yoksa bu ad kuşaklar boyu ağızdan ağıza aktarılan bir geleneğin üzerine sonradan konmuş bir etiket mi?
Özet kartı
- Gılgamış anlatısı kil tabletlerle bize ulaştı. Jastrow ile Clay'e göre son biçimi on iki tablet, yaklaşık üç bin altı yüz satırdır; tabletlerin çoğu Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinden gelir, Layard 1854'te kazmış, parçaları başta George Smith ayıklamıştır.
- Destan tek bir metin değil, katmanlı bir gelenektir: Sümerce ve Akadca versiyonlar, Hammurabi çağına uzanan Eski Babil tabletleri, sonradan eklenen tufan bölümü ve on ikinci tablet. Jastrow'a göre tapınak okulları eski halk hikâyesine dersler ekledi.
- İlk yarıda Gılgamış ile Enkidu'nun dostluğu ve Huwawa'ya karşı sefer vardır; ölüme verilen cevap şandır: düşersem adım kalır. Enkidu'nun ölümüyle Gılgamış bedenin kendisini kurtarmak ister.
- Gılgamış Utnapiştim'e ulaşır; ölümsüzlük bir istisnadır, gençlik otu da bir yılana kaptırılır ve kahraman eli boş döner. Sabitum'un öğüdü şanın yerine gündelik hayatın sevincini koyar.
- Melih Cevdet Anday'ın Ölümsüzlük Ardında Gılgamış kitabı (1981) destanı dört şiirde yeniden yazar. Yeşilyurt bu şiirleri kahramanın yolculuğu modeliyle okur ve kralın ödülünün otu değil, arayışın boşuna olduğunu anlamak olduğunu söyler; Anday'ın kralına göre aramak yine de yaşamanın koşuludur.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Destan | Epic | Olağanüstü bir kahramanın serüvenlerini geniş ölçekte, çoğu zaman şiirle anlatan uzun anlatı |
| Kil tablet | Clay tablet | Yaş kile kamış kalemle çivi yazısı bastırılarak yazılan Mezopotamya levhası |
| Şan | Fame, name | Kahramanın ölümünden sonra da anılmasını sağlayan ün ve ad |
| Tufan anlatısı | Flood narrative | Tanrıların insanlığı selle yok ettiği ve seçilmiş birinin kurtulduğu hikâye |
| Kahramanın yolculuğu | Hero's journey | Kahramanın ayrılış, sınavlar ve değişmiş dönüşten geçtiği, Campbell'den Vogler'in uyarladığı anlatı modeli |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Gılgamış anlatısı bize nasıl ulaştı? Ninova'daki tabletler, Meissner'in tableti ve Sümerce ile Akadca versiyonlar destanın tek bir metin olmadığını nasıl gösterir?
- (Kazanım 2) Destanın ilk yarısında Gılgamış ile Enkidu'yu bir araya getiren ve birlikte giriştikleri iş nedir? Enkidu'nun ölümü kahramanın arayışını nasıl değiştirir?
- (Kazanım 2) Gılgamış'ın Utnapiştim'e ulaşma yolculuğunu ve gençlik otunun kaybını olay sırasıyla özetleyin.
- (Kazanım 3) Destanın ölüme verdiği cevapları, şan ile gündelik hayatın sevinci olarak karşılaştırın. Yeşilyurt'un okumasında Anday'ın kralı hangi cevaba ulaşır?
- (Kazanım 4) Yale tabletindeki sözleri, Sabitum'un konuşmasını ve Anday'ın dizelerini ölüme bakış bakımından yakından okuyun.
Cevaplar
- Anlatı kil tabletlerin kırık parçalarından birleştirildi. Tabletlerin çoğu Asurbanipal'in Ninova'daki kütüphanesinden gelir; Layard 1854'te kazmış, parçaları başta George Smith ayıklamıştır. Jastrow'a göre Ninova metni çok daha eski bir aslın geç kopyasıdır; Meissner'in 1902'de Bağdat'ta satın aldığı Hammurabi çağından kalma tablet bunun kanıtlarındandır. Kılıç ile Eser'e göre destanın Sümerce ve Akadca iki versiyonu vardır. Tufan bölümünün başka bir anlatıdan alınması ve on ikinci tabletin sonradan eklenmiş görünmesi de metnin katmanlı olduğunu gösterir.
