Giriş
Orta seviye, çocukken işitip yıllarca içinden "Bunu ben asla kurmayacağım" diye tekrarladığın üç cümleyi kâğıda dökmeni isteyerek kapanmıştı. "Sana mı soracağım?", "Ağlarsan daha beter olur", "Senin yüzünden hasta olacağım." Listene bakınca iki yoldan birini tanıyabilirsin. Belki kendini bugün aynı cümleyi kurarken yakalıyorsun. Belki de tam tersini yapıyorsun: hiç "hayır" demeyen, çocuk ağladığında her şeyi bırakan, sınır koymaktan korkan bir ebeveyn olmuştur. İkisinin ortak noktası şudur: ikisi de bir seçim değil, bir tepkidir.
Bu dersin sonunda kendi ebeveynlik tarzını iki eksen üzerinde yerleştirebilecek, eşinle aranızdaki farkı kavga konusu yapmadan bir haritaya dökebilecek ve "Sert mi olayım, serbest mi bırakayım?" ikilemine üçüncü bir cevap verebileceksin. İleri seviyenin bu ilk modülünde yaş dönemlerinden temalara geçiyoruz. Önceki yedi modülde dağınık kullandığımız sınır ve disiplin araçlarını tek bir çatı altında topluyoruz.
Ana anlatım
İki eksen. Psikolog Diana Baumrind 1960'larda ailelerle yaptığı gözlem çalışmalarından yola çıkarak ebeveynlik tarzlarını tanımladı. Eleanor Maccoby ve John Martin 1983'te bu tanımı iki eksenle yeniden düzenledi. Birinci eksen sıcaklık ve duyarlılıktır: çocuğun duygusal ihtiyaçlarına ne kadar yanıt veriyorsun? İkinci eksen talep ve yapıdır: ne kadar beklenti ve sınır koyuyorsun? İki eksen dört köşe, dört tarz üretir.
Otoriter tarz düşük sıcaklık ve yüksek talebin birleşimidir: "Çünkü ben öyle dedim." Kurallar çoktur, açıklama azdır, itaat beklenir, ceza sık kullanılır, duygular konuşulmaz. Araştırmalarda bu tarzla büyüyen çocuklar dışarıdan uslu görünse de daha kaygılı, öz-değeri daha düşük ve kendi kararını vermekte daha zorlanan çocuklar olma eğilimindedir. Ergenlikte bu tablo çoğu zaman ya isyana ya da teslimiyete dönüşür. Bugünün ebeveynlerinin önemli bir kısmı böyle büyüdü.
İzin verici tarz yüksek sıcaklık ve düşük talebin birleşimidir: "Sen nasıl istersen canım." Sevgi boldur, sınır azdır, çatışmadan kaçınılır, çocuk üzülmesin diye "hayır" denmez. Bu çocuklar çoğu zaman öz-düzenlemede, hayal kırıklığına dayanmakta ve okulda ya da akran grubunda sınırla karşılaştıklarında zorlanır; ergenlikte bazı riskli davranışlara daha açık olabilirler. Otoriter bir evde büyüyüp "Ben asla öyle olmayacağım" diyen ebeveynlerin sık düştüğü köşe burasıdır.
İhmalkâr tarz hem düşük sıcaklık hem düşük taleptir: ebeveyn mesafelidir, ilgisizdir, çocuk büyük ölçüde kendi başınadır. Araştırmalarda en olumsuz sonuçlarla ilişkili tarz budur. Ancak bu köşe çoğu zaman bir tercih değil, bir durumdur: ebeveynin tükenmişliği, depresyonu, bağımlılığı, yoksulluk ya da ağır iş yükü. Bu yüzden suçlamadan çok destek gerektirir.
Dördüncü köşe, Baumrind'in "otoritatif" dediği, bizim "kararlı ve şefkatli" diye adlandıracağımız tarzdır: yüksek sıcaklık ve yüksek talep. "Seni anlıyorum ve sınır bu." Beklentiler nettir, kurallar açıklanır, duygulara ve çocuğun sesine yer vardır, sonuçlar tutarlıdır ve sıcaklık hiç kesilmez. Onlarca yıllık araştırma, pek çok farklı ülkede, bu tarzın öz-düzenleme, öz-değer, okul başarısı, sosyal beceri ve daha az riskli davranışla ilişkili olduğunu gösteriyor. Dürüst olmak için bir not eklemek gerekir: İspanya'da yapılan çalışmalarda sıcak ama daha az katı olan tarz, ergenlerin sonuçlarında kararlı-şefkatli tarz kadar, bazı ölçümlerde ondan da iyi çıktı. Yani tartışmasız olan tek bir formül değil, sıcaklığın vazgeçilmez olduğudur. Bu akademinin araçları bu dördüncü köşenin araçlarıdır.
