İçeriğe geç

Ders 9.5 · Seviye 3 · İletişim ve Duygu Koçluğu

Kardeşler ve Aile İletişim Kültürü: Adalet, Etiketler ve Bağ

2.208 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 15 dakika seslendirme

Giriş

Bir akrabaya ya da öğretmene çocuklarını tarif ederken ağzından çıkan sıfatlar kâğıda dökülünce liste çoğu zaman şaşırtıcı derecede kısadır: her çocuk için bir, bilemedin iki kelime. "Bizim büyük çok akıllıdır." "Küçük tam bir afacan." "Ortanca hassastır, hemen ağlar." Bu kelimeler çoğu zaman sevgiyle, hatta gururla söylenir. Ama bir kez yerleştiklerinde çocuklar onları bir kimlik gibi giyer ve kardeşine bırakılan alanın dışına çıkmakta zorlanır. Tek çocuğu olan ebeveynlerin listesi de benzer biçimde işler; yalnızca kıyas kardeşle değil, kuzenle ya da komşunun çocuğuyla yapılır.

Bu dersin sonunda kardeşler arasındaki rekabeti ve kıskançlığı azaltan ilkeleri, yani eşitlik yerine adaleti, etiket yerine davranışı ve hakemlik yerine arabuluculuğu kullanabilecek, kardeş bağını bilinçli olarak güçlendirmenin yollarını bilecek ve bu modüldeki bütün araçların içinde yaşayacağı aile iletişim kültürünü kurmaya başlayacaksın. Kardeş ilişkisi, çoğu insanın hayatındaki en uzun ilişkidir; ebeveynlerle olan ilişkiden de, çoğu zaman eşle olan ilişkiden de uzun sürer.

Ana anlatım

Kıskançlık normaldir ve kaynak sınırlıdır. Çocuğun gözünden kardeş, ebeveynin dikkati, zamanı ve sevgisi için bir rakiptir. Bu algı tamamen yanlış değildir; dikkat ve zaman gerçekten bölünür. Bu yüzden amaç kıskançlığı yok etmek değil, onu konuşulabilir kılmak ve rekabetin zeminini küçültmektir. Zemini büyüten üç ebeveyn davranışı var. Birincisi karşılaştırmadır: "Bak ablan nasıl güzel yiyor." Her karşılaştırma iki çocuğa da zarar verir; övülen çocuk da kardeşinin gözünde bir tehdit hâline gelir ve kendi değerinin bir yarışa bağlı olduğunu öğrenir. İkincisi etiketlerdir: "akıllı olan", "sportif olan", "hassas olan". Etiket çocukları belirli alanlara kilitler ve kardeşi o alandan dışlar; hazırlık listesindeki sıfatlar tam olarak bunlardır. Üçüncüsü hakemliktir: "Kim başlattı?" sorusu bir çocuğu suçlu, diğerini mağdur ilan eder ve bu roller zamanla yerleşir.

Kıskançlığı konuşulabilir kılmak, onu yasaklamamak demektir. "Kardeşini kıskanmamalısın" cümlesi çocuğa duygusunun kötü olduğunu söyler; 9.1'deki onaylamayan tepkinin bir örneğidir. "Bazen kardeşinin daha çok ilgi gördüğünü düşünüyorsun ve bu seni kızdırıyor" cümlesi ise duyguyu adlandırır ve ona bir yer açar. Duygu kabul edilir, davranış ise sınırlanır: kıskançlık serbesttir, kardeşe vurmak değildir.

Eşitlik değil adalet. Çocuklar eşit pay ister gibi görünür: "Onunki daha büyük!" Ama asıl istedikleri çoğu zaman "Benim ihtiyacım görülsün"dür. Eşitlik yarışı kazanılamaz; pastayı milimetreyle bölsen de biri "Onunki daha büyük" der. Adalet ise her çocuğa ihtiyacına göre vermek ve bunu açıkça söylemektir: "Ablan dokuz buçukta yatıyor, çünkü dokuz yaşında; sen dokuz yaşına gelince sen de o saatte yatacaksın." "Kardeşin bugün hasta, ona daha çok bakıyorum; sen hasta olduğunda sana baktığım gibi." Psikologlar Amanda Kowal ve Laurie Kramer'in çalışması önemli bir ayrım gösteriyor: çocuklar ebeveynlerinin kendilerine ve kardeşlerine farklı davrandığını sık sık fark ediyor ve bu farkı çoğu zaman yaş, ihtiyaç ya da kişilik farklarıyla kendileri açıklıyordu. Farkı haklı bulan çocukların kardeş ilişkileri daha olumluydu; zarar veren, farkın kendisinden çok haksız ve açıklamasız görünmesiydi. Gerekçesi açıkça konuşulan bir fark, çoğu çocuk tarafından kabul edilir.

