İçeriğe geç

S1-M01-D01·Yaratıcılık okuryazarlığı

Yaratıcılığın temel tanımları

sıfırdan ileri1.983 kelime13 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tanım yaratıcılığı betimlemek için değil, somut bir olayda karar vermek için kullanılır ve neyin sayılacağını belirlediği için neyin çalışılacağını da belirler.

Bir tanımın değeri eleme gücündedir; hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan cümle tanım değil övgü sözcüğüdür ve sınaması tek sorudur — bu tanıma göre yaratıcı olmayan bir şey neye benzer?

Karar sınaması tanımı soyut tartışmaya sokmadan ölçer: elindeki gerçek bir işe uygulandığında evet ya da hayır çıkıyor mu, yoksa her seferinde yeni bir yorum mu gerekiyor?

Olguların tamamında anlaşan iki kişi hâlâ anlaşamıyorsa çarpışan şey tanımlardır ve çözüm tartışmayı kazanmak değil, iki ölçütü de yazıya dökmektir.

Bu akademi dört ekseni birlikte tutan bir çalışma tanımı kullanıyor — üretmek, özgünleştirmek, değerlendirmek ve iyileştirmek — ve bunu doğru olduğu için değil, dördü de öğretilebildiği için seçiyor.

Açılış sahnesi

Bir okulda bir öğretmen ders düzenini baştan kuruyor ve iki meslektaşı sonuca bakıyor.

Birincisi bunun yaratıcı bir iş olduğunu söylüyor. İkincisi olmadığını söylüyor.

Şimdi ilginç olan kısım: ikisi de olgular konusunda hemfikir.

İkisi de düzenin işlediğini kabul ediyor. İkisi de bu okulda daha önce böyle yapılmadığını kabul ediyor. İkisi de başka okullarda benzerinin yıllardır uygulandığını kabul ediyor.

Tek bir olgu bile tartışmalı değil. Buna rağmen iki kişi anlaşamıyor.

Anlaşamama sebebi şu: biri "buradakiler için yeni olması yeter" diyor, diğeri "dünyada yeni olması gerekir" diyor. İkisi de bunu yüksek sesle söylemiyor.

Tartışma bir olgu tartışması gibi görünüyor ve aslında bir tanım tartışması. Olgular çözülmüş, tanımlar çarpışıyor.

Bu ders o çarpışmayı görünür kılıyor.

Bu derste ne olacak

Önce bir tanımın ne işe yaradığını netleştireceğiz ve tanımın betimlemek değil karar vermek için kullanıldığını göstereceğiz.

Sonra kullanışsız tanımların ortak kusurunu adlandıracağız: hiçbir şeyi dışarıda bırakmamak.

Ardından bir tanımı sınamanın tek somut yolunu kuracağız ve bu yol soyut tartışmaya hiç girmiyor.

Sonra aynı konuşmada tanımın habersiz değişmesine bakacağız, çünkü çözülmeyen tartışmaların çoğu buradan çıkıyor.

Son olarak bu akademinin hangi tanımı hangi gerekçeyle kullandığını açıkça söyleyeceğiz.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç tanım işini elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası — zaten bir tanım kullanıyordun

Seviye 0 boyunca bir tanımla çalıştın ve muhtemelen fark etmedin.

Yaratıcı hamleyi bir şeyin şu anki hâlinin zorunlu olmadığını fark edip seçenek üretmek ve birini işler hâle getirmek diye kurmuştuk. Laboratuvardaki dört egzersiz o tanıma göre tasarlanmıştı.

Başka bir tanım alsaydık egzersizler de başka olurdu. Yaratıcılığı yalnızca alanında yeni olan şeyler diye tanımlasaydık, bir nesneye on kullanım bulmak egzersiz sayılmazdı.

Demek ki tanım masumca bir tarif değil. Neyin sayılacağını, dolayısıyla neyin çalışılacağını belirliyor.

Bunun pratik sonucu şu: bir tanımı benimsemek küçük bir tercih değil. Hangi tanımı kullanıyorsan gelişimini ona göre ölçüyor, zamanını ona göre harcıyor ve bir işi bitirdiğinde ona göre memnun oluyorsun.

