İçeriğe geç

21.1 · Seviye 8 · Tür ve Biçim

Kısa film

Kısa filmde diyaloğun en az kullanıldığı ve her repliğin taşıdığı yükün arttığı durumu yazar

Diyalog Akademisi · Başka Biçimler · 1.515 kelime · 19 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Bir otobüs durağında iki yabancı bekliyor: emekli bir adam ve üniversiteli bir kız. Yağmur başlıyor. Adamın şemsiyesi var, kızın yok. Adam şemsiyeyi açıyor, bir an düşünüyor, sonra kıza uzatıyor. Kız «Sizin?» diye soruyor. Adam «Benim otobüsüm geldi» diyor ve yağmurun altında yürüyüp gidiyor. Kız şemsiyenin altında kalıyor. Biraz sonra kızın otobüsü geliyor; adam hâlâ yürüyor, durakta hiçbir otobüs yoktu.

Bu küçük olay iki repliğe sığdı: bir soru ve bir yalan. Ama iki replik bir karakteri, bir iyiliği ve o iyiliğin bedelini taşıdı. Bir romancı aynı anı sayfalarca anlatabilirdi; bir kısa film onu iki cümleyle ve bir yağmurla anlatır.

Önceki modülde dizilerin uzun ve kısa bölümlerini gördük. Bu modül başka biçimlere geçiyor ve her biçimin diyaloğu nasıl değiştirdiğini soruyor. İlk durak kısa film: sözün kıt, her cümlenin pahalı olduğu yer.

Tek fikir

Kısa filmde diyalog en aza iner ve kalan her replik bir yük taşır. Film çoğu zaman tek bir anın etrafında kurulur ve o an birkaç repliğe sığar. Kısa filmin diyaloğu bir açıklama değil, bir kırılmadır: hikâye görüntüyle ilerler, söz yalnızca en ağır anda gelir.

Kavram

Kısa film zamanla sınırlıdır. Birkaç dakika, bazen yirmi dakika; ama hiçbir zaman bir uzun metrajın karakterleri yavaş yavaş kurmasına izin veren süre yoktur. Bu sınır diyaloğu iki biçimde etkiler. Birincisi, diyalog azalır: karakterler kendilerini sözle tanıtamaz, görüntüyle tanıtılır. İkincisi, kalan diyalog ağırlaşır: birkaç replik, bir uzun metrajda onlarca repliğin taşıdığı yükü taşır.

Bu yüzden kısa filmde her replik bir sınavdan geçer: bu cümle çıkarılırsa film çöker mi? Çökmezse, cümle çıkarılır. Geriye kalan replikler, filmin yükünü taşıyan kolonlardır. Çoğu kısa filmde böyle bir ya da iki replik vardır. Biri genellikle filmin dönüm noktasındadır: bir yalanın söylendiği, bir gerçeğin açığa çıktığı, bir kararın verildiği an.

Kısa filmlerin çoğu tek an yapısına dayanır. Uzun metraj bir karakterin dönüşümünü adım adım izler; kısa film ise dönüşümün tek bir anını seçer. Bu an, filmin bütün diyalog bütçesini harcadığı yerdir. Öncesi görüntüyle ve eylemle hazırlanır; sonrası çoğu zaman sessizdir ya da hiç yoktur.

Kısa filmde diyaloğun bir başka özelliği, alt metnin en yüksek yoğunluğa ulaşmasıdır. Seyircinin karakterleri tanımak için zamanı yoktur; bu yüzden her replik hem yüzeyde bir şey söylemeli hem de altında karakterin tüm geçmişini ima etmelidir. Durakta şemsiye veren adamın «Benim otobüsüm geldi» yalanı, onun bir ömür boyu böyle yalanlar söylediğini, kendinden önce başkasını düşündüğünü sezdirir. Seyirci bunu bir cümleden çıkarır.

Kısa filmde yan karakterler de büyük bir iş yapar. Uzun metrajda bir yan karakter birkaç sahnede kurulur; kısa filmde bir satıcının, bir komşunun, bir yolcunun tek repliği, baş karakter hakkında seyircinin bilmesi gereken her şeyi söyleyebilir. Yan karakter baş karakteri tanır ve onun alışkanlığını, geçmişini, değişimini tek bir cümleyle haber verir. Bu, kısa filmin en ekonomik aracıdır: baş karakter kendini anlatmak zorunda kalmaz, başkası onu bir cümleyle tanımlar.

