İçeriğe geç

S1-M04-D03·Merak ve soru sorma

“Neden?”, “Nasıl?” ve “Ya şöyle olsaydı?” soruları

sıfırdan ileri2.026 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Sebep sorusu bir açıklama getirir ve açıklama her zaman bulunur; tehlikesi cevapsız kalması değil, hep cevap verip arayışı durdurmasıdır.

İşleyiş sorusu adımlar getirir ve adımlar gözlenebilir olduğu için en sınanabilir sorudur; daha az sorulmasının sebebi gidip bakmayı gerektirmesidir.

Olasılık sorusu bir bilgi değil bir seçenek getirir; cevabı hiçbir yerde hazır durmaz ve bulunmaz, üretilir.

Hangi sorunun sorulacağı tıkanmanın türüne göre seçilir: ne olduğu bilinmiyorsa işleyiş, biliniyor ve tekrarlanıyorsa sebep, seçenekler bitmiş görünüyorsa olasılık.

Olasılık sorusu ancak tek bir kısıt seçilip kaldırıldığında iş görür; kaldırılan kısıtın gerçekte kaldırılabilir olması gerekmez, çünkü çıkan çözümün hangi özelliği sayesinde işe yaradığı geri taşınır.

Açılış sahnesi

Bir ekip aylardır aynı soruyu soruyor: bu iş neden bu kadar uzun sürüyor?

Her toplantıda bir cevap buluyorlar. İlk ay üç sebep yazdılar, ikinci ay dört tane daha eklendi, üçüncü ayda liste on bire çıktı.

Sebeplerin hepsi makul. Hiçbiri saçma değil ve her biri o gün herkese doğru geldi.

Üç ayın sonunda iş hâlâ aynı sürede yapılıyor.

Bir toplantıda biri başka bir şey söylüyor: bunu bir kere adım adım gösterin, nasıl oluyor?

İki saat sonra ellerinde on bir sebep değil, üç adım var. Üçünde de aynı şey oluyor; bir bekleme var ve bekleyen kişi neyi beklediğini bilmiyor.

Üç ayda bulunamayan şey iki saatte bulundu.

Sorulan soru değişmişti ve tıkanma o değişiklikle açıldı.

Bu ders üç soru biçimini ve hangisinin ne zaman iş gördüğünü anlatıyor.

Bu derste ne olacak

Önce en çok sorulan soruyla başlayacağız ve onun en tehlikeli özelliğini göstereceğiz; tehlikesi cevapsız kalması değil.

Sonra en sınanabilir soruyu kuracağız ve neden daha az sorulduğunu söyleyeceğiz.

Ardından üçüncü soruya geleceğiz. Bu soru diğer ikisinden farklı bir iş yapıyor, çünkü cevabı hiçbir yerde hazır durmuyor.

Sonra asıl beceriye geçeceğiz: tıkanmanın türüne göre soru seçmek.

Son olarak üçüncü soruyu kullanılabilir hâle getiren tek hamleyi vereceğiz, çünkü o soru gevşek sorulduğunda hep boş dönüyor.

Bu ders bir soru tekniği kataloğu değil. Sebep zincirini adım adım kazımak Seviye 2'nin problem bulma modülünde; varsayımları görünür kılmak ve sorunun arkasındaki sorunu bulmak bu modülün sonraki iki dersinde. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — iki soru, iki ayrı cevap türü

Tehlikesi burada. Sebep sorusu cevapsız kalmıyor, tam tersine hep cevap veriyor ve gelen cevap makul olduğu için arayış duruyor. Birinci modülde bir cümlenin dayanağını sormayı öğrenmiştin; sebep sorusunun cevabı çoğu zaman tam olarak dayanağı sorulmayan türden bir cümle.

Daha az sorulmasının sebebi de anlaşılır: işleyiş sorusu iş çıkarıyor. Sebep sorusu bir toplantıda cevaplanabiliyor, işleyiş sorusu gidip bakmayı gerektiriyor ve bakmak zaman istiyor. Kolay olan soru, işe yarayan soruyu genellikle önden kapatıyor.

Mekanizma — üçüncü soru ve doğru eşleşme

Bu yüzden getirdiği şey de farklı. Sebep sorusu açıklama, işleyiş sorusu adım getiriyor; olasılık sorusu bir bilgi değil bir seçenek getiriyor. Elindeki durum hakkında yeni bir şey öğrenmiyorsun, elinde olmayan bir durum üretiyorsun.

Şimdi asıl beceriye geliyoruz. Üç soru da iyi ve hangisinin işe yarayacağı tıkanmanın türüne bağlı.

Eşleştirme kuralı kısa. Ne olduğunu bilmiyorsan işleyiş sor. Ne olduğunu biliyorsun ve tekrarlanıyorsa sebep sor. Ne olduğunu biliyorsun ve seçeneklerin bitmiş görünüyorsa olasılık sor.

Kuralın en çok iş gören tarafı ilk maddesi. Çoğu tıkanmada ne olduğu gerçekten bilinmiyor ve buna rağmen ilk sorulan soru sebep oluyor; çünkü sebep sormak için gidip bakmak gerekmiyor ve masada oturarak yapılabiliyor. Bir tıkanmanın türünü belirlemenin en hızlı yolu da tek bir soru: bu işin adımlarını şu anda tek tek yazabiliyor muyum? Yazamıyorsan tür bellidir ve soru da bellidir.

