Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Okuma hatası, metnin açıkça söylediğini yanlış aktarmaktır ve yanlıştır; yorum ise metnin söylediklerinin ne anlama geldiği üzerinedir.
- Umberto Eco'ya göre (Yorumun Sınırları, 1990) bir metnin bir bölümüne verilen yorum, aynı metnin başka bir bölümü onu çürütüyorsa reddedilmelidir; iç tutarlılık aşırı yorumu denetler.
- Jonathan Culler aynı tartışmada (Yorum ve Aşırı Yorum, 1992) «aşırı yorum»un metnin görmezden gelinen yanlarını açarak yorumu ilerletebileceğini savundu.
- E. D. Hirsch (Yorumda Geçerlilik, 1967) bir metnin değişmeyen anlamı ile okurlara ve çağlara göre değişen önemi arasında ayrım yaptı.
- Dava'da Josef K., bir yorumu papazın daha önce kurduğu bir sonuçla çeliştiği için reddeder; papazın «doğru değil, zorunlu» cevabı tartışmayı anlamdan önem alanına taşır ve Kafka tartışmayı kesin bir hükümle bitirmez.
Kazanımlar
- Olgusal bir okuma hatasını, farklı ama savunulabilir bir yorumdan ayırt edebilir.
- Eco'nun iç tutarlılık ölçütünü açıklayıp bir yorumu bu ölçütle sınayabilir.
- Hirsch'ün anlam ile önem arasında yaptığı ayrımı bir örnekle gösterebilir.
- Dava'daki papaz ile Josef K.'nın tartışmasında bir yorumun hangi gerekçeyle reddedildiğini çözümleyebilir.
Video metni
Soğuk açılış
Bir sınıfta öğrenciler Kafka'nın «Kanun Önünde»sini okur. Bir öğrenci, bekçinin adamı aldattığını söyler. Bir başkası, bekçinin görevini yaptığını. Üçüncüsü, asıl aldatılanın bekçi olduğunu savunur: bekçi kanunun içini hiç görmemiştir, yalnızca kapının önünde yürür. Dördüncü bir öğrenci ise öykünün taşralı adamın sonunda içeri girdiğini ve kanuna kavuştuğunu anlattığını söyler.
İlk üç görüş birbiriyle çatışır. Ama dördüncüsünde farklı bir şey var. Öykü, adamın içeri girmeden öldüğünü ve kapının kapandığını açıkça söyler. Dördüncü öğrenci bir yorum mu yaptı, yoksa bir hata mı?
Büyük soru
Bir metne getirilen yorumlardan bazıları gerçekten yanlış olabilir mi? Yoksa her okuma kendi başına geçerli bir bakış mı?
Bağlam
Bu dersin son ünitesine geldik ve bütün ders boyunca iki gerilim arasında gidip geldik. Bir yanda metinler katmanlıdır, sembolleri açık uçludur, ironileri ve belirsizlikleri birden fazla okumaya izin verir. Öbür yanda her ünitede bir yorumun ancak metne dayandığı ölçüde ikna edici olduğunu gördük.
Anlamın sahibini tartıştığımız ilk derslerde bu sorunun bir başka yüzünü tanımıştık: anlamın yazarın niyetinde mi, metinde mi, okurda mı kurulduğu tartışmasını ve Hafız'ın aynı beytine yazılmış birbirinden farklı üç şerhi. Bu ünitede soruyu tersinden soracağız: yorumun bir sınırı var mıdır, ve varsa nerededir?
Önce bir ayrım yapalım. Bir okuma hatası, metinde açıkça yazılı olan bir olguyu yanlış aktarmaktır: «Kanun Önünde»de adamın içeri girdiğini söylemek gibi. Bu bir yorum sorunu değil, bir okuma sorunudur ve burada «yanlış» sözcüğü tam yerindedir. Metin, adamın kapının önünde öldüğünü söyler. Yorum ise metnin söylediklerinin ne anlama geldiği üzerinedir: bekçi aldattı mı, görevini mi yaptı?
Ana anlatı — aşırı yorum ve iç tutarlılık
Okuma hatasını ayırmak kolaydır. Zor olan, metnin açıkça çürütmediği ama yine de zorlama görünen yorumlarla ne yapacağımızdır. İtalyan göstergebilimci ve romancı Umberto Eco bu soruya ömrünün son on yıllarında çok emek verdi. 1990'da Yorumun Sınırları adlı kitabını, 1992'de de Richard Rorty, Jonathan Culler ve Christine Brooke-Rose'la birlikte Yorum ve Aşırı Yorum'u yayımladı.
