İçeriğe geç

Ders 5.1 · Seviye 2 · Okul Öncesi (3–6 Yaş): Hayal Gücü, Beden ve Sosyal Dünya

"Neden?" Çağı: Hayal Gücü, Korkular, Yalan ve Büyük Sorular

2.085 kelime · yaklaşık 9 dakika okuma · 14 dakika seslendirme

Giriş

Not defterinde ne birikti? "Neden yağmur yağıyor?" "Bulutlar ağlıyor, çünkü güneş onlara kızdı." "Neden dedem yaşlı?" "Çünkü çok doğum günü yemiş." Belki güldün, belki bir cevap aradın ve bulamadın. Bu cümleler üç ile altı yaş arasındaki zihnin kapısından sızan ışıklar. Bu ders o kapıyı biraz daha açıyor.

Bu dersin sonunda okul öncesi çağdaki bir zihnin dünyasını, yani masalla gerçeğin sınırının yumuşak olduğu, her şeyin canlı olduğu ve her şeyin bir nedeni olması gereken dünyayı tanıyacaksın. Hayali arkadaşa, karanlık korkusuna, "yalan"a ve "Ölünce ne oluyor?" sorusuna nasıl yaklaşacağını bileceksin. Modül 5'e hoş geldin. Erikson bu yaşın sorusunu "Bir şeyi başlatabilir miyim?" diye koyar; bu soru hem hayal gücünde hem de dünyaya yöneltilen sonsuz "neden"lerde görünür. Bu yaşın zihni, ebeveynlerin en çok güldüğü ve en çok yanlış anladığı zihindir.

Ana anlatım

Sembol çağının zirvesi. 1.2'de Piaget'nin işlem öncesi dönemini görmüştük: benmerkezcilik, animizm ve görünüşe göre düşünme. Üç ile altı yaş arasında bu zihin tam gücündedir ve üstüne bir şey daha eklenir: büyüsel düşünce. Çocuk, düşünmenin ve istemenin olayları doğurabileceğine inanabilir. "Kardeşim olmasın diye içimden dilemiştim, o yüzden hastalandı." "Babama kızmıştım, o yüzden evden gitti." Bu inanç çoğu zaman hiç söylenmez; çocuğun içinde sessizce durur. Bu yüzden bu yaştaki çocuklar boşanma, hastalık ya da bir kayıp karşısında kendilerini suçlamaya çok yatkındır. Ailede zor bir olay yaşandığında "Bu senin suçun değil; senin düşüncelerin ya da sözlerin bunu yapmadı" cümlesinin, çocuk sormasa bile, defalarca söylenmesi gerekir.

Büyüsel düşünce yalnızca bir yük değildir; bu yaşın büyüsünün de kaynağıdır. Aynı zihin bir sopayı at, bir halıyı deniz, bir battaniyeyi kale yapar. Çocuk gerçek ile hayal arasındaki sınırı çoğu zaman bilir, ama o sınırda oynamayı çok sever. Yetişkinin işi bu oyunu bozmak değil, gerektiğinde gerçeğe geri dönüş kapısını açık tutmaktır.

Hayali oyun ve hayali arkadaş. Rol oyunu, yani evcilik, doktorculuk, itfaiyecilik ya da süper kahraman oyunları, bu yaşın ana işidir ve dört şey öğretir. Birincisi başkasının bakış açısını almaktır: bir rolü oynamak için o kişi gibi düşünmek gerekir. İkincisi duyguları prova etmektir: korkutucu şeyler oyunda güvenle yaşanır; doktor oyununda iğne olunur, evcilikte bebek azarlanır ve sonra barışılır. Üçüncüsü öz-düzenlemedir: oyunun kurallarına uymak için dürtüyü bekletmek gerekir; "Sen şimdi hastasın, kalkamazsın." Dördüncüsü dildir: rol oyunu çocuğun en uzun ve en karmaşık cümlelerini kurduğu yerdir.

