İçeriğe geç

S0-M03-D03·Yaratıcı kimlik

Yargılanma korkusu

sıfırdan ileri1.985 kelime13 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Yargılanma korkusu mantıksız değildir; yargı gerçektir ve korkuya yersiz demek kişiyi kendi gözlemine aykırı bir şeye ikna etmeye çalışmaktır.

Üretmek ile göstermek iki ayrı karardır ve zincirin ortası yanlıştır: yapmak göstermeyi gerektirmez.

Seyirci genellemesi tek bir örneğe dayanır ve o örnek genellikle kendi kuralları olan dar bir ortamdan gelir; bir sınıf bütün insanları temsil etmez.

Göstermek ikili bir seçim değildir: yalnız sen, güvenilen tek kişi, küçük grup, tanımadık çevre ve açık paylaşım arasında en az beş basamak vardır ve her birinin işi farklıdır.

Göstermemenin de bir maliyeti vardır ve görünmez olmasının sebebi küçük olması değil, hiç yaşanmayan bir olay olmasıdır.

Açılış sahnesi

Birinin çekmecesinde on iki defter var ve hiçbiri açılmamış.

Yıllardır yazıyor. Kimse okumadı, kimse bilmiyor ve kimseye söylemedi.

Şimdi ona neden göstermediğini sorsak cevabı hazır: henüz hazır değil.

Ama bir şeyi fark edelim. On iki defter, on iki yıl demek ve on iki yıl bir şeyi hazırlamak için epeyce uzun bir süre. Burada bekleyen bir metin yok; bekleyen bir karar var.

Şimdi ikinci bir kişiye bakalım. O da yazıyor ve o da göstermiyor. Aradaki fark şu: ikincisi hiç yazmıyor.

Çünkü ikincisi bir adım öteye geçmiş durumda. Gösterme korkusu ona ulaşmadan önce üretmeyi durdurmuş; yazmadığı için gösterilecek bir şey de yok ve korku hiç sınanmıyor.

İki kişi de aynı korkuyu taşıyor. Ama biri hâlâ üretiyor, diğeri üretmiyor.

Aradaki fark cesaret değil. Fark, iki ayrı kararı ayrı tutup tutmadıkları.

Bu ders o iki kararı ayırıyor.

Bu derste ne olacak

Önce korkunun mantıklı tarafını teslim edeceğiz. Bu ders sana "korkma" demeyecek, çünkü yargılanmak gerçek bir şey ve bazı ortamlarda gerçek bir bedeli var.

Sonra asıl ayrımı yapacağız: üretmek ile göstermek iki ayrı karar ve ikincinin korkusu birinciyi durduruyor.

Ardından en yaygın çarpıtmaya bakacağız. Tek bir kişinin ya da tek bir ortamın yargısı, nasıl oluyor da bütün seyirciyi temsil eder hâle geliyor?

Sonra seyirci ölçeğini açacağız. "Herkese göster ya da hiç gösterme" bir seçim değil; arada en az dört basamak var.

Son olarak hiç sayılmayan tarafa geleceğiz: göstermemenin de bir maliyeti var ve o maliyet hesaba hiç girmiyor.

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ayrımı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Önce dürüst olalım, çünkü bu dersin işe yaraması buna bağlı.

Yargılanma korkusu mantıksız değil. İnsanlar gerçekten yargılıyor, bazı yorumlar gerçekten kırıcı ve bazı ortamlarda görünür olmanın gerçek bir bedeli var. Bir işi ortaya koyduğunda beğenilmeme ihtimali hayali bir tehlike değil.

Korkuya "yersiz" demek, kişiyi kendi gözlemine aykırı bir şeye ikna etmeye çalışmaktır ve o ikna hiçbir zaman tutmaz.

Sorun korkunun kendisi değil. Sorun, korkunun yanlış yere bağlanması.

Bu ayrım basit görünüyor ve pratikte neredeyse hiç yapılmıyor. Çoğu kişi ikisini tek bir karar gibi taşıyor: "bunu yaparsam göstermem gerekir, göstermek istemiyorum, o hâlde yapmayayım."

Zincirin ortası yanlış. Yapmak göstermeyi gerektirmiyor.

Mekanizma — genelleme ve seyirci ölçeği

Şimdi korkunun nasıl büyüdüğüne bakalım, çünkü büyüme biçimi belli bir kalıbı izliyor.

Bu, önceki derste gördüğümüz kapsam kaymasının kardeşi. Orada bir görev bütün bir alana genişliyordu; burada bir seyirci bütün bir dünyaya genişliyor.

Genellemenin sinsi yanı şu: genellikle tek bir örneğe dayanıyor ve o örnek de çoğu zaman özel bir ortamdan geliyor. Bir sınıf, bir aile masası ya da bir toplantı; üçü de kendi kuralları olan dar ortamlar ve hiçbiri bütün insanları temsil etmiyor.

Şimdi en kullanışlı parçaya geliyoruz.

Çoğu kişi göstermeyi ikili bir seçim gibi düşünüyor: ya kimseye göstermezsin ya da herkese açarsın. Bu bir yanlış ikilem ve arada en az dört basamak var.

Basamaklar şöyle sıralanıyor. En altta yalnız sen varsın. Bir üstünde güvendiğin tek bir kişi. Onun üstünde aynı işi yapan küçük bir grup. Sonra ilgili ama tanımadığın bir çevre. En üstte ise açık paylaşım.

Her basamağın kendi işi var. Tek kişi cesaret için, küçük grup teknik geri bildirim için, tanımadık çevre gerçek tepki için, açık paylaşım ise ulaşmak için.

