İçeriğe geç

Ders 9.1 · Seviye 3 · İletişim ve Duygu Koçluğu

Duygu Koçluğu: Beş Adım ve Kendi Duygu Felsefen

2.231 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 15 dakika seslendirme

Giriş

Modül 8 iki soruluk bir envanterle kapanmıştı: çocukken hangi duygularla yanlarına gidebiliyordun, hangileriyle odana dönmen beklenirdi; bugün çocuğun gözyaşı ya da öfkesi karşısında bedenin ilk hangi hareketi yapıyor? Bu soruya verilen cevaplar genellikle kısa ve keskindir. "Bizde ağlamak ayıptı." "Babam kızabilirdi, biz kızamazdık." "Annem üzüldüğünde ev susardı." Ve beden tarafında: "Oğlum ağlayınca içimde bir sabırsızlık kabarıyor." "Kızım bağırınca donup kalıyorum." Bu iki cevap birbirine bağlıdır. Çocukken yasak olan duygu, bugün çocuğunda göründüğünde bedende ilk alarm veren duygudur.

Modül 8 sınırın dilini kurdu; Modül 9 bağlantının dilini kuruyor. Bu dersin sonunda çocuğunun bir duygusu kabardığında ne yapacağını beş adımda bilecek, daha da önemlisi, duygular hakkındaki kendi sessiz inançlarının, yani "Ağlamak zayıflıktır", "Öfke kötüdür", "Duygular geçer, konuşmaya gerek yok" gibi cümlelerin ebeveynliğini nasıl yönettiğini göreceksin.

Ana anlatım

Dört ebeveyn tipi. Psikolog John Gottman ve ekibi, 1990'larda ebeveynlerin çocuklarının duygularına nasıl tepki verdiğini ve bunun çocukların gelişimini nasıl etkilediğini inceledi. Ortaya dört tepki biçimi çıktı. Yok sayan ebeveyn çocuğun olumsuz duygusunu önemsiz bulur, geçiştirir ya da dikkatini başka yöne çeker: "Bir şey yok, bak kuş!", "Ağlanacak ne var?" Çoğu zaman iyi niyetlidir ve çocuğu üzüntüden kurtarmak ister; ama çocuk duygularının yanlış ya da önemsiz olduğunu öğrenir. Onaylamayan ebeveyn olumsuz duyguyu eleştirir ya da cezalandırır: "Ağlama, erkek adam ağlamaz!" Çocuk duygularının kötü olduğunu ve onları saklaması gerektiğini öğrenir.

Serbest bırakan ebeveyn her duyguyu kabul eder ama rehberlik etmez ve davranışa sınır koymaz: "Kızgın, bırakın vursun, duygusunu yaşıyor." Çocuk duygularını tanır ama onları yönetmeyi öğrenemez. Dördüncü tip olan duygu koçu ise duyguyu bir fırsat olarak görür, adlandırır, ona eşlik eder, davranışa sınır koyar ve problem çözmeye rehberlik eder. Gottman'ın ekibi, ilk ve görece küçük örneklemli çalışmalarında, duygu koçluğu gören çocukların duygularını daha iyi düzenlediğini, akranlarıyla daha iyi ilişkiler kurduğunu ve okulda daha iyi işlediğini bildirdi. Bu bulgu sonradan daha güçlü bir sınavdan geçti. Avustralya'da geliştirilen "Tuning in to Kids" programının randomize denemesinde, dört-beş yaşında çocuğu olan iki yüzü aşkın ebeveyn ya programa ya da bekleme listesine ayrıldı; programa katılan ebeveynlerin çocuklarında duygu bilgisi arttı ve hem ebeveynlerin hem öğretmenlerin bildirdiği davranış sorunları azaldı. Gündelik gözlemde ilk iki tipe, özellikle oğlan çocuklarla, sık rastlanır; üçüncü tip ise kendi sert çocukluğunun tersini yapmaya çalışan ebeveynlerde artıyor gibi görünüyor.