"Onunki daha büyük!" dendiğinde eşitliği savunmak yerine ihtiyacı duymak daha çok işe yarar: "Sen de çok istiyorsun. Yeterince alamayacağından endişeleniyorsun." Çocuğun istediği şey çoğu zaman eşit bir dilim değil, görülmekti.

Her çocuk biriciktir: "en çok" yerine "sadece". "Hanginizi daha çok seviyorsun?" sorusuna "İkinizi de eşit seviyorum" cevabı çocuğu pek tatmin etmez. Adele Faber ve Elaine Mazlish'in kardeşler üzerine yazdıkları kitapta önerdikleri cevap daha iyi çalışır: "Sen benim tek Ayşe'msin. Kimse senin gibi gülmüyor, kimse senin gibi hikâye anlatmıyor." Her çocuk eşit bir paydan çok, kendine özgü bir ilişki ister. 3.4'teki her çocukla ayrı geçirilen özel zaman bunun en güçlü aracıdır ve kardeş kavgalarını azaltmanın en etkili yollarından biridir; çünkü dikkat için yarışmak zorunda kalmayan çocuk, kardeşiyle daha az yarışır.

Kavgada ebeveynin yeri. 8.4'te kardeş kavgası için bir şema kurmuştuk: küçük anlaşmazlıklarda beklemek, bir çocuk sürekli eziliyorsa ya da fiziksel zarar varsa müdahale etmek ve müdahale ederken hakem değil arabulucu olmak. Arabuluculuk dört adımdan oluşur. Önce çocukları ayır ve sakinleştir; ikisine de aynı cümleyi söyle. Sonra her birinin anlatmasına izin ver; biri anlatırken diğeri dinler, söz kesilmez. Ardından ikisinin ihtiyacını da yansıt: "Sen kuleni korumak istiyordun, sen de oyuna katılmak." Son olarak çözümü onlara bırak: "İkiniz de ne istiyorsunuz? Bu nasıl olabilir?" Kanada'da yapılan çalışmalar, ebeveynlerine arabuluculuk öğretilen ailelerde kardeşlerin anlaşmazlıklarını daha yapıcı biçimde çözdüğünü ve birbirlerinin bakış açısını daha iyi anladığını gösterdi.

9.4'teki altı adım kardeşler arasında da çalışır ve altı yaş civarından itibaren çocuklar bunu şaşırtıcı bir hızla öğrenir. Vurma ya da eşya kırma varsa sınır iki çocuğa birden konur: "Bu evde kimse kimseye vurmaz." Büyük çocuğa da "Sen büyüksün, anlayışlı ol" yükü bindirilmez. Büyük olmak sürekli geri adım atmak anlamına geliyorsa, büyük çocuk bir süre sonra kardeşine karşı içten içe bir öfke biriktirir.

Kardeş bağını aktif kurmak. Kavgayı azaltmak yetmez; bağı kurmak da gerekir. Ortak görevler bunun en iyi yoludur: birlikte kek yapmak, salonda çadır kurmak, "İkiniz şu işi halleder misiniz?" diye birlikte sorumluluk vermek. Kardeşin iyi yanlarını birbirine anlatmak da işe yarar: "Ablan bugün senin için şunu yaptı." Birbirlerine yardım fırsatları yaratmak: büyüğün küçüğe kitap okuması, küçüğün büyüğe bir işte yardım etmesi. Kardeş ritüelleri kurmak: yalnızca ikisine ait bir oyun, bir şaka, yatmadan önce kısa bir sohbet. Ebeveynsiz zaman tanımak: ebeveyn yokken kardeşler çoğu zaman daha iyi geçinir, çünkü yarışılacak bir kaynak ortada yoktur. Ve kavgalarını kendilerinin çözmesine fırsat vermek.

Yaş farkı büyükse, örneğin beş yıl ya da daha fazlaysa, ilişki daha çok koruma ve özenme ekseninde kurulur. Rekabet daha az, mesafe daha fazladır ve bu da değerli bir kardeşliktir. Büyük çocuğun küçüğe karşı yaşadığı şefkat desteklenir; ama 7.5'te konuştuğumuz gibi, bu şefkat bir bakıcılık yüküne dönüştürülmez.