Basamakları karıştırmak, yanlış basamaktan yanlış şeyi beklemeye yol açıyor. Tanıdıklardan gerçek tepki beklersen kırılırsın, çünkü onlar seni koruyacaktır; tanımadıklardan cesaret beklersen kırılırsın, çünkü onların böyle bir görevi yok.

Usta katmanı — iki maliyet ve dozaj

Şimdi hiç sayılmayan tarafa geliyoruz.

Göstermenin bir maliyeti var ve o maliyet hep hesaplanıyor: kötü yorum, kıyaslama, mahcubiyet. Bu hesap yapılıyor ve genellikle doğru yapılıyor.

Göstermemenin de bir maliyeti var ve o hiç hesaplanmıyor.

Neler kaybediliyor? Geri bildirim kaybediliyor ve onsuz aynı hatayı yıllarca tekrar ediyorsun. Bağlantı kaybediliyor: aynı işi yapan insanları hiç bulamıyorsun. Bitirme kaybediliyor, çünkü hiçbir işin son yüzde onu gösterilmeyecekse yapılmıyor. Ve zamanla motivasyon kaybediliyor, çünkü hiç kimseye ulaşmayan bir üretim uzun süre kendini besleyemiyor.

Şimdi ayrımı netleştirelim, çünkü burası kolayca haksızlığa dönüşebilir.

Kendisi için üreten ve bundan memnun olan biri hiçbir şey yapmıyor değil; gayet iyi bir şey yapıyor ve bu ders ona bir eksiklik atfetmiyor. Ayırt edici işaret memnuniyet: kişi durumundan memnunsa ortada çözülecek bir sorun yok.

İşaret şu üç şey birden göründüğünde değişiyor: bitirilen iş yok, ilerleme hissi yok ve göstermek düşünüldüğünde bir sıkışma var. Üçü birlikteyse mesele tercih değil.

Buradan pratik çıktıya geliyoruz ve çözüm cesaret değil dozaj.

Korkuyu yenmeye çalışma; basamağı küçült. Bir sonraki basamak her zaman bir öncekinden yalnız bir adım uzakta olmalı ve o adım, atılabilecek kadar küçük olmalı.

Son olarak dersin sınırını çizelim.

Bu ders bir çalışma düzeni öneriyor; bir ruh sağlığı yaklaşımı sunmuyor. Başkalarının önünde bulunma korkusu yalnız işini göstermekle ilgili değilse ve gündelik yaşamı sürekli biçimde zorluyorsa, doğru adres bu akademi değildir ve bunu söylemek dersin görevidir.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışYargılanma korkusunun mantıksız olduğu sanılır.
Doğrusu

Değildir; insanlar gerçekten yargılar ve bazı ortamlarda görünür olmanın gerçek bir bedeli vardır. Korkuya yersiz demek kişiyi kendi gözlemine aykırı bir şeye ikna etmeye çalışmaktır ve o ikna tutmaz.

Yaygın yanlışÜretmenin göstermeyi gerektirdiği düşünülür.
Doğrusu

Gerektirmez ve bu zincirin ortası yanlıştır. Yıllarca üretip hiç göstermemek gayet mümkündür; asıl kayıp, göstermenin korkusunun üretmeyi durdurmasıdır.

Yaygın yanlış"Hazır olunca göstereceğim" cümlesinin bir plan olduğu sanılır.
Doğrusu

Ölçütü olmayan bir eşik hiçbir zaman geçilmez ve o cümle çoğu zaman tarihi sürekli ertelenen bir karardır. Plan olan şey basamağı ve tarihi belli olandır.

Yaygın yanlışGöstermemenin bedelsiz olduğu düşünülür.
Doğrusu

Bedeli vardır ama görünmez, çünkü kaybedilen şey hiç yaşanmayan bir olaydır: alınmayan geri bildirim, kurulmayan bağlantı, bitirilmeyen iş ve zamanla sönen motivasyon.

Aklında kalsın

Yargılanma korkusu mantıksız değildir; yargı gerçektir ve korkuya yersiz demek kişiyi kendi gözlemine aykırı bir şeye ikna etmeye çalışmaktır.

Üretmek ile göstermek iki ayrı karardır ve zincirin ortası yanlıştır: yapmak göstermeyi gerektirmez.

Seyirci genellemesi tek bir örneğe dayanır ve o örnek genellikle kendi kuralları olan dar bir ortamdan gelir; bir sınıf bütün insanları temsil etmez.

Göstermek ikili bir seçim değildir: yalnız sen, güvenilen tek kişi, küçük grup, tanımadık çevre ve açık paylaşım arasında en az beş basamak vardır ve her birinin işi farklıdır.

Göstermemenin de bir maliyeti vardır ve görünmez olmasının sebebi küçük olması değil, hiç yaşanmayan bir olay olmasıdır.

Sonraki derse köprü

Bu derste korkunun adresini dışarıya bağladık: başkasının bakışı, başkasının yorumu, başkasının odası.

Ama bir soru duruyor. Diyelim ki gösterdin ve iş tutmadı; diyelim ki denedin ve olmadı. O zaman ne oluyor?

Sıradaki ders tam oraya bakıyor. Hata yapmanın ne olduğunu, hangi hatanın öğrettiğini ve hangisinin öğretmediğini göreceğiz. Bir de şunu ayıracağız: "hata yapmaktan korkmuyorum" demek ile hata yapmaya gerçekten izin vermek aynı şey değil ve ikisi arasındaki fark, bir denemeyi baştan nasıl kurduğunda saklı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.