İçeriğe geç

S1-M02-D04·Yaratıcı zihnin çalışma biçimi

Duygu ve yaratıcılık

sıfırdan ileri2.000 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Duygu yaratıcılığın yakıtı ya da engeli değil bir ayardır; zihni hangi işe hazır hâle getirdiğini belirler ve tek başına iyi ya da kötü sayılamaz.

Geniş hâl fark etme ve çeşitleme adımlarını kolaylaştırır, seçme ve bitirmeyi zorlaştırır; dar hâl tam tersini yapar ve ikisi de aynı işin gerekli yarılarıdır.

Fikir gelmeyen bir gün boşa gitmiş bir gün değildir, çünkü üretmek dört adımdan yalnız biridir ve kalan üçü o gün yapılabilir.

Duyguya verilen ad bir adres vermez; aynı hâl bir davranışla yazıldığında hangi adıma uyduğu kendiliğinden görünür.

Alışılmış sıra hâli işe uydurmaktır ve tersi daha çok işe yarar; tek şartı elde farklı adımlarda bekleyen iş bulunmasıdır, tek sınırı ise hiçbir adıma uymayan yoğunlukta durmayı bilmektir.

Açılış sahnesi

Bir kişi salı günü oturuyor ve iki saatte otuz fikir yazıyor.

Liste uzun, maddeler birbirinden farklı ve yazarken keyif alıyor. Ama gün sonunda hiçbirini seçemiyor; hepsi ona aynı derecede iyi görünüyor ve hangisinin işe yarayacağına dair hiçbir his oluşmuyor.

Perşembe günü aynı masaya oturuyor ve bu kez tek bir yeni fikir gelmiyor. Yarım saat bakıyor ve kâğıt boş kalıyor.

Sonra salının listesini açıyor. Beş dakikada iki maddeyi eliyor, üçünü birleştiriyor ve geriye kalanlardan birinin neden yürümeyeceğini tek cümleyle yazıyor.

Akşam günlüğüne şunu yazıyor: salı verimli geçti, perşembe boşa gitti.

Bu cümle yanlış.

Salı bir işin ilk yarısı yapıldı, perşembe ikinci yarısı. İkisi de gerekliydi ve ikisi de o gün mümkün olan tek iş değildi.

Bu ders o iki günün neden birbirine benzemediğini gösteriyor.

Bu derste ne olacak

Önce duygunun yaratıcılık üzerindeki etkisini bir engel ya da yakıt olarak değil, bir ayar olarak ele alacağız.

Sonra yaratıcı hamlenin adımlarının aynı ayarı istemediğini göstereceğiz; açılış sahnesindeki iki gün bunun en sade hâli.

Ardından duyguya verilen adın neden işe yaramadığına bakacağız ve adı değiştiren tek bir yazma hamlesi kuracağız.

Sonra bu dersin asıl pratik hamlesine geleceğiz ve alışılmış sırayı tersine çevireceğiz.

Son olarak bu yaklaşımın nerede bittiğini söyleyeceğiz, çünkü her hâl bir çalışma ayarı değil.

İki sınır. Bu ders hangi duygunun yaratıcılık için iyi olduğunu söylemiyor; o soru bu hâliyle bir mit üretecek kadar kaba ve modülün son dersinde ele alınıyor. Ve bu ders bir sağlık ya da psikolojik destek içeriği değil, onun yerine de geçmiyor; anlatılan şey bir çalışma düzeni. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — iki ayar, dört adım

Yaratıcı hamlenin dört adımını Seviye 0'da kurmuştuk: fark et, çeşitle, seç, iyileştir.

Bu dört adım aynı zihinsel ayarı istemiyor ve fark tam ortadan geçiyor.

Açılış sahnesindeki kişi salı geniş, perşembe dar hâldeydi. İki gün de işe yaradı ve ikisi de kendi adımını yaptı.

Mekanizma — duyguya verilen ad bir adres vermiyor

Buraya kadar iki ayar var. Şimdi pratikteki asıl engele geliyoruz ve engel duygunun kendisi değil, adı.

Etiketin işe yarar hâli bir davranış tarifi. Aynı hâl "her cümleyi okurken hata arıyorum" diye yazıldığında ne yapılacağı kendiliğinden çıkıyor: bugün ayıklama işi var.

Bu, sekizinci derste kurduğun sınama cümlesinin kişisel hâli. Orada bir kural üç boşluk doldurulunca sınanabilir hâle geliyordu; burada bir hâl, davranışıyla yazılınca kullanılabilir hâle geliyor.

Bu örneklerin ortak noktası şu: hiçbirinde duygu iyi ya da kötü diye sınıflanmadı. Sorulan tek soru, o hâlde hangi işin kolaylaştığıydı.

Usta katmanı — sırayı tersine çevirmek

Alışılmış sıra şöyle: önce doğru hâle gel, sonra çalış.

Bu sıranın iki sorunu var. Birincisi hâle çoğu zaman karar verilemiyor. İkincisi doğru hâl beklenirken geçen gün, dört adımdan üçü için zaten uygun bir gündü.

Ters sıranın tek şartı var: elde birden fazla adımda bekleyen iş bulunması. Tek bir iş varsa ve o iş bugünkü hâle uymuyorsa seçenek de yok.

