Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yaratıcılık tanımlarının neredeyse tamamı üç ölçüte yaslanır: özgünlük, uygunluk ve değer; tanımlar bu ölçütlere verdikleri ağırlıkta ayrışır.
Özgünlük çerçevesiz ölçülemez; aynı iş bir kişi için ilk, bir alan için eski olabilir ve çerçeve yapılan işe göre seçilir.
Özgünlük tek başına hiçbir şey ayırmaz, çünkü hiç yapılmamış şeylerin sayısı sınırsızdır ve çoğu işe yaramadığı için yapılmamıştır.
Uygunluk işin oturup oturmadığını, değer ise birileri için bir şey ifade edip etmediğini sorar; bir iş kusursuz işleyip kimse için bir şey ifade etmeyebilir.
Üç ölçütün ortalaması alınmaz; okunacak şey aralarındaki gerilimdir ve en düşük ölçüt bir sonraki turda çalışılacak yeri gösterir.
Açılış sahnesi
Ortak kullanılan bir mutfakta iki kişi, farklı zamanlarda, dolapları düzenliyor.
Birincisi kavanozları boylarına göre diziyor. En kısadan en uzuna, düzgün bir sıra.
Böyle bir düzen o mutfakta daha önce hiç kurulmamış. Kimse denememiş bile.
Ertesi sabah kimse aradığını bulamıyor. Tuz nerede belli değil, çünkü tuzun boyu artık tek ipucu.
İkincisi rafların önüne ne olduğunu yazıyor. Baharatlar, kuru bakliyat, konserve.
Bu düzen sıradan. Dünyanın her yerinde yapılıyor ve kimse buna yeni demez.
Ertesi sabah herkes aradığını buluyor.
Şimdi soralım: hangisi yaratıcı bir iş yaptı?
Birincisi tamamen yeni bir şey yaptı ve durumu kötüleştirdi. İkincisi işe yarayan bir şey yaptı ve yeni hiçbir şey yapmadı.
Tek bir ölçüte bakarak ikisinden birini seçmek zorunda kalıyoruz ve iki seçim de yanlış geliyor.
Bu ders o sıkışmanın sebebini açıyor.
Bu derste ne olacak
Önce yaratıcılık tanımlarının neredeyse tamamının yaslandığı üç ölçütü adlandıracağız.
Sonra özgünlüğün kime göre ölçüldüğünü soracağız, çünkü çerçeve söylenmeden yenilik ölçülemiyor.
Ardından özgünlüğün tek başına neden hiçbir şey söylemediğini göstereceğiz ve bunun bir eksiklik değil bir yapı meselesi olduğunu kuracağız.
Sonra uygunluk ile değeri birbirinden ayıracağız, çünkü ikisi sürekli karıştırılıyor ve karıştırıldığında işe yarayan ama kimsenin umursamadığı işler ortaya çıkıyor.
Son olarak üçünün aynı yöne bakmadığını göreceğiz ve asıl okumanın bu farkta olduğunu söyleyeceğiz.
Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ölçütleri elle tutulur kılmak.
Sıfır noktası — üç ölçüt ve kimin için yeni
Önceki derste tanımların birbirinden ayrıldığını gördün. Şimdi nerede ayrıldıklarına bakıyoruz.
Tanımlar sonsuz çeşitlilikte değil. Neredeyse hepsi aynı üç ölçüte yaslanıyor ve yalnız bu ölçütlere verdikleri ağırlıkta ayrışıyor.
Birincisi özgünlük: bu daha önce yapılmış mı? İkincisi uygunluk: bu, ele aldığı duruma oturuyor mu? Üçüncüsü değer: bu, birileri için bir şey ifade ediyor mu?
Üçünün ilki hemen bir soru doğuruyor ve bu soru sorulmadan ölçüm yapılamıyor.
Açılıştaki kavanoz düzeni o mutfak için yeniydi. Dünya için yeni değildi ve zaten olmasına da gerek yoktu.
Çerçeve seçmek keyfî değil, işe bağlı. Kendi gelişimini izliyorsan çerçeve sensin; bir ekibe öneri götürüyorsan çerçeve ekip; bir alana katkı iddiası kuruyorsan çerçeve alanın tamamı.