Çalışma tanımı kavramı rahatsız edici gelebilir, çünkü tek bir doğru tanım beklentisini bozuyor. Ama tek tanım arayışı burada işe yaramıyor; farklı işler farklı sınırlar istiyor.

Bir kurum yeni ürünler için bir tanım kullanıyor, bir öğretmen sınıfta gelişim izlemek için başka bir tanım kullanıyor. İkisi de yanlış değil ve ikisi aynı anda kullanılamıyor.

Mekanizma — eleme gücü ve karar sınaması

Şimdi kullanışsız tanımların ortak kusuruna geliyoruz.

İnsanların yaratıcılık için verdiği tanımların çoğu kulağa doğru geliyor ve hiçbir işe yaramıyor. Kutunun dışında düşünmek, alışılmışın ötesine geçmek, farklı bakabilmek.

Bu cümlelerin ortak özelliği şu: hiçbir şeyi dışarıda bırakmıyorlar.

Bunu görmek için bir tanım al ve tersini sor: bu tanıma göre yaratıcı olmayan bir şey neye benzer?

Cevap veremiyorsan tanım sınır çizmiyor demektir. Sınır çizmeyen bir tanımla hiçbir şey ayrılamıyor ve her şey yaratıcı sayılabiliyor.

Ters yönde de bir sınır var ve ondan çok daha az söz ediliyor. Bir tanım o kadar daralabiliyor ki geriye hiçbir gerçek iş kalmıyor.

Yaratıcılığı yalnızca dünyada ilk kez yapılan şeyler diye kuran biri, kendi çalışmalarının tamamını dışarıda bırakıyor. Tanım sınır çiziyor ama sınırın içi boş kalıyor ve boş bir sınır da hiçbir kararı yönlendirmiyor.

Kullanışlı tanım ikisinin arasında duruyor: bir şeyleri dışarıda bırakacak kadar dar, elindeki işlerin bir kısmını içeride tutacak kadar geniş.

Sınır çizmek yetmiyor; sınırın uygulanabilir olması da gerekiyor.

Sınamayı uygulamak için tanımı soyut tartışmaya sokma. Elindeki gerçek bir işi al, tanımı ona uygula ve bir cevap çıkıp çıkmadığına bak.

Cevap çıkmıyorsa tanım eksik. Her seferinde uzun bir yorum gerekiyorsa karar veren şey tanım değil, o anki yorum.

Usta katmanı — tanım kayması ve bu akademinin seçimi

Şimdi açılış sahnesindeki asıl olaya dönüyoruz.

İki meslektaş anlaşamadı, çünkü iki farklı tanım kullanıyorlardı ve ikisi de kullandığı tanımı söylemedi.

Kaymanın işareti bellidir: tartışma uzuyor, yeni olgu gelmiyor ve aynı cümleler dönüyor. Olgular bittiği hâlde anlaşmazlık sürüyorsa sorun olgularda değil.

Çözümü tartışmayı kazanmak değil, tanımları masaya koymak. İki taraf da kendi ölçütünü tek cümlede yazdığında anlaşmazlık ya çözülüyor ya da gerçek yerine oturuyor.

Kendi kaymanı yakalamanın da bir yolu var ve konuşma sırasında işlemiyor. Tartışmadan sonra kendi cümlelerini okuduğunda ölçütünü nerede değiştirdiğini görebiliyorsun; kimse kendi tanımının kaydığını konuşurken fark etmiyor.

Şimdi bu akademinin kendi seçimini açıkça söylememiz gerekiyor, çünkü bir tanım kullanıp onu gizlemek bu dersin anlattığı hatanın ta kendisi olurdu.

Bu akademinin çalışma tanımı dört ekseni birlikte tutuyor: çeşitli fikirler üretmek, üretilenleri özgünleştirmek, üretilenleri değerlendirmek ve seçileni iyileştirmek.

Dördünün birlikte olması bir tercih ve bu tercih bir şeyi dışarıda bırakıyor. Yalnız çok fikir üretmek bu tanıma göre yaratıcılık değil; değerlendirme ve iyileştirme yoksa iş yarım.

Bu tanımın seçilme sebebi doğruluğu değil, öğretilebilir olması. Dört eksenin dördü de çalışılabiliyor ve bir kişinin hangisinde durduğu görülebiliyor.

