Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Bir anket sorusu bir ölçüm aracıdır ve sözcükleri, biçimi ve formdaki yeri neyi ölçtüğünü belirler.
- Kapalı uçlu sorular kolay karşılaştırılır ama seçenekleri araştırmacının öngörüsüyle sınırlıdır.
- Açık uçlu sorular beklenmedik cevapları yakalar ama kodlanması zordur ve boş kalabilir.
- Çift namlulu bir sorudan gelen cevap, hangi konuya verildiği bilinmediği için yorumlanamaz.
- Filtre sorular, katılımcıları kendilerini ilgilendirmeyen sorulara cevap vermekten korur.
- Sıra etkisi, önceki soruların sonraki cevapları kendi yönlerine çekmesidir.
- Soyut sorular tutumları, somut sorular davranışları ölçer ve iyi bir form ikisini birlikte kullanır.
Açılış sahnesi
Anket formunun ilk taslağı iki sayfa. Öğrenci onu yazdırıp kantinde üç arkadaşına veriyor ve doldurmalarını istiyor. Arkadaşlar formu büyükanneymiş gibi dolduracak, sonra ne düşündüklerini söyleyecek.
İlk arkadaş bir soruda takılıyor: "Torununuza bakmak sizi yoruyor ve üzüyor mu?" "Yoruyor ama üzmüyor," diyor, "hangi kutuyu işaretleyeceğim?" İkinci arkadaş başka bir soruya itiraz ediyor: "Torununuza bakmanın size getirdiği yükü nasıl değerlendirirsiniz?" "Yük sözcüğü cevabı baştan veriyor," diyor. "Belki bana hiç yük gibi gelmiyor." Üçüncü arkadaş formun sırasına dikkat çekiyor. Form önce kadınların sağlık sorunlarını, bel ağrılarını, uykusuzluğu soruyor, hemen ardından "Genel olarak torun bakımından ne kadar memnunsunuz?" diye soruyor. "Az önce bana bütün ağrılarımı hatırlattın," diyor arkadaşı, "şimdi memnuniyetimi mi soruyorsun?"
Öğrenci formun en sonundaki açık bir soruya bakıyor: "Eklemek istediğiniz bir şey var mı?" Üç arkadaş da bu soruyu boş bırakmış. Ama kantinde çay içerken, formda sorulmayan pek çok şeyi uzun uzun anlatıyorlar.
Bu derste ne olacak
Kantindeki üç arkadaş ve iki sayfalık form, dersin kurgusu içinde kurulmuş bir deneme okuması. Bir sorunun nasıl sorulduğunun cevabı değiştirebileceğini ise anket formu yazan herkes er geç acı bir biçimde öğrenir. Önceki ders örneklemin büyüklüğünü ve şans ile sapma arasındaki farkı ele aldı. Kapanışında formun ilk taslağı ve arkadaşların itirazları bekliyordu.
Temel derslerde soru ifadesi etkisi ve seçenek sunumu kavramları, anket haberlerini okurken dikkat edilecek noktalar olarak tanıtılmıştı. Bu ders aynı kavramları bir anket yazanın masasına taşıyor. Soruların açık ya da kapalı kurulması, bir soruya iki soru sıkıştırmanın sonucu, herkese sorulmaması gereken soruların nasıl ayıklanacağı ve bir sorunun önündeki soruların onun cevabını nasıl etkilediği dersin konuları.
Sıfır noktası — Soru bir ölçüm aracıdır
Bir anket sorusu, bir terazinin ya da bir termometrenin toplumsal araştırmadaki karşılığıdır. Ölçmek istediği şeyi ölçüp ölçmediği, sorunun sözcüklerine, biçimine ve formun neresinde durduğuna bağlıdır. Aynı konuda sorulan iki soru, farklı sözcükler kullandığı için farklı şeyleri ölçebilir.
İlk karar, katılımcının kendi sözleriyle mi yoksa önceden hazırlanmış seçenekler arasından mı cevap vereceğidir.