Tek çocuk. Kardeşsiz büyümek bir eksiklik değildir. Yüz on beş çalışmayı birleştiren klasik bir meta-analiz, tek çocukların uyum, sosyallik ve karakter gibi gelişim alanlarında ilk doğan çocuklardan ve iki çocuklu ailelerdeki çocuklardan ayırt edilemediğini buldu; "yoksun" ya da "şımarık tek çocuk" kalıbını bulgular desteklemedi. Dikkat edilecek birkaç nokta var. Akranlarla düzenli ve serbest zaman: kuzenler, komşu çocukları, uzun oyun buluşmaları; paylaşmayı ve çatışmayı çözmeyi öğrenmek için. Çocuğun ailenin tek projesi hâline gelmemesi; aşırı odak, aşırı beklenti ve aşırı koruma riskine karşı. Yetişkin dünyasında çok zaman geçiren çocuğun bir "küçük yetişkin" rolüne itilmemesi. Ve çocuğun sıkılmaya ve kendi başına oynamaya alan bulması.

Kıyas yalnızca evin içinden gelmez. Bayram ziyaretlerinde, düğünlerde ve aile sofralarında akrabalar çocukları sık sık yan yana koyar: "Maşallah, seninki de boy atmış ama bizimki sınıf birincisi." Bu cümleler çoğu zaman iyi niyetlidir, ama çocuk onları duyar ve kendi değerinin bir yarışa bağlı olduğunu bir kez daha öğrenir. Burada ebeveynin işi kıyasa katılmamak ve gerekirse kısa, nazik bir kalkan olmaktır: "Her çocuk kendi yolunda; bizimki bu aralar gökyüzüne merak sardı." Konuyu çocuğun kendisine, bir sıralamaya değil bir ilgiye çevirmek, kıyası sessizce etkisizleştirir.

Aile iletişim kültürü. Bu modülün bütün araçları bir kültürün içinde yaşar ve beş taşıyıcı bu kültürü ayakta tutar. Birincisi sofradır: mümkün olduğunca sık, ekransız ortak yemekler ve "Günün en iyi ve en zor anı neydi?" turu. 7.4'te gördüğümüz gibi sofranın gücü yemekten değil, orada kurulan konuşmadan gelir. İkincisi ritüellerdir: 6.2'deki aile toplantısı, özel günler, aile şakaları ve aile hikâyeleri. Psikologlar Marshall Duke ve Robyn Fivush'un çalışmalarında, ailesinin geçmişine dair daha çok şey bilen çocuk ve ergenlerin öz-değerlerinin daha yüksek, kaygılarının daha düşük ve aile işleyişlerinin daha iyi olduğu görüldü; bu bir ilişki bulgusudur, ama aile hikâyesini anlatmak zaten başlı başına bir bağ anıdır: annesiyle babasının nasıl tanıştığı, dedenin köyü, ailenin zor yılları ve o yılları nasıl atlattığı.

Üçüncüsü duygu dilidir: evde duyguların bir adı vardır, hepsi konuşulabilir ve hiçbiri ayıp sayılmaz. Dördüncüsü onarım dilidir: hata yapılır, üstlenilir ve tamir edilir; yetişkinler dahil. Beşincisi çift yönlü saygıdır: çocuğa bağırılmayan evde çocuk da bağırmamayı öğrenir; eşler birbirleriyle nasıl konuşuyorsa kardeşler de birbirleriyle öyle konuşur. Bu kültür bir günde kurulmaz; ama her sofra, her toplantı ve her onarım ona bir tuğla ekler.