Hayali arkadaşlar da bu yaşta sık görülür. Psikolog Marjorie Taylor ve arkadaşlarının bir çalışmasında, yedi yaşına kadar çocukların yaklaşık üçte ikisinin hayatının bir döneminde hayali bir arkadaşı olmuştu; bu sayıya görünmez arkadaşların yanında kişilik verilip konuşulan özel oyuncaklar da dahildi. Hayali arkadaş bir yalnızlık ya da sorun işareti değildir; aynı çalışmada hayali arkadaşı olan ya da hayali karakterlere bürünen çocuklar, başkasının ne düşündüğünü anlamayı ölçen görevlerde daha iyi sonuç verdi. Hayali arkadaşı kabul et; sofrada ona bir yer açmak zararsızdır. Ama gerçekliği de koru: "Kağan'ın da canı dondurma istiyor olabilir, ama bardağı kim devirdiyse o topluyor." Hayali arkadaş, çocuğun kendi duygularını anlattığı bir kanal da olabilir. "Kağan anaokuluna gitmek istemiyor" dendiğinde Kağan'ı dinle; çocuğun kendisi hakkında bir şey söylüyor olabilir.

Korkular. Üç ile altı yaş arası korkuların zirve yaptığı dönemdir ve bu, hayal gücünün bedelidir: canavarı hayal edebilen bir zihin ondan korkabilir de. Karanlık, yalnız kalmak, canavarlar, köpekler, yüksek sesler, doktor, hatta tuvaletin sifon sesi. Bu yaşın korkuları gelişimin olağan bir parçasıdır. Üç tutum çoğu zaman işe yaramaz: küçümsemek, "Canavar yok, saçmalama"; aşırı korumak, yani çocuk her korktuğunda dünyayı ona göre değiştirmek; ve zorlamak, "Korkacak ne var, git dokun şu köpeğe." İşe yarayan dört araç vardır. Birincisi duyguyu ciddiye almaktır: "Karanlık korkutucu gelebilir." İkincisi çocuğa güç vermektir: gece lambasını o seçer, dolabı birlikte kontrol edersiniz, bazı aileler bir oyunla "canavar kovucu" su şişesi hazırlar. Üçüncüsü oyunla işlemektir: canavarı çizmek, ona gülünç bir isim koymak, onu bir masalda yenmek. Dördüncüsü kademeli yaklaştırmaktır: köpeğe önce uzaktan bakmak, sonra tasmalıyken yaklaşmak, sonra sahibi tutarken dokunmak. Korkuların çoğu altı-yedi yaş civarında mantıkla birlikte kendiliğinden söner. Uykuyu ve günlük hayatı aylarca bozan, çocuğu belirli yerlerden tümüyle uzak tutan ya da panik boyutuna ulaşan korkular için ise bir çocuk ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır; bu konuya 11.4'te döneceğiz.

Korkularla ilgili bir alışkanlığa da dikkat etmek gerekir: çocuğu korkuyla yönetmek. "Yemeğini yemezsen öcü gelir", "Uslu durmazsan doktor sana iğne yapar", "Bak polis amca seni götürür" gibi cümleler kısa vadede işe yarar gibi görünür, ama çocuğun zaten korkuya yatkın olan zihnine yeni korkular ekler. Daha da önemlisi, çocuğun gerçekten yardım istemesi gereken kişileri, doktoru ya da polisi, korkulacak kişilere dönüştürür. Sınırı korkuyla değil, 4.2'deki sakin ve kısa cümlelerle koymak hem daha etkili hem daha güvenlidir.

"Yalan" mı, hayal mi? Dört yaşındaki çocuk eli reçel kavanozunun içindeyken "Ben yapmadım" der. Bu ahlaki bir çöküş değil, üç şeyin birleşimidir. Birincisi istek ile gerçeğin henüz tam ayrışmamasıdır: "Keşke yapmasaydım" bir anda "Yapmadım"a dönüşür. İkincisi ceza korkusudur. Üçüncüsü ise zihin kuramının doğuşudur: çocuk, başkasının kendisinin bildiğinden farklı bir şey bilebileceğini keşfetmektedir. Kanadalı gelişim psikoloğu Kang Lee ve Angela Evans, iki-üç yaşındaki çocuklardan bir oyuncağa gizlice bakmamalarını istedi. Çocukların çoğu baktı; iki yaşındakilerin çoğu sorulunca baktığını itiraf etti, ama yaş büyüdükçe inkâr edenler arttı. Yalan söyleme eğilimini en iyi yordayan şey, çocuğun dürtülerini ve dikkatini yönetme becerisiydi. Yani ilk yalanlar, garip görünse de, bilişsel bir kilometre taşıdır.