Eco bir metnin yorumlara sonsuzca açık göründüğünü kabul eder, ama bir aşırı yorum sınırı çizer. Önerdiği ölçüt basittir: bir metnin bir bölümüne getirilen yorum, aynı metnin başka bir bölümü onu doğruluyorsa kabul edilebilir; başka bir bölümü onu çürütüyorsa reddedilmelidir. Metnin kendi iç tutarlılığı, okurun başka türlü denetlenemeyecek yorum isteklerini denetler.
Ama aynı ciltte Jonathan Culler bir karşı görüş savundu. Bölümünün başlığı bile tavrını gösterir: «Aşırı Yorumun Savunusu». Culler'a göre ılımlı, herkesin kabul ettiği yorumlar çoğu zaman bir metin hakkında yeni bir şey söylemez; metnin görmezden gelinen yanlarını açığa çıkaran, bu yüzden de «aşırı» görünen sorular yorumu ilerletir. Tartışma bugün de sürüyor. Ama iki taraf da bir noktada anlaşır: bir yorumun değeri, metinle kurduğu ilişkinin gerekçesine bağlıdır.
Ana anlatı — anlam ve önem
Yorumlar arasındaki bazı çatışmalar ise gerçek çatışmalar değildir. Amerikalı eleştirmen E. D. Hirsch, 1967'de yayımladığı Yorumda Geçerlilik adlı kitabında bir ayrım önerdi. Bir metnin anlamı zaman içinde değişmez; ama onun önemi, yani bir okur ya da bir çağ için taşıdığı değer ve ilişki, değişir.
«Kanun Önünde» üzerine bir okur, öyküyü bürokrasi karşısında çaresiz kalan modern insanın hikâyesi olarak okuyabilir; bir başkası, kutsal metinler karşısındaki inançlı insanın; bir üçüncüsü, kendi hayatında ertelediği bir kararın. Bunlar öykünün anlamı üzerine çatışan yorumlar değil, farklı okurlar için taşıdığı farklı önemlerdir. Hirsch'ün ayrımı, «her okur farklı bir şey okuyor» ile «her yorum eşit derecede doğrudur» arasındaki farkı görmemize yardım eder.
Yaygın yanlış«Edebiyatta doğru ya da yanlış yorum yoktur; her yorum kişiseldir ve eşit değerdedir.»
— Bu görüş üç ayrı şeyi karıştırır. Metnin açıkça söylediğini yanlış aktarmak bir okuma hatasıdır ve yanlıştır. Metnin öbür bölümleriyle çelişen bir yorum, iç tutarlılık ölçütüyle zayıflar. Metnin bir okur için taşıdığı kişisel önem ise gerçekten kişiseldir, ama bir yorum değil, bir ilişkidir. Farklı yorumların bir arada var olabilmesi, her yorumun eşit derecede savunulabilir olduğu anlamına gelmez.
Metin anı
Bu dersin önceki ünitesinde Dava'daki papazın, K.'nın aceleci kararını öykünün iki cümlesini karşılaştırarak nasıl sınadığını görmüştük. Tartışma orada bitmez. Papaz birbiri ardına başka görüşler aktarır; bunlardan biri, bekçinin kanunun hizmetkârı olduğu için insan yargısının dışında kaldığını savunur. Josef K. bu görüşü reddeder:
„Mit dieser Meinung stimme ich nicht überein," sagte K. kopfschüttelnd, „denn wenn man sich ihr anschließt, muß man alles, was der Türhüter sagt, für wahr halten. Daß das aber nicht möglich ist, hast du ja selbst ausführlich begründet." „Nein," sagte der Geistliche, „man muß nicht alles für wahr halten, man muß es nur für notwendig halten." „Trübselige Meinung," sagte K. „Die Lüge wird zur Weltordnung gemacht." K. sagte das abschließend, aber sein Endurteil war es nicht.
Bugünkü Türkçeyle: «"Bu görüşe katılmıyorum," dedi K. başını sallayarak, "çünkü ona katılırsak bekçinin söylediği her şeyi doğru saymak zorunda kalırız. Oysa bunun mümkün olmadığını sen kendin ayrıntılı biçimde gerekçelendirdin." "Hayır," dedi papaz, "her şeyi doğru saymak gerekmez, yalnızca zorunlu saymak gerekir." "Kasvetli bir görüş," dedi K. "Yalan dünya düzeni hâline getiriliyor." K. bunu son söz olarak söyledi, ama bu onun nihai hükmü değildi.»