Örnekler

  • Basit: Altı yaşındaki Ahsen ile dört yaşındaki Kayra doğum günü pastasının dilimlerine bakıyor ve Ahsen bağırıyor: "Onunki daha büyük!" Eşitlik yarışı hemen başlayabilir: dilimleri değiştirmek, bıçakla ölçmek, "Aynı işte!" diye tartışmak. Babası başka bir yol deniyor: "Sen de çok istiyorsun. Yeterli gelmezse bir dilim daha var." Ahsen başını sallıyor ve çoğu zaman olduğu gibi ilk dilimini bile bitiremiyor; mesele pasta değildi. Bir sonraki sefer için klasik bir çözüm de konuşuluyor: biri keser, diğeri seçer. İki kız bu kuralı o kadar seviyor ki, bir sonraki pastada bıçağı kimin tutacağını bile kendileri kararlaştırıyor.
  • Orta: On yaşındaki Ata evde "akıllı olan", yedi yaşındaki kardeşi Mavi ise "sevimli olan" olarak biliniyor. Ata ders çalışırken Mavi onu rahatsız ediyor; Ata "Aptal!" diye bağırıyor, Mavi de "Seni kimse sevmiyor!" diye karşılık veriyor. Her biri diğerinin etiketine saldırıyor. Ebeveynler bir etiket temizliği başlatıyor. Bir ay boyunca iki çocuğu da "karşı" alanda fark edip söylüyorlar: Mavi'nin bir bulmacayı çözüşünü, Ata'nın kardeşine gösterdiği sıcaklığı. Sıfatları bırakıp davranışları konuşuyorlar: "Bu problemi nasıl çözdüğünü anlat", "Kardeşine yardım ettiğini gördüm." Her çocukla ayrı özel zaman kuruyorlar ve hafta sonu kahvaltısını ikisine birlikte hazırlatıyorlar. İki ay içinde kavgaların dili değişiyor, çünkü artık savunulacak bir etiket kalmamış.
  • Gerçek hayat: Özdemirlerin evinde üç çocuk var ve kavga hiç bitmiyor. Anne Hatice sürekli hakemlik yapıyor, baba "Susun!" diye bağırıyor, sofra televizyonun karşısında kuruluyor ve herkes ayrı saatte yiyor. İletişim kültürü yok; araçlar bir boşlukta asılı duruyor. İlk adım araç değil, zemin oluyor: haftada beş ortak sofra, televizyon kapalı ve "en iyi an, en zor an" turu. İkinci ay haftalık aile toplantısı ve kardeş kavgaları için arabuluculuk ekleniyor; hakemlik bırakılıyor. Üçüncü ay her çocukla haftada bir saatlik özel zaman ve kardeşlere ortak görevler geliyor. Altı ay sonra kavgalar bitmiyor, bitmesi de gerekmiyor; ama dili, süresi ve şiddeti değişiyor ve çocuklar kavgalarının çoğunu kendileri çözüyor. Hatice bunu şöyle özetliyor: "Artık hakem değilim, seyirciyim. Seyirci olmak çok daha az yorucu."

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Kardeşin varsa onunla geçen çocukluğunu düşün. Sen hangi etiketi taşıyordun, o hangisini? Evde "iyi çocuk" kimdi, "zor çocuk" kim? O etiketin bedeninde nerede durduğunu bulmaya çalış: belki omuzlarda bir yük, belki göğüste bir daralma, belki çenede bir gerginlik. Şimdi çocuklarının son kavgasını hatırla. Kendini hangi çocuğun tarafında buldun? Bu tercih, senin kendi kardeş sıranla ilgili olabilir; küçük kardeş olarak büyüyen ebeveynler çoğu zaman küçüğü, büyük olarak büyüyenler büyüğü korumaya meyleder. Avucunu etiketin durduğu yere koy ve sessizce şunu söyle: "Bu onların kavgası, benimki değil." Tek çocuk olarak büyüdüysen başka bir soru sor: kardeş kavgası sana ne kadar dayanılmaz geliyor ve bedeninde bu dayanılmazlık nerede?

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Hazırlık listesindeki sıfatları önümüzdeki yedi gün boyunca hiç kullanma ve her çocuğu kendi etiketinin "karşı" alanında en az bir kez fark edip söyle. Bir kavgada hakemlik yerine dört adımlı arabuluculuk yap ve sonucunu not et; başka bir küçük kavgada ise hiç müdahale etme ve ne olduğunu izle. Bir kardeş ortak görevi ve küçük bir kardeş ritüeli başlat. Aile iletişim kültürünün beş taşıyıcısını evinde birden beşe puanla ve en düşük olanı bu ay güçlendirmek için bir adım seç. Tek çocuğun varsa akranlarla serbest oyun zamanını haftalık takvime yaz. Hedef: Kardeş ilişkisini yönetmekten kurmaya geçmek ve araçları yaşatacak kültürü örmek. Gözlem günlüğü: Müdahale etmediğin kavgada çocuklar nasıl bir çözüm buldu ve bu süre boyunca senin bedeninde ne oldu?

