Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Kanon, bir kültürde okunmaya ve ölçü alınmaya değer sayılan eserlerin listesidir; kelime Yunanca «ölçü çubuğu» anlamındaki kanōn'dan gelir.
- Kanonu tek bir otorite değil, okullar, yayıncılar, editörler, çevirmenler, eleştirmenler, ödüller ve okurlar birlikte kurar.
- Estetik değer ve tarihsel önem farklı kanonlar üretir; Fatma Aliye için ansiklopedi ile banknot bu iki ölçütle konuşur.
- Bloom (1994) kanonu estetik güçle savundu; eleştirmenleri kanonun kimleri dışarıda bıraktığını sordu.
- Kanon hem kimin gireceğine hem hangi hâliyle gireceğine karar verir; Dickinson'ın 1890 seçkisi editörlerin başlıkları ve noktalamasıyla basıldı.
Kazanımlar
- Kanonun ne olduğunu ve onu hangi kurumların, kişilerin kurduğunu örneklerle açıklayabilir.
- Estetik değer ile tarihsel önem ölçütlerinin bir yazarın kanondaki yeri hakkında nasıl farklı sonuçlar verdiğini gösterebilir.
- Bir yazarın ölümünden sonra kanona girişini editörlerin, yayıncıların ve okurların rolüyle birlikte anlatabilir.
- Karşılaştığı bir «okunması gerekenler» listesini kimin hangi ölçütle hazırladığını sorgulayabilir.
Video metni
Soğuk açılış
1 Ocak 2009. Türkiye'de yeni banknotlar tedavüle giriyor. Elli liralığın arka yüzünde bir kadın portresi var. Banknotu eline alanlardan kaçı bu adı daha önce duymuştu? Fatma Aliye.
1862'de İstanbul'da doğmuş, 1892'de Muhâdarât adlı romanı kendi adıyla yayımlamış, yani ilk Türk kadın romancılardan biri. Aynı yıllarda roman yazan Namık Kemal ya da Recaizade Mahmud Ekrem'in adları edebiyat derslerinin sabit durakları oldu. Fatma Aliye'yi ise bir gün devlet cebimize koydu.
Büyük soru
Bir yazarı «okunması gereken» yapan kim? Klasikler listesini kim yazar, ve bu liste neden hiç yerinde durmaz?
Bağlam
Bu listenin bir adı var: kanon. Kelime Yunancadan gelir ve aslında bir marangoz aletidir: düz bir çubuk, bir cetvel. Ondan «ölçü, kural» anlamı doğdu, sonra dinî metinlerde hangi kitapların kutsal sayılacağının listesi için kullanıldı. Edebiyat bu kelimeyi oradan ödünç aldı. Kanon, bir kültürün «bunlar ölçüdür» dediği eserlerin listesidir.
Bir önceki ünitede Kafka'nın yakılmasını istediği kâğıtlarını bırakmıştık. Kafka'nın bugünkü yeri onun kendi kararı değildi. Önce dileğini çiğneyen bir arkadaş gerekti, sonra onlarca yıl boyunca kitaplarını yeniden basan, başka dillere taşıyan, sınıfa götüren ve bırakmadan okuyan binlerce insan. Kanon, tek bir otoritenin yazdığı bir liste değil, pek çok elin yıllar içinde biriktirdiği bir karardır.
Ana anlatı — listeyi yazan eller
O eller kimin? Önce okul var: müfredata giren eser her yıl binlerce öğrenciye okutulur, girmeyen unutulmaya daha açıktır. Sonra yayıncılar: «klasikler dizisi» diye basılan bir kitap, yalnızca o dizide yer aldığı için başka bir ağırlık kazanır. Sonra eleştirmenler, edebiyat tarihçileri, ödül jürileri. Çevirmenler de bu ellerden biridir: Türkçeye çevrilmeyen bir dünya klasiği, Türk okur için neredeyse yok hükmündedir. Ve bazen devlet: bir banknot, bir pul, bir okul adı.
