İçeriğe geç

S1-M07-D04·Yakınsak düşünme

Değer, uygulanabilirlik ve özgünlük dengesi

sıfırdan ileri2.113 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bu ders üçünde de orta olan bir maddeyle açıldı ve o madde hiçbir ölçütte kötü değildi — hiçbirinde de yeterli değildi. Ortada durmak bir denge değil, bir seçimsizlik ve tablolar sessizce ortalama hesapladığı için o maddeyi öne çıkarıyor.

Üç ölçüt birbirinin yerine geçmiyor. Uygulanabilirliği yüksek olmak değerin düşüklüğünü telafi etmiyor; sıfırıncı seviyedeki darboğaz gibi, konuşan şey ortalama değil en dar olan. Bu yüzden karar iki aşamalı: önce her ölçüt için bir taban çizgisi yazılıyor ve altında kalanlar eleniyor, sonra kalanlar arasında takas konuşuluyor. Tabanı olmayan takas sınırsız oluyor ve her zaman en heyecan verici ölçütün lehine kayıyor.

Üç ölçüt eşit de değil. Hangisinin ağır bastığı işten işe değişiyor ve eşit ağırlık vermek tarafsızlık değil, kararı tabloya devretmek. Ağırlığı yazmak neyi önemsediğini açıkça söylemeyi gerektiriyor; yazılmadığında da bir ağırlık kullanılıyor, yalnız hangisi olduğu bilinmiyor.

Son olarak takasın yönünü belirleyen asimetriyi unutma. Uygulanabilirlik çoğu zaman sonradan yükseliyor, çünkü koşula bağlı; özgünlük yükselmiyor, çünkü bir fikri sonradan özgün yapmak onu başka bir fikir yapmak demek. Ve değer, tabanı en yüksek tutulan ölçüt — değeri düşük bir iş yapılırken bile savunulamıyor.

Açılış sahnesi

Bir kişi üç maddesini üç ölçüte göre değerlendiriyor: değer, uygulanabilirlik ve özgünlük. Her birine yüksek, orta ya da düşük yazıyor.

Birinci madde: değer yüksek, uygulanabilirlik düşük, özgünlük yüksek. İkinci madde: değer düşük, uygulanabilirlik yüksek, özgünlük düşük. Üçüncü madde: üçünde de orta.

Üçüncüyü seçiyor. Gerekçesi hazır: dengeli olan bu.

Üç hafta sonra iş yarıda duruyor. Sebep uygulanabilirlik değil; iş yürüdü. Sebep şu: kimse o işin neden yapıldığını sormadığında verecek bir cevap çıkmadı. Değeri orta olan bir işin savunulacak bir yeri yok ve savunulmayan iş, ilk sıkışmada bırakılıyor.

Seçilen madde hiçbir ölçütte kötü değildi. Hiçbirinde de yeterli değildi.

Bu derste ne olacak

Önceki derste her maddenin güçlü ve zayıf yönlerini yazdık ve sonunda elimizde giderilemez zayıflıklarla birlikte duran güçlü yönler kaldı. Hangisinin seçileceğini söylemedik, çünkü söyleyemezdik.

Bu ders o boşluğu dolduruyor. Birinci modülde ölçüt gerilimini öğrenmiştin: üç ölçüt aynı yöne bakmıyordu ve okunacak şey ortalamaları değil aralarındaki farktı. O ders gerilimi tanıttı; bu ders onu bir liste üzerinde işletiyor.

Ve baştan bir kelimeyi sorgulayacağız: denge. Denge kelimesi ortalama çağrıştırıyor ve buradaki işin ortalamayla hiçbir ilgisi yok. Sorumuz şu: bir fikrin en özgün olduğu yer çoğu zaman en zor uygulanan yeriyse, dengeyi kurmak bir ortalama almak mı, yoksa hangi ölçütten ne kadar vazgeçeceğine karar vermek mi.

Maddeleri sıraya dizmek bu modülün beşinci dersinin, iki fikri birleştirmek altıncı dersinin konusu. Burada tek bir maddeye üç ölçütle bakıyoruz.

Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — denge ortalama değildir

Bunun pratik sonucu, tablonun sessizce bir ortalama hesaplamaya dönüşmesi. Yüksek, orta ve düşük yazıldığı anda zihin onları puana çeviriyor ve puanları topluyor; kimse toplama yaptığını düşünmüyor ama karar toplama göre çıkıyor. Oysa üç ölçüt birbirinin yerine geçmiyor. Uygulanabilirliği yüksek olmak, değerin düşüklüğünü telafi etmiyor; iki ayrı sorunun iki ayrı cevabı bunlar ve biri diğerinin açığını kapatmıyor.

Mekanizma — taban ve ağırlık

Bunun pratik sonucu, takasın ancak adı konduğunda denetlenebilmesi. Ortalama alan biri de aslında takas yapıyor, ama hangi ölçütten ne kadar verdiğini bilmiyor ve bu yüzden fazla verdiğini de göremiyor. Takas yazıldığında ise miktar görünür oluyor: özgünlük için uygulanabilirlikten bir basamak indim, iki basamak değil. Bu ders boyunca konuşulan bütün kararlar birer takas ve hiçbiri kendiliğinden yanlış; yanlış olan tek şey, yapıldığının bilinmemesi.

Bunun pratik sonucu, kararın iki aşamaya ayrılması: önce eleme, sonra takas. Sıfırıncı seviyede darboğazı öğrenmiştin — üç imkândan en darı rotanın hızını belirliyordu ve üçünün ortalaması değil, en dar olan konuşuyordu; diğer ikisini genişletmek hiçbir şey değiştirmiyordu. Üç ölçütte de aynı yapı var. Değeri tabanın altında olan bir madde ne kadar özgün olursa olsun geçmiyor, çünkü eksik olan şey diğerleriyle doldurulamıyor.