Burada bir sınır çizelim. Bu ders tanımlardan birini kazanan ilan etmiyor ve etmesi de gerekmiyor.

Amaç hangi tanımın doğru olduğunu öğrenmek değil, bir konuşmada hangi tanımın çalıştığını görebilmek. Bunu görebilen kişi tartışmayı kısaltıyor ve kendi işini neye göre değerlendirdiğini biliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışTanımın bir betimleme olduğu sanılır.
Doğrusu

Tanım yaratıcılığın ne olduğunu anlatmak için değil, somut bir olayda karar vermek için kullanılıyor; neyin sayılacağını belirlediği için neyin çalışılacağını da belirliyor. Karar üretmeyen bir cümle tanım işi görmüyor.

Yaygın yanlışGeniş tanımın iyi tanım olduğu düşünülür.
Doğrusu

Hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan bir cümle her şeyi içine alıyor ve bu yüzden hiçbir şeyi tarif etmiyor. Sınaması tek soru — bu tanıma göre yaratıcı olmayan bir şey neye benzer?

Yaygın yanlışTanım tartışmalarının olgu tartışması olduğu sanılır.
Doğrusu

Olguların tamamında anlaşan iki kişi hâlâ anlaşamıyorsa çarpışan şey ölçütlerdir. Yeni olgu getirmek bu tartışmayı çözmüyor; tanımları yazmak çözüyor.

Yaygın yanlışTek bir doğru tanım bulunması gerektiği düşünülür.
Doğrusu

Farklı işler farklı sınırlar istiyor ve bir kurumun ürün için kullandığı tanımla bir öğretmenin gelişim izlemek için kullandığı tanım aynı olamıyor. Tanım seçilmediğinde ortadan kalkmıyor, yalnız görünmez oluyor.

Yaygın yanlışİtiraz gelince tanımı genişletmenin onu güçlendirdiği sanılır.
Doğrusu

Her ekleme eleme gücünü düşürüyor ve birkaç eklemeden sonra geriye bir övgü sözcüğü kalıyor. Sınırın dışında örnek kalması tanımın kusuru değil, işidir.

Aklında kalsın

Tanım yaratıcılığı betimlemek için değil, somut bir olayda karar vermek için kullanılır ve neyin sayılacağını belirlediği için neyin çalışılacağını da belirler.

Bir tanımın değeri eleme gücündedir; hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan cümle tanım değil övgü sözcüğüdür ve sınaması tek sorudur — bu tanıma göre yaratıcı olmayan bir şey neye benzer?

Karar sınaması tanımı soyut tartışmaya sokmadan ölçer: elindeki gerçek bir işe uygulandığında evet ya da hayır çıkıyor mu, yoksa her seferinde yeni bir yorum mu gerekiyor?

Olguların tamamında anlaşan iki kişi hâlâ anlaşamıyorsa çarpışan şey tanımlardır ve çözüm tartışmayı kazanmak değil, iki ölçütü de yazıya dökmektir.

Bu akademi dört ekseni birlikte tutan bir çalışma tanımı kullanıyor — üretmek, özgünleştirmek, değerlendirmek ve iyileştirmek — ve bunu doğru olduğu için değil, dördü de öğretilebildiği için seçiyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste tanımların farklılaştığını gördün ve farkın nerede olduğunu sormadık.

Oysa tanımlar sonsuz çeşitlilikte değil. Birbirinden ayrılan tanımların çoğu aynı küçük ölçüt kümesine yaslanıyor ve yalnız o ölçütlere verdikleri ağırlıkta ayrışıyor.

Sıradaki ders o ölçütleri tek tek açıyor: özgünlük, uygunluk ve değer.

Üçünün birlikte ele alınmasının bir sebebi var. Tek başına özgünlük hiçbir işe yaramıyor, çünkü daha önce yapılmamış sayısız şey işe yaramaz olduğu için yapılmamış durumda. Uygunluk tek başına alınırsa da geriye yalnız zaten yapılan şeyler kalıyor.

Asıl mesele üçünün her zaman aynı yöne bakmaması. Bir iş özgün olup uygun olmayabiliyor ve sıradaki derste bu gerilimin nasıl okunacağını çalışacaksın.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.