İçeriğe geç

11.2 · Seviye 5 · Bilgi

"Bildiğin gibi" sorunu

Karakterlerin ikisinin de bildiğini seyirci için birbirine anlattığı repliği tanır ve onu nasıl söktüğünü gösterir

Diyalog Akademisi · Açıklama · 1.507 kelime · 16 replik · ≈ 7 dk okuma · 10 dk dinleme

Örnek sahneler ve kişiler bu akademi için yazıldı; film ve dizi örnekleri anlatılır, diyalogları aktarılmaz.

Açılış

Otuz yıldır evli bir çift kahvaltı ediyor. Kadın kocasına dönüp şöyle diyor: «Bildiğin gibi, Ahmet, biz otuz yıldır evliyiz ve senin annen geçen kış öldü, o yüzden bu yıl bayramı kız kardeşinde geçireceğiz.» Kocası başını sallıyor: «Evet, Ayşe, kız kardeşim Ankara'da oturuyor ve oraya arabayla dört saat sürüyor.»

Bu konuşmayı hiçbir gerçek çift yapmaz. Otuz yıllık bir evlilikte kimse karısına evliliğin kaç yıllık olduğunu, kocasına annesinin ne zaman öldüğünü hatırlatmaz. Gerçek bir çift aynı bilgiyi şöyle konuşur: «Bu yıl Nurten'e gidiyoruz.» «Yol uzun.» «Annen olsaydı…» «Gidiyoruz işte.» Her şey orada, ama kimse kimseye bir şey anlatmıyor.

Önceki derste bilginin ne zaman verileceğini konuştuk. Bu ders, bilginin en yaygın yanlış veriliş biçimine bakıyor: iki karakterin de bildiği şeyi, yalnızca seyirci duysun diye birbirine anlatması.

Tek fikir

Karşısındakinin zaten bildiği bir olguyu ona uzun uzun anlatan karakter, repliğin seyirci için yazıldığını ele verir. Bu repliği sökmenin yolu bilgiyi silmek değil, onu karakterlerin gerçekten konuşacağı biçime çevirmektir: kısaltmak, tartışmaya açmak ya da bilmeyen birine yöneltmek.

Kavram

Bu repliğin adı İngilizce yazım atölyelerinden gelir: «As you know, Bob» diye başlayan, Bob'un zaten bildiği bir şeyi ona anlatan cümle. Türkçede de karşılığı açık: «Bildiğin gibi», «Hatırlarsın», «Biliyorsun ki». Bu kelimeler repliğin kendi kendini ele vermesidir: karakter, karşısındakinin bildiğini kabul ediyor ve yine de anlatıyor. Ama replik bu kelimeleri taşımadığında da aynı sorun vardır. Bir karakter kardeşine «Babamız on yıl önce öldüğünden beri…» diye başlıyorsa, «bildiğin gibi» demese de aynı işi yapıyordur.

Bu repliği tanımanın en kolay yolu bir soru sormaktır: bu karakter bu cümleyi, seyirci olmasaydı, karşısındakine söyler miydi? Cevap hayırsa, replik seyirci için yazılmıştır.

Gerçek insanlar ortak bilgiyi açıklamaz, ona gönderme yapar. «O sabah», «geçen sefer», «annemin evi», «o adam». Bu kısa göndermeler seyirci için bir yük değil, bir davettir. Seyirci tam olarak neyin kastedildiğini henüz bilmez, ama karakterlerin bildiği bir şey olduğunu sezer ve onu çözmeye çalışır. Böylece bildiğin gibi repliğinin tersi olur: bilgiyi vermek yerine bilginin varlığını verir, merakı canlı tutar.

Bildiğin gibi repliğini sökmenin dört yolu var.

Kısaltmak. Bilgiyi karakterlerin birbirine gerçekten söyleyeceği kadarına indir. Çoğu zaman bir ad, bir yer, bir zaman yeter. Seyirci geri kalanı bağlamdan kurar ya da bir sonraki sahnede öğrenir.

Tartışmaya açmak. İki karakter aynı olguyu bilse de onu aynı biçimde hatırlamayabilir. Biri «Üç yıl oldu» der, öbürü «Dört» der. Bilgi bir anlaşmazlığın konusu olunca, söylenmesi için bir sebep doğar. Seyirci bilgiyi öğrenir, ama bir kavganın içinden.

Bilmeyen birine yöneltmek. Bilgiyi gerçekten bilmeyen bir karakter varsa, ona anlatmak doğaldır. Yeni gelen, yabancı, çocuk, müşteri. Ama bu yolun kendi tuzağı vardır: bilmeyen karakter yalnızca soru sormak için oradaysa, o da seyircinin bir kılığı olur. Bilmeyen karakterin de bir isteği olmalı.

