İçeriğe geç

Ders 7.5 · Seviye 2 · Ergenlik (12–18 Yaş): Ayrışmış ama Bağlı

Ayrılışa Hazırlık: Ergenle Aile Sistemi, Ebeveynin Orta Yaşı ve Yetişkin Çocuk

2.231 kelime · yaklaşık 10 dakika okuma · 15 dakika seslendirme

Giriş

Geçen haftanın ödevi tek bir cümleydi: çocuğunun bavulunu alıp kapıdan çıktığı sabahı gözünün önüne getirmek ve o sabah kendine dair duyduğunu yazmak. Bu cümleler ebeveynden ebeveyne çok değişir. Biri "Evin sessizliğinden korkuyorum" yazar, biri "Sonunda biraz nefes alacağım" ve ardından bundan utanır, bir başkası "Onsuz ben neyim, bilmiyorum" yazar. Bu dersin bütün konuları o cümlenin etrafında dönüyor, çünkü ayrılışı yaşayan tek kişi çocuk değildir; aile, en çok da ebeveyn, onunla birlikte bir eşikten geçer.

Bu dersin sonunda ergenliği bir aile geçişi olarak okuyabilecek; kardeşlerin, eş ilişkisinin ve kendi orta yaşının bu geçişteki yerini görebilecek ve çocuğun evden ayrılışını bir kayıp olarak değil, on sekiz yıllık bir işin tamamlanması olarak karşılamaya hazırlanacaksın. Bu, Modül 7'nin ve Orta seviyenin son dersi; akademinin yaşa göre ilerleyen ilk yarısı burada kapanıyor.

Ana anlatım

Ergenlik bir aile geçişidir. Bir çocuk ergenliğe girdiğinde yalnızca o değişmez; aile sistemi de yeniden dengelenmek zorunda kalır. Kurallar, roller ve yakınlık mesafeleri değişir. Aile sistemleri yaklaşımı, Murray Bowen'dan bu yana, bir ergenin "sorun" gibi görünen davranışının çoğu zaman sistemin başka bir yerindeki gerilimi de taşıdığını söyler. Eşler arasında çözülmemiş bir çatışma, ebeveynlerden birinin eşinden alamadığı yakınlığı çocuktan almaya çalışması, kardeşler arasında donmuş roller, yani biri "iyi çocuk" diğeri "sorunlu çocuk", bunların tipik örnekleridir. Ergen kendini sistemden ayırmaya çalışırken sistem onu yerinde tutmaya çalışıyorsa çatışma büyür.

Bu yüzden ergenle ilgili zorluklarda iyi bir danışman çoğu zaman yalnızca ergeni değil, bütün aileyi görmek ister. Bu bir suçlama değil, bir bakış açısıdır: ergen değişince aile de değişmek zorundadır. Modül 12'de aile sistemini ayrıntılı olarak ele alacağız; bugün yalnızca bu temel fikri yanımıza alıyoruz.

Kardeşler. Ergenlikle birlikte büyük ve küçük kardeş arasındaki mesafe açılır. Ergen kardeşini "çocuk" bulur, küçük kardeş ergeni özler ve ona kızar. Burada dört şey işe yarar. Ergenin mahremiyetini kardeşe karşı da korumak: odasına izinsiz girilmez, eşyası sorulmadan alınmaz. Ablalık ya da abilik rolünü bir yük olarak değil bir seçim olarak bırakmak: ergen bir bakıcı değildir. Sürekli kardeş bakımına bağlanan bir ergen, psikolojide "ebeveynleştirme" diye adlandırılan bir yük taşımaya başlar; kendi hayatına ayıracak alanı daralır ve aileden soğur. Karşılaştırmamak: "Ablan senin yaşındayken…" cümlesi iki çocuğu da kaybettirir. Ve her çocuğa ayrı zaman ayırmak; küçükken kurulan bire bir saatlerin ergenlikteki karşılığı, bir çocukla yapılan sessiz bir kahvaltı ya da diğeriyle bir akşam yürüyüşüdür.

İki ergen aynı evdeyse rekabet ve birbirinden ayrışma isteği yoğunlaşır. Kardeşler çoğu zaman kendilerini birbirlerinden farklı alanlarda tanımlama eğilimi gösterir: biri sporcu, diğeri kitap kurdu olur. Psikolojide buna kardeş ayrışması denir ve özellikle yaşça yakın, aynı cinsiyetten kardeşlerde belirgin olduğu gözlenmiştir; kıyaslamayı ve rekabeti azaltan doğal bir yol olarak görülür. Aile bu farkı "Sen matematikçisin, o sanatçı" gibi etiketlerle sabitlediğinde çocuklar kendi alanlarına kilitlenir. Her iki çocuğun da her alanı deneyebileceği bir aile havası korunmalıdır.