Mini test

  1. Kardeşler arasındaki rekabetin zeminini büyüten üç ebeveyn davranışı nedir?
  2. Dokuz yaşındaki oğlun, beş yaşındaki kardeşinin yatağa senin eşliğinde girmesine ve masal dinlemesine kızıyor: "Ona hep daha çok ilgi gösteriyorsun, haksızlık!" Ne söylersin ve ne yaparsın?
  3. "Hanginizi daha çok seviyorsun?" sorusuna hangi cevap daha iyi çalışır ve neden?
  4. Sekiz yaşındaki kızınla altı yaşındaki oğlun aynı anda aynı tableti istiyor; çekiştirme başladı ve oğlun ağlayarak "Ablam vurdu!" diye sana koşuyor. İçinden "Kim başlattı?" diye sormak geçiyor. Bu kavgayı nasıl yönetirsin?
  5. Aile iletişim kültürünün beş taşıyıcısı nedir?
Cevapları göster
  1. Karşılaştırma, etiketleme ve hakemlik. Üçü de çocukları rakip rollere yerleştirir ve kardeşler arasında bir yarış zemini kurar.
  2. Önce duygusunu duyarsın: "Kardeşine daha çok vakit ayırdığımı düşünüyorsun ve bu seni kızdırıyor." Sonra eşitlik değil adalet dilini kullanırsın ve farkın gerekçesini açıkça söylersin: "Kardeşin beş yaşında ve uykuya dalmak için yardıma ihtiyacı var; sen onun yaşındayken sana da masal okurdum." Ama gerekçe yetmez; onun da görülme ihtiyacını karşılarsın: yalnızca ikinize ait, haftada birkaç akşam on beş dakikalık bir zaman, belki yattıktan sonra birlikte bir kitap ya da bir sohbet. Çocuklar farktan değil, haksız ve açıklamasız görünen farktan zarar görür.
  3. "Sen benim tek Ayşe'msin" gibi biricikliği vurgulayan bir cevap. Çünkü çocuk eşit bir paydan çok, kendine özgü bir ilişki ister.
  4. "Kim başlattı?" sorusunu sormazsın; hakemlik bir çocuğu suçlu, öbürünü mağdur ilan eder. Önce tableti alır ve ikisini sakinleştirirsin; vurma için sınırı ikisine birden koyarsın: "Bu evde kimse kimseye vurmaz." Sonra sırayla anlatmalarına izin verirsin, biri anlatırken öbürü dinler. Ardından iki ihtiyacı da yansıtırsın: "İkiniz de şimdi oynamak istiyorsunuz." Son olarak çözümü onlara bırakırsın: "Bu nasıl olabilir?" Belki bir zamanlayıcıyla sırayla, belki birlikte oynanan bir oyun. Çözümü onlar bulursa ona uyma olasılıkları çok daha yüksektir.
  5. Sofra, ritüeller, duygu dili, onarım dili ve çift yönlü saygı.

Özet

  • Kıskançlık olağandır; karşılaştırma, etiket ve hakemlik onu büyütür.
  • Eşitlik yerine gerekçesi söylenen adalet; "en çok" yerine "tek"; her çocukla ayrı özel zaman.
  • Kavgada hakem değil arabulucu olunur; büyük çocuğa "anlayışlı ol" yükü bindirilmez.
  • Kardeş bağı ortak görevler, ritüeller ve ebeveynsiz zamanla aktif olarak kurulur; tek çocuk bir eksiklik değildir.
  • Araçları bir kültür yaşatır: sofra, ritüel, aile hikâyeleri, duygu dili, onarım dili ve çift yönlü saygı.

Sonraki derse hazırlık

Modül 9 burada bitiyor; modül projesi olan aile iletişim portresini beş hafta boyunca sürdürebilirsin. Ders 10.1, "Üç Durum: Otonom Sinir Sistemi, Güvenlik Algısı ve Tolerans Penceresi", akademinin en derin modülünü açıyor: bedenin "Güvende miyim?" sorusuna verdiği cevaplar ve bu cevapların davranışa nasıl yansıdığı. Hazırlık olarak önümüzdeki günlerde çocuğunu üç farklı anda gözlemle: sakin ve meraklı olduğu bir an, hızlandığı ve sesinin yükseldiği bir an, bir de içine kapanıp sessizleştiği bir an. Her birinde yüzünü, sesini ve nefesini birer kelimeyle not et; sonra aynı şeyi kendin için yap.

Kaynaklar

  • Faber, A. ve Mazlish, E. (1987). Siblings Without Rivalry. New York: W. W. Norton.
  • Kowal, A. ve Kramer, L. (1997). Children's understanding of parental differential treatment. Child Development, 68(1), 113–126.
  • Smith, J. ve Ross, H. (2007). Training parents to mediate sibling disputes affects children's negotiation and conflict understanding. Child Development, 78(3).
  • Falbo, T. ve Polit, D. F. (1986). Quantitative review of the only child literature: Research evidence and theory development. Psychological Bulletin, 100(2), 176–189.
  • Duke, M. P., Lazarus, A. ve Fivush, R. (2008). Knowledge of family history as a clinically useful index of psychological well-being and prognosis: A brief report. Psychotherapy, 45, 268–272.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.