Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kök defteri, kullanım listesinin yanına açılan ikinci sütundur ve her satıra o kullanımı mümkün kılan tek özellik yazılır; bir satıra iki özellik girmez, çünkü iki özellik yazıldığında hangisinin taşıdığı sınanmamış kalır ve sayım yapılamaz.
Kök çakışması, iki kullanımın defterde aynı özelliğe bağlanmasıdır ve çakışan kullanımlar listeden silinmez; değişen şey yalnızca sayımdır. Kök sayısı ise listedeki farklı özelliklerin sayısıdır ve bu derste bakılan tek sayı odur; yönü tektir, yükseldikçe listede daha fazla ayrı yerden bakılmış olur.
Bir kökün ne kadar geniş yazılacağının ölçütü şudur: o kökü taşıyan ikinci bir nesnenin adı söylenebilmeli. Ad söylenemiyorsa kök fazla dar yazılmıştır ve nesnenin tarifine dönüşmüştür; ad söylenip kullanım denendiğinde bozuluyorsa kök fazla geniştir.
İlişki kökü, kullanımın nesnenin fiziksel özelliğinden değil bulunduğu yerle ilişkisinden çıkmasıdır ve bu kökler gerçektir ama nesneyle birlikte taşınmaz. Kör kök ise özellik listesinde bulunup defterde hiç geçmeyen özelliktir ve üzerinde en az çalışılmış yerdir.
Ölçütün kendi yanılma yeri de bellidir: aynı köke bağlanan iki kullanım farklı bir ölçekte çalışıyorsa ikisi de kalır ve kök ikiye ayrılır. Bu soru sorulmadığında sayım gerçekten farklı iki kullanımı tek eder.
Açılış sahnesi
Bir masada tel bir elbise askısı duruyor ve yanında sekiz dakikada yazılmış bir liste var. Listede on sekiz kullanım yazıyor.
Listeyi yazan kişi sayıdan memnun, çünkü önceki denemesinde on maddede durmuştu ve bu kez on sekize çıkmış.
Sonra listeye ikinci bir sütun ekleniyor ve her satıra tek bir soru soruluyor: bu kullanım askının hangi tek özelliği sayesinde iş görüyor?
Sütun doldurulmaya başlanıyor. Elbise asmak, perde asmak, çelenk asmak, ıslak montu kapı üstüne asmak, çanta asmak — beş satırın karşısına da aynı şey yazılıyor, kancalı ucu.
Sonraki altı satır da birbirine bağlanıyor. Teli açıp tıkalı gidere sokmak, fırının arkasına düşen bir şeyi çekmek, kalorifer aralığındaki tozu almak, koltuk altına kaçan anahtarı çıkarmak, tavandaki örümcek ağını almak, fidanı sırığa bağlamak. Altısının karşısında da tek bir şey var, ince telin bükülüp uzayabilmesi.
On sekiz satır bitiyor ve ikinci sütunda yalnızca dört ayrı şey yazıyor.
Liste uzundu. Ama o liste boyunca nesneye yalnızca dört yerden bakılmıştı.
Bu laboratuvar tam olarak o ikinci sütunu kuruyor.
Bu derste ne olacak
Bu ders bir fikir üretme tekniği öğretmiyor ve listeyi uzatmanın yollarını anlatmıyor; elinde zaten bir liste olduğunu varsayıp onu ölçüyor.
Önce kullanım listesinin yanına açılan ikinci sütunu kuracağız ve her kullanımın tek bir özelliğe bağlanması ne demek, onu göreceğiz.
Sonra aynı özelliğe bağlanan iki kullanımın sayımda niye tek ettiğini konuşacağız; buradan listenin uzunluğunun yerine geçen tek bir sayı çıkıyor.
Ardından o özelliğin ne kadar geniş yazılacağını ayarlayacağız, çünkü aynı liste geniş yazılmış bir özellikle bambaşka bir sonuç veriyor.
Sonra iki özel duruma bakacağız: nesnenin kendisinden değil bulunduğu yerden gelen kullanımlar ve hiçbir kullanıma bağlanmamış boş kalan özellikler.
Son olarak bu ölçütün nerede yanılttığını söyleyeceğiz, çünkü hiçbir şeyi elemeyen bir ölçüt işe yaramaz ve fazla eleyen bir ölçüt gerçekten farklı iki kullanımı tek eder.
Bir sınır: Seviye 0 laboratuvarında tek bir nesneden on kullanım çıkarmıştın ve oradaki iş listeyi uzatmaktı. Burada iş listeyi uzatmak değil, uzayan listenin gerçekten çeşitlenip çeşitlenmediğine bakmak. Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç işlemi elle tutulur kılmak.
