İçeriğe geç

S1-M05-D05·Hayal gücü ve zihinsel canlandırma

Benzetme ve metafor

sıfırdan ileri1.975 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Benzetme bir süs değil bir araçtır ve taşıdığı şey kelime değil, o şeye ait ilişkilerdir; bir benzetme seçmek bir soru kümesi seçmektir.

Yapının taşınması benzetmeyi güçlü yapar; iyi bilinen bir şeyin ilişkileri hiç bilinmeyen bir konuya getirilir ve o ilişkilerle düşünmeye başlanır.

Her benzetme yanında seçilmemiş özellikler de getirir; getirilenler yazılıp tek tek işaretlenmediğinde bir ya da iki madde düşünceyi sessizce yönlendirir.

Her benzetme bir yerde biter ve sınırı, benzetmeyi bilerek zorlayıp saçmalaştığı noktayı işaretleyerek bulunur; sınırı yazılmış bir benzetme güvenle kullanılır.

En tehlikelisi benzetme olduğu unutulmuş olanlardır, çünkü bir seçim gibi görünmez ve sınırı hiç sorulmaz; sorulacak soru şudur, bu bir benzetme mi yoksa gerçekten böyle mi?

Açılış sahnesi

Bir ekip haftalardır bir sorunla uğraşıyor ve ona bir ad vermişler: düğüm.

Bu düğümü çözmeye çalışıyorlar. Her toplantıda bir ucundan tutuyorlar, olmuyor, başka bir ucundan deniyorlar.

Beşinci haftada biri şunu söylüyor: ya bu düğüm değil de bir kavşaksa?

Masa bir anlığına duruyor.

Çünkü kavşak başka bir soru getiriyor. Düğümde soru şuydu: doğru ucu nasıl buluruz? Kavşakta soru şu: hangi yöne gideceğiz?

Ve bu soru bir şeyi açığa çıkarıyor. Düğüm demek, tek bir doğru çözüm olduğunu varsaymak demekti; beş haftadır o varsayımın içinde çalışıyorlardı.

Kimse o varsayımı seçmemişti. Bir kelimeyle birlikte gelmişti.

Bu ders o kelimenin ne getirdiğini gösteriyor.

Bu derste ne olacak

Önce benzetmenin gerçekte ne taşıdığını söyleyeceğiz ve taşıdığı şey kelime değil.

Sonra bir benzetmenin yanında ne getirdiğini ayıracağız; bir kısmını sen seçiyorsun ve bir kısmı seçilmeden geliyor.

Ardından her benzetmenin bittiği yeri konuşacağız, çünkü sınırı bilinmeyen bir benzetme bir yerden sonra yanlış yol gösteriyor.

Son olarak en tehlikeli türe geleceğiz: benzetme olduğu unutulmuş benzetmeler.

Bir sınır: bu ders benzetme bulmayı değil, kullanılan benzetmeyi görmeyi anlatıyor. Uzak kavramlar arasında yeni ilişkiler kurmak sıradaki dersin konusu; iki kavramı birleştirip üçüncü bir şey çıkarmayı ise Seviye 0'ın laboratuvarında yapmıştın. Burada iş, elindeki benzetmenin sana ne yaptırdığını fark etmek. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — benzetme ne taşır

Bunun pratik sonucu şu: bir benzetme seçtiğinde bir kelime seçmiyorsun, bir soru kümesi seçiyorsun. Düğüm dendiğinde sorulacak sorular ucu bulmak ve gevşetmek üzerine kuruluyor; kavşak dendiğinde yön seçmek ve geri dönebilmek üzerine. Aynı sorun, iki ayrı soru kümesiyle iki ayrı iş oluyor.

Yapının taşınması benzetmeyi güçlü yapan şey. Hiç bilmediğin bir konuya, iyi bildiğin bir şeyin ilişkilerini getirebiliyorsun ve o ilişkilerle düşünmeye başlıyorsun. İkinci modülde hafızanın biçim üzerinden eşleştiğini görmüştün; benzetme o eşleşmenin bilerek yapılmış hâli.

Mekanizma — seçilmemiş yük ve biten benzerlik

Bunun ayırt edilmesi tek bir işle yapılıyor: benzetmenin getirdiklerini yazıp her maddenin karşısına bunu istiyor muyum diye işaret koymak. Listenin yarısı işine yarıyor, bir kısmı zararsız, bir ya da iki madde ise seni yanlış yöne çekiyor. O bir iki madde yazılmadan görünmüyor.

Görünmemesinin sebebi de anlaşılır. İstenmeyen yük bir iddia gibi gelmiyor; bir zemin gibi geliyor ve zemin tartışılmıyor. Kimse "bu işte biri kazanır" diye bir cümle kurmuyor, ama yarış benzetmesi kullanıldığı sürece herkes o varsayımın üstünde konuşuyor. Yazmak, zemini bir cümleye çevirdiği için işe yarıyor.

Sınırı bulmak için benzetmeyi bilerek zorlamak gerekiyor. Kaynak tarafında doğru olan bir şeyi alıp hedefe uygulamayı deniyorsun ve saçmalaştığı noktayı işaretliyorsun; o nokta sınır. Sınırı yazılmış bir benzetme, güvenle kullanılabilen bir benzetme oluyor.

