İçeriğe geç

S1-M01-D07·Yaratıcılık okuryazarlığı

Büyük etki ve yaratıcı başarı anlatıları

sıfırdan ileri2.123 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Büyük etkinin ölçülebilir karşılığı zemine geçmedir; bir iş sonradan gelenlerin hazır zemininin parçası olduğunda artık bir seçim gibi görünmez ve anılmayı bırakır.

Etki ile anlatı iki ayrı şeydir ve biri diğerinin ölçüsü değildir; en çok konuşulan işler çoğu zaman henüz zemine geçmemiş olanlardır.

Başarı anlatısını sonucu bilen biri kurar ve üç işlem kasıtsız çalışır: olan biteni sıraya dizer, sonuca varmayan yolları düşürür ve işi tek bir isme indirir.

Anlatının bütünü sınanamaz çünkü onu üreten koşullar tekrar kurulamaz; sınanabilen şey içindeki tek tek hamlelerdir ve her biri kendi ölçeğinde denenir.

Anlatı bir yalan değil bir sıkıştırmadır ve sıkıştırma olmadan hiçbir deneyim aktarılamaz; yapılacak iş onu reddetmek değil, kaç kez vazgeçildiğini, kimin düştüğünü ve hangi koşulların zaten sağlandığını sormaktır.

Açılış sahnesi

Bir okulun bahçesindeki boş köşe üç yılda bir okuma alanına dönüştü ve şimdi başka okullar aynı şeyi soruyor.

Kuran öğretmene "nasıl yaptınız" diye soruluyor ve öğretmen anlatıyor.

Anlattığı hikâye düzgün. Önce ihtiyaç görülmüş, sonra velilerle konuşulmuş, sonra bir plan çıkarılmış ve plan uygulanmış. Dinleyen herkes anlıyor ve birkaç kişi not alıyor.

Aynı öğretmenin o üç yıl boyunca tuttuğu bir defter de var.

Defterde başka bir şey yazıyor. Bir yıl tamamen hiçbir işe yaramayan bir planla geçmiş, iki kez tamamen vazgeçilmiş, asıl fikir bir veliden gelmiş ve o velinin adı anlatının hiçbir yerinde geçmiyor.

İkisi de yalan değil.

Biri olan biten, diğeri anlatılabilen. Aradaki farkı kapatan şey kötü niyet değil; hikâyenin kendisi.

Bu ders o farkı okumayı öğretiyor.

Bu derste ne olacak

Önce "büyük etki" sözünün ölçülebilir bir karşılığını kuracağız, çünkü büyüklük bir his olarak kullanıldığında hiçbir şey ayırmıyor.

Sonra etkiyle anlatının iki ayrı şey olduğunu göstereceğiz ve birinin diğerinin ölçüsü olmadığını söyleyeceğiz.

Ardından bir başarı anlatısının nasıl kurulduğuna bakacağız; anlatının üç işlemi var ve üçü de kasıtsız çalışıyor.

Sonra asıl soruya geleceğiz: bu anlatılardan ne öğrenilebilir, ne öğrenilemez?

Son olarak anlatıyı tümden reddetmenin neden yeni bir hata olduğunu ve bir hikâyeyi işe yarar biçimde okumanın neye benzediğini göstereceğiz.

Bu derste tek bir gerçek isim geçmeyecek ve sebebi doğrudan dersin konusu: bir isim anıldığı anda anlatının en çok iş gören ve en çok yanıltan parçası devreye giriyor. Aşağıdaki örnekler kurgudur.

Sıfır noktası — büyük etkinin ölçülebilir karşılığı

Önceki derste ölçeğin en küçük ucundaydık ve orada kimsenin bakmadığını gördük. Şimdi öbür uca geldik.

Ama "büyük" burada bir his olarak kullanılamaz. Bir işin büyük olduğunu ne söylüyor?

Dördüncü derste hazır zemini kurmuştuk: bir işin devraldığı ve kendisinin üretmediği her şey. Büyük etkinin ölçülebilir karşılığı tam olarak orada.

Bunun şaşırtıcı bir sonucu var: zemine geçen iş anılmayı bırakıyor.