Kısa filmde açıklama en büyük tehlikedir. Uzun metrajda bir açıklama repliği bir sahneyi yavaşlatır; kısa filmde bütün filmi öldürebilir. Çünkü kısa film seyircinin kendi bulacağı şeyin üzerine kurulur. Bir karakter ne hissettiğini ya da neden öyle davrandığını söylerse, seyircinin bulacağı bir şey kalmaz ve film biter bitmez unutulur.

Bir de kısa filmin sonu var. Kısa filmler çoğu zaman bir replikle ya da bir replikten hemen sonraki sessizlikle biter. Bu son replik, filmin seyircide kalacak tek cümlesi olabilir. Yazar onu en son yazar, en çok düzeltir, ve çoğu zaman kısaltır.

Son olarak, kısa filmde sessizlik bir boşluk değil, bir yapı malzemesidir. Diyaloğun azlığı, sessizliği görünür kılar. Bir karakterin konuşmadığı her an, seyircinin onu izlediği ve düşündüğü bir andır.

Sahnede

Seriden bir anı kısa film gibi kuralım: başı ve sonu kendi içinde, birkaç dakika. Zehra Hanım'ın ölümünden sonraki ilk cumalardan biri. Şükrü, yıllardır olduğu gibi, mezarlık kapısındaki çiçekçiden karanfil alacak.

DIŞ. MEZARLIK KAPISI — SABAH. Bir çiçek tezgâhı. Çiçekçi kadın karanfil demetlerini kovalara diziyor. Şükrü yaklaşır.

ÇİÇEKÇİ

Kaç demet?

ŞÜKRÜ

Üç.

ÇİÇEKÇİ

Hep iki alırdınız.

ŞÜKRÜ

Üç.

Çiçekçi üç demet uzatır. Şükrü parasını verir, yürür.

DIŞ. MEZARLIK — SABAH. Şükrü bir demeti Nebahat'ın mezarına bırakır. Yolun aşağısına iner. Kadir ile Zehra'nın mezarları yan yana. Rıfat orada, elinde bir şişe su. Şükrü bir demeti Kadir'e, birini Zehra'ya bırakır. Rıfat bakar.

RIFAT

Annem karanfil sevmezdi.

Şükrü durur.

ŞÜKRÜ

Neyi severdi?

RIFAT

Gül.

Uzun bir sessizlik. Rıfat suyu mezarlara döker.

ŞÜKRÜ

Haftaya.

Film tek bir anın etrafında kurulmuş: Şükrü'nün iki demetten üç demete geçmesi. Bu an iki sahnede, iki küçük alışverişte geçiyor. Çiçekçiyle olan alışveriş seyirciye bir değişimi haber veriyor; mezarlıktaki alışveriş o değişimin ne demek olduğunu gösteriyor.

Yük taşıyan replik çiçekçinin «Hep iki alırdınız» cümlesi. Bu cümle çıkarılırsa film çöker: seyirci üçüncü demetin yeni olduğunu bilmez. Bir yan karakterin tek repliği, Şükrü'nün yıllarca süren bir alışkanlığını ve onun bu cuma değiştiğini taşıyor. Şükrü'nün «Üç» tekrarı ise hiçbir şey açıklamıyor; bir karar gibi, bir kapı gibi kapanıyor.

Mezarlıkta Rıfat'ın repliği, «Annem karanfil sevmezdi», filmin dönüm noktası. Bir düzeltme ama aynı zamanda bir kabul: Rıfat, Şükrü'nün annesine de çiçek getirdiğini gördü ve buna bir düzeltmeyle cevap veriyor. Şükrü'nün «Neyi severdi?» sorusu ise onun ilk kez Zehra'yı bir insan olarak sorması; yıllarca korna çaldığı kadını şimdi tanımaya çalışıyor.

Ve son replik: «Haftaya.» Kısa filmin seyircide kalacak tek kelimesi. Bir söz, bir randevu, bir değişim. Şükrü haftaya gül getirecek. Film burada bitiyor; gülü görmüyoruz. Seyirci onu kendisi görüyor.

İki sürüm

Aynı kısa filmin açıklamayla doldurulmuş hâli.

İlk taslak

ÇİÇEKÇİ

Şükrü Bey, bu sefer üç demet mi? Hep iki alırdınız, eşinize ve arkadaşınıza.

ŞÜKRÜ

Evet, bu sefer üç. Arkadaşımın eşi de vefat etti, ona da götüreceğim.

RIFAT

Şükrü abi, anneme de çiçek getirmişsin. Çok teşekkür ederim, çok duygulandım. Ama annem karanfil sevmezdi, gülü severdi.