Göstermek. Bazı bilgiler hiç söylenmeden sahneye konabilir: duvardaki fotoğraf, masadaki dosya, kimsenin oturmadığı sandalye. Söylenmeyen bilgi en hafif olanıdır.

Son bir ayrım: bazen bir karakterin bildik bir şeyi tekrar etmesi gerçekçidir, çünkü onu tekrar etmenin bir sebebi vardır. Bir anne oğluna «Baban seni bu yüzden bıraktı» diyorsa, oğul bunu bilir; ama anne onu yaralamak için söylüyordur. Bu bildiğin gibi repliği değil, bir silahtır. Fark, karakterin bu bilgiyi seyirci için değil, karşısındaki için söylemesindedir.

Bir de tür ve mecra farkı var. Bazı türler bilgiyi daha açık verir ve seyirci bunu kabul eder. Bir polisiye dizide dedektiflerin vakayı tahtanın önünde özetlemesi, bir bilim kurgu filminde bir uzmanın bir aracı anlatması, türün sözleşmesinin bir parçasıdır. Ama orada bile iyi yazılmış sahne bilgiyi bir sebebe bağlar: tahtanın önündeki özet bir tartışmaya döner, uzmanın anlatımı bir itirazla kesilir. Türün izin verdiği yerde bile bildiğin gibi repliği, sahnenin enerjisini düşürür; yalnızca daha az dikkat çeker. Bir sahnede ne kadar bilgi taşınabileceğini belirleyen şey türden çok, o bilginin karakterler için ne ifade ettiğidir. Karakterlerin umurunda olmayan bir bilgi, seyircinin de umurunda olmaz.

Sahnede

Kalem odasında bir sabah. Gülsüm Hanım'ın davasında tebligat sonunda dönmüş. Meral ve Ozan dosyayı konuşuyor.

İÇ. KALEM ODASI — SABAH. Ozan elinde bir zarfla Meral'in masasına gelir.

OZAN

Osmangazi döndü.

MERAL

İmzalı mı?

OZAN

İmzalı. Kendi eliyle.

Meral zarfı alır, imzaya bakar, bir süre bakmaya devam eder.

MERAL

Altı ay kapıyı açmayan adam postacıya açmış.

OZAN

Gülsüm Hanım'ı arayayım mı?

MERAL

Sen ara. Tarihi de söyle.

OZAN

Hangi tarihi?

MERAL

Yeni hâkim beyin vereceği tarihi. Ondan önce arama.

Bu sahnede Meral ile Ozan'ın ikisi de davanın bütün geçmişini biliyor: kiracının altı aydır ödemediğini, gece taşındığını, adresin Osmangazi'de bulunduğunu, tebligatın postayla gittiğini. Hiçbirini birbirine anlatmıyorlar. «Osmangazi» tek başına bütün bir hikâyeye gönderme yapıyor; «altı ay kapıyı açmayan adam» davanın özetini bir alay cümlesine sığdırıyor.

Seyirci önceki sahnelerden gelen bilgiyle bu kısaltmaları çözüyor. Ozan'ın «Hangi tarihi?» sorusu da önemli: o, Meral'in ne demek istediğini bilmiyor ve bu yüzden sorusu doğal. Bilmeyen karakter burada Ozan, ve sorduğu şey bir bilgi değil, bir talimat; gelmeyen bir seyirci bile, bir kiracının uzun süredir saklandığını ve şimdi yakalandığını anlıyor. Sahnenin asıl işi de bilgi vermek değil: Meral'in Gülsüm'ü boş bir umutla aramak istemeyişi, ona bir tarih vermeden aranmasını yasaklaması. Bilgi bu kararın içine gömülü.

İki sürüm

Aynı sahnenin bildiğin gibi repliğiyle yazılmış hâli.

İlk taslak

OZAN

Meral Hanım, bildiğiniz gibi Gülsüm Hanım'ın kiracısı altı aydır kira ödemiyordu ve Mart sonunda gece kamyonla taşınmıştı.

MERAL

Evet Ozan, sonra adres araştırmasıyla Osmangazi'de bulunmuştu ve tebligat postayla gönderilmişti.

OZAN

İşte o tebligat şimdi imzalı olarak döndü.

MERAL

Bu çok iyi bir haber, çünkü artık dava yeni hâkimle devam edebilir.

Yeniden yazım

OZAN

Osmangazi döndü.

MERAL

İmzalı mı?

OZAN

İmzalı. Kendi eliyle.

MERAL

Altı ay kapıyı açmayan adam postacıya açmış.

