6.3 · Seviye 6 · Taş, toprak, derin zaman ve ölçek
Peribacaları
Sert şapkanın yumuşak gövdeyi koruması
Kat 3 · Bizim okumamız
Doğanın Dili Akademisi — Seviye 6, Taş, toprak, derin zaman ve ölçek · 1.306 kelime · 3 bilim kaynağı · ≈ 6 dk okuma · 9 dk dinleme
Gelenek alıntıları kaynak kaydındaki aslından yapılır; Kur’an alıntıları Diyanet mealidir, öteki çeviriler bu akademiye aittir. Derslerdeki kişiler kurgusaldır, kaynaklar gerçektir.
Olay
Nisan, Kapadokya, Göreme yakınlarında bir vadi. Rehber Cengiz Bey, bir okul gezisindeki ortaokul öğrencilerini peribacalarının arasında gezdiriyor. Krem rengi, yumuşak görünüşlü sütunlar yer yer on metreyi aşıyor; tepelerinde koyu renkli, sert görünüşlü taş şapkalar duruyor.
"Bakın," diyor Cengiz Bey, "her peribacasının bir şapkası var. Şapka sert taştan, gövde yumuşak taştan. Yağmur yağınca şapka gövdeyi korur, şemsiye gibi. Çevredeki yumuşak taş aşınıp gider, şapkanın altındaki kalır. Böylece bu sütunlar oluşur."
Öğrencilerden Ayşegül elini kaldırıyor. "Hocam, şapka düşerse ne olur?"
Cengiz Bey gülümsüyor ve grubu biraz ileriye götürüyor. Orada şapkasız bir sütun var: tepesi sivri, bir koni gibi. Dibinde, kumun içinde yarı gömülü, büyük, koyu bir taş blok yatıyor. "İşte," diyor, "şapkası düşmüş. Artık koruyucusu yok. Zamanla bu da erir gider, geriye bir tümsek kalır."
Ayşegül şapkalı bir sütunun dibine bakıyor. Gövdenin tabanı, ortasından daha ince; sanki biri belinden oymuş. "Hocam, bunun da altı inceliyor. Şapkası olduğu hâlde."
Cengiz Bey bir an duraksıyor. "Doğru gözlem," diyor. "Şapka yukarıyı koruyor. Ama aşağıyı koruyamıyor."
Ne oluyor
Kapadokya'nın peribacaları, milyonlarca yıl önce bölgedeki yanardağlardan çıkan küllerin ve sıcak gaz bulutlarının yığılmasıyla oluşan kayalardan oyuldu.
Bu kayaçların bir kısmının yumuşak, bir kısmının sert olması peribacalarının sırrı. Yumuşak bir katmanın üstünde daha sert bir katman ya da sert bir kaya bloğu bulunduğunda, yağmur ve rüzgâr yumuşak katmanı çevreden aşındırırken sert parçanın hemen altındaki bölüm daha yavaş aşınıyor.
Yani peribacaları bir kerede oluşmadı. Önce yanardağlar düz bir ova bıraktı; sonra su, bu ovayı çatlaklarından başlayarak yardı; yarıklar genişledi, aralarında sütunlar kaldı.
Ayşegül'ün fark ettiği incelen taban ise başka bir süreç.
Arizona Kapadokya değil; ama ignimbirit peribacalarının tabanında aşınmanın hızlanması, Ayşegül'ün gözüyle gördüğü inceliği anlamak için bir ipucu. Bunun bir nedeni büyük olasılıkla nem: tabana yakın kaya daha uzun süre ıslak kalıyor; yağmur suyu yamaçtan iniyor, dipte birikiyor, kar orada daha geç eriyor. Nem, kayanın içindeki camsı parçaları çözmeye başlıyor; çözünen kaya gevşiyor, rüzgâr ve su onu söküyor. Yukarıdaki şapka, bu dipteki nemi engelleyemiyor.
Peribacaları yalnızca Kapadokya'da değil, Anadolu'nun başka yerlerinde de var; ve nerede oluştukları da bir şey söylüyor.
Güneye bakan yamaç daha çok güneş alıyor, daha kurak, bitki örtüsü daha seyrek. Çıplak toprak yağmura açık; peribacasını oyan aşınma orada daha kolay işliyor. Kuzey yamacında ise daha sık bitki örtüsünün kökleri toprağı tutuyor olabilir; çalışmanın bitki göstergesini incelemesi bu yüzden. Aynı kaya, yönüne göre farklı bir manzara doğuruyor.
Ne fark ettiriyor
Cengiz Bey'in "şapka korur" açıklaması peribacasının nasıl ortaya çıktığını iyi anlatıyor. Ama Ayşegül'ün iki sorusu bu açıklamanın sınırlarını gösterdi. Şapka düşerse sütun hızla eriyor: koruma geçici. Şapka yerindeyken bile taban inceliyor: koruma eksik. Şapka bir sütunu var ediyor, ama onu sonsuza dek tutamıyor.
