İçeriğe geç

S0-M02-D06·Yaratıcılıkla tanışma

Toplumsal yaratıcılık

sıfırdan ileri1.974 kelime14 yaratıcı örnek2 karşı örnek≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Ortak problem, bireysel problemin büyük hâli değildir: fark eden, karar veren ve sonucu yaşayan farklı insanlardır ve sahiplik dağılmıştır.

Ortak alanda hamleye beşinci bir koşul eklenir — sonucu senin dışındaki insanlar taşır ve etkilenen sayısı karar veren sayısından her zaman fazladır.

İyi niyet gereklidir ama yeterli değildir; problemi dışarıdan tanımlamak, çözümü hazır getirmek ve sonucu kendi ölçütünle ölçmek en sık üç hatadır.

En değerli kaynak yerinde bilgidir ve ankete yakalanmaz, çünkü anket senin bildiğin soruları sorar.

Devir planı olmayan bir müdahale iyi çalışsa bile geçicidir; ortak alandaki çoğu girişim kötü olduğu için değil sahipsiz kaldığı için biter.

Açılış sahnesi

Bir mahallede küçük bir park var ve kimse kullanmıyor. Banklar boş, çocuk oyun alanı sessiz, akşamüstü kimse oturmuyor.

Bir grup gönüllü toplanıyor ve iyi bir iş yapmak istiyor. Parkı boyuyorlar, yeni banklar koyuyorlar, çiçek ekiyorlar ve bir hafta sonu emek harcıyorlar.

Park gerçekten güzelleşiyor.

Üç ay sonra park yine boş.

Şimdi durup soralım: neyi kaçırdılar?

Gönüllüler parkın çirkin olduğunu varsaydılar ve o varsayımla çalıştılar. Oysa parkı kullanmayan insanlara sorulsaydı başka bir şey duyulacaktı: akşamüstü orası gölgede kalıyor ve soğuk oluyor, tek giriş ana caddeye açılıyor ve küçük çocuklu aileler çekiniyor, en yakın oturan komşular parkı gençlerin geç saatte kullandığını düşünüyor.

Boya bunların hiçbirine dokunmuyor.

Aradaki fark çabada değil. Fark, problemi kimin tanımladığında.

Bu ders hamlenin ortak alana çıktığında ne kazandığını ve neyi zorunlu kıldığını gösteriyor.

Bu derste ne olacak

Önce ortak problemin ne olduğunu tanımlayacağız. Sahibi tek bir kişi olmayan bir problem, bireysel bir problemin büyük hâli değil; başka türden bir şey.

Sonra hamleye eklenen beşinci koşula geleceğiz. Bireysel hamlede sonucu sen taşırsın; ortak alanda sonucu senin dışındaki insanlar taşır ve bu her şeyi değiştirir.

Ardından en yaygın hataya bakacağız: iyi niyetin yeterli olduğu varsayımı. İyi niyet gereklidir ama sonucu garanti etmez.

Sonra en değerli kaynağa geleceğiz. Bir problemi en iyi bilen kişi, o problemin içinde yaşayan kişidir ve bu bilgi hiçbir raporda durmaz.

Son olarak en çok atlanan soruya bakacağız: sen gittikten sonra ne oluyor?

Aşağıdaki örnekler kurgudur; amaç ayrımı elle tutulur kılmak.

Sıfır noktası

Şimdiye kadar hamleyi hep tek bir kişinin elinde izledik: kendi gününde, kendi işinde, kendi çerçevesinde. Ortak alanda bu yapı bozuluyor ve bozulmanın sebebi ölçek değil, sahiplik.

Bireysel bir problemde karar zinciri kısadır: fark edersin, denersin, sonucunu görürsün. Ortak problemde zincir uzar, çünkü fark eden kişi, karar veren kişi ve sonucu yaşayan kişi çoğu zaman farklı insanlardır.

Mekanizma — iyi niyet, yerinde bilgi ve küçük müdahale

Şimdi en yaygın hataya geliyoruz ve bu hatanın kötü niyetle hiçbir ilgisi yok.

Açılıştaki park bunun tam örneği. Gönüllüler doğru bir şey fark ettiler, gerçekten emek harcadılar ve sonuç değişmedi. Çünkü fark ettikleri şey kendi gözlemleriydi, orada yaşayanların gözlemi değil.

Bu yanılgının üç tipik biçimi var ve üçü de sık görülüyor.

Birincisi problemi dışarıdan tanımlamak. "Buranın sorunu şu" cümlesini orada yaşamayan biri kurduğunda, cümle çoğu zaman doğrudur ama eksiktir; görülen şey gerçekten oradadır, yalnız en önemli şey değildir. Parkın çirkin olması doğru bir gözlemdi ve parkın boş kalmasının sebebi değildi.

İkincisi çözümü hazır getirmek. Bir gruba "sizin için şunu yapmayı düşünüyoruz, ne dersiniz" diye gidildiğinde sorulan şey aslında bir soru değil bir onaydır ve insanlar genellikle onay verir, çünkü emek harcayan birini kırmak istemezler. Gerçek soru çözümden önce sorulur ve şöyle görünür: burada işleyen ne, işlemeyen ne?

Üçüncüsü sonucu kendi ölçütünle ölçmek. Müdahaleden sonra "çok daha güzel oldu" demek bir değerlendirme değil bir beğeni bildirimidir; işe yarayıp yaramadığını söyleyen tek şey etkilenenlerin davranışıdır. Park doldu mu, kütüphaneye giren sayısı arttı mı, o alanı daha önce kullanmayan biri kullanmaya başladı mı?

Üçünün ortak yanı şu: hepsi hamlenin adımlarını doğru sırayla yapıyor ama yanlış kişinin gözünden yapıyor.