"Kararlı ve şefkatli" ne demek? Aynı anda iki şey: bir yanda şefkat, yani duyguyu görmek, bağlantıyı korumak ve saygı; öbür yanda kararlılık, yani sınırı korumak, sonucu uygulamak ve tutarlı olmak. Çoğu ebeveyn bu ikisini sırayla yapar. Önce şefkatli davranır ve sınırı esnetir; sonra sabrı tükenince patlar ve sertleşir; ardından suçluluk gelir ve yine esnektir. Bu salınım çocuk için en kafa karıştırıcı olandır, çünkü çocuk sınırı değil, ebeveynin ruh hâlini okumayı öğrenir. Hedef, ikisini aynı cümlede tutabilmektir: "Çok kızdın, görüyorum. Vurmak yok. Buradayım. Şimdi ellerini tutuyorum." Bu dört cümlenin ikisi şefkat, ikisi kararlılıktır ve aralarında bir çelişki yoktur.
Akademinin kullandığı, araştırmadan çok terapi pratiğine dayanan Bodynamic haritasında bunun karşılığı, 4.2'de tanıştığımız İrade evresinin ebeveyn tarafıdır: güçlü olmak ile sevgi dolu olmak aynı bedende bir arada durabilir. Pek çok ebeveynin zorluğu tam buradadır. Kendi çocukluğunda güç hep sevgisizlikle, sevgi hep güçsüzlükle birlikte geldiyse, yetişkin bedeni ikisini birlikte tutmayı henüz bilmiyordur. Bunu öğrenmek bir bilgi meselesi değil, bir alıştırma meselesidir.
Türkiye'deki tipik karışımlar. Gerçek aileler dört köşeden birine tam oturmaz; çoğu zaman karışımlar görülür. Türk psikolog Çiğdem Kağıtçıbaşı, Türkiye gibi toplumlarda yakınlık ile denetimin çoğu ailede bir arada bulunduğunu ve ebeveyn denetiminin çocuklar tarafından her zaman reddedilme olarak algılanmadığını savundu. Bu önemli bir ayrımdır. Çocuğun ne yaptığını bilmek ve kurallar koymak bir şeydir; çocuğu suçlulukla, sevgiyi geri çekmekle ya da "Beni üzersen hasta olurum" gibi cümlelerle yönetmek ise psikolog Brian Barber'ın davranışsal denetimden ayırarak "psikolojik kontrol" adını verdiği bambaşka bir şeydir: çocuğun duygularını ve düşüncelerini kısıtlayan, geçersiz kılan ve yönlendiren bir denetim. İkincisi, sıcak görünse de çocuğun kaygı ve öz-değer sorunlarıyla ilişkilidir.
Saha gözlemlerinde sık rastlanan birkaç karışım daha var. "Sıcak otoriter" tarzda çok sevgi ve çok kontrol vardır, ama sevgi koşullu, kontrol duygusaldır. "Cinsiyete göre tarz" kıza sıkı, oğlana gevşek ya da tersi davranmaktır. "Kuşak bölünmesi"nde ebeveyn bir sistem kurar, büyükanne ya da büyükbaba başka bir sistem uygular ve çocuk ikisinin arasında kalır. "Derste otoriter, davranışta izin verici" tarzda ödev ve sınav konusunda son derece sıkı olan ebeveyn, saygı ya da sorumluluk konusunda neredeyse hiç sınır koymaz. Bu karışımları tanımak, kendi haritanı dürüstçe çizmenin parçasıdır.
Kağıtçıbaşı'nın bir katkısı daha bu dersin hedefini netleştirir. Batı merkezli psikoloji uzun süre sağlıklı gelişimin aileden bağımsızlaşmak olduğunu varsaydı; Kağıtçıbaşı ise hem özerk hem de ailesine duygusal olarak bağlı bir benliğin mümkün olduğunu, hatta pek çok toplumda en uyumlu modelin bu olduğunu savundu ve buna "özerk-ilişkisel benlik" adını verdi. Bu, Modül 7'nin "ayrışmış ama bağlı" cümlesiyle aynı yere işaret eder. Kararlı ve şefkatli ebeveynlik, ailelerin yakınlık geleneğini bırakmayı istemez; o yakınlığı suçluluk ve koşullu sevgi yerine açıklanan kurallar ve korunan bir bağla birleştirmeyi önerir. Yani burada anlatılan, dışarıdan ithal edilmiş bir aile modeli değil, kendi sıcaklığımızı çocuğun kendi kararlarını verebilmesiyle buluşturma çabasıdır.