Bu ellerin hiçbiri tarafsız değildir. Her biri bir ölçütle seçer ve o ölçüt çoğu zaman söylenmez. Kanonu anlamanın ilk adımı, bir listeye baktığımızda «bunu kim, neye göre seçti?» diye sormaktır.
Yaygın yanlış«Klasikler, zamanın süzgecinden kendiliğinden geçmiş eserlerdir» diye düşünülür.
Zaman bir süzgeç değildir; süzgeci insanlar tutar. Bir eserin yaşaması için basılması, satılması, öğretilmesi, çevrilmesi, yani birilerinin onun için emek harcaması gerekir. Bu emek bazı eserlere hiç ulaşmaz.
Ana anlatı — iki ölçütün çatışması
Fatma Aliye örneği kanon tartışmasının iki ölçütünü tek bir yerde karşı karşıya getiriyor. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin onun hakkındaki maddesi açık sözlü: yazdıklarının büyük bir edebî değeri olduğunu söylemek mümkün değildir; onun asıl önemi, çeviri yapan, roman yazan ve hakkında müstakil bir monografi yazılan ilk kadın yazar olmasından gelir.
İlk ölçüt estetik değerdir: bir eser, sanat olarak ne kadar güçlü? İkinci ölçüt tarihsel önemdir: bir eser, edebiyatın ve toplumun tarihinde neyi değiştirdi, kimin sesini ilk kez duyurdu? Ansiklopedi birinci ölçütle konuşuyor, banknot ikincisiyle. İkisi de tutarlı, ve ikisi farklı bir kanon kuruyor.
Bu çatışmanın dünya ölçeğindeki adı kanon tartışmasıdır. 1994'te Amerikalı eleştirmen Harold Bloom, The Western Canon (Batı Kanonu) kitabında yirmi altı yazarı merkeze koydu, Shakespeare'i en ortaya yerleştirdi ve kanonu yalnızca estetik güçle savundu. Kanonu kadınlara, azınlıklara, Batı dışı yazarlara açmak isteyen eleştirmenlere küçümseyici bir ad taktı: «Hınç Okulu». Karşı taraf ise şunu soruyordu: estetik değer denen şey, zaten kimin okuduğuna, kimin yazmasına izin verildiğine bağlı değil mi?
Yaygın yanlış«Kanonu genişletmek, iyi eserleri kötüleriyle değiştirmektir» denir.
Kanonu genişletmek isteyenlerin çoğu estetik değerin önemsiz olduğunu söylemez; o değeri kimin ölçtüğünü ve kimlerin ölçülmeye hiç fırsat bulamadığını sorar. Tartışma iki tarafın da ciddiye aldığı bir sorudur, iyi ile kötü arasında bir seçim değil.
Ana anlatı — kanon neden değişir
Kanonun hareket ettiğini en iyi gösteren örneklerden biri Amerikalı şair Emily Dickinson. Dickinson 1886'da öldüğünde yazdığı yüzlerce şiirin yalnızca birkaçı, çoğu imzasız olarak basılmıştı. Ölümünden sonra kız kardeşi, el yazısı şiirlerle dolu defterler buldu. 1890'da iki dostu, Mabel Loomis Todd ve Thomas Wentworth Higginson, onlardan bir seçki yayımladı.
Higginson önsözde Dickinson'ın hayattayken ancak üç dört şiirini basmaya güçlükle ikna edildiğini yazdı. Şiirlerin «çok az ve yüzeysel değişiklikle» basıldığını söyledi, ama başlıkların neredeyse hepsini editörlerin koyduğunu da ekledi. Aslında değişiklikler bundan fazlaydı: Dickinson'ın el yazmalarındaki kısa tireler, dönemin alışkanlıklarına uysun diye çoğu yerde virgüle ve noktalı virgüle çevrildi.
