Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yaratıcılık iki ölçekte birden konuşulur; bireysel ölçek bu kişi ne üretti diye sorar, toplumsal ölçek bu iş kaç elden geçti ve her el ne bıraktı diye sorar.
Hiçbir iş boş bir yerden başlamaz; kelimeler, aletler ve daha önce çözülmüş problemler devralınan hazır zemindir ve onu görmek kendi eklediğin kısmı görünür yapar.
Katkı zinciri tek bir yazar göründüğünde bile vardır ve halkalar aynı türden değildir; biri problemi adlandırır, biri kısıt koyar, biri itiraz eder, biri tamamlar.
Katkı sayımındaki en yaygın hata zinciri son halkaya indirmektir, çünkü tamamlanmış iş görünür ve önceki halkalar hiçbir yerde kayıtlı değildir.
Bazı katkılar gerçekten ayrıştırılamaz ve bu bir kayıt eksikliği değildir; yapılacak şey zorla pay dağıtmak değil, ayrıştırılamadığını yazmaktır.
Açılış sahnesi
Bir yerde işe yeni başlayanlar için bir yol listesi var ve bu liste gerçekten kullanılıyor.
Daha önce üç liste yazılmıştı ve üçü de kimse tarafından açılmamıştı. Bu dördüncüsü tutuyor.
Kim yazdı diye soruluyor ve bir isim veriliyor. O kişi gerçekten oturup yazdı, bu doğru.
Şimdi listenin nasıl bu hâle geldiğini geriye doğru izleyelim.
Listenin fikri bir şikâyetten çıktı; biri "bana kimse nereden başlayacağımı söylemedi" dedi ve o cümle kimsenin aklında kalmamıştı.
Listenin en işe yarayan maddesi, o adımda takılıp işi yanlış yapmış birinin anlattığı şeyden geldi.
Listenin kısa olması ise bir kısıttan geldi; başka biri bir sayfayı geçmemesi gerektiğini söyledi ve o kısıt olmasaydı liste de okunmayacaktı.
Yazan kişi gerçek. Ama listeyi yazan tek şey o kişi değil.
Şimdi zor soru: bu iş kimin işi?
Cevap "hepsinin" demek kolay ve yetersiz, çünkü hepsi aynı şeyi yapmadı. Cevap "yazanın" demek de kolay ve yanlış, çünkü yazan kişi bu üç şeyin hiçbirini kendisi üretmedi.
Bu ders o iki kolay cevabın arasındaki yeri açıyor.
Bu derste ne olacak
Önce yaratıcılığın iki ölçekte birden konuşulduğunu göstereceğiz ve ikisinin farklı sorulara cevap verdiğini kuracağız.
Sonra her bireysel işin altındaki hazır zemine bakacağız, çünkü hiçbir iş sıfırdan başlamıyor.
Ardından katkının nasıl dağıldığını ve neden hep tek bir kişide toplandığını açacağız.
Sonra bazı katkıların gerçekten ayrıştırılamadığını göstereceğiz ve bunun bir kayıt eksikliği olmadığını söyleyeceğiz.
Son olarak bu dersin bireysel katkıyı silmediğini netleştireceğiz, çünkü buradan kolayca fazla büyük bir sonuç çıkarılıyor.
Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ölçek ayrımını elle tutulur kılmak.
Sıfır noktası — iki ölçek ve altındaki zemin
Önceki derste dört mercek kurduk ve dördü de sessizce tek bir üretici varsaydı.
Şimdi o varsayımı kaldırıyoruz.
Bireysel ölçekte soru şu: bu kişi ne üretti? Toplumsal ölçekte soru başka: bu iş kaç elden geçti ve her el ne bıraktı?
İki soru da geçerli ve ikisi aynı işe sorulabiliyor. Birinden gelen cevap diğerinin cevabı olmuyor.