Eş ilişkisi. Bazı araştırmalar, evlilik doyumunun çocuklar ergenlik çağındayken düşebildiğini gösteriyor. Nedenleri tahmin edilebilir: ergenle ilgili anlaşmazlıklar, yani birinin sert, diğerinin gevşek olması ve ergenin aradaki boşluğu kullanması; yıllarca çocuk üzerinden kurulmuş bir ilişkinin, çocuk çekildikçe boşalması; ve eşlerin kendi orta yaş soruları. Koruyucu tutum iki adımdan oluşur. Birincisi, ergenle ilgili kararların önce eşler arasında, sonra ergenle konuşulması. Farklı düşünmek gizlenmek zorunda değildir: "Annenle bu konuda farklı düşünüyoruz; konuşup sana döneceğiz." İkincisi, ilişkiye çocuksuz zaman ayırmak; haftada bir akşam bile olsa. Ergen bunu "Artık beni umursamıyorlar" diye değil, "Birbirlerini seviyorlar" diye okur ve bu ona güven verir.

Boşanmış ebeveynler için ergenlik ayrı bir sınavdır. Ergen hangi evde ne kadar kalacağı konusunda daha çok söz ister ve bu isteğe saygı gösterilmelidir. Ergen iki ev arasında haberci ya da hakem yapılmaz. Bu konuya Modül 11'de ayrıntılı olarak döneceğiz.

Ebeveynin orta yaşı. Çocuk ergenliğe girdiğinde ebeveyn genellikle kırklı yaşlarındadır. Kendi bedeni değişmektedir; kadınlarda menopoza geçiş dönemi, herkeste güç ve enerji değişimleri. Kendi ebeveynleri yaşlanmakta, bakım gerektirmekte ya da kaybedilmektedir. Kariyer ve evlilik hakkında "Bu muydu?" soruları belirir. Ergenin "Her şey mümkün" enerjisi ile ebeveynin "Bazı kapılar artık kapandı" farkındalığı aynı evde karşılaşır. Ergenin özgürlüğü ebeveynde bazen kıskançlık, bazen kendi yaşanmamış gençliğinin yasını, bazen de kendi gerçekleşmemiş hayallerini çocuk üzerinden yaşama isteğini uyandırabilir. Bunu fark etmek, ergene yüklememenin ilk adımıdır.

Orta yaş, ebeveynin kendi kimlik sorusunu yeniden sorduğu dönemdir: "Çocuk gidince ben kimim?" Bu sorunun cevabı çocuk gitmeden aranmaya başlanmalıdır: kendi uğraşı, kendi arkadaşları, kendi hedefleri, eşiyle yeniden kurulacak bir ilişki. Hayatının tek anlam kaynağı çocuğu olan bir ebeveyn, çocuğunu bırakmakta zorlanır. Ergen bunu hisseder ve ya suçlulukla evde kalır ya da sert bir kopuşla gider.

Bu yıllarda pek çok ebeveyn iki yönden aynı anda çekilir: bir yanda ergen çocuk, öbür yanda bakıma ihtiyaç duymaya başlayan kendi anne babası. Literatürde "sandviç kuşak" diye anılan bu durum Türkiye'de özellikle belirgindir; yaşlı ebeveynin bakımı çoğu zaman ailenin içinde, sıklıkla da kadınların omzunda yürür. Hastane randevuları, gece telefonları ve suçluluk duygusu, ergenle konuşmaya ayrılacak sabrı tüketebilir. Bu yükü görünür kılmak, eşler ve kardeşler arasında paylaşmak ve gerektiğinde dışarıdan destek almak, ergenle ilişkiyi de korur. Yorgunluğunu bilen bir ebeveyn, ergenin çıkışını kişisel bir saldırı olarak okumaya daha az yatkındır.

Ayrılış: üniversite ve sonrası. Çocuğun evden ayrılması ailenin son büyük geçişidir. Türkiye'de bu ayrılış çoğu zaman başka bir şehirdeki üniversiteyle, bazen evlilikle olur; bazı gençler ise yetişkinliğe uzun süre aynı evde devam eder. Nasıl olursa olsun hazırlık yıllar önce başlar: kendi çamaşırını yıkamak, basit yemekler yapabilmek, bir aylık harçlığı yönetmek, kendi doktor randevusunu almak, sabah alarmla kendi kalkmak, şehirde tek başına yol bulmak. On yedi yaşında bunları yapamayan bir genç, yurtta ya da öğrenci evinde ilk dönem zorlanır. Bu zorlanma bir başarısızlık değil, evde öğretilmemiş bir beceridir. "Çocuktur, üniversitede öğrenir" tutumu geçişi yalnızca zorlaştırır.