Mekanizma — Sözcük, yapı, sıra
Temel derslerde, bir soruya yüklü bir sözcük yerleştirmenin cevabı o yöne çekebileceği söylenmişti. Nitel kursta görülen yönlendirici soru kavramı da aynı tehlikeye dikkat çekiyordu. "Torununuza bakmanın size getirdiği yük" ifadesi, katılımcıya bakımı baştan bir yük olarak tanımlar. Daha yansız bir ifade, "torununuza bakmayı nasıl değerlendirirsiniz" gibi, katılımcının bakımı kendi kelimeleriyle nitelemesine alan bırakır. Sözcük seçiminin yanında sorunun yapısı da ölçümü bozabilir.
Bazı sorular her katılımcı için anlamlı değildir. Torununa hiç gece bakmamış bir büyükanneye gece bakımının nasıl geçtiğini sormak, ya uydurma bir cevaba ya da karışıklığa yol açar.
Bir sorunun cevabını etkileyen son şey, formun içinde nerede durduğudur. Nitel kursta görüşme sorularının sıralaması tartışılırken, önce sorulan bir sorunun sonraki cevabın zeminini kurduğu söylenmişti. Ankette bu etki ölçülebilir bir sonuca dönüşür.
Kuramsal mercekler
Anket yanıtlarını anlamaya yönelik bilişsel bir yaklaşım, bir soruya cevap vermeyi birkaç adımlık bir süreç olarak görür. Katılımcı önce soruyu anlar, sonra ilgili bilgiyi hafızasından çağırır, bir yargıya varır ve son olarak bu yargıyı sunulan seçeneklere çevirir. Soru ifadesi, sıra ve seçenekler bu adımların her birini etkileyebilir. Önceki bir soru hafızada belirli bilgileri öne çıkarır, bir sözcük yargının yönünü değiştirir, seçenekler yargının nasıl ifade edileceğini sınırlar.
Toplumsal bir yaklaşım ise anket görüşmesini bir etkileşim olarak görür. Katılımcı yalnız bir ölçüm aracına cevap vermez, karşısındaki anketöre, arkasındaki kuruma ve sorunun kendisine uygun görünecek bir cevap arar. Bu yaklaşım, soruların yalnız bilişsel değil toplumsal anlamlar da taşıdığını hatırlatır. Toplumsal olarak onaylanan cevaplara yönelme eğilimine, yanıtlamama ile birlikte, birkaç ders sonra dönülecek.
Ölçek
Bir soru farklı soyutluk düzeylerinde kurulabilir ve her düzey başka bir türden cevap alır. En genel düzeyde toplumsal bir tutum sorulur: bakım yükünün kadınlara mı düştüğü. Bir alt düzeyde katılımcının kendi hayatına dair genel bir değerlendirme sorulur: torun bakımının onu yorup yormadığı. Daha somut bir düzeyde belirli bir davranış sorulur: geçen hafta kaç gün torununa baktığı. En somut düzeyde belirli bir olay sorulur: dün torununu okuldan kimin aldığı.
Soyut sorular tutumları ve değerleri yakalamak için gereklidir, ama ifade ve sıra etkilerine daha açıktır. Somut sorular daha güvenilir davranış bilgisi verir, ama katılımcının hafızasına ve doğru hatırlamasına bağlıdır. İyi bir form genellikle iki türü birlikte kullanır ve hangi sorunun neyi ölçtüğünü açıkça ayırır.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkçe soru kurarken dilin kendi özellikleri ayrı bir dikkat gerektirebilir. Olumsuz soru biçimleri, örneğin "Torununuza bakmaktan yorulmuyor musunuz?", katılımcıyı "evet" ya da "hayır" derken ne demek istediği konusunda kararsız bırakabilir. "Evet, yorulmuyorum" mu, "evet, yoruluyorum" mu? Bu tür sorular Türkçede özellikle karışıklığa açıktır.