Usta katmanı — üçüncü soruyu kullanılabilir yapmak

Olasılık sorusu üçünün en az kullanılanı ve sebebi şu: gevşek sorulduğunda hiçbir şey getirmiyor. "Ya her şey farklı olsaydı" diye sorulan bir soru cevapsız kalıyor, çünkü nereden başlanacağı belli değil.

Uygulaması bir liste işi. Önce durumu tutan kısıtları yazıyorsun; süre, bütçe, sıra, izin, alışkanlık. Sonra teker teker kaldırıp soruyorsun. Kaldırılan kısıtın gerçekte kaldırılabilir olması gerekmiyor; amaç o kısıt olmadan neyin mümkün olduğunu görmek ve çıkan cevabı geri taşımak.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışSebep sorusunun her tıkanmada doğru başlangıç olduğu sanılır.
Doğrusu

Sebep sorusu hep bir cevap üretir ve gelen cevap makul olduğu için arayışı durdurur; aylarca sebep toplayıp tek bir adım görmemek mümkündür. Tehlikesi cevapsız kalması değil, hep cevap vermesidir.

Yaygın yanlışİşleyiş sorusunun daha basit bir soru olduğu düşünülür.
Doğrusu

Daha az sorulmasının sebebi basitliği değil, iş çıkarmasıdır; sebep sorusu bir toplantıda cevaplanır, işleyiş sorusu gidip bakmayı gerektirir. Kolay olan soru, işe yarayan soruyu önden kapatır.

Yaygın yanlışÜç sorunun aynı türden cevaplar getirdiği sanılır.
Doğrusu

Sebep sorusu açıklama, işleyiş sorusu adım, olasılık sorusu ise bir bilgi değil bir seçenek getirir. Olasılık sorusunun cevabı hiçbir yerde hazır durmaz; bulunmaz, üretilir.

Yaygın yanlışHangi sorunun sorulacağının kişisel bir tercih olduğu düşünülür.
Doğrusu

Soru türü tıkanmanın türüne göre seçilir: ne olduğunu bilmiyorsan işleyiş, biliyorsan ve tekrarlanıyorsa sebep, seçeneklerin bitmiş görünüyorsa olasılık sor. En çok boş dönen eşleşme, bilinmeyen bir işleyişte sorulan sebep sorusudur.

Yaygın yanlışOlasılık sorusunun hayal gücü gerektirdiği sanılır.
Doğrusu

Gevşek sorulduğunda boş dönmesinin sebebi hayal gücü değil, sorunun bir yön taşımamasıdır; tek bir kısıt seçilip kaldırıldığında cevaplar gelmeye başlar. Belirsiz soru belirsiz cevap üretir.

Yaygın yanlışKaldırılan kısıtın gerçekte kaldırılabilir olması gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Amaç o kısıt olmadan neyin mümkün olduğunu görmek ve çıkan çözümün hangi özelliği sayesinde işe yaradığını geri taşımaktır. Hayalî çözüm doğrudan kullanılmasa da bir yön gösterir.

Aklında kalsın

Sebep sorusu bir açıklama getirir ve açıklama her zaman bulunur; tehlikesi cevapsız kalması değil, hep cevap verip arayışı durdurmasıdır.

İşleyiş sorusu adımlar getirir ve adımlar gözlenebilir olduğu için en sınanabilir sorudur; daha az sorulmasının sebebi gidip bakmayı gerektirmesidir.

Olasılık sorusu bir bilgi değil bir seçenek getirir; cevabı hiçbir yerde hazır durmaz ve bulunmaz, üretilir.

Hangi sorunun sorulacağı tıkanmanın türüne göre seçilir: ne olduğu bilinmiyorsa işleyiş, biliniyor ve tekrarlanıyorsa sebep, seçenekler bitmiş görünüyorsa olasılık.

Olasılık sorusu ancak tek bir kısıt seçilip kaldırıldığında iş görür; kaldırılan kısıtın gerçekte kaldırılabilir olması gerekmez, çünkü çıkan çözümün hangi özelliği sayesinde işe yaradığı geri taşınır.

Sonraki derse köprü

Bu derste üç soru biçimini ayırdık ve üçü de doğrudan sorulabilen sorulardı.

Şimdi sorulamayan bir şeye geleceğiz.

Bir tıkanmanın etrafında, hiç sorulmayan cümleler duruyor. Bunlar soru bile değil; doğru kabul edilmiş ve bir daha bakılmamış cümleler. Bu iş böyle yapılır, bu sıra değişmez, bu kişiye sorulmaz.

Hiçbiri yazılı değil ve hepsi kararlarını belirliyor.

Sıradaki ders varsayımları görünür kılmayı ele alıyor.

Orada göreceğin şey şu: bir varsayımı sorgulamak zor değil, zor olan onu görmek. Bu derste öğrendiğin kısıt kaldırma orada bir bulma aracına dönüşecek, çünkü çoğu varsayım kendini bir kısıt gibi gösteriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.