Ayrılış anının kendisi için de birkaç ilke var. Veda kısa ve sıcak olur; 2.5'teki veda ritüelinin on sekiz yıl sonraki hâli. 7.4'te yapılan gece arama anlaşması şehir değişince geçerliliğini yitirmez; uzaktan da bir güvenlik ağıdır. İletişimin sıklığını genç belirler; günde üç kez aramak bağı değil, denetimi büyütür. İlk aylarda eve çok sık dönmesini teşvik etmemek gerekir, çünkü yeni yerde kök salması gerekir. Ebeveyn için bu dönem bir yastır ve yasın yaşanmasına izin verilmelidir. Yine de "boş yuva" her ebeveynde bir kriz yaratmaz. Orta yaştaki yüz yirmi üç kadını on sekiz yıl boyunca izleyen bir çalışmada, çocukların evden ayrılması evlilik doyumundaki artışla birlikte görüldü; eşle geçirilen zamanın miktarı değil, o zamandan alınan keyif artmıştı. Kimliğini çocuk gitmeden aramaya başlamış bir ebeveyn için boş oda bir boşluk değil, yeni bir alandır.

Genç yetişkin aynı evde kalmaya devam ediyorsa ayrışma evin içinde gerçekleşmek zorundadır. Yirmi iki yaşındaki bir çocuğun gece dönüş saatine on dört yaşındaki gibi karışılmaz; evin ortak kuralları iki yetişkin arasında konuşulur, genç evin işlerine ve imkânı varsa giderlerine bir yetişkin olarak katılır. Aynı çatı altında kalmak, ayrışmanın olmayacağı anlamına gelmez; yalnızca daha bilinçli yapılmasını gerektirir.

Yetişkin çocukla ilişki. Ergenlikten sonra ebeveynlik bitmez, danışmanlığa dönüşür: sorulunca fikir, sorulmayınca güven. Yetişkin çocuğun meslek, eş, yaşam biçimi ya da şehir konusundaki kararlarına saygı göstermek, ergenlikteki özerklik çalışmasının meyvesidir. Akademinin başından beri izlediğimiz evre haritası burada bütünüyle görünür hâle gelir. Var olma hakkı tanınmış, ihtiyaçları karşılanmış, özerkliği desteklenmiş, iradesi kırılmamış, sevgisi karşılık bulmuş, fikri ciddiye alınmış, bir gruba ait olmuş ve kimliğini kendisi kurmuş bir yetişkin, ebeveynine dönmek ister; çünkü aradaki bağ hiç kopmamıştır. Ayrışmış ama bağlı: bu modülün adı aynı zamanda akademinin bütün hedefini özetleyen cümledir.

Örnekler

  • Basit: Damla on altı yaşında ve her hafta sonu dokuz yaşındaki kardeşi Berat'a bakıyor; annesiyle babası "Büyük o, yapar" diyor. Damla giderek sinirli, Berat'a sert davranıyor. Ergen bakıcı yapılmış ve kendi hayatına, arkadaşlarına ayıracak alanı daralmış. Aile düzeni değiştiriyor: kardeş bakımı ayda bir kez, önceden sorulan ve karşılığı olan bir iş hâline geliyor; bu karşılık bazen harçlık, bazen bir teşekkür ve Damla'nın kendi planına dokunulmaması. Hafta sonları Damla'nın kendi programı var. Berat'la "abla zamanı" ise Damla'nın seçtiği kısa bir etkinlik: birlikte bir oyun ya da pastaneye yürüyüş. Bir ay içinde iki kardeşin arası yumuşuyor, çünkü birliktelik artık bir zorunluluk değil, bir seçim.
  • Orta: On beş yaşındaki Çağrı babası Halil'le sürekli çatışıyor; annesi Sevda her tartışmada oğlunun tarafında. Sevda ile Halil arasında yıllardır bir soğukluk var. Sistem şöyle işliyor: Sevda eşinden alamadığı yakınlığı oğluyla kurduğu ittifakta buluyor, Halil dışarıda kalıyor ve sertleşiyor, Çağrı iki ebeveyninin arasında sıkışıyor. Babasına duyduğu öfkenin bir kısmı aslında annesinin dile getirmediği öfke. Çözüm Çağrı'da değil, eşlerde: bir çift terapistiyle eş ilişkisinin onarılması, Sevda'nın oğluyla ittifaktan yavaşça çekilmesi, Halil'in Çağrı'yla çatışmasız bire bir zaman kurması, birlikte maça gitmek ya da uzun bir araba yolculuğu. Sistem değiştikçe Çağrı'nın "davranış sorunu" belirgin biçimde küçülüyor.
  • Gerçek hayat: Sude üniversite için başka bir şehre gidiyor. Annesi Meral onu günde üç kez arıyor, her hafta sonu eve gelmesini istiyor, gelemediğinde telefonda ağlıyor. Sude hem suçlu hem de boğulmuş hissediyor ve bir süre sonra aramaları açmamaya başlıyor. Meral'in hayatı yıllardır kızının etrafında kurulmuş; boş yuva onun için bir kimlik krizine dönüşmüş. Onarım iki yerde başlıyor. Birincisi Meral'in kendi hayatı: yıllardır ertelediği bir kurs, eski arkadaşlarıyla yeniden görüşmek, eşiyle çift olarak yeni bir dönem ve bir süre kendi terapisi. İkincisi Sude'yle yeni bir iletişim biçimi: haftada bir uzun görüntülü konuşma, Sude'nin istediği zaman aradığı kısa konuşmalar ve ayda bir ziyaret. Birkaç hafta içinde Sude telefonu yeniden açmaya başlıyor; artık arayan, kendini kızına taşıtmayan bir anne.

