İçeriğe geç

S1-M05-D06·Hayal gücü ve zihinsel canlandırma

Uzak kavramları ilişkilendirme

sıfırdan ileri2.009 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Uzaklık iki katmanda ölçülür ve değerli olan tek bileşim yüzeyi uzak, yapısı yakın olandır; yüzey yakınsa taşınacak her şey zaten bilinir, yapı uzaksa taşınacak bir şey yoktur.

Rastgele eşleştirme bir yöntem değildir, çünkü uzaklığı garanti eder ve yapı ortaklığını hiç garanti etmez; on denemenin dokuzu boş döner.

Bir şeyi ne kadar yukarıdan tarif ettiğin bir ayardır ve iki ucu da bozuktur; yüzeye yakın tarif yalnız aynı alanı, çok yüksek tarif her şeyi getirir.

Kurulan bağın işe yaradığını gösteren tek şey, hedefte daha önce sorulmamış bir sorunun doğmasıdır; hoşluk bir ölçü değildir.

Aktarılan şey çözüm değil sorudur; kaynaktaki ilişkinin hedefte karşılığı sorulur ve çözüm hedefin kendi koşullarında aranır.

Açılış sahnesi

Bir kişi bir kitaplığı nasıl düzenleyeceğini düşünüyor ve üç ayrı eşleştirme deniyor.

Birinci deneme: kitaplık ve dolap. İkisi de eşya tutuyor, ikisi de raflı. Aralarında kurduğu her ilişki zaten bildiği şeyler; dolaptan kitaplığa taşıyabileceği hiçbir yeni şey yok.

İkinci deneme: kitaplık ve bulut. İkisi birbirine gerçekten uzak. Yarım saat uğraşıyor ve elinde yalnız zorlama cümleler kalıyor; ne buluttan kitaplığa ne de tersine bir şey geçiyor.

Üçüncü deneme: kitaplık ve bir şehrin trafiği.

Bu ikili de uzak. Ama uğraşmaya başladığında bir şey açılıyor: ikisinde de bir yoğunluk var, ikisinde de en çok kullanılan yollar tıkanıyor ve ikisinde de az kullanılan bölgeler boş duruyor.

Trafikte tıkanmayı çözmenin bir yolu, çok kullanılanı yakına ve merkeze almak değil; tam tersine dağıtmak.

Kitaplığını o gün dağıtarak düzenliyor.

Üç ikiliden ikisi hiçbir şey vermedi ve biri verdi. Üçü de aynı kişi tarafından denendi.

Bu ders o farkın nereden geldiğini gösteriyor.

Bu derste ne olacak

Önce iki şeyin arasındaki uzaklığın iki ayrı katmanda ölçüldüğünü göstereceğiz.

Sonra rastgele uzaklığın neden hiçbir şey üretmediğini söyleyeceğiz; uzaklık tek başına bir değer değil.

Ardından işe yarayan ikiliyi bulmanın tek ayarını vereceğiz ve bu ayarın iki ucu da bozuk.

Son olarak kurulan bağın işe yarayıp yaramadığını ölçen tek işareti konuşacağız, çünkü hoş görünen çoğu bağ hiçbir şey yaptırmıyor.

Bir sınır: Seviye 0'ın laboratuvarında sana iki kavram veriliyordu ve onları birleştirip üçüncü bir şey çıkarıyordun. Bu ders o egzersizi tekrar etmiyor. Buradaki iş ikinci kavramı bulmak, yani hangi uzaklığın işe yarayacağını önceden bilmek. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — uzaklık iki katmanda ölçülür

İkisinin birlikte okunması gerekiyor, çünkü değerli olan tek bir bileşim var: yüzeyi uzak ve yapısı yakın. Yüzey yakınsa taşınacak her şey zaten biliniyor; yapı uzaksa taşınacak bir şey yok. İkisi de sağlandığında ise kaynaktan hedefe gerçekten yeni bir ilişki geçiyor.

Mekanizma — boş uzaklık ve doğru basamak

Bunun pratik sonucu şu: rastgele eşleştirme bir yöntem değil. İki şeyi rastgele bir araya getirmek uzaklığı garanti ediyor ve yapı ortaklığını hiç garanti etmiyor; on denemeden dokuzu boş dönüyor. Aranan şey rastgelelik değil, başka bir yerde duran aynı yapı.

Aramanın yönü de bu yüzden değişiyor. Rastgele yöntemde ikinci kavram önce seçiliyor ve ortaklık sonra aranıyor; verimli yöntemde ise önce kendi sorununun yapısı yazılıyor ve o yapıyı taşıyan alanlar aranıyor. Birincisinde umut var, ikincisinde ölçüt; ve ölçüt olduğunda hangi adayın bırakılacağı da belli oluyor.

İki ucun da bozuk olması bu dersin can alıcı noktası. "Kitaplarımı nasıl dizerim" tarifi yalnız raf ve dolap getiriyor; "yoğunluğu nasıl dağıtırım" tarifi trafiği, kuyruğu ve depoyu getiriyor; "nasıl düzen kurarım" tarifi ise her şeyi getiriyor ve hiçbiri işe yaramıyor. İkinci modülde bir problemi alansız yazmayı öğrenmiştin; burada o hamlenin bir de üst sınırı olduğunu görüyorsun.

