İçeriğe geç

Ünite EDB-210-03 · Seviye 2A — Türk Edebiyatı Tarihi

Reşat Nuri ve Halide Edib

EDB-210 Cumhuriyet Dönemi I (1923–1950)

2.627 kelime · yaklaşık 12 dakika okuma · anlatım 13 dk

  • idealist öğretmen tipi
  • eril özne
  • öğretmen-anne özdeşliği
  • feminist edebiyat eleştirisi
  • melodram
Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Reşat Nuri (1889-1956) uzun yıllar öğretmenlik ve müfettişlik yaptı; Çelik'e göre Anadolu'nun hemen her bölgesine eserlerinde yer verdi. Çalıkuşu 1921'de Vakit'te tefrika edildi, 1922'de kitap oldu ve en çok basılan romanlar arasına girdi. Çelik romanların sevilmesini merhamet ve şefkate bağlar, melodramatik unsurlara ve tesadüflere de dikkat çeker.
  2. Terzi Eskin'e göre Feride Anadolu'ya nişanlısı Kâmran'ın ihanetinden kaçmak için gider; karşılaştığı erkekler onu kadınlığı üzerinden değerlendirir. Roman bürokrasiyi, eğitim sistemini, kadının yerini ve batıl inançları eleştirir.
  3. Aliye yola kendi idealiyle, «Anadolu'da çalışınız» telkiniyle çıkar; Kul'a göre Tosun'la birlikte Millî Mücadele'nin eğitim ve askerî cephelerini temsil eder. Hacı Fettah'ın kışkırttığı bir kalabalık onu «Vurun kahpeye!» sesleri arasında linç eder. Enginün romanda din adamlarının şahsında dinin kötülendiğini söyler; Kul romanda olumlu bir din adamı tipinin de bulunduğunu hatırlatır.
  4. Terzi Eskin'e göre kadın öğretmenler meslekleri ne olursa olsun erkek kahramanların öğrencisi olarak kalır; öğretmen-anne özdeşliği onları «milletin anası» yapar. Aliye bu yörüngeden daha çok uzaklaşır ama kendini bir erkeğin sözü için feda ettiği için tümüyle kurtulamaz.
  5. Seçilen parçalarda Feride'nin sevinci Kâmran'a bir hitaba dönüşür, Doktor Hayrullah kadına «hocalık ve analık» görevini birlikte verir, Aliye son sözlerinde kendini linç eden kasabanın çocuklarına ışık olmayı vaat eder.

Kazanımlar

  • Reşat Nuri Güntekin'in öğretmenlik ve müfettişlik yıllarının Anadolu'yu anlatan romanlarına nasıl malzeme olduğunu ve Çalıkuşu'nun yayımlanışını açıklayabilir.
  • Çalıkuşu'nun Feride'si ile Vurun Kahpeye'nin Aliye'sini, Anadolu'ya gidiş nedenleri, karşılaştıkları engeller ve kaderleri bakımından karşılaştırabilir.
  • İki romana dair farklı okumaları — feminist edebiyat eleştirisinin eril özne tezi, Millî Mücadele'nin eğitim cephesi okuması, merhamet ve melodram vurgusu — tartışabilir.
  • Seçilen kısa parçalarda iki kadın öğretmenin kendini nasıl tanımladığını ve başkalarınca nasıl tanımlandığını okuyabilir.

Video metni

Soğuk açılış

İstanbul, 1920'lerin başı. Maarif'in koridorlarında iş bekleyen genç kadın öğretmenler vardır. Çoğu taşraya gitmekten vebadan kaçar gibi kaçar; İstanbul'da bir yer bulmak için her şeye katlanır.

İki roman bu koridorlardan birer genç kadını Anadolu'ya gönderir. Birincisi nişanlısının ihanetinden kaçar. İkincisi okulun son yılında duyduğu bir cümleyi hayatının amacı yapar: «Anadolu'da çalışınız.»

Birincinin adı Feride'dir, ikincininki Aliye. Birinciyi bir erkek, Reşat Nuri Güntekin yazmıştır; ikinciyi bir kadın, Halide Edib.