K.'nın itirazı, bu ünitenin ölçütünü uygular. Bir yorumu, yorumu yapanın kendi daha önce kurduğu bir sonuçla çeliştiği için reddeder: bu görüş bekçinin her sözünü doğru saymayı gerektirir, ama papazın kendisi, bekçinin kanunun içini bilmediğini ve yanılmış olabileceğini göstermişti. Bu, Eco'nun iç tutarlılığıdır: bir yorum, aynı metin üzerine kurulmuş öbür sonuçlarla çelişiyorsa zayıflar.
Papazın cevabı ise tartışmayı yorumdan başka bir düzleme taşır. «Doğru saymak» yerine «zorunlu saymak»: bekçinin sözleri doğru olmayabilir, ama düzenin bir parçası oldukları için kabul edilmelidir. Bu artık öykünün ne anlama geldiği üzerine bir yorum değil, öyküye göre nasıl yaşanacağı üzerine bir tavırdır. Hirsch'ün diliyle, anlamdan önem alanına geçilmiştir. K.'nın «Yalan dünya düzeni hâline getiriliyor» sözü de bir yorum değil, bu tavrın bedeline yönelik bir itirazdır.
Ve anlatıcının son cümlesi: K. bunu son söz olarak söyledi, ama bu onun nihai hükmü değildi. Kafka tartışmayı bir kararla değil, açık bir kapıyla bitirir. Bir yorumu çürütmek, doğru yorumu bulmak anlamına gelmez; bazı yorumları elemek, kalanlar arasında hâlâ seçim yapmamız gerektiği anlamına gelir.
Cevap ve bağlantı
Bazı yorumlar gerçekten yanlış olabilir mi? Evet, ama «yanlış»ın birkaç farklı anlamı vardır. Metnin açıkça söylediğini yanlış aktaran bir okuma hatası yanlıştır. Metnin öbür bölümleriyle çelişen bir yorum, iç tutarlılık ölçütüyle zayıflar ve çoğu zaman elenir. Ama bu elemenin ardından geriye birden fazla savunulabilir yorum kalabilir; bekçinin aldattığı da, görevini yaptığı da, kendisinin aldatıldığı da metinden gerekçelendirilebilir. Ve bir metnin farklı okurlar için taşıdığı farklı önemler, bir yorum yarışması değil, metnin yaşamaya devam etmesidir.
Bu ders boyunca yüzey ile derin anlamdan, sembol ve alegoriden, ironiden, belirsizlikten ve kanıttan geçtik. Hepsinin ortak dersi şudur: bir metni yorumlamak, ona istediğimizi söyletmek değil, onunla gerekçeli bir konuşmaya girmektir. Yunus'un şârihi, Kafka'nın papazı ve bu dersin okuru aynı işi yapar: metne tutunarak düşünmek.
Kapanış kancası
Bu dersin bütün metinleri yazılıydı ve bir okurun elindeydi. Ama edebiyatın ilk hâli yazılı değildi, bir okurun da elinde değildi. Türk edebiyatının en eski izleri, bir topluluğun birlikte katıldığı törenlerde duyulan sözlerdi: bir av töreninde, bir şölende, bir ölünün ardından yakılan bir ağıtta. Sığır, şölen, yuğ: edebiyat bu törenlerin içinde doğdu.
Özet kartı
- Okuma hatası, metnin açıkça söylediğini yanlış aktarmaktır ve yanlıştır; yorum ise metnin söylediklerinin ne anlama geldiği üzerinedir.
- Umberto Eco'ya göre (Yorumun Sınırları, 1990) bir metnin bir bölümüne verilen yorum, aynı metnin başka bir bölümü onu çürütüyorsa reddedilmelidir; iç tutarlılık aşırı yorumu denetler.
- Jonathan Culler aynı tartışmada (Yorum ve Aşırı Yorum, 1992) «aşırı yorum»un metnin görmezden gelinen yanlarını açarak yorumu ilerletebileceğini savundu.
- E. D. Hirsch (Yorumda Geçerlilik, 1967) bir metnin değişmeyen anlamı ile okurlara ve çağlara göre değişen önemi arasında ayrım yaptı.
