İçeriğe geç

S1-M03-D04·Gözlem ve algı

Örüntüleri ve tekrarları tanıma

sıfırdan ileri2.013 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Örüntü eşiği kaç tekrar gerektiğini söyler ve neyin sayılacağını söylemez; tekrar birimi yazılmadığında herkes kendi birimiyle sayar ve tartışma kapanmaz.

Aynılık kararı bir gözlem değil bir karardır, çünkü hiçbir iki şey birebir aynı değildir; her sayım hangi farkların önemsiz sayılacağına dair gömülü bir karar taşır.

Geniş birim her şeyi kendine benzetir ve iki gözlemden her zaman bir kural çıkarılabilir; sahte örüntüye karşı tek koruma eşiği bilmek değil, uygulamaktır.

Tekrar sayısının yanında aralık da bilgi taşır; düzenli aralık bir düzeni ya da mekanizmayı, düzensiz aralık dışarıdan gelen bir tetikleyiciyi gösterir.

Bir örüntünün gerçekliğini ölçen tek şey önceden yazılmış bir tahmindir; geçmişi açıklayan sebep bulmak her zaman mümkündür ve hiçbir şey ölçmez.

Açılış sahnesi

Bir yerde üç kapı var ve üçünde de aşınma görünüyor.

Biri bakıyor ve şunu söylüyor: burada bir örüntü var, üç kapının üçü de aşınmış.

Yanındaki bir soru soruyor: aynı aşınma mı?

Gidip bakıyorlar. İki kapının aşınması alt kenarda, yerden yaklaşık bir karış yukarıda. Üçüncü kapınınki kolun hemen altında, göbek hizasında.

Şimdi ortada iki ayrı hesap var.

Birim "aşınma" olduğunda üç tekrar var ve bu bir örüntü.

Birim "alt kenarda aşınma" olduğunda iki tekrar var ve bu henüz bir eğilim.

Üstelik iki hesabın işaret ettiği sebep de aynı değil. Alt kenar aşınması ayakla itilen kapıları, kol altı aşınması elle zorlanan kapıları anlatıyor.

Kimse yanlış bakmadı. Aradaki fark, neyin aynı sayılacağına verilen karardan çıktı.

Bu ders o kararı görünür kılıyor.

Bu derste ne olacak

Önce çok bilinen bir kuralın söylemediği şeyi göstereceğiz. Bir şeyin kaç kez tekrarlanması gerektiğini biliyorsun; neyin sayılacağını kimse söylemiyor.

Sonra o boşluğu dolduran iki kavramı kuracağız ve ikisi de gözlem değil, karar.

Ardından yokken görülen örüntülere bakacağız, çünkü zihin tekrar bulmakta fazlasıyla iyi ve bu iyilik iki yönlü çalışıyor.

Sonra sayının yanına ikinci bir ölçü koyacağız; bir şeyin kaç kez olduğu kadar hangi aralıkla olduğu da bilgi taşıyor.

Son olarak bir örüntünün gerçek olup olmadığını ölçen tek sınamayı vereceğiz.

Beklenenden sapan durumları yakalamak bu modülün sonraki dersinin konusu ve buraya bağlı; sapmayı görebilmek için önce bir örüntünün kurulmuş olması gerekiyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — sayı biliniyor, birim bilinmiyor

Seviye 0'ın laboratuvarında örüntü eşiğini kurmuştun: bir kez görünen şey o durumun özelliği olabilir, iki kez görünen bir eğilim, üç ve üstü bir örüntü.

O kural sayıyı veriyor ve tek bir şeyi vermiyor. Neyin sayıldığını.

Pratik sonucu açılış sahnesinde görünüyor. Aynı üç kapı, iki ayrı birimle iki ayrı sonuç veriyor ve ikisi de doğru sayım. Birim yazılmadan yapılan bir örüntü tartışması hiç kapanmıyor, çünkü taraflar farklı şeyleri sayıyor ve ikisi de kendi sayımında haklı.

Kararın gizli tarafı şu: farkında olmadan veriliyor. Kimse "bu iki aşınmayı aynı sayıyorum" diye düşünmüyor; doğrudan "üçü de aşınmış" diyor ve karar cümlenin içine gömülüyor.

Mekanizma — yokken görmek ve aralığın taşıdığı bilgi

Zihin tekrar bulmakta çok iyi ve bu iyilik iki yönlü çalışıyor.

Bunun günlük karşılığı çok tanıdık. İki kez üst üste olan bir şey hemen bir kurala dönüşüyor ve üçüncüsü olmadığında kural sessizce unutuluyor; unutulduğu için de yanlış olduğu hiç kaydedilmiyor. Eşik tam olarak bunun için var ve eşiği bilmek yetmiyor, uygulamak gerekiyor.

Kullanımı doğrudan. Düzenli aralık genellikle bir düzenin, bir çizelgenin ya da bir mekanizmanın işareti; düzensiz aralık ise dışarıdan gelen bir tetikleyicinin. Aralığı kaydetmeden yapılan bir sayım, bu ayrımı tamamen kaybediyor.