Büyük soru

Yaban'ın köyünü tek kollu bir yedek subayın defterinden okumuştuk. Bu kez Anadolu'ya giden iki kadın öğretmendir. Bu kadın öğretmenler kendi hikâyelerinin öznesi midir, yoksa yazarların, erkek kahramanların ve dönemin ideallerinin çizdiği bir yörüngede mi dolaşırlar? Ve bir kadın yazarın kalemi bu yörüngeyi değiştirir mi?

Bağlam

Hüseyin Çelik'in ansiklopedi maddesine göre Reşat Nuri 1889'da İstanbul'da doğar, Dârülfünun Edebiyat Şubesi'ni bitirir, Bursa'da ve İstanbul'da uzun yıllar öğretmenlik ve idarecilik yapar; 1927'de Maarif müfettişi olur. Çelik'e göre çocukluğunda babasının memuriyeti, sonra öğretmenlik ve müfettişlik yılları ona Anadolu şehir ve kasabalarını yakından tanıtır; bunlar roman ve hikâyelerinin zengin malzemesini oluşturur. 1956'da ölür.

Berna Terzi Eskin'e göre Çalıkuşu 1921'in ağustosundan aralığına kadar Vakit gazetesinde tefrika edilir; Çelik'e göre 1922'de kitap olur ve o tarihten bu yana en çok basılan romanlar arasındadır. Vurun Kahpeye ise Terzi Eskin'in Enginün'den aktardığına göre Aralık 1923 ile Ocak 1924 arasında Akşam'da tefrika edilir ve 1926'da kitap olur.

Halide Edib'in hayatını Ateşten Gömlek ile görmüştük; Enginün'e göre onun kadın kahramanları, erkeklerinden hep daha canlıdır.

Ana anlatı — Anadolu'da bir çalıkuşu

Terzi Eskin'e göre Çalıkuşu, popüler hafızada idealist bir köy öğretmeninin maceraları olarak yer eder. Ama ona göre romanın genelinde mesleki bir idealizm kendini göstermez; anlatılan, şehirden taşraya giden genç bir öğretmenin yaşadığı Anadolu hayatıdır.

Feride'nin yola çıkışı bir aşk hikâyesine bağlıdır. Terzi Eskin'e göre evlenmelerine iki gün kala nişanlısı Kâmran'ın kendisini aldattığını öğrenen Feride şehri terk eder ve Anadolu'da öğretmenlik yapmaya karar verir. İstanbul'da bir okulda Fransızca öğretmenliği teklif edildiğinde bunu reddeder; mutlaka vilayetlerden birine gitmek zorunda olduğunu söyler. Terzi Eskin'e göre bu zorunluluk vatana hizmet arzusundan değil, Kâmran'ın bulunduğu yerlerden uzak durma isteğinden doğar.

Anadolu'da Feride'yi bekleyen şey, çoğunluğu erkek olan bir dünyadır. Terzi Eskin'e göre hademeden müdüre, muhtardan zabite kadar karşılaştığı erkekler onu kadınlığı üzerinden değerlendirir; biri ona hocalıkta başarılı olamayacağını, olsa olsa iyi bir terzi olabileceğini söyler. Çelik'e göre de roman, Feride'nin kişisel macerası çevresinde dönemin bürokrasisini, eğitim sistemini, kadının toplumdaki yerini ve batıl inançları eleştirir.

Çelik'e göre Çalıkuşu başta olmak üzere romanların hemen her dönemde sevilmesi, sevgi, merhamet ve şefkat duygularıyla işlenmiş olmalarındandır. Çelik aynı yazarın merhamet uyandırmak için sık sık melodramatik unsurlara ve olağanüstü tesadüflere başvurduğunu da not eder.

Ana anlatı — «Anadolu'da çalışınız»

Vurun Kahpeye'nin Aliye'si başka bir yerden yola çıkar. Terzi Eskin'e göre Aliye yolculuğuna bir aşkın ya da bir erkeğin rehberliğiyle değil, kendi içsel hazırlığıyla başlar; onda öğretmenlik fikrini uyandıran da yine bir kadın öğretmendir. Kul'a göre annesini ve yüzbaşı babasını küçük yaşta kaybeden Aliye, Dârülmuallimât'ı bitirdikten sonra kimsenin gitmek istemediği bir kasaba okuluna gider.