Kuşak bölünmesi özel bir dikkat ister, çünkü büyükanne ve büyükbabalar çocuk bakımında sık sık doğrudan rol alır. Burada iki uçtan kaçınmak gerekir: büyükleri "Yanlış yapıyorsunuz" diye karşıya almak ya da çocuğun iki sistem arasında bocalamasına göz yummak. İşe yarayan, iki ya da üç temel kuralı, örneğin tatlı saati, ekran süresi ve vurma yasağı, büyüklerle sakin bir zamanda konuşup ortak kılmak, geri kalan küçük farkları ise hoş görmektir. Çocuklar farklı evlerde farklı kurallara uyum sağlayabilir; zorlandıkları şey, aynı odadaki iki yetişkinin birbirini bozmasıdır.
Kendi stilini bulmak. Üç soru yardımcı olur. Çocuğum bir kuralı bozduğunda ilk tepkim ne? Öfke ve ceza otoriter bir eğilime, görmezden gelme ya da pazarlık izin verici bir eğilime, sakin bir sınır ve sonuç kararlı-şefkatli bir tutuma işaret eder. Çocuğum ağladığında ilk tepkim ne? "Kes şunu" düşük sıcaklığa, istediğini hemen vermek düşük talebe, duyguyu görüp sınırı korumak ise dördüncü köşeye işaret eder. Kendi ebeveynim hangi tarzdaydı ve ben onun aynası mıyım, tersi mi? Ayna da tersi de tepkidir; üçüncü yol seçimdir. Tarz sabit değildir: yorgunken, misafir varken, kendi anne babanın yanındayken kayar. Bu kaymayı fark etmek, tarzın kendisi kadar önemlidir.
Eşler arası fark. Çoğu çiftte biri daha kararlı, diğeri daha şefkatli bir eğilime sahiptir ve zamanla kutuplaşırlar: biri sertleştikçe diğeri yumuşar, diğeri yumuşadıkça biri sertleşir; çocuk aradaki boşluğa yerleşir. Çözüm birinin kazanması değildir. Her ikisinin de hedefin bir yarısını taşıdığını görmek gerekir: biri kararlılığı, diğeri şefkati. Bunun pratik karşılıkları şunlardır: çocuğun önünde birbirinin kararını bozmamak, anlaşmazlığı sonra ve baş başa konuşmak, "Benim yanıma gel, annen kötü" türünden bir ittifak kurmamak ve ortak bir disiplin planı yazmak. Bu planı modülün son dersi olan 8.5'te birlikte kuracağız.
Örnekler
- Basit: Aynı sahne, dört tarz. Beş yaşındaki Ilgaz marketin kasa önünde şeker istiyor; "Hayır" deniyor ve ağlamaya başlıyor. Otoriter tepki: "Kes sesini, yoksa eve gidince görürsün." İzin verici tepki: "Tamam tamam, al bir tane, yeter ki ağlama." İhmalkâr tepki: ebeveyn telefonuna bakarak yürümeye devam ediyor. Kararlı ve şefkatli tepki: "Çok istedin, biliyorum. Bugün şeker yok. Ağlayabilirsin, ben buradayım. Poşeti taşımama yardım eder misin?" Dördüncüsünde Ilgaz hem duyuluyor hem de sınırla karşılaşıyor. Bir sonraki market ziyaretinde büyük olasılıkla daha kısa ağlayacak, çünkü sınırın ağlamayla değişmediğini ve ağlamanın da yasak olmadığını öğrendi.
- Orta: Tülin kendi annesinden çok dayak yemiş ve "Çocuğuma asla el kaldırmam, asla bağırmam" diye söz vermiş. Altı yaşındaki kızı Asude ona vuruyor, "Aptal!" diyor; Tülin gülümseyerek "Kızgınsın canım" diyor ve orada bırakıyor. Otoriterin tersi, izin verici olmuş: şefkat var, kararlılık yok. Asude okulda da arkadaşlarına vuruyor ve kimse onunla oynamak istemiyor. Tülin'in işi, kararlılığın şiddet olmadığını bedeninde öğrenmek. "Bana vurmana izin vermeyeceğim" deyip Asude'nin elini yumuşakça ama sabit tutabilmek ve sesini yükseltmeden yerinde kalabilmek. Bu, Tülin'in kendi İrade evresi çalışması; 3.3'teki kendi bağlanma geçmişi ve 4.2'deki sınır konuşması burada yeniden işe yarıyor.
