Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Gözlemlerin neredeyse tamamen görsel olması bir tercih değil, hiç sorulmamış bir varsayımdır; sonucu, toplanan bilginin tamamen durağan kalmasıdır.
Az kullanılan duyular zayıf değil az çalıştırılmıştır ve adları az olduğu için tanıma kestirmesi orada çalışmaz; ad ertelemesi kendiliğinden olur.
Her duyu farklı bir soruya cevap verir; göz nerede ve ne kadar, kulak ne zaman ve ne sıklıkla, dokunma neyden yapılmış sorusuna iyi cevap verir ve duyu, soruya göre seçilir.
Beş duyu aynı anda çalışmaz, çünkü göz en hızlısıdır ve ayrılmadığında diğerlerine sıra gelmez; çoğaltmanın yolu birer birer ayırmaktır.
Bu dersin iddiası kaç duyu kullanıldığıyla ilgili değildir; elde olanların tek birine sıkışmamasıyla ilgilidir ve iki duyuluk bir gözlem tek duyuluktan zaten geniştir.
Açılış sahnesi
Bir bekleme alanında sürekli sıkışıklık oluyor ve iki kişi bunu anlamaya çalışıyor.
Birincisi bakıyor. Kaç sandalye var, hangileri boş kalıyor, insanlar nerede duruyor, kapı nereye açılıyor. Yarım saat sonra elinde düzgün bir yerleşim tarifi var.
İkincisi başka bir şey yapıyor. Bir kenara çekiliyor, gözlerini kapatıyor ve iki dakika boyunca yalnız dinliyor.
Döndüğünde şunu söylüyor: kapı yaklaşık her üç dakikada bir açılıyor, her açılışta konuşmalar kesiliyor, sonra yavaşça yeniden başlıyor ve tam yeniden başladığında kapı bir daha açılıyor.
İki tarif de doğru. İkisi de aynı yerde, aynı gün yapıldı.
Ama sıkışıklığın sebebi yerleşimde değildi. Sebep bir zamanlamaydı ve bakan kişi onu göremezdi; çünkü baktığı şey durağan bir sahneydi ve sorun bir ritimdi.
Bu ders, gözün cevaplayamadığı soruların nerede cevaplandığını gösteriyor.
Bu derste ne olacak
Önce gözlemlerin neredeyse tamamen görsel olmasının bir tercih değil, hiç sorulmamış bir varsayım olduğunu göstereceğiz.
Sonra az kullanılan duyuların neden daha zayıf olmadığını, yalnız daha az çalıştırıldığını söyleyeceğiz ve bunun beklenmedik bir avantajı var.
Ardından her duyunun farklı bir soruya cevap verdiğini kuracağız; açılış sahnesindeki fark buydu.
Sonra bu bilginin uygulanabilir tek biçimini vereceğiz, çünkü beş duyuyu aynı anda kullanmak pratikte hiç çalışmıyor.
Bir şeyi baştan söyleyelim. Bu dersin iddiası beş duyunun da kullanılması değil; iddia, elde ne varsa onların tek birine sıkışmaması. Kaç duyuyla gözlem yapıldığı kişiden kişiye değişiyor ve ders bu sayıyla ilgili bir şey söylemiyor.
Ayrıntı yakalama, örüntü tanıma ve gözlem günlüğü bu modülün sonraki derslerinde ayrı ayrı ele alınıyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.
Sıfır noktası — sorulmamış varsayım
Varsayımın pratik sonucu şu: bir yer hakkında toplanan bilginin tamamı durağan oluyor. Nerede ne var, ne kadar var, nasıl duruyor. Zamanla ilgili olan, malzemeyle ilgili olan ve tekrarla ilgili olan her şey dışarıda kalıyor ve dışarıda kaldığı fark bile edilmiyor.
Bunun uygulamadaki karşılığı basit. Kimse eksik bir dağarcıkla çalışmıyor; herkes kendi dağarcığıyla çalışıyor ve iki duyuyla yapılan bir gözlem, tek duyuya sıkışmış bir gözlemden zaten daha geniş.
Mekanizma — adı olmayan şey tarif ettirir
Önceki derste tanıma kestirmesini kurmuştuk: bir şeyin ne olduğu anlaşıldığı anda bakma duruyor ve ad, tarifin yerine geçiyor.
Şimdi ilginç kısım. O kestirme her duyuda aynı güçte çalışmıyor.
Pratik sonucu beklenmedik biçimde iyi. Ad yoksa kestirme de çalışmıyor; zihin adı bulup duramıyor ve tarif etmek zorunda kalıyor. Yani önceki derste zorla uygulamayı öğrendiğin ad ertelemesi, göz dışındaki duyularda kendiliğinden oluyor.
Bir kokuyu anlatmak için neye benzediğini söylemek zorundasın ve bir yüzeyi anlatmak için elinde ne yaptığını söylemek zorundasın; ikisinde de tek kelimeyle kapatma imkânı yok.