Kul'a göre Aliye öğrencilerine marşlar söyletip ellerinde bayraklarla dolaştırarak Kuvâ-yı Milliye yanlısı olduğunu belli eder; Hacı Fettah Efendi ise cuma namazı çıkışında Kuvâ-yı Milliye aleyhine vaaz verir ve halkı, erkeklerin arasında yüzü açık şarkılar söyleyerek dolaştığını söylediği Aliye'ye karşı kışkırtır. Aliye, Kuvâ-yı Milliye yüzbaşısı Tosun Bey'le nişanlanır. Kul'a göre bu ikili, Millî Mücadele'nin birbirini tamamlayan iki yüzünün özneleridir: Tosun askerî cephede, Aliye eğitim cephesinde savaşır.

Son acımasızdır. Kasaba işgal edilir; Terzi Eskin'e göre Aliye, Tosun'un verdiği sözü tutabilmesine yardım etmek için kendini feda eder ve işgal komutanı Damyanos'un evine gider. Kul'un özetine göre işgal sona ererken Hacı Fettah, kasabanın «namusunu kirleten» kadınların temizlenmesi gerektiğini söyler ve Aliye'yi tekbirler ve «Vurun kahpeye!» sesleri arasında linç ettirir. Kul'a göre bir ay sonra gelen İstiklâl Mahkemesi Hacı Fettah'ı ve suç ortağını aynı meydanda idam eder.

Enginün bu romanda bir gerilim görür: ona göre Halide Edib millî ve manevî değerler karşısında az çok muhafazakâr bir tavır benimsediği hâlde, özellikle Vurun Kahpeye'de din adamlarının şahsında dini kötüleyici bir tavır sergilemiştir; Enginün bunu dönemin yaygın din aleyhtarlığıyla açıklar. Kul ise romanda Aliye'nin gözünden «ideal din adamı» olarak çizilen bir ihtiyarın da bulunduğunu hatırlatır; roman bütün din adamlarını tek bir kalıba sokmaz.

Yaygın yanlış«Feride ile Aliye aynı tipin iki örneğidir; ikisi de vatana hizmet ülküsüyle Anadolu'ya gider.»
Doğrusu

Terzi Eskin'e göre iki kahramanın yola çıkış nedenleri kökten farklıdır. Feride, nişanlısının ihanetinden ve onun bulunduğu yerlerden kaçmak için Anadolu'ya gider; atandığını öğrendiğindeki ilk sevinci de meslekle değil, Kâmran'a karşı duyduğu gururla ilgilidir. Aliye ise okulda duyduğu «Anadolu'da çalışınız» telkinini kendi ideali yapar ve hiçbir aşk hikâyesine dayanmadan yola çıkar.

Ana anlatı — Kimin öğrencisi?

Terzi Eskin iki romanı feminist edebiyat eleştirisiyle okur. Onun tezi, makalesinin başlığındadır: kadın öğretmenlerin öğrenciliği bitmez. Mesleki olarak öğretmen olsalar da, roman içinde yanlarındaki erkek kahramanların öğrencisi olarak kalırlar.

Terzi Eskin'e göre bu yörünge Feride'de çok belirgindir. Aynı yazarın Yeşil Gece'sinde erkek öğretmen Ali Şahin köye kendi iradesiyle gider ve aşkı ideallerine engel sayar; Feride ise bütün hareketlerini aşk üzerinden yaşayan, hissî bir kahraman olarak kurulur. Terzi Eskin'e göre aynı yazarın aynı yıllardaki iki romanında erkek öğretmen idealizmiyle kutsanırken kadın öğretmen hissî kırılganlık içinde pasifleştirilir.

Dönemin resmî söylemi bir başka rol de yükler. Terzi Eskin'e göre bu yıllarda kadın öğretmenden hem ulusu eğitmesi hem de iyi bir anne olması beklenir. Feride'nin romanda bir çocuğu, Munise'yi evlat edinmesi ve ancak ondan sonra görevine tam alışması, Terzi Eskin'e göre bu beklentinin kurguya yansımasıdır.