Bu bilgi, tepkiyi değiştirir. Tuzak soru sorma: gördüğün bir şey için "Sen mi yaptın?" diye sormak, çocuğu yalana davet eder. Onun yerine "Reçel dökülmüş, birlikte temizleyelim" de. Doğruyu söylemeyi güvenli kıl: "Doğruyu söylediğinde başın derde girmez; sadece birlikte düzeltiriz." Bu ilkenin arkasında çarpıcı bir bulgu var: Lee ve arkadaşı Victoria Talwar'ın Batı Afrika'da iki okulu karşılaştırdığı bir çalışmada, sert cezaların uygulandığı okuldaki çocuklar hem daha çok hem daha ustaca yalan söylüyordu. Ceza yalanı bitirmez; daha iyi saklamayı öğretir. Abartılı hikâyelere, "Babam bir ayıyla güreşti ve yendi!", bir hayal olarak eşlik et: "Vay! Hikâyede sonra ne oldu?" Altı-yedi yaşından sonra bilinçli yalanlar artar ve orada güven üzerine başka bir konuşma başlar; Modül 6'da buna döneceğiz.

Büyük sorular: ölüm, doğum, Allah, neden. "Ölünce ne oluyor?" "Sen de ölecek misin?" "Ben nereden geldim?" "Allah nerede?" Bu yaşta büyük sorular genellikle beklenmedik anlarda, arabada ya da banyoda gelir. Üç ilke işe yarar. Birincisi kısa ve doğru cevaptır. Çocuk ne kadarını soruyorsa o kadarını ver: "Ölünce beden çalışmayı durdurur; nefes almaz, yemek yemez, acı duymaz." Araştırmalar çocukların ölümün geri dönüşsüz olduğunu, herkesin başına geleceğini ve bedenin işlevlerinin durduğunu kabaca beş ile yedi yaşları arasında kavradığını gösteriyor; bu yüzden aynı sorular yıllar içinde tekrar tekrar sorulur. "Uyudu" ya da "Uzaklara gitti" gibi örtülü ifadeler ise uyku ve ayrılık korkusu yaratabilir. İkinci ilke, ailenin inancını çocuk boyunda paylaşmaktır. İnanç bu yaşta somut ve güven verici anlatılır; ama 1.2'deki Çınar'ın "Dedem cennetten dürbünle mi bakıyor?" sorusu gibi somut sorulara da hazırlıklı ol. Üçüncü ilke duyguya yer açmaktır: "Bunu düşünmek korkutucu olabilir. Ben uzun, çok uzun yıllar burada olacağım ve seninle ilgilenmeye devam edeceğim."

"Ben nereden geldim?" sorusu için de aynı ilke geçerlidir: "Annenin karnında, rahim denen özel bir yerde büyüdün." Leylek ya da "marketten aldık" hikâyeleri, çocuk gerçeği bir gün başkasından öğrendiğinde güveni zedeler. Sonsuz "neden" zincirinde, "Neden gökyüzü mavi? Neden? Peki neden?", bir noktada soruyu çocuğa geri vermek hem zinciri keser hem düşünmeyi başlatır: "Sen ne düşünüyorsun?" Araştırmayla sınanmamış, klinik gözlemden doğmuş bir harita olan Bodynamic modelinin Fikir evresi dediği dönem, çocuğun kendi fikrini kurmaya başladığı bu anlarda filizlenir.