Bunun pratik sonucu, eşit ağırlığın bir karar olmaması. Üçüne eşit bakmak tarafsız görünüyor ve pratikte kararı tabloya devrediyor; tablo da ortalamayı seçiyor, yani denge yanılgısını. Ağırlık yazıldığında ise karar geri kişiye geliyor. Bir öğrenme işinde özgünlük ağır basıyor, çünkü amaç yeni bir şey denemek; bir teslim işinde uygulanabilirlik ağır basıyor. Aynı liste, ağırlık değiştiğinde farklı bir madde veriyor ve ikisi de doğru.

Usta katmanı — hangi ölçüt sonradan yükselir

Bunun pratik sonucu, hangi ölçütten vazgeçileceği kararının bir tercih değil bir hesap olması. Uygulanabilirlik çoğu zaman sonradan yükseliyor: bir kişi bulunur, iki hafta beklenir, ölçek küçültülür. Önceki derste giderilebilir zayıflığı öğrenmiştin ve uygulanabilirlik zayıflıklarının büyük kısmı o türden. Özgünlük ise sonradan yükselmiyor; bir fikri sonradan özgün yapmak, onu başka bir fikir yapmak demek. Bu yüzden eşit görünen iki takas eşit değil.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış"Dengeli fikir, üç ölçütte de orta olan fikirdir."
Doğrusu

Ortada durmak bir denge değil, bir seçimsizlik; o madde hiçbir ölçütte bir şey vaat etmiyor. Denge, üç ölçütün ortalamasını yükseltmek değil, hangisinden ne kadar vazgeçildiğini bilerek karar vermek.

Yaygın yanlış"Ölçütlere puan verip toplamak nesnel bir yöntemdir."
Doğrusu

Toplama işlemi, üç ölçütün birbirinin yerine geçebileceğini varsayıyor ve bu varsayım hiçbir yerde yazılmıyor. İki puanlık özgünlük artışının iki puanlık değer kaybını karşılayıp karşılamadığı sorusu sorulmadığı sürece toplam bir sayı üretiyor, bir karar üretmiyor.

Yaygın yanlış"Üç ölçüte eşit ağırlık vermek tarafsızlıktır."
Doğrusu

Eşit ağırlık kararı tabloya devrediyor ve tablo ortalamayı seçiyor. Ağırlık her durumda kullanılıyor; yazılmadığında yalnız görünmez oluyor. Neyi önemsediğini yazmak zor olduğu için atlanıyor ve zorluğu tam da bu yüzden değerli.

Yaygın yanlış"Hangi ölçütten vazgeçileceği bir zevk meselesidir."
Doğrusu

Üç ölçüt sonradan yükseltilebilirlik bakımından eşit değil. Uygulanabilirlik çoğu zaman koşula bağlı ve koşul değişince geri geliyor; özgünlük sonradan eklenmiyor. Bu asimetri takası bir tercih olmaktan çıkarıp hesaplanabilir bir şey yapıyor.

Aklında kalsın

Bu ders üçünde de orta olan bir maddeyle açıldı ve o madde hiçbir ölçütte kötü değildi — hiçbirinde de yeterli değildi. Ortada durmak bir denge değil, bir seçimsizlik ve tablolar sessizce ortalama hesapladığı için o maddeyi öne çıkarıyor.

Üç ölçüt birbirinin yerine geçmiyor. Uygulanabilirliği yüksek olmak değerin düşüklüğünü telafi etmiyor; sıfırıncı seviyedeki darboğaz gibi, konuşan şey ortalama değil en dar olan. Bu yüzden karar iki aşamalı: önce her ölçüt için bir taban çizgisi yazılıyor ve altında kalanlar eleniyor, sonra kalanlar arasında takas konuşuluyor. Tabanı olmayan takas sınırsız oluyor ve her zaman en heyecan verici ölçütün lehine kayıyor.

Üç ölçüt eşit de değil. Hangisinin ağır bastığı işten işe değişiyor ve eşit ağırlık vermek tarafsızlık değil, kararı tabloya devretmek. Ağırlığı yazmak neyi önemsediğini açıkça söylemeyi gerektiriyor; yazılmadığında da bir ağırlık kullanılıyor, yalnız hangisi olduğu bilinmiyor.

Son olarak takasın yönünü belirleyen asimetriyi unutma. Uygulanabilirlik çoğu zaman sonradan yükseliyor, çünkü koşula bağlı; özgünlük yükselmiyor, çünkü bir fikri sonradan özgün yapmak onu başka bir fikir yapmak demek. Ve değer, tabanı en yüksek tutulan ölçüt — değeri düşük bir iş yapılırken bile savunulamıyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir maddeye üç ölçütle baktık ve sonunda bir madde seçilebilir hâle geldi. Ama gerçek listeler tek bir madde seçip bitmiyor; elinde genellikle yapılabilecek üç dört şey kalıyor ve hepsi tabandan geçmiş oluyor.

Sıradaki ders önceliklendirmeyi işliyor ve o durumu alıyor. Orada soru "hangisi daha iyi" değil, "hangisi önce" olacak ve ikisi aynı soru değil. Bu derste öğrendiğin ağırlık orada yeniden karşına çıkıyor, çünkü sıralama bir ölçüte göre yapılıyor ve sıfırıncı seviyede getiri sırasını öğrenmiştin — ölçüt zorluk ya da rahatsızlık değil, o işin kaç işi bekletiyor olduğuydu. Sıradaki dersin bulgusu da oradan başlıyor: bir listeyi sıralamak, maddelerin değerine göre değil, aralarındaki bağımlılığa göre yapıldığında tamamen farklı bir sıra çıkıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.