Çerçeve büyüdükçe özgün sayılmak zorlaşıyor ve bu bir kusur değil, ölçünün doğal davranışı.
Mekanizma — boş yenilik ve tek ölçütün çöküşü
Şimdi açılıştaki birinci kişiye dönüyoruz.
Özgünlüğü tek ölçüt yaparsak kavanoz düzeni kazanıyor. Kimse denememişti ve o denedi.
Sonucun kötü olması bu ölçüte göre bir kusur değil, çünkü ölçüt sonucu hiç sormuyor.
Boş yeniliğin sayısının sınırsız olması önemli. Herhangi bir konuda hiç denenmemiş şeyleri saymaya kalksan liste bitmiyor, çünkü denenmemiş olmanın en yaygın sebebi denemeye değmemesi.
Bu yüzden "daha önce yapılmamış" bir başarı işareti değil, yalnız bir başlangıç koşulu. Tek başına hiçbir şey ayırmıyor.
Şimdi tersini deneyelim ve uygunluğu tek ölçüt yapalım.
Bu sefer açılıştaki ikinci kişi kazanıyor. Etiketler işe yaradı ve sorun çözüldü.
Ama uygunluk tek ölçüt olunca geriye yalnız zaten bilinen çözümler kalıyor. Bir şeyin duruma oturduğunu en kolay şekilde, o şeyin daha önce oturmuş olmasından anlıyoruz.
Tek ölçütle çalışan iki sistem de aynı yere varıyor: biri işe yaramaz yenilikler üretiyor, diğeri yenilik hiç üretmiyor.
Usta katmanı — değer ile uygunluğun ayrımı ve ölçüt gerilimi
Şimdiye kadar iki ölçütle çalıştık. Üçüncüsü en çok karıştırılan.
Uygunluk ile değer aynı şey gibi duruyor ve değil. Aradaki farkı görmek için tek bir soru yetiyor.
Uygunluk şunu soruyor: bu, ele aldığı duruma oturuyor mu, işliyor mu? Değer başka bir şey soruyor: bu, birileri için bir şey ifade ediyor mu?
Bir iş kusursuz işleyip hiç kimse için bir şey ifade etmeyebiliyor. İşleyen ama kimsenin umursamadığı çözümler tam olarak burada duruyor.
Değer iddiasını sınanabilir hâle getirmek için iki boşluğu doldurman gerekiyor: kim ve ne bakımından. Bu işe yarıyor demek yetmiyor; kim için ve neyi kolaylaştırdığı söylenmeli.
İki boşluk dolduğunda iddia kendiliğinden sınanabiliyor, çünkü artık gidip o kişiye sorabiliyorsun.
Muhatabın kendin olması da geçerli bir cevap ve bir kaçamak değil. Ama kendin olduğunu yazman gerekiyor; kendisi için değerli olan bir işi herkes için değerli sanmak bu ölçütteki en sık hata.
İkinci boşluk da kolayca boş geçiliyor. Ne bakımından sorusunun cevabı bir sıfat olamıyor; iyi hissettiriyor demek bir cevap değil, neyin kolaylaştığını söylemek bir cevap.
Üç ölçüt elimizde. Şimdi asıl mesele geliyor.
Ortalama almak burada işe yaramıyor. Üçünden ortalama bir sayı çıkarmak, hangi ölçütte durduğunu gizliyor ve gizlendiğinde de düzeltilemiyor.
Bunun yerine üçünü ayrı ayrı okuyorsun. Özgün ama uymuyorsa yapılacak iş farklı, uyuyor ama özgün değilse yapılacak iş farklı.
Gerilim bir sorun değil, bir yön göstergesi. Hangi ölçütte düştüğünü bilen kişi bir sonraki turda neye çalışacağını da biliyor.
Üçünün birden düşük olduğu durumlar da var ve bu bir felaket değil. Erken taslakların çoğu üçünde de düşük duruyor; ölçütler bir yargı vermek için değil, hangi turda neye çalışılacağını göstermek için okunuyor.