- Gılgamış Uruk'u baskı altına alan bir kraldır; halkın yakarışı üzerine yabanıl Enkidu yaratılır, şehre getirilir ve Gılgamış'la güreşir. Güreşten dostluk doğar ve ikisi sedir ormanının bekçisi Huwawa'yı yenmeye girişir. Bu yarıda Gılgamış düşse bile adının kalacağını söyler. Enkidu ölünce Gılgamış kendi ölümünden korkmaya başlar; şan artık yetmez ve bedeni kurtaracak ölümsüzlüğü arar.
- Gılgamış, tufandan kurtulup tanrılardan ölümsüzlük almış Utnapiştim'i bulmak için yola çıkar. Akrep-adam ölümlü hiç kimsenin karanlık dağa girmediğini söyler; kıyıda Siduri, yani Sabitum, aradığını bulamayacağını söyler ama kayıkçı Urşanabi'nin yolunu gösterir. Gılgamış ölüm sularını geçip Utnapiştim'e varır. Utnapiştim, karısının isteği üzerine denizin dibindeki gençlik otunu açıklar. Gılgamış ayağına taş bağlayıp dalar, otu koparır; dönüşte bir pınarda yıkanırken bir yılan otu kapar ve deri değiştirir. Gılgamış Uruk'a eli boş döner.
- Şan cevabı, bedenin ölümünü kabul edip adın yaşamasını ister: Gılgamış düşse bile adını kuracağını söyler. Sabitum'un cevabı ise ölümsüzlüğün insana verilmediğini kabul edip gündelik hayatın sevincini, yemeği, temizliği, çocuğu ve eşi gösterir; Jastrow bu öğüdü Vaiz kitabına benzetir. Yeşilyurt'a göre Anday'ın kralının ödülü gençlik otu değil, ölümsüzlük arayışının boşuna olduğunu anlamaktır; Uruk'a dönen kral giden kralla aynı değildir.
- Yale tabletinde Gılgamış Enkidu'yu ölüm korkusuyla suçlar ve düşerse adını kuracağını söyler; «adımı kurmak» bir anıt dikmek gibidir ve korku yalnız Enkidu'ya aittir. Sabitum önce kapıyı kapatır, hayatın tanrıların elinde olduğunu söyler; sonra karın doyurmak, temiz giysi, çocuğun eli ve eşin sevinci gibi küçük şeyleri sıralar ve kahramanca adın yerine sıradan hayatı koyar. Anday'ın dizelerinde «laf» ölümsüzlüğü boş bir söze indirir, ardından gelen «nasıl yaşardım aramasam» sorusu ise aramanın kendisini yaşamanın koşulu yapar.
Okuma
- Gılgamış Destanı, çev. Muzaffer Ramazanoğlu (Millî Eğitim Bakanlığı Yayınları).
- Muazzez İlmiye Çığ, Gilgameş: Tarihte İlk Kral Kahraman (Kaynak Yayınları).
- Melih Cevdet Anday, Ölümsüzlük Ardında Gılgamış (1981); şiirler Anday'ın toplu şiirleri Sözcükler içinde de yer alır.
- Türkan Yeşilyurt, «Melih Cevdet Anday'ın Ölümsüzlük Ardında Gılgamış Başlıklı Şiirlerinde Kahramanın Yolculuğu» (2022).
- Destanın bir çevirisinde Enkidu'nun ölümünden sonraki bölümü okuyun. Gılgamış'ın yolda karşılaştığı her kişi ona ne söyler? Bu sözlerden hangisi size en çok cevap gibi, hangisi en çok soru gibi geliyor?