Hangisini kullanacağın işine bağlı. Kendi gelişimini izliyorsan bireysel ölçek yetiyor; bir işin neden tuttuğunu anlamaya çalışıyorsan toplumsal ölçek gerekiyor, çünkü işi tutturan halka çoğu zaman senin halkan olmuyor.
Toplumsal ölçek yalnız birden fazla kişinin çalıştığı işler için de geçerli değil. Tek başına çalışan biri bile boş bir yerden başlamıyor.
Hazır zemini görmek için bir işini al ve içindeki kaç şeyi kendinin bulmadığını say. Sayı genellikle şaşırtıcı çıkıyor.
Bunun bir suçlama olmadığını hemen söyleyelim. Hazır zemin üzerinde çalışmak kaçınılabilir bir şey değil; herkes bunu yapıyor ve yapmadan üretmek mümkün değil.
Zemini görmenin faydası pratik: neyi devraldığını bilen kişi, kendi eklediği şeyi de daha net görebiliyor.
Mekanizma — katkı zinciri ve son el
Şimdi açılıştaki listeye dönüyoruz ve oradaki asıl olguya bakıyoruz.
Zincirin halkaları aynı türden değil. Biri problemi adlandırıyor, biri bir kısıt koyuyor, biri bir itiraz getiriyor, biri oturup yazıyor.
Bu işlerin hepsi katkı ve hiçbiri diğerinin aynı değil. Problemi adlandıran kişi olmasaydı yazacak bir şey yoktu; yazan kişi olmasaydı da ortada yalnız bir şikâyet olurdu.
Ama katkı sayılırken zincir neredeyse hiç görünmüyor ve bunun belirli bir sebebi var.
Son elin öne çıkmasının sebebi görünürlük. Tamamlanmış iş ortada duruyor ve onu kimin tamamladığı biliniyor; ondan önceki halkalar hiçbir yerde kayıtlı değil.
Bu, önceki derste gördüğün şeyin aynısı. Orada görünen tek şey ürün olduğu için bütün cümleler ürün kanıtıyla kuruluyordu; burada görünen tek şey son el olduğu için bütün katkı ona yazılıyor.
Bunun bedeli yalnız haksızlık değil, bir bilgi kaybı. Zincir görünmediğinde işin neden tuttuğu da bilinmiyor ve tekrar edilemiyor.
Usta katmanı — ayrıştırılamayan katkı ve ölçeğin sınırı
Şimdiye kadar zinciri halkalara ayırabildiğimizi varsaydık. Bazı işlerde ayrılamıyor.
Buradaki önemli nokta şu: ayrıştırılamaması bir kayıt eksikliği değil.
Daha iyi not tutulsaydı ayrılabilirdi diye düşünmek yanlış. Ayrılamamasının sebebi kaydın kötülüğü değil, o katkının ortaya çıkış biçimi; fikir ikisinin arasında oluştu ve hiçbirinin kafasında tam hâliyle durmadı.
Bu durumda yapılacak şey zorla bir pay dağıtmak değil, ayrıştırılamadığını söylemek. Zorla dağıtılan pay her zaman yanlış oluyor ve genellikle daha çok konuşanın lehine çıkıyor.
Ayrıştırılamadığını söylemek bir cevapsızlık gibi duruyor ve değil. Kayda geçen bir bilgi bu; o fikrin nasıl ortaya çıktığını, yani konuşarak çıktığını söylüyor ve aynı koşulu tekrar kurmak isteyen biri için bu tek başına bir yön.
Şimdi bu dersin sınırını çizmemiz gerekiyor, çünkü buradan iki yanlış sonuç kolayca çıkıyor.
Birinci yanlış sonuç şu: madem her iş toplumsal, bireysel katkı diye bir şey yok.
Bu doğru değil. Zincirin halkaları gerçek ve halkalar arasında fark var; birinin katkısının görünmemesi diğerinin katkısını silmiyor. Açılıştaki listeyi yazan kişi gerçekten yazdı ve o adım kendiliğinden olmadı.
İkinci yanlış sonuç ters yönde: madem bir kişi oturup yaptı, iş tamamen onun.