Burada bir sınır çizelim.
Bu üç ölçüt bir işi değerlendirmek için kuruldu ve yalnız işi görüyor. Bir kişinin yaratıcı olup olmadığını, bir sürecin iyi işleyip işlemediğini ya da bir ortamın destekleyici olup olmadığını ölçmüyorlar.
Üç ölçütle bir kişiyi ölçmeye kalkmak, ürüne bakarak kişi hakkında konuşmak olur ve bu sıçrama bu derste yapılmıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışÖzgünlüğün tek başına bir başarı ölçüsü olduğu sanılır.
Hiç yapılmamış şeylerin sayısı sınırsızdır ve denenmemiş olmanın en yaygın sebebi denemeye değmemesidir. Daha önce yapılmamış olmak bir sonuç değil, yalnız bir başlangıç koşuludur.
Yaygın yanlışÖzgünlüğün mutlak ölçülebildiği düşünülür.
Aynı iş bir kişi için ilk, bir ekip için tanıdık, bir alan için eski olabilir ve çerçeve söylenmeden ölçüm bir sayı vermez. Çerçeve keyfî de değildir; yapılan işe göre seçilir.
Yaygın yanlışUygunluk ile değerin aynı şey olduğu sanılır.
Uygunluk işin oturup oturmadığını sorar, değer birileri için bir şey ifade edip etmediğini; bir iş kusursuz işleyip hiç kimse için bir şey ifade etmeyebilir. İkisi ayrılmadığında bu durum bir başarısızlık sanılır ve hangi ölçütte olduğu söylenemez.
Yaygın yanlışÜç ölçütten bir ortalama çıkarılabileceği düşünülür.
Ortalama, hangi ölçütte düşük kalındığını gizler ve gizlenen şey düzeltilemez. Üç sayı yan yana tutulduğunda bir sonraki turda neye çalışılacağı görünür hâle gelir.
Yaygın yanlışBir ölçütteki düşüklüğün başka bir ölçütteki yükseklikle telafi edilebileceği sanılır.
Uygunluğu düşük bir işi daha da özgünleştirmek onu oturur hâle getirmez; iş yalnız daha özgün ve hâlâ oturmayan bir iş olur. Her ölçüt kendi işini ister.
Aklında kalsın
Yaratıcılık tanımlarının neredeyse tamamı üç ölçüte yaslanır: özgünlük, uygunluk ve değer; tanımlar bu ölçütlere verdikleri ağırlıkta ayrışır.
Özgünlük çerçevesiz ölçülemez; aynı iş bir kişi için ilk, bir alan için eski olabilir ve çerçeve yapılan işe göre seçilir.
Özgünlük tek başına hiçbir şey ayırmaz, çünkü hiç yapılmamış şeylerin sayısı sınırsızdır ve çoğu işe yaramadığı için yapılmamıştır.
Uygunluk işin oturup oturmadığını, değer ise birileri için bir şey ifade edip etmediğini sorar; bir iş kusursuz işleyip kimse için bir şey ifade etmeyebilir.
Üç ölçütün ortalaması alınmaz; okunacak şey aralarındaki gerilimdir ve en düşük ölçüt bir sonraki turda çalışılacak yeri gösterir.
Sonraki derse köprü
Bu derste üç ölçütü kurduk ve üçünün de ortak bir özelliği var: hepsi ortaya çıkan işe bakıyor.
Oysa yaratıcılık gündelik konuşmada yalnız iş için kullanılmıyor. Bir kişiye yaratıcı deniyor, bir çalışma biçimine yaratıcı süreç deniyor, bir yerin insanı yaratıcı yaptığı söyleniyor.
Bunlar aynı kelimenin dört ayrı kullanımı ve üç ölçüt yalnız birini kapsıyor.
Sıradaki ders o dördünü ayırıyor: süreç, kişi, ürün ve çevre.
Ayrımın pratik karşılığı şu: bir kişi hakkında konuşurken ürün ölçütlerini kullanmak, sonuca bakıp sebep hakkında konuşmak oluyor. Sıradaki derste hangi soruyu hangi mercekle soracağını çalışacaksın.