Meta-duygu: duygular hakkında ne hissediyorsun? Gottman ebeveynin hangi tipe yakın olduğunu belirleyen şeye "meta-duygu" dedi: ebeveynin kendi duyguları ve genel olarak duygular hakkında ne hissettiği ve neye inandığı. Kendi öfkesinden korkan ebeveyn çocuğun öfkesini bastırır. Kendi üzüntüsüne izin vermeyen ebeveyn çocuğunun gözyaşını çabucak kesmeye çalışır. Bu yüzden hazırlık sorularının cevapları bu dersin haritasıdır. 3.3'teki soruyu burada yeniden sormak gerekir: çocukken hangi duyguyla sofraya oturabiliyordun, hangisiyle odana gönderiliyordun? Çocuğun ağladığında bedeninde rahatsızlık mı, öfke mi, panik mi, yoksa bir hissizlik mi oluyor? Çocuğunun öfkesi sana ne yapıyor?

Çoğu ebeveyn tek bir tipe tam oturmaz; bir duyguda koç, başka bir duyguda yok sayan olabilir. En sık görülen örüntülerden biri üzüntüye güzelce eşlik edip öfkeyi bastırmaktır; bir başkası korkuyu ciddiye alıp utancı görmezden gelmektir. Kendi meta-duygunu tanımak, çocuğuna koçluk yapabilmenin ön koşuludur. Aksi hâlde beş adımı ezbere bilsen de, yasak duygun sahneye çıktığında bedenin seni eski tepkiye geri çeker.

Meta-duygu yalnızca aileden değil, kültürden de beslenir. Pek çok evde erkek çocuklara "Ağlama, erkek adam ağlamaz", kız çocuklara ise "Kız çocuğu öyle bağırmaz" denir; bu bir genellemedir ve her ailede böyle değildir, ama sonuçta oğlanların üzüntüsü, kızların öfkesi sessizce yasaklanmış olur. Bu çocuklar büyüyüp ebeveyn olduklarında aynı yasağı farkında olmadan sürdürebilir. Kendi haritanı çıkarırken "Bu duygu benim evimde kime serbestti?" sorusunu da sor; çoğu zaman cevap, duyguların cinsiyete göre dağıtıldığını gösterir.

Beş adım. Birinci adım: fark et. Çocuğun duygusunu, özellikle henüz küçük bir yoğunluktayken fark et: asık bir surat, alışılmadık bir sessizlik, bir hırçınlık, "Canım sıkılıyor" cümlesi. 1.5'te konuştuğumuz beden işaretleri burada işe yarar. Duygu küçükken koçluk kolaydır; taştığında önce 3.2'deki birlikte düzenleme gelir, koçluk sonraya kalır. İkinci adım: fırsat olarak gör. Olumsuz bir duygu bir sorun değil, yakınlaşma ve öğretme fırsatıdır. Bu adım içeride atılır: kendine "Bu iyi bir an" demek.

Üçüncü adım: dinle ve doğrula. Çocuğun anlatmasına izin ver; araya girip yorumlama, düzeltme ya da çözme. Duyduğunu geri yansıt: "Yağmur seni oyuna almamış, çok üzülmüşsün." Doğrulamak, duygunun makul olduğunu söylemektir, davranışı onaylamak değil: "Üzülmen çok anlaşılır." Dördüncü adım: adlandırmaya yardım et. "Bu kızgınlık mı, hayal kırıklığı mı?" "İnsan hem kızgın hem üzgün olabilir." Matthew Lieberman ve ekibinin beyin görüntüleme çalışmaları, bir duyguya ad vermenin beynin alarm bölgesindeki etkinliği azaltabildiğini gösterdi; "adlandır ki yatışsın" sözü bu yüzden yalnızca bir slogan değildir. 5.3'te genişlettiğimiz duygu kelime dağarcığı burada iş görür.

