İçeriğe geç

21.3 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Animasyon

Seslendirme kaydının görüntüden önce yapıldığı animasyonda diyaloğun oyuncuya bıraktığı payı öğrenir

Diyalog Akademisi · Başka Biçimler · 1.594 kelime · 18 replik · ≈ 7 dk okuma · 11 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir anaokulunda öğretmen çocuklara bir masal okuyor. Kitapta ayının repliği yazılı: «Kim yedi benim balımı?» Öğretmen bu cümleyi her okuyuşunda başka türlü söylüyor. Bir gün kalın ve öfkeli bir sesle, bir gün ağlamaklı, bir gün kendi kendine mırıldanır gibi. Çocuklar her seferinde başka bir ayı görüyor. Kitabın resmi aynı; ayının yüzü değişmiyor. Değişen, sesin içine koyulan şey.

Kitaptaki cümle bir iskeletti; öğretmenin sesi ona kan ve et verdi. Ve çocuklar, resme bakarken, sesin kurduğu ayıyı gördü.

Önceki iki derste kısa film ve reklamı gördük: oyuncunun yüzünün her repliği tamamladığı biçimler. Animasyonda oyuncunun yüzü görünmez. Daha da önemlisi, çoğu animasyonda ses görüntüden önce kaydedilir. Bu ders bu tersine dönmüş sıranın diyaloğa ne yaptığını soruyor.

Tek fikir

Animasyonda diyalog çoğu zaman görüntüden önce kaydedilir ve animatörler karakteri o sese göre çizer. Bu yüzden animasyon diyaloğu oyuncuya geniş bir pay bırakır: kısa, açık uçlu, oynanabilir replikler. Senaryo sesi kısıtlamaz; onun üzerine görüntünün kurulacağı bir zemin hazırlar.

Kavram

Canlı çekimde oyuncu sahnede durur, kamera onu kaydeder ve sesi de görüntüsüyle birlikte gelir. Animasyonda ise bu sıra genellikle tersine döner. Önce seslendirme oyuncusu bir kayıt odasında replikleri söyler; sonra animatörler bu sesi dinleyerek karakteri çizer. Bir duraklama, bir nefes, bir gülme, bir kekeleme; hepsi karakterin yüzüne ve bedenine dönüşür. Bu yüzden animasyonda diyalog yalnızca söylenen sözler değil, karakterin hareketlerinin de kaynağıdır.

Bu sıranın diyalog yazımı için birkaç sonucu vardır. Birincisi, replikler kısa ve oynanabilir olmalıdır. Uzun ve düz bir cümle, oyuncuya bir şey yapma imkânı bırakmaz; animatöre de çizecek bir şey bırakmaz. Kısa ve duygusal olarak açık bir replik ise oyuncunun ona bir tavır koymasına, animatörün de o tavrı bir harekete çevirmesine izin verir.

İkincisi, animasyon senaryoları sözsüz sesleri de yazar. Bir iç çekiş, bir şaşkınlık nidası, bir gülme, bir efor sesi; bunlar canlı çekimde oyuncuya bırakılır, ama animasyonda kayıt sırasında ayrıca istenmelidir, çünkü görüntü onları bekler. Senaryoda bunlar parantez içinde ya da ayrı satırlarda not edilir.

Üçüncüsü, oyuncuya pay bırakmak. Animasyon kayıtlarında oyuncular bir repliği birçok kez, farklı tonlarda söyler; yönetmen en canlı olanı seçer. Bazen oyuncu replikte olmayan bir kelime, bir ses ya da bir şaka ekler ve bu ekleme filmde kalır. Senaryo bu payı bilerek bırakır: tonu dikte etmeyen, ama bir yön gösteren replikler.

Animasyon diyaloğunun bir de karakter tasarımıyla ilişkisi vardır. Animasyon karakterleri çoğu zaman abartılı biçimlerle kurulur: büyük gözler, küçük bedenler, konuşan nesneler ve hayvanlar. Diyalog bu biçimle uyumlu olmalıdır. Bir papağan bir insan gibi konuşabilir, ama onun dünyaya bakışı bir papağanınki olmalıdır: kafes, tüy, yem, tekrar. On sekizinci modülde gördüğümüz komik takıntı burada karakterin türünden gelir.

Animasyonda kayıt çoğu zaman tek tek yapılır: oyuncular aynı odada değil, ayrı günlerde, karşılarında bir yönetmenin okuduğu replikleri dinleyerek konuşur. Bu, diyaloğun karşılıklı ritmini kurmayı zorlaştırır. Yazar bu yüzden replikleri, karşıdaki sesi duymadan da oynanabilecek biçimde yazar: her replik kendi içinde bir tavır taşır, bir önceki repliğin tonuna fazla bağlı olmaz. Bazı yapımlar bunu aşmak için oyuncuları birlikte kaydeder; o zaman üst üste binen sesler, kesintiler ve gülmeler kayda girer ve animasyona bir canlılık katar.