Örnekler

  • Basit: Beş yaşındaki Zümra yatağın altında canavar olduğu için uyumak istemiyor. Annesi küçümsemiyor: "Yatağın altı karanlık, korkutucu gelebilir. Birlikte bakalım mı?" Bir fenerle birlikte bakıyorlar. Sonra anne gücü Zümra'ya veriyor: "Bu gece kapı aralık kalsın, lamba da sende. Canavar gelirse ona ne dersin?" Zümra yatağında doğrulup bağırıyor: "Git buradan!" Ertesi gün, güneşli bir öğleden sonra, canavarı birlikte çiziyorlar; Zümra ona "Pofuduk" adını veriyor ve resmin üstüne bir şapka çiziyor. Birkaç hafta içinde yatak altı sıradan bir yere dönüşüyor.
  • Orta: Dört yaşındaki Ozan kardeşini itti ve "Ben itmedim, kendisi düştü" dedi; annesi olanı kendi gözleriyle gördü. Tuzak soru yok: "Ben gördüm, ittin. Kardeşin düştü ve canı yandı. İtmek yok. Doğruyu söylediğinde başın derde girmez; birlikte düzeltiriz. Şimdi ona nasıl iyi hissettirebiliriz?" Ozan mutfaktan bir buz torbası getiriyor ve kardeşinin dizine tutuyor. Yalan için ayrıca bir ceza verilmiyor; çünkü ceza bir sonraki yalanı daha iyi saklamayı öğretir. Aynı sahne birkaç kez böyle yaşandıkça "doğruyu söylemek güvenli" mesajı Ozan'ın içine yerleşiyor.
  • Gerçek hayat: Beş yaşındaki Selim'in dedesi vefat etti ve ona "Deden hastaneye gitti, sonra uzaklara gitti" dendi. İki hafta sonra Selim hastaneye gitmeyi reddediyor ve annesi işe gidince panik içinde ağlıyor. Örtülü dil, iki yeni korku üretmişti. Onarım sakin bir akşam, kısa ve doğru bir dille yapılıyor: "Deden öldü. Ölmek, bedenin tamamen durması demek; artık nefes almıyor, acı duymuyor ve geri gelmeyecek. Bu çok üzücü. Hastanedekiler onu iyileştirmeye çalıştı; hastaneye gidenlerin çoğu iyileşir. Ben de çok uzun süre buradayım." Ailenin inancı bu cümlelere eklenebilir. Mezarlık ziyaretine katılmak, çocuk önceden hazırlanırsa ve zorlanmazsa yasına yardım edebilir. Selim aynı soruları haftalarca tekrar soracak; her seferinde aynı sakin cevap.

Ebeveyn için beden pratiği (3 dk)

Bu pratiğin adı "soru bedeni". Çocuğun sana ölümle, doğumla ya da Allah'la ilgili büyük bir soru sorduğunda bedeninde ne oluyor? Belki nefesin durur, göğsün sıkışır ve "Hemen doğru cevabı vermeliyim" paniği yükselir. Şimdi otur ve çocuğunun sana böyle bir soru sorduğunu hayal et; "Anne, sen de ölecek misin?" Cevap vermeden önce üç uzun nefes ver ve her verişte omuzlarını biraz daha indir. Sonra yüksek sesle şunu söyle: "Güzel bir soru. Biraz düşüneyim." Bu cümle sana zaman kazandırır, çocuğa ise "Soruların burada iyi karşılanıyor" mesajını verir. Çocuğu rahatlatan şey çoğu zaman kusursuz bir cevap değil, sakin kalabilen bir bedendir.

Bu hafta evde

Şimdi sıra sende: Üç küçük işin var. Birincisi bir korku planı: çocuğunun bir korkusunu seç ve dört araçla, yani ciddiye almak, güç vermek, oyunla işlemek ve kademeli yaklaşmakla, yedi günlük bir plan kur ve dene. İkincisi büyük sorular için bir cümle kılavuzu: ölüm, doğum, bir hastalık ya da ayrılık ve ailenin inancı için çocuk boyunda, kısa ve doğru birer cevap yaz ve eşinle aynı cümlelerde anlaş. Üçüncüsü bir hafta boyunca çocuğunun "yalan"larını üç gruba ayırmak: istek ile gerçeğin karışması, korku ve hayal; her birine nasıl tepki verdiğini not et. Hedef: Bu yaşın zihnine kendi mantığıyla cevap vermek. Gözlem günlüğü: Bu hafta çocuğunun sorduğu en büyük soru hangisiydi ve cevap verirken bedeninde ne oldu?