Aliye bu yörüngeden daha çok uzaklaşır, ama tümüyle kurtulmaz. Terzi Eskin'e göre Aliye yola kendi idealiyle çıkar, arzularını saklamayan, kendini savunmayı bilen bir kahramandır. Ama sonunda kendini, Tosun'un verdiği sözü tutabilmesi için, onun yönlendirmesiyle feda eder. Terzi Eskin'e göre böylece bir kadın yazarın kaleminden de eril özne merkezli söylem kısmen yeniden üretilir.

Kul aynı sonu başka türlü okur. Ona göre Aliye'nin ölümü, Millî Mücadele'nin yalnızca düşmanı kovmakla kazanılamayacağını, cehaletle ve bağnazlıkla verilecek bir eğitim mücadelesinin de gerektiğini gösterir. Terzi Eskin bir kadının feda edilişini, Kul bir eğitim cephesinin şehidini görür.

Metin anı

İki romandan üçer kısa cümle. Önce Çalıkuşu'nda Feride'nin atandığını öğrendiği an:

Bana artık kimse faydasız bir çalıkuşu gözüyle bakmaya cesaret edemeyecekti. Kâmran, görüyorsun ki evinden çıkmaya mecbur kalan 'fakir teyze kızı' mutlaka bir sokak köşesinde açlıktan ölmüyor.

Romanın sonlarına doğru, Feride ile birlikte bir yetimhane kuran Doktor Hayrullah Bey'in sözü:

Ben doktorluk edeceğim, sen hocalık ve analık.

Vurun Kahpeye'de Aliye'nin ölürken söylediği son sözler:

Toprağınız, toprağımdır… Sizin çocuklarınıza… Işık olacağım… Vallahi billâhi, korkmayacağım.

Birinci parçada Feride'nin sevinci ikiye ayrılır. Önce kendine bakar: romanın adı olan lakap, «faydasız bir çalıkuşu», artık onun için geçerli değildir. Ama cümlenin ikinci yarısı bir hitaptır: «Kâmran, görüyorsun ki». Öğretmen olmanın anlamı, bir erkeğe bir şey kanıtlamaktır. Terzi Eskin'in eril özne tezi, tek bir cümlenin iki yarısında görünür.

İkinci parça kısa ve açıktır. Erkeğe bir meslek düşer: doktorluk. Kadına iki görev düşer: hocalık ve analık. Terzi Eskin'in öğretmen-anne özdeşliği dediği şey, bir kahramanın ağzından doğal bir iş bölümü gibi söylenir.

Üçüncü parça bir ölüm anıdır ve bir toplulukla konuşur. «Toprağınız, toprağımdır» cümlesi Aliye'yi kendisini linç eden kasabaya bağlar; «çocuklarınıza ışık olacağım» cümlesi onu yeniden öğretmen yapar. Kul'un okumasıyla bu, eğitim cephesinin son sözüdür. Terzi Eskin'in okumasıyla ise Aliye son nefesinde de kendini bir görevle tanımlar; ölümü bir erkeğin sözü için göze alınmıştır.

Cevap ve bağlantı

Bu kadın öğretmenler kendi hikâyelerinin öznesi midir? Terzi Eskin'in cevabı temkinlidir: iki kahraman da farklı ölçülerde bir eril yörüngede dolaşır. Feride'nin hikâyesi Kâmran'la başlar ve ona hitapla sürer; Aliye kendi idealiyle yola çıkar, ama kendini bir erkeğin sözü için feda eder.

Kadın yazarın kalemi bir şey değiştirir mi? Değiştirir, ama tümüyle değil. Aliye'nin arzuları, kendini savunması, yola kendi iradesiyle çıkması Feride'den ayrılır. Kul'un okuması ise bu romanları başka bir eksene koyar: kadın öğretmen, Millî Mücadele'nin ve Cumhuriyet'in eğitim cephesinin kahramanıdır. Çelik'in hatırlattığı merhamet ve melodram da bu romanların neden bu kadar okunduğunu açıklar. Aynı karakter bir okurda bir idealin, başka bir okurda bir sınırın adıdır.