Usta katmanı — bir örüntünün gerçek olduğu nasıl anlaşılır

Buraya kadar sayarken nelere dikkat edileceğini kurduk. Şimdi asıl soruya geliyoruz: bulunan şey gerçek bir örüntü mü, yoksa geçmişe uydurulmuş bir açıklama mı?

Sınamanın sıkı tarafı, tahminin önceden yazılmış olması. Olay olduktan sonra "zaten böyle olacağını biliyordum" demek hiçbir şey ölçmüyor; bu, birinci modülde gördüğün geriye dönük düzleşmenin örüntü hâli.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışÖrüntü saymanın tarafsız bir işlem olduğu sanılır.
Doğrusu

Hiçbir iki şey birebir aynı olmadığı için her sayım, hangi farkların önemsiz sayılacağına dair bir karar içerir ve o karar çoğu zaman cümlenin içine gömülü gelir. Sayım tarafsız değil, kararı görünmeyen bir işlemdir.

Yaygın yanlışKaç kez tekrarlandığını bilmenin yeterli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Sayı, neyin sayıldığı yazılmadan bir şey söylemez; aynı gözlem kümesi iki ayrı birimle iki ayrı sonuç verir ve ikisi de doğru sayımdır. Birim yazılmadan yapılan bir örüntü tartışması kapanmaz.

Yaygın yanlışGeniş bir birimle bakmanın daha çok örüntü bulduğu sanılır.
Doğrusu

Geniş birim her şeyi kendine benzetir ve elde uzun ama yön göstermeyen bir liste kalır; birim daraldığında sayı düşer ve kalan tekrarlar kullanılabilir olur. Az ve dar, çok ve geniş olandan iş görür.

Yaygın yanlışİki gözlemin bir kural için yeterli olduğu düşünülür.
Doğrusu

İki noktadan her zaman bir çizgi geçer ve iki kez üst üste olan şey hemen bir kurala dönüşür; üçüncüsü gelmediğinde kural sessizce unutulur ve yanlışlığı hiç kaydedilmez. Eşiği bilmek yetmez, uygulamak gerekir.

Yaygın yanlışTekrar sayısının tek ölçü olduğu sanılır.
Doğrusu

Aralık da bilgi taşır; düzenli aralık genellikle bir düzenin ya da mekanizmanın, düzensiz aralık ise dışarıdan gelen bir tetikleyicinin işaretidir. Aralığı kaydetmeyen bir sayım bu ayrımı tamamen kaybeder.

Yaygın yanlışBir örüntüye sebep bulmanın onu doğruladığı düşünülür.
Doğrusu

Geçmişi açıklayan bir sebep bulmak her zaman mümkündür ve hiçbir şey ölçmez; ölçen tek şey, bir sonraki tekrar için önceden yazılmış bir tahmindir. Olaydan sonra söylenen tahmin bir tahmin değildir.

Aklında kalsın

Örüntü eşiği kaç tekrar gerektiğini söyler ve neyin sayılacağını söylemez; tekrar birimi yazılmadığında herkes kendi birimiyle sayar ve tartışma kapanmaz.

Aynılık kararı bir gözlem değil bir karardır, çünkü hiçbir iki şey birebir aynı değildir; her sayım hangi farkların önemsiz sayılacağına dair gömülü bir karar taşır.

Geniş birim her şeyi kendine benzetir ve iki gözlemden her zaman bir kural çıkarılabilir; sahte örüntüye karşı tek koruma eşiği bilmek değil, uygulamaktır.

Tekrar sayısının yanında aralık da bilgi taşır; düzenli aralık bir düzeni ya da mekanizmayı, düzensiz aralık dışarıdan gelen bir tetikleyiciyi gösterir.

Bir örüntünün gerçekliğini ölçen tek şey önceden yazılmış bir tahmindir; geçmişi açıklayan sebep bulmak her zaman mümkündür ve hiçbir şey ölçmez.

Sonraki derse köprü

Bu derste bir şeyin tekrar ettiğini nasıl anlayacağını kurduk ve elinde artık kurulmuş bir örüntü var.

Şimdi ters tarafa bakacağız.

Bir örüntü kurulduğu anda yeni bir şey mümkün hâle geliyor: ona uymayan durumu görebilmek. Örüntü olmadan sapma da olmuyor, çünkü sapma bir beklentiye göre tanımlanıyor ve beklentiyi kuran şey örüntünün kendisi.

Sıradaki ders aykırı durumları fark etmeyi ele alıyor.

Orada dikkat edeceğin şey şu: aykırı durum bir hata değil ve çoğu zaman en çok bilgi taşıyan gözlem o oluyor. Bu derste kurduğun birim orada da işe yarayacak, çünkü neyin sapma sayılacağı da neyin aynı sayılacağı kadar bir karar.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.