Son olarak, animasyon çoğu zaman iki seyirciye birden seslenir. On dokuzuncu modülde gördüğümüz iki katmanlı replik burada da işler: çocuğa bir hareket ve bir ses, yetişkine bir anlam.

Sahnede

Bir kez daha kanonun dışına çıkıp oynayalım; aşağıdakiler serinin gerçek olaylarına eklenmez. Kalemde emanet kalan papağan, kendi gözünden anlatılan kısa bir animasyonun kahramanı oluyor. Aşağıdaki sayfa, seslendirme kaydından önce oyunculara verilen metin.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Kafeste yeşil papağan. Masada kalın dosyalar. Dışarıda koridor sesleri.

PAPAĞAN

(kendi kendine, alçak)

Kırk bir. Kırk bir. Kırk bir.

Papağan kafesin içinde bir uçtan öbür uca seker. Meral başını kaldırmadan yazıyor.

MERAL

Sessiz ol.

PAPAĞAN

(aynı tonda, tekrar ederek)

Sessiz ol.

MERAL

(kalemini bırakır)

Saat?

PAPAĞAN

(bir an düşünür, kafasını yana yatırır; sonra emin)

Saat!

Meral papağana bakar. Papağan Meral'e bakar. Uzun bir an.

MERAL

(neredeyse gülümseyerek, ama gülümsemeden)

Tutanağa yazıyorum.

PAPAĞAN

(kanatlarını kabartır, gururla)

Yazıyorum!

Kapı açılır. Tuna girer, elinde bir dosya. Papağan heyecanla sıçrar.

PAPAĞAN

(yüksek, sevinçle, çay ister gibi)

Çay! Çay! Çay!

TUNA

(şaşkın, sonra utangaç)

Ben… daha bir şey demedim.

Bu sayfa bir canlı çekim senaryosundan farklı yazılmış. Repliklerin çoğu bir ya da iki kelime; ama her birinin yanında oyuncu için bir yön var: «kendi kendine, alçak», «bir an düşünür, kafasını yana yatırır; sonra emin», «kanatlarını kabartır, gururla». Bu notlar hem oyuncuya hem animatöre yazılmış. Oyuncu bir tavır bulacak; animatör o tavrı bir harekete çevirecek. Papağanın «Saat!» demeden önceki duraklaması, kayıtta bir nefes ve bir küçük ses olarak duyulacak ve ekranda kafanın yana yatmasına dönüşecek.

Oyuncu payı bilerek geniş bırakılmış. «Kırk bir. Kırk bir. Kırk bir.» üç kez yazılmış ama tonu dikte edilmemiş; oyuncu her tekrara başka bir renk verebilir. Papağanın son repliği, «Çay! Çay! Çay!», bir çocuğun güleceği bir ses ve aynı zamanda serinin uzun bir şakasının geri çağırması. Yetişkin seyirci kim olduğunu bilir; çocuk seyirci yalnızca bir kuşun sevincini görür. İki katmanlı replik animasyonda kendi doğal yerini buluyor.

Meral'in replikleri ise tam tersi: kuru ve dar. «Neredeyse gülümseyerek, ama gülümsemeden» notu oyuncuya zor bir iş veriyor; ama bu zorluk, animatöre çok ince bir yüz ifadesi çizme fırsatı veriyor. Animasyonda bir karakterin kıpırdamaması da bir harekettir ve animatörün en çok emek verdiği şeydir.

Ve papağanın dünyaya bakışı bir papağanınki: duyduğunu tekrar ediyor, ama tekrarladığı kelimeleri sevinçle, gururla, umutla dolduruyor. Meral'in kuru «Saat?» sorusu papağanın ağzında bir zafer çığlığı oluyor.

İki sürüm

Aynı sayfanın canlı çekim alışkanlığıyla yazılmış hâli.

İlk taslak

PAPAĞAN

Merhaba, ben bir papağanım ve bu kalemde emanet olarak bekliyorum. Burada çalışan Meral Hanım çok ciddi biri.

MERAL

Lütfen sessiz olur musun? Burada önemli bir tutanak yazıyorum ve dikkatimi dağıtıyorsun.

PAPAĞAN

Özür dilerim, ama ben bir papağanım ve konuşmak benim doğamda var. Senin söylediklerini tekrar etmeden duramıyorum.

MERAL

Anlıyorum. O zaman sessizce bekle, birazdan bir avukat gelecek ve sana çay ısmarlamak isteyecek.