Sıfır noktası — uzun liste, kısa düşünce
Bir kullanım listesinin uzunluğu ile o listede kaç ayrı yerden bakıldığı iki ayrı şeydir ve biri ötekinin yerine geçmez.
Beşinci modülde bir işlevi mümkün kılan tek özelliğe sorumlu özellik demiştik ve onu bulmanın yolunu orada görmüştün. Bu laboratuvarda yeni olan şey kavram değil, kavramın tek tek her satıra uygulanması.
Bir satıra iki özellik yazmak isteyeceksin ve kural bunu engelliyor. Sebebi şu: iki özellik yazılabiliyorsa hangisinin taşıdığı belirsiz kalıyor ve sayım yapılamıyor.
Hangisinin taşıdığını bulmanın yolu da tahmin değil. O özelliği taşımayan ama diğer her şeyi benzeyen bir nesne bul ve kullanımı onunla dene; kullanım bozuluyorsa doğru özelliği yazmışsın demektir.
Mekanizma — çakışma ve kök sayısı
Defter dolduğunda asıl işlem başlıyor ve işlem bir eleme.
Çakışan kullanımlar silinmiyor. Liste olduğu gibi duruyor ve değişen şey yalnızca sayım. Beş asma kullanımının beşi de gerçek kullanım; beşi birden tek bir kancadan geldiği için beş fikir değil bir fikir.
Bu derste bakılan tek sayı kök sayısıdır ve yönü tektir: yükseldikçe listede daha fazla ayrı yerden bakılmış olur. Çakışma bir puan değil, kök sayısını hesaplarken yapılan bir işlem; ayrıca sayılmaz ve kendi başına bir yön taşımaz.
Buradaki fark önemli. Birinci turda soru "başka ne yapılabilir" idi ve o soru insanı zaten açılmış köklerin etrafında dolaştırıyor. İkinci turda soru "hangi özelliğe hiç bakılmadı" oldu ve bu soru listeyi başka bir yere itiyor.
Usta katmanı — kökün genişliği, ilişki kökü ve kör kök
Kök sayısı tek başına güvenilir değil, çünkü aynı liste kökler nasıl yazıldığına göre farklı sayılar veriyor.
Bir kökü çok geniş yazarsan gerçekten ayrı iki kullanım tek sayıya düşüyor. Tel askı için "metal olması" yazdığında hem ısıya dayanan kullanımlar hem bükülen kullanımlar aynı kökte toplanıyor ve ikisi aynı şey değil.
Bir kökü çok dar yazarsan tek bir fikir birkaç köke bölünüyor. "Seksen santimlik düz tel olması" bir kök değil, nesnenin tarifi; o kadar dar yazılmış bir kökü taşıyan ikinci bir nesne yok.
Ayarın ölçütü şu: kökü, o kökü taşıyan ikinci bir nesnenin adını söyleyebileceğin genişlikte yaz. İkinci nesneyi söyleyemiyorsan kök fazla dar. İkinci nesneyi söyleyip kullanımı denediğinde kullanım bozuluyorsa kök fazla geniş.
İlişki kökünün bir özelliği var ve bilinmesi gerekiyor: bu kökler nesneyle birlikte taşınmıyor. Bir depoda bedava olan bir şey başka bir yerde bedava değil ve o köke dayanan kullanım orada çalışmıyor.
Kör kökü bulmanın yolu defteri ters okumak. Önce nesnenin özelliklerini yaz, sonra defterde hangi özelliğin hiç geçmediğine bak. Geçmeyen özellik bir eksiklik değil, bir adres.
Ölçüt neyi eler, nerede yanıltır
Bu ölçütün elediği şey belli ve tek tek yazılabilir. Elemek burada satırı silmek değil, satırı sayımdan düşürmek demek.
Kök çakışması sayımı, aynı özellikten türeyen kullanımları eler; asma kullanımlarının beşini bire indirir. Kök genişliği ayarı, nesnenin tarifi hâline gelmiş sahte kökleri eler; ikinci bir nesne adı söylenemeyen kök defterde kalmaz. İlişki kökü işareti, listenin taşınamayan kısmını ayırır; bir başka yere verildiğinde çalışmayacak kullanımları önceden gösterir. Kör kök okuması ise hiçbir şeyi elemez, yalnızca nereye bakılmadığını söyler.
Şimdi ölçütün yanıldığı yer. Aynı köke bağlanan iki kullanım her zaman tek fikir değildir ve ölçüt bunu elemekle hata yapabilir. İki kullanım aynı özellikten çıkıyor ama biri o özelliği nesnenin bir ucunda, öteki bütün gövdesinde kullanıyorsa aradaki fark gerçektir; sayım bunu görmez.