Beşinci adım: sınır koy ve problem çöz. "Kızgın olabilirsin; kardeşine vurmak olmaz. Şimdi ne yapabilirsin?" Çocuk seçenek üretir, sen eklersin, birlikte birini seçersiniz. Serbest bırakan ebeveyn ile duygu koçunu ayıran adım budur. Beş adım her seferinde beş dakika sürmez; çoğu zaman üçüncü ve dördüncü adım tek bir cümledir ve beşinci adıma hiç gerek kalmaz.

Adımların biçimi yaşla değişir. İki-üç yaşındaki bir çocukta koçluk büyük ölçüde bedenle ve çok kısa kelimelerle yapılır: kucağa almak, yüzüne bakmak, "Kızdın" ya da "Korktun" demek ve sınırı tek cümleyle koymak. Okul öncesinde duygu kelimeleri çoğalır ve problem çözme basit seçeneklere dayanır: "Kule yıkılınca çok kızdın. Yeniden mi yapalım, yoksa biraz mola mı?" Okul çağında çocuk kendi duygusunu anlatabilir, iki duyguyu aynı anda taşıyabileceğini anlayabilir ve çözümleri kendisi önerebilir; burada ebeveynin işi çoğu zaman susmak ve yansıtmaktır. Ergenlikte ise beşinci adım en çok dikkat isteyen adımdır. Ergen bir sorunla geldiğinde çoğu zaman çözüm değil, dinlenmek ister. Sormak işe yarar: "Sadece dinlememi mi istiyorsun, yoksa birlikte düşünelim mi?" Bu soru, ergene kendi duygusunun sahibi olduğunu söyler.

Koçluk yapılmayacak anlar. Duygu koçluğu her an için değildir. Sen tetiklenmişken koçluk yapılmaz; önce kendi DUR adımların gelir. Zaman yokken koçluk yapılmaz; "Bunu akşam konuşalım" deyip akşam gerçekten konuşmak da koçluktur. Başkalarının önünde yapılmaz; çocuğu küçük düşürmemek için kenara çekmek gerekir. Çocuk bir duyguyu sınırı delmek için kullanıyorsa, duygu yine doğrulanır ama sınır yerinde kalır: "Çok istediğini biliyorum; cevap hâlâ hayır." Güvenlik gerektiren anlarda önce eylem gelir, koçluk sonra. Ve duygunun en tepede olduğu fırtına anlarında kelimeler çocuğa ulaşmaz; o anda koçluk değil, sakin bir varlık gerekir.

Duygu koçluğunun mükemmel uygulandığı bir ev yoktur. Gottman'ın gözlemlediği koç ebeveynler de her anı yakalamıyordu; yorgun oldukları, sabırsız davrandıkları, bir duyguyu gözden kaçırdıkları anlar vardı. Onları ayıran, bu anların ardından geri dönebilmeleriydi: "Dün sen üzgünken seni pek dinlemedim. Şimdi anlatmak ister misin?" Bu cümle, kaçırılmış bir anı yeni bir fırsata dönüştürür. Koçluğu bir sınav gibi değil, zamanla güçlenen bir alışkanlık gibi düşünmek, ebeveynin de kendi duygusuna şefkatle yaklaşmasını sağlar.

Yanlış giderse. Koçluğun en sık karşılaştığı ilk engel çocuğun kendisidir: "Böyle konuşma, robot gibisin!" ya da ergenin "Terapist gibi konuşuyorsun" cümlesi. Bu çoğu zaman cümlelerin ezberden, kendi sesinden değil kitaptan çıktığının işaretidir. Kalıbı bırak ve kendi kelimelerinle, daha kısa konuş: "Kötü bir gün mü?" yeterlidir. Bazı çocuklar duyguları hakkında konuşmayı hiç sevmez; onlara koçluk, kelimeden çok yanında oturmakla, birlikte bir şey yapmakla ve sonradan kısa bir yorumla yapılır.