Ebeveyn için beden pratiği (4 dk)

Çocuğunun odasını boş olarak hayal et: yatak toplanmış, masanın üstü boş, kapı aralık ve içeriden hiçbir ses gelmiyor. Bu görüntüyle birlikte bedeninde neler belirdiğini sırayla fark et. Göğüste bir boşluk olabilir, boğazda bir düğüm, gözlerin arkasında bir sıcaklık; belki de omuzlarda hafif bir rahatlama ve hemen ardından o rahatlamadan duyulan bir mahcubiyet. Hepsine yer ver ve hiçbirini düzeltmeye çalışma; boşluk da rahatlama da aynı anda doğru olabilir. Sonra iki avucunu üst üste koyup göğsünün ortasına yerleştir ve birkaç saniye orada bekle. Şimdi kendine şu cümleyi kur: "İşimi yaptım. O gidebiliyorsa, ben iyi yapmışım." Bu cümleyi bedenin bir anda kabul etmeyebilir; önümüzdeki yıllarda ara ara yeniden kur. Ayrılışı taşıyabilen bir ebeveyn, ergenin ayrışmasına da izin verebilir.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Bir kâğıda evinizin aile haritasını çiz: kim kime yakın, kim dışarıda kalıyor, kimin "iyi çocuk", kimin "sorunlu" rolü var. Ergeninin davranışının bu haritada neyi taşıyor olabileceğini bir cümleyle yaz. Ardından bir bağımsızlık becerileri listesi yap: çamaşır, yemek, bütçe, randevu, sabah kalkmak, şehirde yol bulmak. Ergeninin yapabildiklerini işaretle ve yapamadıklarından birini bu ay ona devret. Kendine de "Çocuğum gidince ben kimim?" sorusunu sor, üç cevap yaz ve birine doğru bu ay küçük bir adım at. Eşin varsa çocuksuz bir akşam planlayın ve ergenle ilgili bir konuda ortak duruşunuzu belirleyin. Hedef: Ergenliği bir aile olarak geçmek ve ayrılışa çocuktan önce hazırlanmak. Gözlem günlüğü: Devrettiğin beceriyi ergen ilk kez tek başına yaptığında sende ne oldu: gurur mu, gereksizlik hissi mi, ikisi birden mi?