- Gerçek hayat: Selçuk "Bu evde kuralı ben koyarım" diyen bir baba; Pelin ise "Babanızın sesi yükselince ben ortalığı yatıştırırım" diyen bir anne. On yaşındaki Kıvanç annesinin yanında istediğini yapıyor, babasının yanında siniyor. Kutuplaşma tamamlanmış. Çift birlikte çalışmaya başlıyor. Selçuk "Sertlik disiplin değildir, yalnızca korkutur" cümlesini, Pelin "Yumuşaklık sınırsızlık değildir" cümlesini kendi davranışında sınamaya başlıyor. Birlikte üç kural ve bu kuralların üç sonucunu belirliyorlar, Kıvanç'ın önünde birbirinin kararını bozmayacaklarına söz veriyorlar ve her pazar akşamı on dakikalık bir "Bu hafta nasıl gitti?" konuşması yapıyorlar. İki ay içinde Kıvanç'ın davranışı belirgin biçimde düzeliyor, çünkü evde artık iki değil tek bir sistem var.
Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)
Sandalyede dik ama rahat otur. Sol avucunu göğsünün ortasına koy ve oradaki sıcaklığı fark et; bu el şefkati temsil ediyor. Sağ kolunu önüne uzat, avucunu dışarı doğru çevirip "dur" işaretinde tut; dirsek hafif bükük, omuz aşağıda. Bu el de kararlılığı temsil ediyor. Birkaç saniye iki eli aynı anda hisset: göğüste sıcaklık, kolda sabitlik. Sonra sesli ve sakin bir tonla şu cümleyi kur: "Seni seviyorum ve hayır." Cümle ağzından çıkarken hangi el zayıflıyor? Göğüsteki el mi kayıyor, yoksa uzattığın kol mu düşüyor ya da gerginleşiyor? Zayıflayan taraf, senin çalışma alanın. Önümüzdeki yedi gün, sabah kahvaltıdan önce bir dakikalığına bu duruşa geri dön. Kararlı ve şefkatli olmak bir tutum olmaktan önce, iki elin aynı anda çalışmasıdır.
Bu hafta evde
Şimdi sıra sende: Kendini ve eşini iki eksende birden ona kadar puanla: sıcaklık kaç, talep kaç? Çocuğun sekiz yaşını geçtiyse ondan da ikinizi kendi gözünden puanlamasını iste; sonuçlar çoğu zaman şaşırtıcıdır. Üç gün boyunca bir kural bozulduğunda ve çocuğun ağladığında ilk tepkini kaydet; tarzının hangi anlarda kaydığını, yorgunluk, misafir, kendi anne babanın varlığı gibi durumları işaretle. Eşin varsa bu haritayı birbirinizle savaşmadan konuşun: "Sen hedefin hangi yarısını taşıyorsun, ben hangisini?" Hedef: Ebeveynlik tarzını bir tepki olmaktan çıkarıp bir seçime dönüştürmek. Gözlem günlüğü: Tarzın en çok hangi durumda ve kimin yanında kaydı, o anda bedeninde ilk ne hissettin?
Mini test
- Ebeveynlik tarzlarını tanımlayan iki eksen nedir?
- İzin verici tarz en sık hangi ebeveynlerde görülür?
- Babaannen, sen işteyken dört yaşındaki oğluna akşam yemeğinden önce çikolata veriyor ve ekranı istediği kadar açık bırakıyor; sen eve gelince oğlun "Babaannem izin veriyor ama!" diye ağlıyor. Ne yaparsın?
- On iki yaşındaki kızın bir arkadaşının doğum gününe gitmek istiyor; sen istemiyorsun ve ağzından "Git bakalım, ben de burada tek başıma üzülürüm, sen nasılsa beni düşünmüyorsun" cümlesi çıkıyor. Bu cümlede ne vardı ve onu nasıl yeniden kurarsın?
- Eşler arasındaki kutuplaşma nasıl çözülür?