Kapanış kancası

Feride, Aliye ve Ali Şahin'in hepsi bir yere gider: Anadolu'ya, bir kasabaya, bir okula. Bu romanlarda kahramanın iç dünyası, bir göreve ya da bir davaya bağlıdır. Yirmi yıl kadar sonra başka bir romancı kahramanını hiçbir göreve göndermeyecek, onu Berlin'de bir sergi salonunda bir kadın portresinin önünde durduracaktı. Hiçbir davası olmayan bu sessiz roman, bugün dönemin en çok okunan kitaplarından biridir. Bir görevi olmayan bir kahraman, bugünün okuruna neden bu kadar yakın gelir?

Özet kartı

  1. Reşat Nuri (1889-1956) uzun yıllar öğretmenlik ve müfettişlik yaptı; Çelik'e göre Anadolu'nun hemen her bölgesine eserlerinde yer verdi. Çalıkuşu 1921'de Vakit'te tefrika edildi, 1922'de kitap oldu ve en çok basılan romanlar arasına girdi. Çelik romanların sevilmesini merhamet ve şefkate bağlar, melodramatik unsurlara ve tesadüflere de dikkat çeker.
  2. Terzi Eskin'e göre Feride Anadolu'ya nişanlısı Kâmran'ın ihanetinden kaçmak için gider; karşılaştığı erkekler onu kadınlığı üzerinden değerlendirir. Roman bürokrasiyi, eğitim sistemini, kadının yerini ve batıl inançları eleştirir.
  3. Aliye yola kendi idealiyle, «Anadolu'da çalışınız» telkiniyle çıkar; Kul'a göre Tosun'la birlikte Millî Mücadele'nin eğitim ve askerî cephelerini temsil eder. Hacı Fettah'ın kışkırttığı bir kalabalık onu «Vurun kahpeye!» sesleri arasında linç eder. Enginün romanda din adamlarının şahsında dinin kötülendiğini söyler; Kul romanda olumlu bir din adamı tipinin de bulunduğunu hatırlatır.
  4. Terzi Eskin'e göre kadın öğretmenler meslekleri ne olursa olsun erkek kahramanların öğrencisi olarak kalır; öğretmen-anne özdeşliği onları «milletin anası» yapar. Aliye bu yörüngeden daha çok uzaklaşır ama kendini bir erkeğin sözü için feda ettiği için tümüyle kurtulamaz.
  5. Seçilen parçalarda Feride'nin sevinci Kâmran'a bir hitaba dönüşür, Doktor Hayrullah kadına «hocalık ve analık» görevini birlikte verir, Aliye son sözlerinde kendini linç eden kasabanın çocuklarına ışık olmayı vaat eder.

Kavram sözlüğü

TürkçeİngilizceKısa tanım
İdealist öğretmen tipiThe idealist teacher typeAnadolu'ya giden, cehaletle mücadele eden öğretmen kahraman
Eril özneThe masculine subjectAtaerkil düzeni, erkek yazarı ve erkek kahramanı birlikte anlatan kavram
Öğretmen-anne özdeşliğiTeacher-as-mother identificationKadın öğretmenin mesleğiyle anneliğinin iç içe düşünülmesi
Feminist edebiyat eleştirisiFeminist literary criticismEdebiyatta kadının temsilini ve toplumsal cinsiyetin kurguya etkisini inceleyen yaklaşım
MelodramMelodramaDuyguları abartılı biçimde harekete geçiren, tesadüflere ve acıklı sahnelere dayanan anlatı tarzı

Ünite quizi

  1. (Kazanım 1) Çelik'e göre Reşat Nuri'nin hayatı romanlarına nasıl malzeme oldu? Çalıkuşu ne zaman ve nerede yayımlandı?
  2. (Kazanım 2) Feride ile Aliye Anadolu'ya hangi nedenlerle gider? Anadolu'da hangi engellerle karşılaşırlar ve hikâyeleri nasıl biter?
  3. (Kazanım 3) Terzi Eskin'in «eril özne» tezi nedir? Bu tezi Feride'ye, Ali Şahin'le karşılaştırarak nasıl uygular?
  4. (Kazanım 3) Aliye'nin ölümünü Terzi Eskin ve Kul nasıl farklı okur? Enginün ile Kul'un romanın din adamlarını gösterişi konusundaki değerlendirmeleri nasıl ayrılır?
  5. (Kazanım 4) Çalıkuşu'ndan ve Vurun Kahpeye'den alınan parçalarda kadın öğretmenler kendilerini nasıl tanımlar ve başkalarınca nasıl tanımlanır?