İkinci engel senin bedenindir. Çocuğun duygusu sende eski bir duyguyu uyandırdığında, beşinci adım kendiliğinden ilk adımın yerine geçer: hemen çözmek, hemen susturmak, hemen uzaklaşmak. Bunu fark ettiğin anlarda kendine tek bir görev ver: yalnızca üçüncü adımı yap, dinle ve yansıt. Geri kalanı sonraya kalabilir.

Üçüncüsü, duygunun boyutudur. Koçluk sıradan duygusal dalgalar içindir. Bir çocuk haftalardır neredeyse her gün yoğun ve uzun öfke patlamaları yaşıyorsa, üzüntüsü iki haftadan uzun sürüyor ve oyundan, arkadaştan çekiliyorsa, korkuları gündelik hayatını kısıtlıyorsa ya da kendine zarar veriyorsa, beş adım yetmez. Bu tablolar bir uzmanın, tercihen çocuk psikiyatristinin ya da çocuk psikoloğunun, değerlendirmesini gerektirir; koçluk bu süreçte değerini korur, ama tedavinin yerini tutmaz.

Beden ve duygu. Akademinin başvurduğu ama araştırmayla doğrulanmış bir sınıflama olmayan Bodynamic bakışında her duygunun bedende bir biçimi vardır: öfke itme kaslarında ve çenede, korku geri çekilmede ve nefeste, üzüntü göğüste ve gözlerde, utanç eğilen başta ve çöken omuzlarda. Bu eşleşmeler bir model olarak sunuluyor; ama gündelik gözlemde çoğu ebeveyn onları kolayca tanır. Duygu koçluğuna bedeni eklemek, özellikle küçük çocukta kelimeden önce gelir: "Ellerin yumruk olmuş, kızgın mısın?" "Omuzların düşmüş, üzgün görünüyorsun." Düzenleme de çoğu zaman bedenden başlar: kızgın çocuk için duvarı itmek, korkan çocuk için sıkı bir sarılma, üzgün çocuk için kucak ve yavaş bir nefes. 9.3 bunları yaşa göre bir araç setine dönüştürecek.