Usta katmanı — kurulan bağ işe yarıyor mu

Bir bağ kurulduğunda hoş bir his geliyor ve bu his yanıltıcı. Çoğu bağ hoş ve boş.

Bunun kullanımı hızlı. Bağı kurduktan sonra kendine tek soru sor: bu bağ sayesinde şimdi ne sorabiliyorum ve bunu daha önce soramıyor muydum? Cevap yoksa bağ kapatılıyor ve bir sonraki adaya geçiliyor. Beşinci modülün önceki dersinde bir benzetmenin taşıdığı yapıyı görmüştün; burada o yapı bir soruya dönüşmediyse aktarılmamış demektir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışUzaklığın kendi başına bir değer olduğu sanılır.
Doğrusu

Rastgele uzak iki şeyin arasında taşınacak bir ilişki bulunmaz ve elde yalnız zorlama cümleler kalır; değerli olan uzaklık değil, uzak yüzeylerin altındaki ortak yapıdır. Rastgele eşleştirme uzaklığı garanti eder, yapı ortaklığını etmez.

Yaygın yanlışBenzer şeyleri eşleştirmenin daha kolay ve verimli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Yüzeyi yakın iki şey arasında taşınacak her şey zaten bilinir ve çıkan ilişkiler yeni bir şey söylemez. Aranan bileşim yüzeyi uzak ve yapısı yakın olandır.

Yaygın yanlışBir şeyi ne kadar genel tarif edersen o kadar çok bağ kurulacağı sanılır.
Doğrusu

Çok yukarı çıkıldığında her şey birbirine benzer ve ortaklık hiçbir şey söylemez hâle gelir; fazla soyutlama boş uzaklığın başka bir biçimidir. Doğru basamak, başka alanların göründüğü ama her şeyin görünmediği yerdir.

Yaygın yanlışKurulan bağın hoş gelmesinin işe yaradığını gösterdiği düşünülür.
Doğrusu

Çoğu bağ hoş ve boştur; tek ölçü, hedefte daha önce sorulmamış bir sorunun doğmasıdır. Zarafet bir ölçü değildir ve daha az zarif bir bağ iki soru doğurabilir.

Yaygın yanlışAktarılacak şeyin çözüm olduğu sanılır.
Doğrusu

Kaynak alandaki çözüm hedefte çoğu zaman uygulanamaz; aktarılan asıl şey kaynakta bilinen bir ilişkinin hedefte doğurduğu sorudur. Soru aktarıldığında çözüm hedefin kendi koşullarında aranır.

Yaygın yanlışBir ikilinin ısrarla zorlanması gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Boş uzaklıkta kurulan bağ zorlamayla üretilir ve hiçbir soru doğurmaz; harcanan zaman yapı ortaklığı olan ikilileri aramaktan çalınır. Boş çıkan ikili bırakılır, çünkü sorun ısrarda değil seçimdedir.

Aklında kalsın

Uzaklık iki katmanda ölçülür ve değerli olan tek bileşim yüzeyi uzak, yapısı yakın olandır; yüzey yakınsa taşınacak her şey zaten bilinir, yapı uzaksa taşınacak bir şey yoktur.

Rastgele eşleştirme bir yöntem değildir, çünkü uzaklığı garanti eder ve yapı ortaklığını hiç garanti etmez; on denemenin dokuzu boş döner.

Bir şeyi ne kadar yukarıdan tarif ettiğin bir ayardır ve iki ucu da bozuktur; yüzeye yakın tarif yalnız aynı alanı, çok yüksek tarif her şeyi getirir.

Kurulan bağın işe yaradığını gösteren tek şey, hedefte daha önce sorulmamış bir sorunun doğmasıdır; hoşluk bir ölçü değildir.

Aktarılan şey çözüm değil sorudur; kaynaktaki ilişkinin hedefte karşılığı sorulur ve çözüm hedefin kendi koşullarında aranır.

Sonraki derse köprü

Bu modülde beş derstir hayal gücünü hep açarak çalıştık. Canlandırdık, dünyalar kurduk, konumlar inşa ettik, nesnelere yeni işlevler verdik ve uzak alanlardan ilişki taşıdık.

Hepsinde yön genişlemeydi.

Şimdi tersine bakacağız ve beklenmedik bir şey göreceğiz.

Bir şeyi hayal ederken önüne sınır koymak, hayal gücünü daraltmıyor. Tam tersine, sınırsız bir alanda çoğu kişi hiçbir şey üretemiyor; her şey mümkün olduğunda nereden başlanacağı belli olmuyor ve zihin en tanıdık cevaba dönüyor.

Sıradaki ders kısıtlamalarla hayal kurmayı ele alıyor.

Orada göreceğin şey şu: kısıt bir engel değil bir başlangıç noktası. Ve her kısıt aynı işi görmüyor; bazıları üretimi açıyor, bazıları gerçekten kapatıyor. İkisini ayırmak bu dersin asıl işi olacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.