- Dava'da Josef K., bir yorumu papazın daha önce kurduğu bir sonuçla çeliştiği için reddeder; papazın «doğru değil, zorunlu» cevabı tartışmayı anlamdan önem alanına taşır ve Kafka tartışmayı kesin bir hükümle bitirmez.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| aşırı yorum | overinterpretation | Metnin bütününün desteklemediği, bir ayrıntıyı metnin geri kalanıyla çelişecek biçimde zorlayan yorum |
| iç tutarlılık | internal coherence | Bir bölüme verilen yorumun aynı metnin öbür bölümleriyle uyuşması ölçütü |
| anlam ve önem | meaning and significance | Metnin değişmeyen anlamı ile okur ve çağlara göre değişen önemi arasındaki ayrım |
| okuma hatası | misreading | Metinde açıkça yazılı bir olguyu ya da sözü yanlış aktarmak |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) «Kanun Önünde»de «adam sonunda içeri girdi» demek neden bir yorum değil, bir okuma hatasıdır? «Bekçi adamı aldattı» demekten farkı nedir?
- (Kazanım 2) Eco'nun iç tutarlılık ölçütünü açıklayın. Culler bu tartışmada nasıl bir karşı görüş savunur?
- (Kazanım 3) Hirsch'ün anlam ile önem ayrımını «Kanun Önünde» üzerinden bir örnekle gösterin.
- (Kazanım 4) Josef K. papazın aktardığı görüşü hangi gerekçeyle reddeder? Bu gerekçe Eco'nun ölçütüyle nasıl ilişkilidir?
- (Kazanım 4) Papazın «her şeyi doğru saymak gerekmez, yalnızca zorunlu saymak gerekir» cevabı tartışmayı nasıl başka bir düzleme taşır? Kafka tartışmayı nasıl bitirir?
Cevaplar
- Çünkü öykü, adamın içeri girmeden kapının önünde öldüğünü ve bekçinin kapıyı kapatacağını açıkça söyler; «içeri girdi» demek metnin olgusunu yanlış aktarmaktır ve metin tarafından doğrudan çürütülür. «Bekçi adamı aldattı» ise metnin söylediklerinin anlamı üzerine bir yorumdur; metinden gerekçelendirilebilir, ama karşı yorumlar da gerekçelendirilebilir.
- Bir metnin bir bölümüne verilen yorum, aynı metnin başka bir bölümü onu doğruluyorsa kabul edilir, çürütüyorsa reddedilir; metnin iç tutarlılığı okurun yorum isteklerini denetler. Culler «Aşırı Yorumun Savunusu» bölümünde, ılımlı yorumların çoğu zaman yeni bir şey söylemediğini, metnin görmezden gelinen yanlarını açan «aşırı» soruların yorumu ilerletebileceğini savunur.
- Öykünün anlamı, bir adamın kanuna giden kapının önünde ömrü boyunca bekleyip içeri giremeden ölmesidir. Önemi ise okura göre değişir: biri onu bürokrasi karşısındaki modern insanın, biri kutsal metinler karşısındaki inançlı insanın, biri kendi ertelediği bir kararın hikâyesi olarak okuyabilir. Bunlar anlam üzerine çatışan yorumlar değil, farklı önemlerdir.
- Bu görüşe katılırsa bekçinin söylediği her şeyi doğru saymak zorunda kalacağını, oysa papazın kendisinin bunun mümkün olmadığını ayrıntılı biçimde gerekçelendirdiğini söyler. Bu, Eco'nun iç tutarlılık ölçütüdür: bir yorum, aynı metin üzerine daha önce kurulmuş bir sonuçla çelişiyorsa zayıflar.
- «Doğru saymak» yerine «zorunlu saymak» demek, öykünün ne anlama geldiği sorusundan öyküye göre nasıl yaşanacağı sorusuna, yani Hirsch'ün diliyle anlamdan önem alanına geçmektir. K. bunu «Yalan dünya düzeni hâline getiriliyor» diye eleştirir. Kafka ise anlatıcının «bu onun nihai hükmü değildi» cümlesiyle tartışmayı kesin bir hükme bağlamadan açık bırakır.
Okuma
- Franz Kafka, Dava, «Katedralde» bölümünün sonu: papazın sıraladığı her görüşü ve Josef K.'nın her birine verdiği cevabı bir tabloya yazın.
- Dersin ödevi: «Kanun Önünde» üzerine 400 kelimelik bir çalışma yazın: bir iddia, en az iki alıntı, her alıntı için bir gerekçe ve bir karşı kanıta cevap.