Örnekler

  • Basit: Altı yaşındaki İdil okuldan surat asarak geliyor. Yok sayan tepki: "Bir şey yok, hadi meyveni ye." Onaylamayan tepki: "Yine mi o surat? Ne şımarıklık bu!" Serbest bırakan tepki: "Tamam, moralin bozuk, istersen odana git." Koçluk ise şöyle ilerliyor. Annesi fark ediyor: "Yüzün asık." İçinden bunun bir fırsat olduğunu söylüyor. Dinliyor: "Anlat bakalım." İdil anlatıyor: "Yağmur bugün benimle oturmadı." Annesi doğruluyor ve adlandırmaya yardım ediyor: "Yağmur başkasıyla oturunca üzüldün, belki biraz da kırıldın." İdil ağlamaya başlıyor ve bütün günü anlatıyor. Gerekirse beşinci adım geliyor: "Yarın ne yapmak istersin?" Hepsi dört dakika sürüyor.
  • Orta: Serdar dokuz yaşındaki oğlu Atakan'ın üzüntüsüne çok iyi eşlik ediyor; ama Atakan öfkelendiğinde "Bana bağıramazsın!" diye patlıyor. Meta-duygu haritası nedenini gösteriyor: Serdar'ın büyüdüğü evde öfke yasaktı, üzüntü ise serbestti. Serdar'ın çalışması kendi öfkesiyle tanışmakla başlıyor; 1.3'teki duvarı itme alıştırması, öfkenin bir bilgi taşıdığını, yani "Bir sınırım aşıldı" dediğini fark etmesine yardım ediyor. Sonra Atakan'ın öfkesine önce bedeniyle eşlik etmeyi deniyor: "Çok kızmışsın, ellerin yumruk olmuş. Ne oldu?" Sınırı öfkeye değil bağırmaya koyuyor: "Kızgınlığın tamam, bağırmak değil. Kızgınlığını başka nasıl söyleyebilirsin?"
  • Gerçek hayat: Dört yaşındaki Ayaz bir oyuncakçının önünde yere yatmış ağlıyor; annesi Nesrin, yeni öğrendiği koçluğu uygulamaya çalışıyor: "Çok üzgünsün, o arabayı istiyorsun. Bu kızgınlık mı, hayal kırıklığı mı?" Ayaz daha da yüksek sesle ağlıyor. Zamanlama yanlış: Ayaz taşmış, düşünen beyni geri çekilmiş, etraf kalabalık. Bu 4.3'teki fırtına anı; koçluk değil, birlikte düzenleme zamanı. Nesrin önce çömeliyor, "Buradayım" diyor, bekliyor ve Ayaz biraz toparlanınca onu sakin bir köşeye götürüyor. Koçluk arabada, yolda geliyor: "Oyuncakçıda çok kızmıştın. O arabayı çok istemiştin. Bir dahaki sefere ne yapabiliriz?" Koçluk fırtınanın ortasında değil, sonrasında ve küçük dalgalarda yapılır.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Sırayla dört sahne hayal et ve her birinde birkaç nefes kal. Önce çocuğun öfkeli, ayağını yere vuruyor. Sonra ağlıyor, hıçkırıkları duyuluyor. Sonra korkuyor, sana yapışmış. Son olarak utanıyor, başını önüne eğmiş. Her sahnede kendi bedenini tara: hangisinde rahatsın, hangisinde bir yerin kasılıyor, hangisinde odadan çıkmak istiyorsun? Kasıldığın sahneyi bul; muhtemelen bu, senin çocukluğunda en az yer bulan duygu ve çocuğuna koçluk yaparken en çok zorlanacağın duygu. O sahneye geri dön ve bu kez bir dakika boyunca orada kal. Kasılan yere dikkatini ver, avucunu oraya koy ve nefes verişini uzat. Kendi bedeninde o duyguya yer açmak, çocuğuna yer açmakla aynı harekettir.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Dört temel duygu için, yani öfke, üzüntü, korku ve utanç için, bir meta-duygu tablosu çiz. Her birinin yanına üç şey yaz: büyüdüğün evde serbest miydi, çocuğunda görünce bedeninde ne oluyor ve çocuğuna genellikle hangi tiple tepki veriyorsun? Önümüzdeki günlerde en az beş küçük duygu anında beş adımı dene ve her birini kısa bir notla kaydet: hangi adımda takıldın? Eşin varsa onun tepki biçimini de yargılamadan gözle ve aranızdaki farkı birlikte konuşun. Hedef: Koçluğu bir teknik olarak ezberlemek yerine kendi duygu felsefeni fark ederek öğrenmek. Gözlem günlüğü: Beş adımın hangisi sana en doğal, hangisi en yabancı geldi ve yabancı gelen adım hangi duyguyla karşılaştığında ortaya çıktı?