Cevaplar

  1. Çelik'e göre Reşat Nuri çocukken babasının memuriyeti, sonra öğretmenlik ve müfettişlik yıllarında Anadolu şehir ve kasabalarını, insanlarını ve olaylarını yakından tanıdı; bunlar roman ve hikâyelerinin zengin malzemesi oldu ve hiçbir romancıda görülmediği kadar Anadolu'nun her bölgesine yer verdi. Terzi Eskin'e göre Çalıkuşu Ağustos-Aralık 1921'de Vakit'te tefrika edildi; Çelik'e göre 1922'de kitap olarak yayımlandı.
  2. Terzi Eskin'e göre Feride, evlenmelerine iki gün kala nişanlısı Kâmran'ın kendisini aldattığını öğrenince onun bulunduğu yerlerden uzaklaşmak için Anadolu'ya gider; İstanbul'da verilen teklifi reddeder. Aliye ise okulun son yılında bir kadın öğretmenden duyduğu «Anadolu'da çalışınız» telkinini ideal edinir ve kimsenin gitmek istemediği bir kasaba okuluna gider. İkisi de Maarif'teki memurların alaycı tavırlarıyla ve kadın oldukları için gösterilen teklifsizlikle karşılaşır. Feride öğretmenliğini sürdürür, Munise'yi evlat edinir ve Doktor Hayrullah'la bir yetimhane kurar. Aliye ise Terzi Eskin'e göre Tosun'un sözünü tutmasına yardım için kendini feda eder, sonra Hacı Fettah'ın kışkırttığı kalabalık tarafından «Vurun kahpeye!» sesleri arasında linç edilir.
  3. Terzi Eskin'e göre eril özne hem ataerkil düzeni, hem erkek yazarı, hem de onun kurduğu erkek kahramanı anlatır ve kadın kahramanın hikâyesinin yörüngesini belirler; kadın öğretmenler meslekleri ne olursa olsun erkek kahramanların öğrencisi olarak kalır. Yeşil Gece'de Ali Şahin köye kendi iradesiyle gider ve aşkı ideallerine engel sayar; Feride ise Anadolu'ya bir erkeğin ihaneti yüzünden gider ve hareketlerini hep aşk üzerinden yaşar. Terzi Eskin'e göre aynı yazarın iki romanında erkek öğretmen idealizmiyle kutsanırken kadın öğretmen hissî kırılganlıkla pasifleştirilir.
  4. Terzi Eskin'e göre Aliye kendini Tosun'un verdiği sözü tutabilmesi için, onun yönlendirmesiyle feda eder; bu yüzden bir kadın yazarın romanında da eril özne merkezli söylem kısmen yeniden üretilir. Kul'a göre Aliye'nin ölümü, Millî Mücadele'nin cehalete ve bağnazlığa karşı bir eğitim mücadelesi olmadan tamamlanamayacağını gösterir; Aliye eğitim cephesinin kahramanıdır. Enginün'e göre Halide Edib, muhafazakâr bir tavrı olduğu hâlde, bu romanda din adamlarının şahsında dini kötüler ve bu dönemin din aleyhtarlığıyla açıklanabilir. Kul ise romanda Aliye'nin gözünden «ideal din adamı» olarak çizilen bir ihtiyarın da bulunduğunu vurgular.
  5. Feride atandığını öğrendiğinde kendini artık «faydasız bir çalıkuşu» olmayan biri olarak tanımlar, ama cümlesini Kâmran'a bir hitapla bitirir; öğretmen olmak bir erkeğe bir şey kanıtlamaktır. Doktor Hayrullah Bey, kendine doktorluğu, Feride'ye ise «hocalık ve analık»ı verir; kadın öğretmen başkasınca iki görevle birlikte tanımlanır. Aliye ölürken kendisini linç eden kasabaya «Toprağınız, toprağımdır» der ve çocuklarına ışık olacağını söyler; kendini sonuna kadar bir öğretmen olarak tanımlar. Bu son sözler Kul'a göre eğitim cephesinin, Terzi Eskin'e göre bir görev ve fedakârlık yörüngesinin ifadesidir.