Yeniden yazım

PAPAĞAN

(kendi kendine, alçak)

Kırk bir. Kırk bir. Kırk bir.

MERAL

Sessiz ol.

PAPAĞAN

(aynı tonda, tekrar ederek)

Sessiz ol.

MERAL

(kalemini bırakır)

Saat?

PAPAĞAN

(bir an düşünür, kafasını yana yatırır; sonra emin)

Saat!

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Animasyonda ses çoğu zaman görüntüden önce kaydedilir ve karakter o sese göre çizilir.
  2. Replikler kısa ve oynanabilir olmalıdır; hareket doğurmalıdır.
  3. Sözsüz sesler ayrıca yazılır, çünkü görüntü onları bekler.
  4. Oyuncu payı bilerek geniş bırakılır; notlar yön gösterir, tonu dikte etmez.
  5. Konuşan hayvan ya da nesne, kendi türünün bakışıyla konuşur.

İlk taslak bir canlı çekim senaryosunun da kötü bir örneği, ama animasyon için iki kat kötü. Replikler uzun ve düz; oyuncuya bir tavır koyma imkânı bırakmıyor, animatöre de çizecek bir hareket. Papağan kendini anlatıyor, «ben bir papağanım», ve papağan gibi değil, bir anlatıcı gibi konuşuyor. Meral bir sonraki olayı önceden haber veriyor. Hiçbir sözsüz ses, hiçbir oyuncu notu yok; görüntünün dayanacağı bir zemin kalmamış.

Yeniden yazımda replikler kısa, oynanabilir ve her biri bir hareket doğuruyor. Oyuncu notları yön gösteriyor ama tonu dikte etmiyor. Papağan bir papağan gibi konuşuyor: tekrar ediyor, ama tekrarına bir duygu koyuyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAnimasyon diyaloğu canlı çekim diyaloğu gibi yazılır; görüntü sonradan ona uyar.
Doğrusu

Animasyonda görüntü sese göre çizildiği için replikler kısa, oynanabilir ve hareket doğuracak biçimde yazılmalıdır.

Yaygın yanlışSenaryo oyuncunun tonunu ve vurgusunu ayrıntısıyla belirlemelidir.
Doğrusu

Animasyonda oyuncu payı bilerek geniş bırakılır. Notlar bir yön göstermeli, tonu dikte etmemelidir; kayıttaki en canlı anlar o boşluktan doğar.

Yaygın yanlışKonuşan bir hayvan ya da nesne bir insan gibi konuşur.
Doğrusu

Karakterin türü onun dünyaya bakışını belirlemelidir. Bir papağan duyduğunu tekrar eder; bir kedi kendini merkezde görür; bir lamba ışığı düşünür.

Kendi sahnende

Özet

  1. Animasyonda ses çoğu zaman görüntüden önce kaydedilir ve karakter o sese göre çizilir.
  2. Replikler kısa ve oynanabilir olmalıdır; hareket doğurmalıdır.
  3. Sözsüz sesler ayrıca yazılır, çünkü görüntü onları bekler.
  4. Oyuncu payı bilerek geniş bırakılır; notlar yön gösterir, tonu dikte etmez.
  5. Konuşan hayvan ya da nesne, kendi türünün bakışıyla konuşur.

Kendini sına

  1. Papağanın «Saat!» repliğindeki oyuncu notu neden hem oyuncuya hem animatöre yazılmış?
  2. Meral'in «neredeyse gülümseyerek, ama gülümsemeden» notu animatöre ne veriyor?
  3. İlk taslakta papağan neden bir papağan gibi konuşmuyor?

Yanıtlar

  1. Çünkü «bir an düşünür, kafasını yana yatırır; sonra emin» notu oyuncuya bir duraklama ve bir ton değişimi, animatöre de bir kafa hareketi ve bir yüz ifadesi veriyor. Kayıttaki nefes ve duraklama, ekranda kafanın yana yatmasına dönüşecek.
  2. Çok ince bir yüz ifadesi çizme fırsatı: bir gülümsemenin kıyısında durup orada kalan bir yüz. Animasyonda kıpırdamamak da bir harekettir ve en çok emek verilen ifadelerden biridir.
  3. Çünkü kendini anlatıyor («ben bir papağanım») ve uzun, düz cümlelerle konuşuyor. Bir papağan duyduğunu tekrar eder; ilk taslaktaki papağan ise bir anlatıcı gibi konuşuyor.

Sonraki derse köprü

Papağanın sahnesi tek bir yolda ilerledi; seyirci yalnızca izledi. Bir sonraki biçimde seyirci izlemekle kalmaz, seçer. Oyun diyaloğu, oyuncunun seçtiği dallanan konuşmaları, seçeneklerin yazımını ve dalların yeniden birleşmesini kurar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.