Yani Dickinson kanona girerken bile başkalarının elinden geçti: şiirlerini seçen, başlık koyan, noktalamasını düzelten eller. Bugün okullarda okutulan Dickinson, yirminci yüzyılın ortasından itibaren yayımlanan ve el yazmalarının tirelerini geri getiren baskıların Dickinson'ıdır. Kanon yalnızca kimin gireceğine değil, hangi hâliyle gireceğine de karar verir.
Metin anı
1890 seçkisinin başında, ilk bölümden önce, başlıksız tek bir şiir durur:
This is my letter to the world,
That never wrote to me, --
The simple news that Nature told,
With tender majesty.
Her message is committed
To hands I cannot see;
For love of her, sweet countrymen,
Judge tenderly of me!
Kendi çevirimizle: «Bu benim dünyaya mektubum, / Bana hiç yazmamış olan; / Doğanın anlattığı yalın haber, / Şefkatli bir görkemle. // Onun mesajı emanet edildi / Göremediğim ellere; / Onun hatırına, sevgili hemşerilerim, / Şefkatle yargılayın beni!»
İlk dize bir tersinmeyle başlıyor: şair dünyaya yazıyor, ama dünya ona hiç yazmamış. Hayattayken neredeyse hiç basılmamış birinin sesi bu. İkinci bölümde mesaj «göremediğim ellere» emanet ediliyor. O eller kimin? Şiiri yayımlayacak editörlerin, basacak yayıncıların, bir gün okuyacak okurların. Şair onları tanımıyor; mektubun gideceği yeri bilmeden yazıyor.
Son dize ise doğrudan kanonun diliyle konuşuyor: «yargılayın beni». Kanon tam olarak budur, bir yargı. Dickinson o yargıyı veren elleri göremiyordu ve onlardan tek bir şey istiyordu: şefkat.
Bir ayrıntı daha var. Bu şiiri kitabın en başına, bir tür giriş mektubu olarak koyan Dickinson değil, editörleriydi. Yani şair bize kanonu yapan ellerin ta kendisi aracılığıyla sesleniyor. Okur olarak biz de o göremediği ellerin arasındayız.
Cevap ve bağlantı
Klasikler listesini kim yazar? Tek bir kişi değil: okullar, yayıncılar, editörler, çevirmenler, eleştirmenler, ödüller, bazen devletler, ve hepsinden sonra okumaya devam eden ya da bırakan okurlar. Liste neden değişir? Çünkü bu ellerin ölçütleri değişir: bir dönem estetik gücü, başka bir dönem kimin sesinin eksik kaldığını öne çıkarır; yeni bir baskı, yeni bir çeviri, yeni bir okur kuşağı eski bir yazarı yeniden bulur.
Türk edebiyatı bu hareketi yakından tanır. Unutulmaya yüz tutmuş yazarların yeniden basılması, bir romanın on yıllar sonra çok satanlar listesine girmesi ya da bir kadın romancının banknota taşınması, aynı mekanizmanın farklı yüzleridir. Kanonla sağlıklı bir ilişki kurmanın yolu listeyi reddetmek de körü körüne kabul etmek de değil; her listenin yanına iki soru yazmak: bunu kim seçti, ve kim dışarıda kaldı?
Kapanış kancası
Harold Bloom kanonu estetik güçle savundu, Merkez Bankası bir yazarı öncülüğü için onurlandırdı. İki ölçütün arkasında aslında daha derin bir anlaşmazlık yatıyor: edebiyatın ne işe yaradığı. Haz mı verir, bellek mi taşır, bir sese direnç mi kazandırır, yoksa bizi başkalarının yerine mi koyar? Sıradaki ünite bu soruyu açıkça soruyor: edebiyat ne işe yarar?
Özet kartı
- Kanon, bir kültürde okunmaya ve ölçü alınmaya değer sayılan eserlerin listesidir; kelime Yunanca «ölçü çubuğu» anlamındaki kanōn'dan gelir.
- Kanonu tek bir otorite değil, okullar, yayıncılar, editörler, çevirmenler, eleştirmenler, ödüller ve okurlar birlikte kurar.