Bu, peribacalarını bir oluşum anı olarak değil, bir yaşam süreci olarak görmeyi sağlıyor. Vadide yan yana duran sütunlar aslında farklı yaşlarda: bazıları yeni ayrılmış, şapkalı ve kalın; bazıları beli incelmiş, devrilmeye yakın; bazıları şapkasını yitirmiş, koniye dönmüş; bazıları ise yerde birer tümsek. Bir vadiye bakmak, bir peribacasının doğuşundan ölümüne kadar bütün evrelerini aynı anda görmek demek.
Şapkanın düştüğü yerdeki koyu blok da bir şey öğretiyor. Sert taş, yumuşak gövdeden daha uzun ömürlü; gövde eriyip gittikten sonra şapka yerde yatmaya devam ediyor. Bir zamanlar koruyan şey, korunanın ömründen uzun yaşıyor.
Cengiz Bey'in "doğru gözlem" demesi de küçük bir ders. Yıllardır aynı cümleyi söyleyen bir rehber, bir öğrencinin sorusuyla kendi açıklamasının eksik kaldığı yeri gördü. Bir benzetmeyi sık kullanmak, onun kör noktasını görmeyi zorlaştırıyor; ilk kez bakan biri ise benzetmeyi değil, taşın kendisini görüyor. Ayşegül'ün gözü "şapka" kelimesine değil, sütunun inceliğine takıldı.
Bir de insanlar var. Çiner ve arkadaşlarının hatırlattığı gibi, bu yumuşak kayalar oyulmaya elverişli olduğu için insanlar yüzyıllar boyunca içlerine ev, kilise, güvercinlik oydu. Aynı yumuşaklık peribacasını hem var ediyor, hem oyulabilir kılıyor, hem de ömrünü kısaltıyor.
Benzetmenin sınırı
"Şapka gövdeyi korur" bir benzetme: şemsiye gibi, çatı gibi. Kat 3 bu benzetmenin peribacasına ne yüklediğine bakıyor. Bir şemsiye birini korumak için tutulur; bir çatı bir evi korumak için yapılır. Ama peribacasının şapkası hiçbir şeyi korumak için orada değil. Sert taş tesadüfen yumuşak taşın üstüne düşmüş ya da onunla birlikte katmanlanmış; aşınma hızlarındaki fark sütunu ortaya çıkarmış. "Koruma" dediğimiz şey, iki farklı sertlikteki kayanın farklı hızlarda aşınmasının sonucu.
Benzetme bir başka şeyi de gizliyor: zamanı. Bir şemsiye yağmurdan ıslanmayı önler; ama peribacasının şapkası aşınmayı önlemiyor, yalnızca yavaşlatıyor. Ayşegül'ün gördüğü incelen taban, korumanın bir erteleme olduğunu gösteriyor. Peribacası korunan değil, daha yavaş yok olan bir şey.
Adın kendisi de bir yükleme taşıyor. "Peri bacası" demek, bu biçimleri perilerin evleri, bacaları gibi görmek; insan elinden çıkmamış ama doğada sıradan da sayılamayacak kadar tuhaf bulmak. Ad, biçimin bıraktığı şaşkınlığı saklıyor. Ama biçimin nedeni, ne perilerde ne bir tasarımda; yumuşak ile sert taşın, su ile zamanın arasında.
Programda bu derse bir gelenek metni bağlanmadı. Sorulan şey bir benzetmenin, "koruma"nın, bir aşınma farkını bir niyete çevirmesi; bunun malzemesi bir rehberin cümlesinde ve bir öğrencinin iki sorusunda zaten var.
Gözlem görevi
Kayıt: Bulduğun her örneği bir çizimle göster: üstteki sert parça, alttaki yumuşak sütun, yanındaki aşınmış zemin. Sütunun yüksekliğini ve tabanının kalınlığını kabaca ölç. Birkaç yağmurdan sonra aynı noktaya dön; sütunun değişip değişmediğine, tabanın inceliğinin artıp artmadığına bak.
Kentte: Kentte eski taş binaların duvarlarında, harcın taşlardan daha hızlı aşındığı yerleri ara: taşlar dışarı çıkmış, aralarındaki harç içeri çekilmiş mi? Bir parkın toprak yolunda, yağmurdan sonra çakılların altında kalmış küçük toprak sütunlarını da bulabilirsin. Kendi peribacanı da yapabilirsin: bir tepside nemli kuma birkaç düz taş yerleştir, üstüne bir sulama kabıyla yavaş yavaş su dök ve taşların altında neler kaldığını izle.
Sonraki derse köprü
Peribacalarında su, taşı aşındırıp götürüyor. Ama başka yerlerde su, taşı çözüp başka bir yerde yeniden bırakıyor: bir mağaranın tavanından damlayan her damla, arkasında ince bir taş zarı bırakıyor. Bir sonraki ders, sarkıt ile dikitin binlerce yıl boyunca birbirine yaklaştığı damlataş oluşumlarına bakıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.