Bir işe hâlâ atıf yapılıyorsa, o iş henüz bir seçim olarak görülüyor demek. Atıf durduğunda ise iş kaybolmuyor, yalnızca görünmez oluyor; çünkü artık zeminin kendisi.

Önceki derste geriye dönük düzleşmeyi kurmuştuk ve çalışan bir hamlenin nasıl sıradanlaştığını görmüştük. Zemine geçme, aynı düzleşmenin tek kişide değil, bir toplulukta gerçekleşmiş hâli.

Mekanizma — anlatının üç işlemi

Etki ile anlatı iki ayrı şey ve biri diğerinin ölçüsü değil. Şimdi ikincisine bakalım.

Bu tek cümle anlatının bütün özelliklerini üretiyor. Sonucu bilen biri geçmişe baktığında, olan bitenin hangi kısmının önemli olduğunu görebiliyor ve yalnız o kısmı anlatıyor.

Üç işlem yapılıyor ve üçü de kasıtsız.

Birinci işlem sıraya dizmek.

Olan biten sırasızdır; aynı anda üç şey denenir, biri unutulur ve biri tesadüfen tutar. Anlatı bunu bir zincire çeviriyor ve zincirde her halka bir sonrakini doğuruyor, yani rastlantı bir karara ve deneme bir plana dönüşüyor.

İkinci işlem, sıraya girmeyen her şeyi düşürmek.

Ayıklanmış yolların sayısı genellikle anlatıda görünen adımların birkaç katı. Ve öğrenme açısından en değerli kısım orada duruyor, çünkü bir sonraki kişinin ihtiyacı olan şey hangi yolun tuttuğu değil, hangilerinin tutmadığı.

Üçüncü işlem, işi tek bir isme ve tek bir zihne indirmek.

Dördüncü derste bunun iki adını koymuştuk. Katkı zinciri her işte var ve son el, işi tamamladığı için işin tamamı kendisine yazılan kişi. Başarı anlatısı bu indirgemeyi kendiliğinden yapıyor, çünkü bir hikâyenin bir öznesi olması gerekiyor.

Aynı anda üçüncü derste gördüğün çevre payı da düşüyor. Zaman, izin, araç ve hata yapma alanı anlatıda görünmüyor; görünmediği için bütün sonuç kişiye yazılıyor.

Üç işlem birleştiğinde ortaya çıkan şey bir kanıt gibi görünüyor ama kanıt değil. Üçüncü derste buna bir ad koymuştuk: ürüne bakıp kişi hakkında konuşmak, yani mercek atlaması. Başarı anlatısı o atlamanın hazır paketlenmiş hâli.

Usta katmanı — anlatı bir yalan değil, bir sıkıştırma

Buraya kadar anlatı bir sorun gibi duruyor ama değil.

Anlatı olmadan hiçbir deneyim aktarılamıyor; üç yılı üç yılda anlatmanın imkânı yok ve dinleyen kişi zaten bir sıra istiyor, çünkü sırasız bir yığın hatırlanmıyor. Sıkıştırma bir kusur değil, aktarımın koşulu.

O hâlde asıl soru şu: sıkıştırılmış bir hikâyeden ne alınabilir?

Ayrım pratikte şöyle işliyor. "Şu yolu izle ve aynı sonuca varırsın" cümlesi sınanamaz, çünkü sonuç anlatının kendi koşullarına bağlı. "Bitmemiş işi haftada bir kez birine göster" cümlesi sınanabilir, çünkü bir hamle ve maliyeti belli.

Üç soru neredeyse her anlatıda iş görüyor. Kaç kez vazgeçildi? Kim vardı da burada yok? Hangi koşullar zaten sağlanmıştı?

Üçüne de metinde cevap bulunmaması normal. Cevapsızlık bir kusur değil, okumanın başlayacağı yer.

Şimdi ters yöne bakalım, çünkü bu dersin en kolay yanlış anlaşılması orada.

Seviye 0'da kanıt sınırını görmüştün: güvenilir bilginin bittiği ve tahminin başladığı yer. Bir başarı anlatısında o sınır çok erken geliyor ve sınırı görmek anlatıyı çöpe atmak anlamına gelmiyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışBüyük etkinin ne kadar konuşulduğuyla ölçüldüğü sanılır.
Doğrusu

Ölçülebilir karşılığı zemine geçmedir, yani bir işin sonradan gelenler için hazır zeminin parçası hâline gelmesi. Zemine geçen iş anılmayı bırakır, çünkü artık bir seçim gibi görünmez.