Mini test

  1. Gottman'ın tanımladığı dört ebeveyn tipi nedir ve hangisi çocuğu duygularını tanıyan ama yönetemeyen biri olarak bırakır?
  2. Yedi yaşındaki kızın ağladığında ona çok iyi eşlik ediyorsun; ama öfkelendiğinde içinde bir panik yükseliyor ve "Sus, böyle konuşamazsın!" diye kesiyorsun. Bu farkı nasıl açıklarsın ve nereden başlarsın?
  3. Duygu koçluğunun beş adımını say.
  4. Serbest bırakan ebeveyn ile duygu koçunu ayıran adım hangisidir?
  5. Misafirler varken beş yaşındaki oğlun pastadan son dilimi kuzenine verdin diye bağırıp ağlamaya başlıyor. Sen de o sırada misafirlere çay dağıtıyorsun ve gerginsin. O anda beş adımı uygulamaya çalışır mısın? Ne yaparsın?
Cevapları göster
  1. Yok sayan, onaylamayan, serbest bırakan ve duygu koçu. Serbest bırakan tip her duyguyu kabul eder ama rehberlik etmez ve sınır koymaz; çocuk duygularını tanır ama yönetmeyi öğrenemez.
  2. Bu fark senin meta-duygunu, yani duygular hakkında ne hissettiğini ve neye inandığını gösteriyor. Büyük olasılıkla büyüdüğün evde üzüntü serbestti, öfke yasaktı; bu yüzden kızının üzüntüsüne koçluk yapabiliyor, öfkesinde eski bir alarma yakalanıyorsun. Başlangıç noktası kızın değil, sensin: kendi öfkenle tanışmak, öfkenin "bir sınırım aşıldı" diyen bir bilgi taşıdığını görmek. Kızın öfkelendiğinde önce yalnızca üçüncü adımı hedeflersin: "Çok kızmışsın." Sınırı öfkeye değil davranışa koyarsın: kızgınlık serbest, bağırmak ya da vurmak değil.
  3. Fark etmek, fırsat olarak görmek, dinleyip doğrulamak, adlandırmaya yardım etmek ve sınır koyup problem çözmek.
  4. Beşinci adım, yani davranışa sınır koymak ve problem çözmeye rehberlik etmek. Serbest bırakan ebeveyn duyguyu kabul eder ama bu adımı atmaz.
  5. Hayır; o anda üç koşul birden koçluğa karşı: sen gerginsin, etrafta misafirler var ve oğlun fırtınanın tepesinde. Önce onu küçük düşürmemek için sakin bir köşeye ya da odaya götürür, birkaç dakika yanında durursun: "Çok üzüldün, buradayım." Pastanın kararını değiştirmezsin. Asıl koçluk misafirler gittikten sonra, sakin bir anda gelir: "Son dilim kuzenine gidince çok kızmıştın. Bir dahaki sefere ne olursa daha iyi olur?" Fırtınada önce birlikte düzenleme, koçluk sonra.

Özet

  • Dört tepki biçimi var; duygu koçu duyguyu fırsat olarak görür, eşlik eder ve davranışa sınır koyar.
  • Hangi tipe yakın olduğunu belirleyen şey kendi duygularınla ilişkindir: meta-duygu.
  • Beş adım çoğu zaman bir iki cümledir; küçük dalgalarda yapılır, fırtınada önce birlikte düzenleme gelir.
  • Duygu bedende yaşar; bedeni okumak ve bedenle düzenlemek koçluğun parçasıdır.
  • Kendi bedeninde en çok kasıldığın duygu, büyük olasılıkla çocukluğunda yer bulamayan duygundur.

Sonraki derse hazırlık

Ders 9.2, "Dinlemek: İletişim Engelleri, Aktif Dinleme ve Ben Dili", çocuğun konuşmasını farkında olmadan kesen alışkanlıkları, duyduğunu geri yansıtarak dinlemeyi ve kendi rahatsızlığını suçlamadan ifade etmenin yolunu ele alacak. Hazırlık olarak çocuğunla beş dakikalık bir sohbeti, onun izniyle kaydet ya da hemen ardından aklında kaldığı kadarıyla yaz. Sonra kendi cümlelerini üç gruba ayır: kaçı soruydu, kaçı öğüttü, kaçı onun söylediğini geri yansıtıyordu?

Kaynaklar

  • Gottman, J. M., Katz, L. F. ve Hooven, C. (1996). Parental meta-emotion philosophy and the emotional life of families: Theoretical models and preliminary data. Journal of Family Psychology, 10(3), 243–268.
  • Gottman, J. (1997). Raising an Emotionally Intelligent Child. New York: Simon & Schuster.
  • Havighurst, S. S., Wilson, K. R., Harley, A. E., Prior, M. R. ve Kehoe, C. (2010). Tuning in to Kids: Improving emotion socialization practices in parents of preschool children. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 51(12), 1342–1350.
  • Lieberman, M. D. ve ark. (2007). Putting feelings into words: Affect labeling disrupts amygdala activity in response to affective stimuli. Psychological Science, 18(5), 421–428.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.