Şimdi en değerli kaynağa geliyoruz.

Bu bilgiye ulaşmanın yolu anket değil. Anket bildiğin soruları sorar; yerinde bilgi ise bilmediğin soruların cevabıdır ve ancak açık uçlu bir konuşmayla çıkar.

Usta katmanı — zarar, güç ve devir

Şimdi dersin en ağır kısmına geliyoruz, çünkü ortak alanda bir hamle yalnız işe yaramamakla kalmıyor; zarar da verebiliyor.

Zararın en sık biçimi, bir grubun ihtiyacını çözerken başka bir grubun kullanımını kapatmak. Ve bu genellikle fark edilmiyor, çünkü kapatılan grup zaten görünmeyen gruptur.

Buradan güç meselesine geliyoruz ve bu, sorulacak en zor sorulardan biri.

Bir konuşmaya kimin katıldığı, kimin katılmadığı kadar önemli değil. Toplantıya gelenler genellikle gelebilenlerdir: mesai saatinde boş olanlar, ulaşımı olanlar, konuşmakta rahat olanlar. Katılım listesi çoğu zaman mahallenin değil, mahallenin bir diliminin listesidir.

Bunun pratik karşılığı da basit ve bir kez alışıldığında zahmetsiz. Bir toplantı ya da çalışma kurarken üç şeyi ayrı ayrı sor: duyuru bu insanların gerçekten baktığı yerde mi, saat onların boş olduğu saat mi ve mekâna herkes girebiliyor mu? Üçü de sağlanmadığında gelen grup mahalleyi değil, mahallenin belirli bir dilimini temsil eder ve o dilim genellikle zaten sesi çıkan dilimdir.

Bir de daha zor bir soru var: kim gelmedi? Bu soru katılım listesine bakarak cevaplanamaz, çünkü listede olmayanlar görünmez. Cevabı bulmanın tek yolu, gelmesi beklenen ama gelmeyen bir grubu düşünüp doğrudan onlara gitmek.

Son olarak en çok atlanan soruya geliyoruz.

Ortak alandaki çoğu iyi girişim, kötü olduğu için değil sahipsiz kaldığı için bitiyor. Boyanan duvar yeniden kirleniyor, kurulan grup dağılıyor, açılan alan kapanıyor.

Buradan dersin pratik sonucuna geliyoruz. Ortak alanda hamle yapmak isteyen biri için üç soru, çözümü düşünmeden önce sorulmalı: bu problemi kim yaşıyor, o kişiler bu konuşmada var mı ve ben çekildiğimde ne oluyor?

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlışİyi niyetin sonucu garanti ettiği sanılır.
Doğrusu

Etmez ve bu ders boyunca gördüğümüz her örnek iyi niyetliydi. Niyet hamlenin yalnız birinci adımını açar; problemi doğru tanımlamak, seçenek üretmek ve sonucu etkilenenlerin ölçütüyle ölçmek ayrı işlerdir.

Yaygın yanlışOrtak problemin bireysel problemin büyük hâli olduğu düşünülür.
Doğrusu

Değildir ve fark ölçekte değil sahipliktedir. Bireysel problemde fark eden, karar veren ve sonucu yaşayan aynı kişidir; ortak problemde üçü farklı insanlardır ve zincir uzadıkça hata olasılığı artar.

Yaygın yanlışAnket yapmanın katılım sağladığı sanılır.
Doğrusu

Sağlamaz. Anket senin bildiğin soruları sorar ve yerinde bilgi tam da bilmediğin soruların cevabıdır; ayrıca sorulan şey bir karara dönüşmediğinde geriye yalnız bir rapor ve azalmış bir güven kalır.

Yaygın yanlışKapıyı herkese açık bırakmanın kapsayıcılık olduğu düşünülür.
Doğrusu

Olmaz. Gelebilenler mesai saatinde boş olanlar, ulaşımı olanlar ve konuşmakta rahat olanlardır; katılımı belirleyen şey davetin varlığı değil, gelmenin koşullarıdır.

Aklında kalsın

Ortak problem, bireysel problemin büyük hâli değildir: fark eden, karar veren ve sonucu yaşayan farklı insanlardır ve sahiplik dağılmıştır.

Ortak alanda hamleye beşinci bir koşul eklenir — sonucu senin dışındaki insanlar taşır ve etkilenen sayısı karar veren sayısından her zaman fazladır.

İyi niyet gereklidir ama yeterli değildir; problemi dışarıdan tanımlamak, çözümü hazır getirmek ve sonucu kendi ölçütünle ölçmek en sık üç hatadır.

En değerli kaynak yerinde bilgidir ve ankete yakalanmaz, çünkü anket senin bildiğin soruları sorar.

Devir planı olmayan bir müdahale iyi çalışsa bile geçicidir; ortak alandaki çoğu girişim kötü olduğu için değil sahipsiz kaldığı için biter.

Sonraki derse köprü

Bu modülde yaratıcılığın nerede olduğunu aradık ve her yerde bulduk: bir tuvalde, bir çizelgede, bir mutfakta, bir eczanede ve bir mahallede. Hamle aynı, alan değişiyor.

Ama bir engel var ve o hiçbir alanda değil, kişinin kendisinde.

Sıradaki modül oraya bakıyor ve ilk dersi en yaygın cümleyle başlıyor: "ben yaratıcı değilim". Bu cümle bir gözlem gibi söyleniyor ama bir gözlem değil; bir sonuç ve nereden geldiği çoğu zaman hatırlanmıyor. Cümlenin altında ne olduğunu, ne zaman kurulduğunu ve neden bu kadar dayanıklı olduğunu göreceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.