İçeriğe geç

S1-M05-D01·Hayal gücü ve zihinsel canlandırma

Zihinsel görüntüler

sıfırdan ileri1.974 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Zihinsel canlandırma bir resim üretmek değil, orada olmayan bir şeyi zihinde çalışılabilir hâle getirmektir; ölçüsü netlik değil, sorulan bir soruya cevap verip vermediğidir.

Netlik kişiden kişiye çok değişir ve bu bir eksiklik değildir; bulanık bir his taşıyan kişi de somut sorulara cevap verebilir ve net gören kişinin canlandırması daha doğru olmak zorunda değildir.

Yoklama hem sınama hem kurma aracıdır; kaç tane, hangi yönde, ne olurdu gibi somut sorular canlandırmanın çalışıp çalışmadığını gösterir ve yokladıkça canlandırma dolar.

Bir şeyi canlandırdığını sanıp yalnız adını düşünmek çok yaygındır; yoklama sorusu bunu bir saniyede ortaya çıkarır ve çare adı değil ayrıntıyı sormaktır.

Zihindeki canlandırma her çağrıldığında değişir ve kaybolur; kâğıda, masaya ya da bir anlatıya çıkarıldığında sabitlenir, üstelik dışarı çıkarma zihinde belirsiz duran yerleri karar vermeye zorlar.

Açılış sahnesi

İki kişiye aynı şey soruluyor: kendi mutfağınızı gözünüzün önüne getirin.

Birincisi hemen cevap veriyor. Çok net görüyor, renkler yerinde, her şey karşısında duruyor gibi.

İkincisi tereddüt ediyor. Ben pek göremem diyor. Bir şey oluyor ama bulanık, belki de hiç görüntü yok; daha çok bir bilme hissi.

Şimdi ikisine de somut sorular soruluyor.

Mutfak kapısı hangi yöne açılıyor? Musluk lavabonun sağında mı solunda mı? Kaç çekmece var ve en üstteki neyi tutuyor? Buzdolabının kapısı açıkken hangi dolabın önünü kapatıyor?

İkisi de sorulara cevap veriyor.

Hatta ikinci kişi bir soruda daha ayrıntılı çıkıyor, çünkü kapı açıldığında hangi dolabın kapandığını hiç düşünmemiş ama zihninde deneyip bulabiliyor.

Birinci kişinin net görüntüsü ve ikinci kişinin bulanık hissi, aynı işi gördü.

Bu ders o işin ne olduğunu gösteriyor.

Bu derste ne olacak

Önce zihinsel canlandırmanın ne olduğunu tanımlayacağız ve tanım bir resim üretmek üzerine kurulmayacak.

Sonra en yaygın yanılgıyı düzelteceğiz; bu yanılgı çok sayıda insanı kendini yetersiz saymaya götürüyor ve dayanağı yok.

Ardından canlandırmanın çalışıp çalışmadığını ölçen tek hamleyi vereceğiz.

Sonra canlandırdığını sanıp aslında başka bir şey yaptığın durumu ayıracağız; bu ayrım üçüncü modülde gördüğün bir mekanizmanın aynısı.

Son olarak canlandırmanın zihinde bırakıldığında neden kaybolduğunu ve ne yapılacağını söyleyeceğiz.

Bir sınır: bu ders canlandırmanın kendisini ele alıyor. Olmayan bir durumu kurmak, başka birinin yerinden bakmak, bir nesneye yeni işlev bulmak ve benzetme kurmak bu modülün sonraki derslerinin konusu; hepsi bu dersteki temeli kullanıyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — canlandırma bir resim değildir

Bu tanımın pratik sonucu büyük. Canlandırmanın işi bir görüntü sunmak değil, bir şeyi zihinde çevirip bakabilmeni sağlamak; kapıyı açıp neyin kapandığını görmek, bir düzeni başka türlü dizip ne olacağını yoklamak. Bunların hiçbiri için resim gerekmiyor, ilişkilerin durması yetiyor.

Bu farkın bir eksiklik olmadığını görmek önemli, çünkü yanılgının bedeli ağır. Bulanık gören ya da hiç görmeyen çok sayıda kişi kendini hayal gücü olmayan biri sanıyor ve bu alandaki işlerden uzak duruyor. Oysa ölçü netlik değil; sorulan soruya cevap gelip gelmediği ve o cevap iki durumda da geliyor.

Yanılgının bu kadar yaygın olmasının bir sebebi de dilin kendisi. "Gözünde canlandır" ve "hayalinde gör" gibi ifadeler görsel bir deneyimi tarif ediyor ve onu tek geçerli biçim gibi gösteriyor. Oysa aynı işi yapan başka biçimler de var; bir düzeni ilişkilerle tutmak, bir hareketi bedende hissetmek ya da bir sırayı kelimelerle taşımak. Hepsi aynı soruya cevap verebiliyor ve dil bunların hiçbirinin adını taşımıyor.

Mekanizma — nasıl sınanır ve neyle karışır

Bunun kullanımı hem sınama hem geliştirme. Yokladıkça canlandırma da doluyor; ilk soruda cevap veremediğin bir ayrıntı, ikinci soruda oluşuyor. Yani yoklama canlandırmayı ölçmekle kalmıyor, kurmaya da yarıyor.

İyi bir yoklama sorusunun tek şartı var: cevabı evet ya da hayır olmamalı. "Mutfağını görebiliyor musun" sorusu hiçbir şey ölçmüyor, çünkü ikisi de söylenebiliyor ve hiçbiri sınanamıyor. "Kaç çekmece var" sorusu ise bir sayı istiyor ve sayı ya geliyor ya gelmiyor; gelmediğinde de tam olarak neyin eksik olduğu görünüyor.