Mini test

  1. Aile sistemleri bakışına göre bir ergenin "sorun" davranışı neyi taşıyor olabilir?
  2. Ergen neden sürekli kardeş bakıcısı yapılmamalıdır?
  3. On dört yaşındaki kızın bir partiye gitmek istiyor. Sen "hayır" dedin, eşin ise kızın yanında "Bırak gitsin, ne olacak" dedi; kız da hemen babasının yanına geçti. Akşam kızın odasına çekilince eşinle ne konuşursun ve kızına ne söylersiniz?
  4. Ebeveynin orta yaşı ergenle nasıl karşılaşır ve bunun riski nedir?
  5. On yedi yaşındaki oğlun gelecek yıl başka bir şehirde üniversiteye gidecek. Bugüne kadar çamaşırını, yemeğini ve randevularını hep sen ayarladın; bir gün "Oraya gidince ne yiyeceğim ki?" diye gülüyor. Önümüzdeki bir yılı nasıl planlarsın?
Cevapları göster
  1. Sistemin başka bir yerindeki gerilimi: eşler arasında çözülmemiş bir çatışmayı, bir ebeveynin çocukla kurduğu aşırı yakınlığı ya da kardeşler arasında donmuş rolleri.
  2. Çünkü ebeveynleştirilen ergenin kendi hayatına ve arkadaşlarına ayıracak alanı daralır, kardeşine öfke biriktirir ve aileden soğur. Kardeş bakımı ara sıra, önceden sorulan ve karşılığı olan bir seçim olmalıdır.
  3. Eşinle kızın yanında değil, baş başa konuşursun: kararı kimin haklı olduğu değil, ikinizin ortak duruşu belirlemeli; ergen aradaki boşluğu hemen fark eder ve kullanır. Partinin saati, yeri, kimlerin olacağı ve dönüş gibi bilgileri birlikte değerlendirip ortak bir karara varırsınız; belki bir saat sınırı ve sizin getirip götürmenizle bir "evet", belki gerekçesiyle bir "hayır". Sonra kızınıza ikiniz birlikte söylersiniz: "Annenle farklı düşündük, konuştuk ve şuna karar verdik." Ayrıca bu tür kararları bundan sonra önce aranızda konuşmak için bir alışkanlık kurarsınız; haftada bir çocuksuz akşam bunun için de iyi bir zamandır.
  4. Ergenin "Her şey mümkün" enerjisi, ebeveynin kapanan kapılara dair farkındalığıyla karşılaşır. Risk, ebeveynin kıskançlığını, yasını ya da gerçekleşmemiş hayallerini çocuğa yüklemesidir; bunu fark etmek önlemenin ilk adımıdır.
  5. Bir yılı bir devir planına çevirirsin: her ay bir beceri. Önce kendi çamaşırını yıkamak ve ütülemek, sonra haftada iki akşam basit bir yemek yapmak, sonra kendi doktor randevusunu almak, sonra bir aylık harçlığı kendi yönetmek ve sabah alarmla kendi kalkmak. Hatalara izin verirsin: yanlış yıkanmış bir tişört, yanmış bir makarna, ayın sonunda biten para; bunlar evde, güvenli bir ortamda yaşanırsa yurtta yaşanmaz. Kendi tarafında da bir hazırlık yaparsın: "Oğlum gidince ben kimim?" sorusuna cevap aramaya şimdi başlarsın. İletişimin sıklığını da gitmeden önce birlikte konuşursunuz ve onun belirlemesine izin verirsin.

Özet

  • Ergenlik bütün ailenin geçişidir; ergenin davranışı çoğu zaman sistemin bir gerilimini de taşır.
  • Kardeşlerde mahremiyet korunur, abilik ve ablalık bir seçimdir, karşılaştırma yapılmaz, herkese ayrı zaman ayrılır.
  • Eş ilişkisi bu yıllarda zorlanabilir; ortak duruş ve çocuksuz zaman ilişkiyi korur.
  • Ebeveynin orta yaş soruları ergene yüklenmez; "Çocuk gidince ben kimim?" çocuk gitmeden sorulur.
  • Ayrılış için beceriler yıllar önce devredilir; veda kısa ve sıcak, iletişimi genç belirler; hedef ayrışmış ama bağlı bir yetişkindir.

Sonraki derse hazırlık

Orta seviye burada tamamlanıyor; modül projesi olan "Ergenle Yeni Sözleşme" dosyasını ve seviye değerlendirmesini bu hafta toparlayabilirsin. İleri seviye yaş dönemlerinden temalara geçiyor ve Ders 8.1, "Dört Stil ve Bir Hedef: Kararlı ve Şefkatli", sıcaklık ve talep eksenleriyle ebeveynlik stillerini ve kendi stilinin nereden geldiğini ele alıyor. Hazırlık olarak kendi anne ya da babandan duyup "Ben çocuğuma asla söylemeyeceğim" dediğin üç cümleyi yaz. Her birinin yanına, bugün kendi çocuğunla o cümlenin tam tersini mi yaptığını, yoksa bir gün kendini aynı cümleyi söylerken mi yakaladığını not et.

Kaynaklar

  • Bowen, M. (1978). Family Therapy in Clinical Practice. New York: Jason Aronson.
  • Feinberg, M. E. ve ark. (2003). Sibling differentiation: Sibling and parent relationship trajectories in adolescence. Child Development, 74(5).
  • Gorchoff, S. M., John, O. P. ve Helson, R. (2008). Contextualizing change in marital satisfaction during middle age: An 18-year longitudinal study. Psychological Science, 19, 1194–1200.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.