- Estetik değer ve tarihsel önem farklı kanonlar üretir; Fatma Aliye için ansiklopedi ile banknot bu iki ölçütle konuşur.
- Bloom (1994) kanonu estetik güçle savundu; eleştirmenleri kanonun kimleri dışarıda bıraktığını sordu.
- Kanon hem kimin gireceğine hem hangi hâliyle gireceğine karar verir; Dickinson'ın 1890 seçkisi editörlerin başlıkları ve noktalamasıyla basıldı.
Kavram sözlüğü
| Türkçe | İngilizce | Kısa tanım |
|---|---|---|
| Kanon | Canon | Bir kültürde okunmaya ve ölçü alınmaya değer sayılan eserler bütünü |
| Klasik | Classic | Kanona girmiş, dönemini aşarak okunmaya devam eden eser |
| Estetik değer | Aesthetic value | Bir eserin sanat olarak gücü; tarihsel önemden ayrı tutulur |
| Kanon tartışması | Canon debate | Kanonun ölçütleri, dışarıda bıraktıkları ve genişletilmesi üzerine tartışma |
| Seçki | Anthology, selection | Bir ya da birçok yazarın eserlerinden seçilerek hazırlanan derleme |
Ünite quizi
- (Kazanım 1) Kanon kelimesinin kökeni nedir ve bir eserin kanona girmesinde rol oynayan en az dört «el» say.
- (Kazanım 2) Fatma Aliye örneğinde ansiklopedi maddesi ile banknot hangi iki farklı ölçütle konuşur?
- (Kazanım 2) Bloom'un kanon savunması ile onu eleştirenlerin sorusu arasındaki fark nedir?
- (Kazanım 3) Dickinson'ın 1890 seçkisinde editörler şiirlerin hangi özelliklerini değiştirdi ve bu, kanonun «hangi hâliyle» sorusu hakkında ne gösterir?
- (Kazanım 4) Bir «ölmeden önce okunması gereken yüz kitap» listesiyle karşılaştığında soracağın iki soru nedir?
Cevaplar
- Yunanca kanōn, yani ölçü çubuğu ya da kural. Kanonu kuran eller: okul müfredatı, yayıncılar ve klasikler dizileri, eleştirmenler ve edebiyat tarihçileri, çevirmenler, ödül jürileri, editörler, devlet ve okurlar.
- Ansiklopedi estetik değerle konuşur ve eserlerin büyük bir edebî değeri olduğunu söylemenin mümkün olmadığını yazar. Banknot tarihsel önemle konuşur ve onu ilk kadın romancılardan ve filozoflardan biri olarak onurlandırır.
- Bloom kanonu yalnızca estetik güçle savundu ve merkezine Shakespeare'i koydu. Eleştirmenleri estetik değerin kimin okuduğuna ve kimin yazmasına izin verildiğine bağlı olup olmadığını ve kanonun kimleri dışarıda bıraktığını sordu.
- Başlıkların neredeyse hepsini editörler koydu ve el yazmalarındaki tireleri çoğu yerde virgüle, noktalı virgüle çevirdi. Bu, kanonun bir yazarı yalnızca kabul etmediğini, onu belli bir biçimde sunarak kabul ettiğini gösterir.
- Bu listeyi kim, hangi ölçütle seçti? Ve bu listede kim, neden yok?
Okuma
- Emily Dickinson, Poems (1890) ve el yazmalarına dayanan sonraki baskılar. Dickinson'ın Türkçe seçkileri de var; aynı şiirin iki baskısını karşılaştırmak bu ünitenin en iyi alıştırmasıdır.
- Fatma Aliye, Muhâdarât (1892). Günümüz Türkçesine aktarılmış baskıları bulunur.
- Harold Bloom, The Western Canon (1994), özellikle birinci bölüm «An Elegy for the Canon». Kanonun en ünlü savunusu, tartışmanın bir tarafını kendi sesinden duymak için.