Bu da doğru değil ve sebebini gördük. Hazır zemin ile zincirin önceki halkaları görünmediği için yok sayılıyor, oysa ikisi de işin içinde duruyor.
İki ölçek birbirini iptal etmiyor. Aynı işe iki ayrı soru soruluyor ve iki ayrı cevap alınıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışTek başına çalışan birinin işinin toplumsal ölçekle ilgisi olmadığı sanılır.
Kullanılan kelimeler, aletler ve daha önce çözülmüş problemler devralınmıştır ve hiçbir iş boş bir yerden başlamaz. Zemini görmek katkıyı küçültmez; kendi eklenen kısmı görünür yapar.
Yaygın yanlışBir işi bitirenin işin sahibi olduğu düşünülür.
Tamamlama zincirin yalnız son halkasıdır ve ondan önceki halkalar hiçbir yerde kayıtlı olmadığı için yok sayılır. Görünmeyen katkı, olmayan katkı değildir.
Yaygın yanlışKatkı payının her zaman ayrıştırılabileceği sanılır.
İki kişi birbirinin cümlesini değiştirerek bir yere vardığında çıkan şeyin hangi kısmının kimden geldiği sorusunun cevabı yoktur ve bu bir kayıt eksikliği değildir. Zorla dağıtılan pay genellikle daha çok konuşanın lehine çıkar.
Yaygın yanlışZincirin yalnız adalet meselesi olduğu düşünülür.
Zincir görünmediğinde işin neden tuttuğu da bilinmez ve iş tekrar edilemez; son hâli kopyalayan ekip ikinci seferde tutturamaz. Kayıp yalnız hakkaniyette değil, bilgide olur.
Yaygın yanlışHer şeyin toplumsal olduğunu söylemenin daha doğru bir duruş olduğu sanılır.
Bu cümle bütün halkaları eşitler ve eşitlendiğinde kimin ne yaptığı söylenemez hâle gelir. İki ölçek birbirini iptal etmez; aynı işe iki ayrı soru sorulur.
Aklında kalsın
Yaratıcılık iki ölçekte birden konuşulur; bireysel ölçek bu kişi ne üretti diye sorar, toplumsal ölçek bu iş kaç elden geçti ve her el ne bıraktı diye sorar.
Hiçbir iş boş bir yerden başlamaz; kelimeler, aletler ve daha önce çözülmüş problemler devralınan hazır zemindir ve onu görmek kendi eklediğin kısmı görünür yapar.
Katkı zinciri tek bir yazar göründüğünde bile vardır ve halkalar aynı türden değildir; biri problemi adlandırır, biri kısıt koyar, biri itiraz eder, biri tamamlar.
Katkı sayımındaki en yaygın hata zinciri son halkaya indirmektir, çünkü tamamlanmış iş görünür ve önceki halkalar hiçbir yerde kayıtlı değildir.
Bazı katkılar gerçekten ayrıştırılamaz ve bu bir kayıt eksikliği değildir; yapılacak şey zorla pay dağıtmak değil, ayrıştırılamadığını yazmaktır.
Sonraki derse köprü
Bu derste yaratıcılığın kaç kişide durduğunu sorduk ve nerede yapıldığını hiç sormadık.
Oysa zincir her alanda aynı biçimde işlemiyor. Bir çözümün nasıl sınandığı, neyin kanıt sayıldığı ve bir işin ne zaman bitmiş kabul edildiği alandan alana değişiyor.
Sıradaki ders dört alana bakıyor: sanatsal, bilimsel, teknolojik ve sosyal yaratıcılık.
Bu dört alanın ayrılma sebebi konuları değil, ölçütleri. Aynı hamle bir alanda kabul görürken diğerinde eksik sayılabiliyor ve bunun sebebi hamlenin kendisi değil, o alanın neyi kanıt saydığı.
Sıradaki derste bu dört alanı yan yana koyup hangisinin neyi sorduğunu çalışacaksın.