Yaygın yanlışBaşarı anlatısının olan bitenin kaydı olduğu düşünülür.
Doğrusu

Anlatı iş bittikten sonra, sonucu bilen biri tarafından kurulur ve olan biten sırasızken anlatı bir zincirdir. Rastlantı anlatıda bir karara, deneme bir plana dönüşür.

Yaygın yanlışAnlatıda görünmeyen yolların önemsiz olduğu sanılır.
Doğrusu

Ayıklanmış yollar sonuca varmadıkları için düşer ve sayıları görünen adımların birkaç katıdır; öğrenme açısından en değerli kısım tam olarak orada durur. Bir sonraki kişinin ihtiyacı hangi yolun tuttuğu değil, hangilerinin tutmadığıdır.

Yaygın yanlışBir işin tek bir kişiye ait olmasının anlatının doğruluğunu gösterdiği düşünülür.
Doğrusu

Katkı zinciri her işte vardır ve anlatı zinciri son ele indirger, çünkü bir hikâyenin bir öznesi olması gerekir. Aynı anda çevre payı da düşer ve görünmediği için bütün sonuç kişiye yazılır.

Yaygın yanlışBir başarı anlatısının izlenecek bir yol verdiği sanılır.
Doğrusu

Anlatının bütünü sınanamaz, çünkü onu üreten koşullar tekrar kurulamaz; sınanabilen şey içindeki tek tek hamlelerdir ve her biri kendi ölçeğinde denenebilir. "Şu yolu izle" sınanamaz, "haftada bir kez bitmemiş işi göster" sınanabilir.

Yaygın yanlışAnlatının kurulmuş olduğunu görmenin onu geçersiz kıldığı düşünülür.
Doğrusu

Sıkıştırma bir kusur değil aktarımın koşuludur ve üç yılı üç yılda anlatmanın imkânı yoktur. Yapılacak iş anlatıyı reddetmek değil, neyin düştüğünü sormaktır.

Aklında kalsın

Büyük etkinin ölçülebilir karşılığı zemine geçmedir; bir iş sonradan gelenlerin hazır zemininin parçası olduğunda artık bir seçim gibi görünmez ve anılmayı bırakır.

Etki ile anlatı iki ayrı şeydir ve biri diğerinin ölçüsü değildir; en çok konuşulan işler çoğu zaman henüz zemine geçmemiş olanlardır.

Başarı anlatısını sonucu bilen biri kurar ve üç işlem kasıtsız çalışır: olan biteni sıraya dizer, sonuca varmayan yolları düşürür ve işi tek bir isme indirir.

Anlatının bütünü sınanamaz çünkü onu üreten koşullar tekrar kurulamaz; sınanabilen şey içindeki tek tek hamlelerdir ve her biri kendi ölçeğinde denenir.

Anlatı bir yalan değil bir sıkıştırmadır ve sıkıştırma olmadan hiçbir deneyim aktarılamaz; yapılacak iş onu reddetmek değil, kaç kez vazgeçildiğini, kimin düştüğünü ve hangi koşulların zaten sağlandığını sormaktır.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek tek anlatılara baktık ve her birinin neyi düşürdüğünü sorduk.

Şimdi bir şey daha oluyor ve o şey bu modülün son dersinin konusu.

Aynı biçimde kurulmuş yüzlerce anlatı üst üste bindiğinde ortaya bir genel kural çıkıyor. Kural artık hiçbir hikâyeye bağlı değil; kendi başına dolaşıyor, kaynağı sorulmuyor ve herkes onu zaten biliyor sayıyor.

Sıradaki ders yaratıcılık hakkındaki yaygın mitleri ele alıyor.

Orada yapacağın iş bu derste yaptığının aynısı, yalnız bir kat yukarıda: bir cümlenin nereden geldiğini, neye dayandığını ve dayanağının nerede bittiğini sormak. Bu derste tek bir hikâyenin ayıklanmış yollarını aradın; orada bütün bir cümlenin arkasındaki kanıtı arayacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.