Bunun bir çaresi var ve basit. Çakışan iki kullanımı silmeden önce sor: bu iki kullanım aynı köke bağlı olsa da farklı bir ölçekte mi çalışıyor? Cevap evetse ikisi de kalır ve kök ikiye ayrılır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlışUzun listenin çeşitli liste demek olduğu sanılır.
On sekiz kullanımın dört özellikten gelmesi mümkündür ve bu durumda liste uzundur, bakış dardır. Ölçülecek şey satır sayısı değil, satırların dayandığı farklı özelliklerin sayısıdır.
Yaygın yanlışÇakışan kullanımların listeden silinmesi gerektiği düşünülür.
Silinmez; beş asma kullanımının beşi de gerçek kullanımdır ve hepsi listede kalır. Değişen tek şey sayımdır, çünkü beşi birden nesneye aynı yerden bakmaktadır.
Yaygın yanlışKökün nasıl yazıldığının önemsiz olduğu sanılır.
Aynı liste, kökler geniş yazıldığında düşük, dar yazıldığında yüksek bir sayı verir ve iki sayı da güvenilmezdir. Ayarın ölçütü, o kökü taşıyan ikinci bir nesnenin adını söyleyebilmektir.
Yaygın yanlışNesnenin bulunduğu yerden gelen kullanımların sayılmayacağı düşünülür.
Bedava olmak, elde çok bulunmak ve zaten atılacak olmak gerçek köklerdir ve gerçek kullanımlar üretirler. Yalnız bir farkları vardır, nesneyle birlikte taşınmazlar; bu yüzden ayrı işaretlenirler.
Yaygın yanlışKök sayısını yükseltmenin bu egzersizin amacı olduğu sanılır.
Sayı bir hedef değil, aynı listeye ikinci kez bakmayı sağlayan bir aynadır; hedefe çevrildiğinde kökler daralır ve elde kalan şey çeşitlilik ölçüsü değil nesnenin parça parça tarifi olur.
Aklında kalsın
Kök defteri, kullanım listesinin yanına açılan ikinci sütundur ve her satıra o kullanımı mümkün kılan tek özellik yazılır; bir satıra iki özellik girmez, çünkü iki özellik yazıldığında hangisinin taşıdığı sınanmamış kalır ve sayım yapılamaz.
Kök çakışması, iki kullanımın defterde aynı özelliğe bağlanmasıdır ve çakışan kullanımlar listeden silinmez; değişen şey yalnızca sayımdır. Kök sayısı ise listedeki farklı özelliklerin sayısıdır ve bu derste bakılan tek sayı odur; yönü tektir, yükseldikçe listede daha fazla ayrı yerden bakılmış olur.
Bir kökün ne kadar geniş yazılacağının ölçütü şudur: o kökü taşıyan ikinci bir nesnenin adı söylenebilmeli. Ad söylenemiyorsa kök fazla dar yazılmıştır ve nesnenin tarifine dönüşmüştür; ad söylenip kullanım denendiğinde bozuluyorsa kök fazla geniştir.
İlişki kökü, kullanımın nesnenin fiziksel özelliğinden değil bulunduğu yerle ilişkisinden çıkmasıdır ve bu kökler gerçektir ama nesneyle birlikte taşınmaz. Kör kök ise özellik listesinde bulunup defterde hiç geçmeyen özelliktir ve üzerinde en az çalışılmış yerdir.
Ölçütün kendi yanılma yeri de bellidir: aynı köke bağlanan iki kullanım farklı bir ölçekte çalışıyorsa ikisi de kalır ve kök ikiye ayrılır. Bu soru sorulmadığında sayım gerçekten farklı iki kullanımı tek eder.
Sonraki derse köprü
Bu laboratuvarda nesne sabitti ve ölçtüğümüz şey ondan çıkan kullanımların kaç ayrı özellikten geldiğiydi. Nesnenin adı bir kullanım kümesini önceden getiriyordu ve defter o kümenin dışına çıkıp çıkmadığımızı gösteriyordu.
Sıradaki laboratuvarda ortada bir nesne olmayacak, bir problem cümlesi olacak. Orada da önceden gelen bir şey var, ama gelen şey nesnenin adı değil problemin ilk söylenmiş hâli.
Dördüncü modülde bir problem cümlesinin içine çözümün nasıl sızdığını ve ilk söylenen cümlenin bir daha tartışılmadan yerleştiğini görmüştün. Sıradaki laboratuvar, Gündelik bir problemi yeniden tanımlama, o cümleyi elle açıp yeniden yazdırıyor.
Bugünkü işlem orada da işine yarayacak. Bir nesnenin adı yerine özelliklerine bakmakla, bir problemin ilk cümlesi yerine altındaki duruma bakmak aynı hamlenin iki ayrı yerdeki hâli; ikisinde de önce gelen şey kenara alınıyor ve arkasında ne kaldığına bakılıyor.