Bu, üçüncü modülde gördüğün mekanizmanın hayal tarafındaki hâli. Orada bir şeye bakarken ad bulunduğu anda bakma duruyordu; burada bir şeyi canlandırırken ad bulunduğu anda canlandırma hiç başlamıyor. İki durumda da çare aynı yönde: adı değil, ayrıntıyı sormak.

Usta katmanı — zihinde kalan canlandırma kaybolur

Canlandırma çalışmaya başladığında yeni bir sorun çıkıyor: zihinde durmuyor.

Bunun sebebi ikinci modülde kurulmuştu. Bir şey her hatırlandığında o anki durumdan bir şey alıyordu ve canlandırma da aynı yasaya tabi. Kâğıda çıkan şey ise değişmiyor; ertesi gün baktığında dün ne düşündüğünü gerçekten görüyorsun ve bugünkü hâlinle karşılaştırabiliyorsun.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışZihinsel canlandırmanın bir görüntü üretmek olduğu sanılır.
Doğrusu

Canlandırmanın işi resim sunmak değil, bir şeyi zihinde çevirip yoklayabilmeni sağlamaktır; ölçüsü netlik değil, sorulan bir soruya cevap verip vermediğidir. İlişkiler duruyorsa canlandırma çalışıyordur.

Yaygın yanlışNet görüntü kuramayan kişinin hayal gücünün zayıf olduğu düşünülür.
Doğrusu

Netlik kişiden kişiye çok değişir ve bu bir eksiklik değildir; bulanık bir his taşıyan kişi de somut sorulara cevap verebilir. Yanılgının bedeli ağırdır, çünkü çok sayıda kişiyi bu alandan uzak tutar.

Yaygın yanlışNet gören kişinin canlandırmasının daha doğru olduğu sanılır.
Doğrusu

Netlik doğruluk garantisi vermez; net görülen şey çoğu zaman hatırlanan bir görüntüdür ve hiç yoklanmamıştır. Emin olma hissi ile sınanmış olmak farklı şeylerdir.

Yaygın yanlışBir şeyi anlatabilmenin onu canlandırabilmek olduğu düşünülür.
Doğrusu

Zihinde çoğu zaman o şeyin adı ve genel bir hissi durur, ayrıntıları durmaz; yoklama sorusu bunu bir saniyede ortaya çıkarır. Adı değil ayrıntıyı sormak gerekir.

Yaygın yanlışCanlandırmanın zihinde tutulabileceği sanılır.
Doğrusu

Zihindeki canlandırma her çağrıldığında biraz değişir ve üç gün sonra hangisinin ilk hâl olduğu bilinemez; kâğıda, ekrana ya da masaya çıkan şey ise sabitlenir. Çizim şart değildir, zihnin dışına çıkmak şarttır.

Yaygın yanlışZihinde çalışan bir çözümün gerçekte de çalışacağı düşünülür.
Doğrusu

Canlandırma kendi kurduğu kurallarla çalışır ve gerçek malzemenin direncini taşımaz; zihinde sığan şey elde sığmayabilir. Canlandırma denemenin yerine geçmez, denenecek şeyi seçmeye yarar.

Aklında kalsın

Zihinsel canlandırma bir resim üretmek değil, orada olmayan bir şeyi zihinde çalışılabilir hâle getirmektir; ölçüsü netlik değil, sorulan bir soruya cevap verip vermediğidir.

Netlik kişiden kişiye çok değişir ve bu bir eksiklik değildir; bulanık bir his taşıyan kişi de somut sorulara cevap verebilir ve net gören kişinin canlandırması daha doğru olmak zorunda değildir.

Yoklama hem sınama hem kurma aracıdır; kaç tane, hangi yönde, ne olurdu gibi somut sorular canlandırmanın çalışıp çalışmadığını gösterir ve yokladıkça canlandırma dolar.

Bir şeyi canlandırdığını sanıp yalnız adını düşünmek çok yaygındır; yoklama sorusu bunu bir saniyede ortaya çıkarır ve çare adı değil ayrıntıyı sormaktır.

Zihindeki canlandırma her çağrıldığında değişir ve kaybolur; kâğıda, masaya ya da bir anlatıya çıkarıldığında sabitlenir, üstelik dışarı çıkarma zihinde belirsiz duran yerleri karar vermeye zorlar.

Sonraki derse köprü

Bu derste hep var olan şeyleri canlandırdık. Kendi mutfağın, tanıdık bir düzen, üzerinde çalıştığın bir iş.

Hepsinin ortak bir yanı vardı: bir yerde karşılığı bulunuyordu ve yokladığında hafızandan cevap gelebiliyordu.

Şimdi karşılığı olmayan şeylere geçeceğiz.

Hiç görmediğin bir düzen, hiç yaşanmamış bir durum, olmayan bir kural. Bunları canlandırdığında yoklama sorularının cevabı hafızadan gelmiyor ve üretilmesi gerekiyor.

Sıradaki ders olası dünyalar kurmayı ele alıyor.

Orada göreceğin şey şu: olmayan bir durumu kurmak serbest bir iş değil, kurallı bir iş. Bir şeyi değiştirdiğinde ona bağlı olan başka şeylerin de değişmesi gerekiyor ve tutarlılığı sağlayan tek araç bu dersteki yoklama.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.