Bu şart göründüğünden önemli, çünkü çoğu kişi aynı anda tek bir adımda çalışıyor. Üretme dönemindeyken ayıklanacak bir şey biriktirmiyor, ayıklama dönemindeyken üretilecek bir soru bırakmıyor; sonra da hâline uyan iş bulamayınca yöntemi suçluyor.

Şimdi sınırı çizelim, çünkü bu yaklaşımın her hâle uygulanması yanlış olur.

Taşma noktasının işareti basit. Hâl işin içeriğini değil, işe oturup oturmamayı belirlemeye başlıyor ve gün içinde başka hiçbir şey konuşulamıyor.

Üçüncü derste iç eleştirmenin zamanlama hatasını görmüştün: değerlendirme, üretim sürerken devreye girdiğinde iki iş birden duruyordu. Bu ders o bulguya bir sebep ekliyor. Zamanlama hatası çoğu zaman bir disiplin eksikliği değil, dar bir hâlde üretme işine oturulmuş olması.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışDuygunun yaratıcılığın yakıtı ya da engeli olduğu sanılır.
Doğrusu

Duygu bir ayardır ve zihni hangi işe hazır hâle getirdiğini belirler; aynı hâl bir adımı kolaylaştırırken başka bir adımı zorlaştırır. Bu yüzden bir duygunun tek başına iyi ya da kötü olduğu söylenemez.

Yaygın yanlışYaratıcı çalışmanın iyi hissetmeyi gerektirdiği düşünülür.
Doğrusu

İyi hissetmek geniş hâli getirir ve geniş hâl dört adımdan yalnız ikisini kolaylaştırır; seçme ve bitirme adımları dar hâlde daha rahat yapılır. Doğru hâli beklerken geçen gün, üç adım için zaten uygun bir gündür.

Yaygın yanlışFikir üretemeyen bir günün boşa gittiği sanılır.
Doğrusu

Üretmek dört adımdan yalnız biridir ve o gün ayıklama, seçme ya da bitirme işi yapılabilir. Bir günü verimsiz saymak, o gün mümkün olan tek işin üretmek olduğunu varsaymaktır.

Yaygın yanlışDuyguya verilen adın yeterli olduğu düşünülür.
Doğrusu

"İyi hissediyorum" ya da "kötü hissediyorum" hiçbir adres vermez, çünkü hangi adımın kolaylaştığını söylemez. Aynı hâl bir davranış tarifiyle yazıldığında ne yapılacağı kendiliğinden çıkar.

Yaygın yanlışÖnce doğru hâle gelip sonra çalışmak gerektiği sanılır.
Doğrusu

Hâle çoğu zaman karar verilemez ve beklemek günü kaybettirir; işi hâle uydurmak ise her gün bir seçenek bırakır. Bunun tek şartı, elde birden fazla adımda bekleyen iş bulunmasıdır.

Yaygın yanlışHer hâlin bir çalışma ayarı olduğu düşünülür.
Doğrusu

Bir hâl yeterince yoğunlaştığında hiçbir adıma uymaz ve kendisi konu hâline gelir; orada yapılacak şey uygun işi bulmak değil, işi bırakmaktır. Bu dersteki düzen bir çalışma aracıdır ve bir hâl yönetme yöntemi değildir.

Aklında kalsın

Duygu yaratıcılığın yakıtı ya da engeli değil bir ayardır; zihni hangi işe hazır hâle getirdiğini belirler ve tek başına iyi ya da kötü sayılamaz.

Geniş hâl fark etme ve çeşitleme adımlarını kolaylaştırır, seçme ve bitirmeyi zorlaştırır; dar hâl tam tersini yapar ve ikisi de aynı işin gerekli yarılarıdır.

Fikir gelmeyen bir gün boşa gitmiş bir gün değildir, çünkü üretmek dört adımdan yalnız biridir ve kalan üçü o gün yapılabilir.

Duyguya verilen ad bir adres vermez; aynı hâl bir davranışla yazıldığında hangi adıma uyduğu kendiliğinden görünür.

Alışılmış sıra hâli işe uydurmaktır ve tersi daha çok işe yarar; tek şartı elde farklı adımlarda bekleyen iş bulunmasıdır, tek sınırı ise hiçbir adıma uymayan yoğunlukta durmayı bilmektir.

Sonraki derse köprü

Bu derste hâl hep bir günün içindeydi. Sabah bakıyordun, o güne uyan işi seçiyordun ve akşam yazıyordun.

Şimdi zamanı uzatacağız.

Bir işi bırakıp üç gün sonra döndüğünde, o iş sana başka türlü görünüyor. Hiçbir şey yapmadın, hiçbir şey okumadın ve arada geçen şey yalnız zamandı; ama dönüşte gördüğün şey bıraktığın şey değil.

Sıradaki ders bilinçli çalışmayla kuluçka dönemini ele alıyor.

Orada dikkat edeceğin şey şu: kuluçka bir bekleme değil ve beklemek tek başına hiçbir şey üretmiyor. Öncesinde yapılmış bir çalışma olmadan bırakılan iş, geri dönüldüğünde aynı hâlde duruyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.