ŞÜKRÜ

Bilmiyordum. Haftaya gül getiririm o zaman. Annen benim için çok değerliydi, her sabah balkondan bana bakardı.

Yeniden yazım

ÇİÇEKÇİ

Kaç demet?

ŞÜKRÜ

Üç.

ÇİÇEKÇİ

Hep iki alırdınız.

RIFAT

Annem karanfil sevmezdi.

ŞÜKRÜ

Neyi severdi?

RIFAT

Gül.

ŞÜKRÜ

Haftaya.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Kısa filmde diyalog en aza iner ve kalan her replik bir yük taşır.
  2. Kısa filmler çoğu zaman tek bir anın etrafında kurulur.
  3. Yük taşıyan replik çıkarıldığında film çöker; geri kalanlar çıkarılabilir.
  4. Açıklama kısa filmin en büyük tehlikesidir.
  5. Son replik ya da son sessizlik, filmin seyircide kalacak tek şeyidir.

İlk taslakta her replik bir şey açıklıyor. Çiçekçi iki demetin kime gittiğini söylüyor; Şükrü üçüncüsünün kime gideceğini. Rıfat teşekkür ediyor, duygusunu adlandırıyor ve annesinin neyi sevdiğini sorulmadan söylüyor. Şükrü de bilmediğini, ne yapacağını ve Zehra'nın onun için ne anlama geldiğini açıklıyor. Dört replikte filmin bütün alt metni yüzeye çıkmış; seyircinin bulacağı hiçbir şey kalmamış. Kısa film bitince seyirci her şeyi duymuş ama hiçbir şey hissetmemiş oluyor.

Yeniden yazımda yedi replik var ve hiçbiri bir şey açıklamıyor. Bilgi bir sayının değişmesinden, bir düzeltmeden ve bir sorudan çıkıyor. Son kelime filmi kapatıyor ve seyircide kalıyor.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKısa filmde seyircinin karakterleri hızla tanıması için karakterler kendilerini sözle anlatır.
Doğrusu

Kısa filmde karakterler görüntüyle ve eylemle tanıtılır. Sözle anlatılan karakter, seyircinin bulacağı şeyi önceden harcar.

Yaygın yanlışKısa film bir uzun metrajın kısaltılmış hâlidir.
Doğrusu

Kısa film çoğu zaman tek bir anın etrafında kurulur. Bir uzun metrajın bütün adımlarını sığdırmaya çalışan kısa film, her şeyi açıklamak zorunda kalır.

Yaygın yanlışKısa filmin sonu bir açıklamayla bağlanmalıdır.
Doğrusu

Kısa filmin sonu çoğu zaman bir replik ya da bir sessizliktir. Seyircinin aklında kalacak şey, açıklamanın değil o son sözün ağırlığıdır.

Kendi sahnende

Özet

  1. Kısa filmde diyalog en aza iner ve kalan her replik bir yük taşır.
  2. Kısa filmler çoğu zaman tek bir anın etrafında kurulur.
  3. Yük taşıyan replik çıkarıldığında film çöker; geri kalanlar çıkarılabilir.
  4. Açıklama kısa filmin en büyük tehlikesidir.
  5. Son replik ya da son sessizlik, filmin seyircide kalacak tek şeyidir.

Kendini sına

  1. Çiçekçinin «Hep iki alırdınız» repliği neden yük taşıyan bir replik?
  2. Şükrü'nün «Neyi severdi?» sorusu ne gösteriyor?
  3. İlk taslakta kısa film neden çöküyor?

Yanıtlar

  1. Çünkü çıkarılırsa seyirci üçüncü demetin yeni olduğunu bilmez. Bir yan karakterin tek cümlesi, Şükrü'nün yıllarca süren alışkanlığını ve bu cuma değiştiğini taşıyor.
  2. Şükrü'nün Zehra'yı ilk kez bir insan olarak sormasını. Yıllarca balkondaki kadına korna çaldı; şimdi onun neyi sevdiğini öğrenmeye çalışıyor.
  3. Çünkü her replik bir şey açıklıyor: kimin için kaç demet, kimin neyi sevdiği, kimin ne hissettiği. Filmin alt metni yüzeye çıkıyor ve seyircinin bulacağı hiçbir şey kalmıyor.

Sonraki derse köprü

Şükrü'nün kısa filmi birkaç dakikaya ve yedi repliğe sığdı. Bir sonraki biçim bundan da kısa: otuz saniye. Reklam, bir ilişkiyi ve bir dönüşü bu süreye sığdırmak zorundadır, ve bunu ürün adını zorla söyletmeden yapmalıdır.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.