Türkiye'de hitap biçimi ve soru üslubu da cevapları etkileyebilir. "Siz" ile "sen" arasındaki fark, "teyze" gibi yakınlık bildiren hitaplar ve sorunun resmî ya da samimi bir dille kurulması, katılımcının anketi nasıl bir ilişki olarak algıladığını belirler. Yaşlı katılımcılarla yapılan anketlerde okuma yazma düzeyi, görme sorunları ve uzun seçenek listeleri de soru tasarımında hesaba katılmalıdır.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Soru ifadesi ve sıra etkilerine dair bilgi, büyük ölçüde deneysel yöntemlerle üretilmiştir. Bölünmüş form deneyleri, aynı soruyu farklı ifadelerle ya da farklı sıralarda rastgele gruplara sorarak etkinin büyüklüğünü doğrudan ölçer. Bu deneyler, soru tasarımının bir sezgi meselesi olmadığını, sınanabilir bir yöntem alanı olduğunu göstermiştir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışKapalı uçlu soruların her zaman açık uçlu sorulardan daha nesnel olduğu düşünülebilir.
Oysa kapalı soruların seçeneklerini araştırmacı belirler ve bu seçenekler katılımcıya neyin makul bir cevap sayıldığını ima eder. Listede olmayan bir cevap hiç görünmez.
Yaygın yanlışBir sorunun anlaşılır olup olmadığını araştırmacının kendisinin değerlendirebileceği sanılabilir.
Oysa araştırmacı sorunun ne demek istediğini zaten bilir. Katılımcının soruyu nasıl anladığı ancak pilot uygulamada ya da bilişsel görüşmelerde görülebilir.
Yaygın yanlışİki ilişkili konuyu tek soruda sormanın formu kısaltarak işi kolaylaştıracağı düşünülebilir.
Oysa çift namlulu bir sorudan gelen cevap, hangi konuya verildiği bilinmediği için yorumlanamaz. İki soru sormak, yorumlanamayan bir soru sormaktan daha verimlidir.
Yaygın yanlışSoruların formdaki sırasının sonuçları etkilemeyeceği sanılabilir.
Oysa önceki sorular katılımcının aklına belirli düşünceler getirir ve sonraki cevapları o yöne çekebilir. Özellikle genel değerlendirme soruları, önlerindeki özgül sorulardan kolayca etkilenir.
Yaygın yanlışHer katılımcının her soruya bir görüş bildirebileceği düşünülebilir.
Oysa bir konu hakkında bilgisi olmayan katılımcılar da bir seçenek işaretleyebilir. Filtre sorular ve açık bir "fikrim yok" seçeneği, bu uydurma görüşlerin sonuçları kirletmesini azaltır.
Aklında kalsın
- Bir anket sorusu bir ölçüm aracıdır ve sözcükleri, biçimi ve formdaki yeri neyi ölçtüğünü belirler.
- Kapalı uçlu sorular kolay karşılaştırılır ama seçenekleri araştırmacının öngörüsüyle sınırlıdır.
- Açık uçlu sorular beklenmedik cevapları yakalar ama kodlanması zordur ve boş kalabilir.
- Çift namlulu bir sorudan gelen cevap, hangi konuya verildiği bilinmediği için yorumlanamaz.
- Filtre sorular, katılımcıları kendilerini ilgilendirmeyen sorulara cevap vermekten korur.
- Sıra etkisi, önceki soruların sonraki cevapları kendi yönlerine çekmesidir.
- Soyut sorular tutumları, somut sorular davranışları ölçer ve iyi bir form ikisini birlikte kullanır.
Sonraki derse köprü
Öğrenci sorularını düzeltirken bir başka zorlukla karşılaşıyor. Büyükannelerin bakım yükünü tek bir soruyla ölçmek yetmiyor gibi görünüyor. Yorgunluk, zaman kaybı, sağlık üzerindeki etki, aile içindeki gerginlik ve bakımdan duyulan memnuniyet ayrı ayrı sorulması gereken şeyler. Ama bu soruları nasıl bir araya getirip tek bir bakım yükü puanına dönüştürecek? Kadınların "katılıyorum" ya da "katılmıyorum" diye cevap verdiği bir dizi ifade kullanmayı düşünüyor. Tutum ölçekleri ve birleşik ölçüler, birden çok sorunun tek bir kavramı ölçmek için nasıl bir araya getirildiğini ve bu işlemin hangi tuzakları taşıdığını gösteriyor.