Cevapları göster
- Sıcaklık ve duyarlılık ile talep ve yapı. Baumrind'in tanımladığı tarzlar, Maccoby ve Martin'in düzenlemesiyle bu iki eksen üzerinde dört köşe olarak gösterilir.
- Otoriter bir evde büyüyüp "Ben asla öyle olmayacağım" diyerek tam tersini yapmaya çalışan ebeveynlerde. Bu da bir seçim değil, bir tepkidir.
- Oğlunun önünde babaanneyle tartışmazsın ve onu kötülemezsin; çocuk farklı evlerde farklı kurallara uyum sağlayabilir, onu zorlayan aynı odadaki iki yetişkinin birbirini bozmasıdır. Oğluna sakin kalırsın: "Babaannede başka kurallar var, bizim evde şöyle." Sonra babaanneyle sakin bir zamanda, teşekkürle başlayarak konuşursun: ona güvendiğini ve emeğini gördüğünü söyler, iki ya da üç temel kuralı, örneğin tatlı saati ve ekran süresini, ortak kılmayı rica edersin. Geri kalan küçük farkları ise hoş görürsün; amaç kuşaklar arası bir savaş değil, oğlunun iki ev arasında tutarlı birkaç temel kural bulmasıdır.
- Bu cümlede bir kural değil, suçluluk vardı: kızını açık bir gerekçeyle değil, senin üzüntünün sorumluluğunu ona yükleyerek yönetmeye çalıştın. Buna psikolojik kontrol denir ve sıcak bir aile içinde bile kaygı ve düşük öz-değerle ilişkilidir. Önce kısa bir onarım yaparsın: "O cümle haksızdı, üzüntüm senin sorumluluğun değil." Sonra kaygını ve kararını açıkça söylersin, örneğin: "Partinin saati ve kimlerin olacağı konusunda içim rahat değil; şu bilgileri öğrenelim, ben bırakıp alayım, olur mu?" Denetim açık bir kural ve gerekçedir; psikolojik kontrol ise sevgiyi bir pazarlık aracına çevirir.
- Birinin kazanmasıyla değil, ikisinin de hedefin bir yarısını taşıdığını görmesiyle; çocuğun önünde birbirini bozmamak, anlaşmazlığı baş başa konuşmak ve ortak bir disiplin planı yazmakla.
Özet
- İki eksen, sıcaklık ve talep, dört tarz üretir: otoriter, izin verici, ihmalkâr ve kararlı-şefkatli.
- Kararlı-şefkatli tarz pek çok ülkede iyi sonuçlarla ilişkilidir; vazgeçilmez olan sıcaklıktır.
- Şefkat ve kararlılık sırayla değil aynı anda; salınım çocuğa ruh hâli okumayı öğretir.
- Kendi ebeveyninin aynası da tersi de bir tepkidir; üçüncü yol bilinçli bir seçimdir.
- Türkiye'de yakınlık ve denetim çoğu zaman bir aradadır; sorun denetim değil, suçlulukla yönetmektir. Eşler tek sistem kurar.
Sonraki derse hazırlık
Ders 8.2, "Disiplin Öğretmektir: Ceza, Ödül ve Dayak Üzerine Gerçekler", disiplin kelimesinin asıl anlamını, cezanın ve ödülün kısa vadede neden işe yarar görünüp uzun vadede neden geri teptiğini ve fiziksel ceza üzerine araştırmaların ne söylediğini ele alacak. Hazırlık olarak kendi çocukluğunda aldığın bir cezayı hatırla ve o cezadan gerçekte ne öğrendiğini bir cümleyle yaz; öğrenmen gerektiği söylenen şeyi değil, gerçekten öğrendiğini.
Kaynaklar
- Baumrind, D. (1966). Effects of authoritative parental control on child behavior. Child Development, 37(4), 887–907.
- Maccoby, E. E. ve Martin, J. A. (1983). Socialization in the context of the family: Parent-child interaction. P. H. Mussen ve E. M. Hetherington (Ed.), Handbook of Child Psychology, Vol. 4 içinde (s. 1–101). New York: Wiley.
- García, F. ve Gracia, E. (2009). Is always authoritative the optimum parenting style? Evidence from Spanish families. Adolescence, 44(173), 101–131.
- Barber, B. K. (1996). Parental psychological control: Revisiting a neglected construct. Child Development, 67(6), 3296–3319.
- Kağıtçıbaşı, Ç. (2005). Autonomy and relatedness in cultural context: Implications for self and family. Journal of Cross-Cultural Psychology, 36(4), 403–422.