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Bildiğin gibi repliği, karşıdakinin zaten haberdar olduğu bir olguyu ona yeniden anlatır; asıl muhatabı seyircidir.
  2. Tanıma sorusu: karakter bu cümleyi seyirci olmasaydı söyler miydi?
  3. Gerçek insanlar ortak bilgiyi açıklamaz, ona kısaca gönderme yapar; gönderme seyirciyi çözmeye davet eder.
  4. Söküm yolları: kısaltmak, tartışmaya açmak, bilmeyen birine yöneltmek, göstermek.
  5. Bildik bir şeyi karşısındakini yaralamak ya da etkilemek için söyleyen karakter, bildiğin gibi repliği değil bir silah kullanıyordur.

İlk taslakta dört replik bir dosya özetini iki kişiye bölüştürüyor. Ozan «bildiğiniz gibi» diye başlıyor ve Meral'in bildiği şeyi ona anlatıyor; Meral «evet» diyerek devam ediyor ve kendi bildiği kısmı Ozan'a anlatıyor. İki karakter birbirinin repliğini tamamlayan iki sunucuya dönüşmüş. Meral'in sesi de kaybolmuş: «Bu çok iyi bir haber, çünkü» diye açıklayan bir Meral, kartındaki kısa ve kuru kadın değil.

Yeniden yazımda bilgi iki kelimeye iniyor: «Osmangazi döndü.» Ozan'ın sayıyla konuşan sesi «kendi eliyle» ayrıntısında, Meral'in kuru mizahı «postacıya açmış» cümlesinde. Seyirci aynı bilgiyi alıyor, ama karakterlerin arasındaki gerçek bir konuşmanın içinden. Meral'in alay cümlesi, ilk taslaktaki «altı aydır kira ödemiyordu» bilgisini taşıyor; ama bir bilgi olarak değil, bir tepki olarak.

Ekranda

Yaygın hatalar

Yaygın yanlış«Bildiğin gibi» kelimesini silmek repliği düzeltir.
Doğrusu

Kelime yalnızca bir belirtidir. Karakter karşısındakinin bildiği şeyi anlatmaya devam ediyorsa, replik hâlâ seyirci için yazılmıştır.

Yaygın yanlışBilgiyi bilmeyen bir karaktere anlatmak her zaman çözümdür.
Doğrusu

Yalnızca soru sormak için sahneye konan bilmeyen karakter, seyircinin kılık değiştirmiş hâlidir. Onun da bir isteği ve bir derdi olmalı.

Yaygın yanlışKısaltılmış bilgi seyirciyi şaşırtır.
Doğrusu

Kısaltma, seyircinin bir şeyin var olduğunu sezmesini sağlar ve onu çözmeye davet eder. Seyirci karakterlerin bildiği her şeyi aynı anda bilmek zorunda değildir.

Kendi sahnende

Özet

  1. Bildiğin gibi repliği, karşıdakinin zaten haberdar olduğu bir olguyu ona yeniden anlatır; asıl muhatabı seyircidir.
  2. Tanıma sorusu: karakter bu cümleyi seyirci olmasaydı söyler miydi?
  3. Gerçek insanlar ortak bilgiyi açıklamaz, ona kısaca gönderme yapar; gönderme seyirciyi çözmeye davet eder.
  4. Söküm yolları: kısaltmak, tartışmaya açmak, bilmeyen birine yöneltmek, göstermek.
  5. Bildik bir şeyi karşısındakini yaralamak ya da etkilemek için söyleyen karakter, bildiğin gibi repliği değil bir silah kullanıyordur.

Kendini sına

  1. İlk taslakta Meral'in sesi neden kayboluyor?
  2. «Altı ay kapıyı açmayan adam postacıya açmış» repliği hangi bilgiyi, hangi biçimde taşıyor?
  3. Bilmeyen birine yöneltmek hangi durumda bir çözüm olmaktan çıkar?

Yanıtlar

  1. Çünkü Meral açıklayan, gerekçe veren uzun cümleler kuruyor: «Bu çok iyi bir haber, çünkü…». Kartındaki Meral kısa ve kurudur, iyi haberi bile ilan etmez.
  2. Kiracının altı aydır kapıyı açmadığı, ödemediği ve saklandığı bilgisini; ama bir açıklama olarak değil, Meral'in kuru alayı olarak. Bilgi bir tepkinin içine gömülü.
  3. Bilmeyen karakter yalnızca soru sormak için sahnedeyse, kendi isteği ve derdi yoksa. O zaman seyircinin kılık değiştirmiş hâli olur ve aynı sorunu başka bir biçimde üretir.

Sonraki derse köprü

Anne oğluna «Baban seni bu yüzden bıraktı» dediğinde bildik bir bilgi bir silaha dönüşüyordu. Bilgi en kolay bir kavganın içinde söylenir, çünkü kavgada insanlar birbirine bildiklerini fırlatır. Bir sonraki ders, bilgiyi çatışmaya gömmeyi ve bir kavganın silahı olarak ortaya çıkarmayı inceliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.