Zorlamanın tuhaf tarafı, saçmalığın bir hata değil bir ölçüm olması. Benzetmeyi zorlarken ortaya çıkan gülünç cümle tam olarak aradığın şey; orası benzetmenin taşıma kapasitesinin bittiği yer. Zorlamayan kişi sınırı bilmiyor ve o sınıra farkında olmadan yaklaştığında benzetmeye güvenmeye devam ediyor.

Usta katmanı — benzetme olduğu unutulanlar

Şimdi en tehlikeli türe geliyoruz ve tehlikesi görünmez olmasından.

Bunları fark etmek zor, çünkü kulakta bir benzetme gibi durmuyorlar. Yükü taşımak, zaman kazanmak, bir işin altına girmek gibi ifadeler birer benzetme ve her biri bir yapı getiriyor. Birinci modülde bir cümlenin dayanağını sormayı öğrenmiştin; buradaki soru da aynı türden ve şudur: bu bir benzetme mi, yoksa gerçekten böyle mi?

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBenzetmenin anlatımı güzelleştiren bir süs olduğu sanılır.
Doğrusu

Benzetme bir kelime değil bir soru kümesi taşır ve kullanan kişi o soruların içinde düşünmeye başlar; süs sanılan şey işin yönünü belirler. Benzetme anlatımın değil düşünmenin bir parçasıdır.

Yaygın yanlışBir benzetmenin yalnız istenen özelliği taşıdığı düşünülür.
Doğrusu

Yanında seçilmemiş özellikler de gelir ve bunlar hiç sorulmadan kabul edilir; getirilenler yazıldığında listenin bir ya da iki maddesi seni yanlış yöne çeker. O maddeler yazılmadan görünmez.

Yaygın yanlışAynı sorunun hangi benzetmeyle düşünüldüğünün fark etmediği sanılır.
Doğrusu

Düğüm tek bir doğru çözüm varsaydırır, kavşak yön seçtirir; aynı sorun iki ayrı soru kümesiyle iki ayrı iş olur. Benzetmeyi seçmek, neyin konuşulacağını seçmektir.

Yaygın yanlışBir benzetmenin her yerde geçerli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Her benzetme bir yerde biter ve sınırı bilinmediğinde bir yerden sonra sessizce yanlış yol gösterir; sınır, benzetmeyi bilerek zorlayıp saçmalaştığı noktayı işaretleyerek bulunur. Sınırı yazılmış benzetme güvenle kullanılır.

Yaygın yanlışBenzetme kullanıp kullanmadığının fark edileceği sanılır.
Doğrusu

Dile yerleşmiş benzetmeler bir seçim gibi görünmez ve kulakta benzetme gibi durmaz; yükü taşımak ya da zaman kazanmak gibi ifadelerin her biri bir yapı getirir. Sorulacak soru şudur: bu bir benzetme mi, yoksa gerçekten böyle mi?

Yaygın yanlışBenzetmelerden tamamen kaçınmanın daha kesin olduğu düşünülür.
Doğrusu

Benzetmesiz anlatım uzar ve bilinmeyen bir konuya tutunacak yer bırakmaz; ayrıca kullanılan dilin içinde zaten ölü benzetmeler vardır ve kaçınan kişi onları görmez. Mesele bırakmak değil, hangisini kullandığını bilmek.

Aklında kalsın

Benzetme bir süs değil bir araçtır ve taşıdığı şey kelime değil, o şeye ait ilişkilerdir; bir benzetme seçmek bir soru kümesi seçmektir.

Yapının taşınması benzetmeyi güçlü yapar; iyi bilinen bir şeyin ilişkileri hiç bilinmeyen bir konuya getirilir ve o ilişkilerle düşünmeye başlanır.

Her benzetme yanında seçilmemiş özellikler de getirir; getirilenler yazılıp tek tek işaretlenmediğinde bir ya da iki madde düşünceyi sessizce yönlendirir.

Her benzetme bir yerde biter ve sınırı, benzetmeyi bilerek zorlayıp saçmalaştığı noktayı işaretleyerek bulunur; sınırı yazılmış bir benzetme güvenle kullanılır.

En tehlikelisi benzetme olduğu unutulmuş olanlardır, çünkü bir seçim gibi görünmez ve sınırı hiç sorulmaz; sorulacak soru şudur, bu bir benzetme mi yoksa gerçekten böyle mi?

Sonraki derse köprü

Bu derste hep elinde hazır bulunan benzetmelerle çalıştık. Düğüm, kavşak, inşaat, bahçe; hepsi zaten kullanılan ve tanıdık şeylerdi.

Şimdi asıl zor kısma geliyoruz.

Yeni bir benzetme nereden gelir? İki şey birbirine ne kadar uzaksa aralarında kurulan ilişki o kadar çok şey açıyor, ama uzak olan iki şey de kendiliğinden akla gelmiyor. Yakın olanlar geliyor ve yakın benzetmeler zaten bildiğini tekrar ediyor.

Sıradaki ders uzak kavramları ilişkilendirmeyi ele alıyor.

Orada göreceğin şey şu: uzaklık kendi başına bir değer değil. İki şey rastgele uzak olduğunda aralarında hiçbir şey kurulamıyor; işe yarayan uzaklık, yüzeyleri farklı ve altta bir yapıyı paylaşan iki şeyin uzaklığı. Bu dersteki getirilen yapı orada bir arama ölçütüne dönüşecek.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.