Mini test

  1. Büyüsel düşünce nedir ve bir aile zorluğu karşısında hangi riski taşır?
  2. Hayali arkadaş bir sorun işareti midir?
  3. Dört yaşındaki oğlun parkta bir köpek görünce çığlık atıp kucağına tırmanıyor. Köpeğin sahibi "Korkma, bir şey yapmaz, gel sev" diyor; eşin de "Erkek adam korkmaz, git dokun" diye ekliyor. Ne yaparsın ve önümüzdeki haftalarda bu korkuyla nasıl çalışırsın?
  4. Salonda duvara keçeli kalemle çizilmiş kocaman bir güneş var; dört yaşındaki kızın elinde mor keçeli kalem, parmakları mor. "Kim yaptı bunu?" diye sormak üzeresin. Durup ne söylersin?
  5. Ölümü anlatırken "uyudu" ya da "gitti" demekten neden kaçınılır?
Cevapları göster
  1. Düşünmenin ya da istemenin olayları doğurabileceğine inanmaktır. Çocuk boşanma, hastalık ya da ölüm gibi olaylarda kendini sessizce suçlayabilir; bu yüzden "Senin suçun değil" cümlesi defalarca söylenmelidir.
  2. Hayır. Hayali arkadaşlar bu yaşta sık görülür ve çoğu zaman zengin bir hayal gücüyle ve başkasının bakış açısını alabilmeyle ilişkilidir.
  3. O anda oğlunu zorlamazsın; küçümsemek, aşırı korumak ve zorlamak korkuyla çalışmanın işe yaramayan üç yoludur. Onu kucağında tutar, "Köpek sana çok büyük geldi, korktun" der, sahibine nazikçe teşekkür edip birkaç adım uzaklaşırsın. Eşinle sonra, çocuğun yanında değil, konuşursun: korku utandırılınca saklanır ama geçmez. Önümüzdeki haftalarda kademeli yaklaşırsınız: köpek resimli kitaplar, uzaktan köpek izlemek, sonra tasmalı ve sakin bir köpeğe sahibi tutarken birkaç adım yaklaşmak. Her adımda hızı oğlun belirler.
  4. Tuzak soruyu sormazsın; cevabını zaten biliyorsun ve soru kızını yalana davet eder. Bu yaşta "Ben yapmadım" çoğu zaman istek ile gerçeğin karışmasından, ceza korkusundan ve başkasının farklı şeyler bilebileceğini yeni keşfetmekten doğar. Onun yerine gördüğünü söylersin: "Duvara kocaman bir güneş çizmişsin. Duvarlar resim için değil, kâğıt için. Hadi birlikte silelim." Sonra büyük bir kâğıt açar, güneşin yerini gösterirsin. Doğruyu söylemek ve onarmak güvenli kaldıkça, inkâr etme ihtiyacı da azalır.
  5. Çünkü küçük bir çocukta uyku ve ayrılık korkusu yaratabilirler; çocuk uyuyan birinin uyanmayacağından ya da giden birinin dönmeyeceğinden korkmaya başlayabilir. Kısa ve doğru bir dil daha güvenlidir.

Özet

  • Üç-altı yaşın zihni benmerkezci, animist ve büyüseldir; zor olaylarda "Senin suçun değil" defalarca söylenir.
  • Rol oyunu bakış açısı almayı, duyguları prova etmeyi, öz-düzenlemeyi ve dili öğretir; hayali arkadaş sağlıklıdır.
  • Korkuya yaklaşım: ciddiye al, güç ver, oyunla işle, kademeli yaklaştır; hayatı aylarca bozan korkuda uzmana başvur.
  • İlk yalanlar bilişsel bir kilometre taşıdır; tuzak sorma, doğruyu güvenli kıl; ceza yalanı bitirmez, saklamayı öğretir.
  • Büyük sorulara kısa, doğru, çocuk boyunda ve sakin cevap ver; örtülü dil yeni korkular doğurur.

Sonraki derse hazırlık

Ders 5.2'de, "Beden, Mahremiyet ve Koruma: Sevgi/Cinsellik Evresi" başlığıyla, bu yaşın bedene dair merakını, mahremiyeti öğretmeyi ve çocuğu istismara karşı güçlendirmeyi konuşacağız; ailelerin en az konuştuğu ama en çok ihtiyaç duyduğu konulardan biri. Hazırlık: evinizde cinsel organların hangi kelimelerle anıldığını, ya da hiç anılmadığını, sessizce not et. Bu kelimeleri kim, hangi ses tonuyla söylüyor?

Kaynaklar

  • Erikson, E. H. (1950). Childhood and Society. New York: W. W. Norton.
  • Taylor, M., Carlson, S. M., Maring, B. L., Gerow, L. ve Charley, C. M. (2004). The characteristics and correlates of fantasy in school-age children: Imaginary companions, impersonation, and social understanding. Developmental Psychology, 40(6), 1173–1187.
  • Evans, A. D. ve Lee, K. (2013). Emergence of lying in very young children. Developmental Psychology, 49(10).
  • Talwar, V. ve Lee, K. (2011). A punitive environment fosters children's dishonesty: A natural experiment. Child Development, 82(6), 1751–1758.
  • Speece, M. W. ve Brent, S. B. (1984). Children's understanding of death: A review of three components of a death concept. Child Development, 55(5), 1671–1686.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.