Okuma

  • Hüseyin Çelik, «Güntekin, Reşat Nuri» (DİA 14) — hayatı, eserleri, Çalıkuşu ve Yeşil Gece.
  • Berna Terzi Eskin, «Kadın Öğretmenlerin Bitmeyen Öğrenciliği» (2024).
  • Reşat Nuri Güntekin, Çalıkuşu; Halide Edib, Vurun Kahpeye. İki romanın ilk bölümlerini yan yana okuyun ve bir tablo yapın: iki kahramanın Anadolu'ya gitme nedenini, yanlarındaki erkek kahramanları ve bu erkeklerin onlara ne öğrettiğini yazın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Video akışı

  • 0:00–1:05 Soğuk açılış: uzun bir bakanlık koridoru; bankta bekleyen genç kadınlar. Kamera iki kadını seçer; biri bir mektubu yırtar, öbürü defterine bir cümle yazar: «Anadolu'da çalışınız.»
  • 1:05–1:50 Büyük soru: iki kadın silueti bir haritada Anadolu'ya doğru ilerler; her birinin arkasında uzayan bir gölge.
  • 1:50–3:30 Bağlam: bir müfettiş çantası ve bir tren bileti; bir gazete tefrika sütunu, üstünde «1921»; ikinci bir sütun, üstünde «1923».
  • 3:30–6:00 Ana anlatı — Anadolu'da bir çalıkuşu: bir kuş kafesten çıkar ve bir köy okulunun damına konar; bir odada birbiri ardına erkek yüzleri belirir ve genç bir öğretmene bakar.
  • 6:00–8:40 Ana anlatı — «Anadolu'da çalışınız»: bir kasaba meydanında bayraklı çocuklar; cami avlusunda bir vaiz; bir yüzbaşı ile bir öğretmen yolda karşılaşır. Sahne kararır; meydanda bir kalabalığın gölgesi.
  • 8:40–11:10 Ana anlatı — Kimin öğrencisi?: bir sınıf; öğretmen kürsüsündeki kadının arkasında, duvara düşen bir erkek gölgesi. Bir terazinin kefelerinde «öğretmen» ve «anne» yazıları.
  • 11:10–13:30 Metin anı: bir çalıkuşu figürü bir mektubun üstüne konar; bir yetimhane kapısında iki önlük, biri beyaz biri desenli; son olarak bir kasaba meydanında sönmek üzere olan bir kandil.
  • 13:30–14:15 Cevap ve bağlantı: iki kadının silueti, arkalarındaki gölgeler bu kez kısalmıştır.
  • 14:15–14:45 Kapanış kancası: bir sergi salonu; duvarda bir kadın portresi, önünde kıpırdamadan duran bir adam.

Telaffuz

  • Reşat Nuri Güntekin: «re-ŞAT nuu-Rİ gün-te-KİN»; Çalıkuşu: «ça-lı-ku-ŞU»; Feride: «fe-rii-DE»; Kâmran: «kaam-RAN»; Munise: «muu-ni-SE»; Hayrullah: «hay-rul-LAH».
  • Halide Edib: «haa-li-DE e-DİB»; Vurun Kahpeye: «vu-RUN kah-pe-YE»; Aliye: «aa-li-YE»; Tosun: «to-SUN»; Hacı Fettah: «ha-CI fet-TAAH»; Damyanos: «dam-YA-nos»; Dârülmuallimât: «daa-rül-mu-al-li-MAAT».
  • Hüseyin Çelik: «hü-se-YİN çe-LİK»; Berna Terzi Eskin: «ber-NA ter-Zİ es-KİN»; Erdoğan Kul: «er-do-ĞAN KUL»; İnci Enginün: «in-Cİ en-gi-NÜN».