Bu yüzden gözlem çalışması yapan biri için en kolay ilerleme yeri göz değil. Gözde ad ertelemesini zorla uygulaman gerekiyor ve alışkanlık sürekli seni geri çekiyor; diğer duyularda ise erteleme zaten kurulu geliyor ve tek yapman gereken oraya gitmek. Yani en az çalıştırdığın duyu, çalışmaya başlamak için en ucuz yer.
Bunun kullanımı doğrudan. Gözlemden önce soruyu yazıyorsun ve duyuyu soruya göre seçiyorsun; sırayla hepsini denemek yerine, sorunun türüne bakıyorsun.
Açılış sahnesindeki fark tam olarak buydu. Soru bir zamanlama sorusuydu ve zamanlama sorularına kulak cevap veriyor.
Usta katmanı — beşi aynı anda çalışmıyor
Buraya kadar anlatılan şey doğal olarak şu öneriye götürüyor: bir yere git ve bütün duyularınla gözlem yap.
Bu öneri işe yaramıyor ve sebebini bilmek gerekiyor.
Uygulaması önceki dersteki bütçeyle aynı mantıkta. Görme bütçesi düşüktü ve bölündüğünde hiçbiri görülmüyordu; burada da duyular bölündüğünde en baskını hepsini yutuyor. Ayırmak, zayıf olana sıra açıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışGözlemin bakmak demek olduğu sanılır.
Gözlem yapması istenen kişilerin neredeyse tamamı yalnız bakar ve bu bir karar değil, hiç sorulmamış bir varsayımdır. Sonucu, toplanan bilginin tamamen durağan olması ve zamanla, malzemeyle ya da tekrarla ilgili her şeyin dışarıda kalmasıdır.
Yaygın yanlışAz kullanılan duyuların daha zayıf olduğu düşünülür.
Bu duyular zayıf değil, yalnız daha az çalıştırılmıştır ve bir avantajları vardır; adları az olduğu için tanıma kestirmesi orada çalışmaz. Ad bulunamayınca zihin tarif etmek zorunda kalır ve tarif etmek gözlemi uzatır.
Yaygın yanlışHer duyunun aynı türde bilgi taşıdığı sanılır.
Göz nerede ve ne kadar sorusuna, kulak ne zaman ve ne sıklıkla sorusuna, dokunma neyden yapılmış sorusuna iyi cevap verir. Bu yüzden duyu, gözlemden önce yazılan soruya göre seçilir.
Yaygın yanlışBeş duyuyu aynı anda kullanmanın mümkün olduğu düşünülür.
Göz en hızlı duyudur ve ayrılmadığında diğerlerine sıra gelmez; hepsini birden açan kişinin listesi yine tamamen görsel çıkar. Duyuları çoğaltmanın yolu birer birer ayırmaktır.
Yaygın yanlışİlk turun sonraki turları etkilemediği sanılır.
İlk tur sonrakilerin filtresini kurar ve bakarak başlayan kişi sonraki turlarda gördüklerini arar. Sırayı değiştirmek aynı yerde başka bir liste üretir.
Yaygın yanlışBu dersin beş duyunun da kullanılmasını şart koştuğu düşünülür.
İddia sayıyla ilgili değildir; elde ne varsa onların tek birine sıkışmamasıyla ilgilidir. İki duyuyla yapılan bir gözlem, tek duyuya sıkışmış bir gözlemden zaten daha geniştir.
Aklında kalsın
Gözlemlerin neredeyse tamamen görsel olması bir tercih değil, hiç sorulmamış bir varsayımdır; sonucu, toplanan bilginin tamamen durağan kalmasıdır.
Az kullanılan duyular zayıf değil az çalıştırılmıştır ve adları az olduğu için tanıma kestirmesi orada çalışmaz; ad ertelemesi kendiliğinden olur.
Her duyu farklı bir soruya cevap verir; göz nerede ve ne kadar, kulak ne zaman ve ne sıklıkla, dokunma neyden yapılmış sorusuna iyi cevap verir ve duyu, soruya göre seçilir.
Beş duyu aynı anda çalışmaz, çünkü göz en hızlısıdır ve ayrılmadığında diğerlerine sıra gelmez; çoğaltmanın yolu birer birer ayırmaktır.
Bu dersin iddiası kaç duyu kullanıldığıyla ilgili değildir; elde olanların tek birine sıkışmamasıyla ilgilidir ve iki duyuluk bir gözlem tek duyuluktan zaten geniştir.
Sonraki derse köprü
Bu derste hangi duyuyla bakılacağını konuştuk ve her turda yeni maddeler çıktı.
Şimdi bir sonraki soru geliyor: aynı duyuyla bakarken neden bazı şeyler görünüyor da bazıları görünmüyor?
Üç kişi aynı yere aynı duyuyla bakıp üç ayrı uzunlukta liste çıkarabiliyor ve aradaki fark dikkat süresi değil.
Sıradaki ders ayrıntıları fark etmeyi ele alıyor.
Orada göreceğin şey şu: ayrıntı bulmak bir keskinlik meselesi değil, bir arama biçimi meselesi. Ne aradığını bilmeden bakan kişi büyük şeyleri buluyor, ne aradığını bilen kişi küçükleri de buluyor ve bu ders o aramanın nasıl kurulduğunu gösteriyor.