İçeriğe geç

YON-306-07·Etnografi ve Katılımlı Gözlem

Sahadan çıkış, geri bildirim ve etnografik yazı

temel2.520 kelime≈ 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Sahadan çıkış tek bir günde değil, önceden haber verme ve sözleri tamamlama ile ilerleyen bir süreçte gerçekleşir.
  2. Bir mesajlaşma grubundan çıkmak yerine grupta kalıp artık not almadığını açıkça söylemek çevrimiçi bir sahada makul bir çözüm olabilir.
  3. Geri bildirim katılımcıların taslağa verdiği tepkiyi doğrulama değil yeni bir veri parçası olarak ele almayı gerektirir.
  4. Bir katılımcının itirazı geldiğinde araştırmacı yorumunu hemen değiştirmek yerine itirazı metne ve analize taşır.
  5. Topluluğa geri dönüş tezin küçültülmüş bir kopyası değil kendi kurallarıyla hazırlanmış ayrı bir metindir.
  6. Etnografik yazı sahneyle mi kavramla mı açılacağına ve hangi zaman kipinin kullanılacağına dair bilinçli kararlar taşır.
  7. Sahada bulunmuş olmak bir inandırıcılık kaynağıdır ama katılımcılar adına son sözü söyleme hakkı vermez.

Açılış sahnesi

Sahadaki süre bir yılı bulmuşken parka gidişler seyrekleşeli haftalar oldu ve öğrenci kadınlara tezin yazım dönemine geçeceğini önceden söylemişti. Son sabah saygın büyükanne elinde bir poşetle geliyor ve içinde kendi eliyle yaptığı bir tatlı var. Poşeti uzatırken sorusu kısa: "Artık gelmeyecek misin evladım?" Öğrenci torunlardan birine verdiği son matematik dersini tamamlıyor ve defteri kapatırken içinde bir sıkışma hissediyor. Akşam mesajlaşma grubuna dönüyor, kadınlara teşekkür eden bir metni yazıyor ama göndermeden önce duruyor. Gruptan çıkmak bir kapıyı aniden kapatmak gibi görünürken kalmak saha ile ilişkiyi resmen bitirmemek anlamına geliyor. Sonunda grupta kalmayı seçiyor ama bunu açıkça yazıyor. Bundan sonra not almayacağını ve konuşulanları araştırma için kullanmayacağını söylüyor.

Aylar sonra masasında bir yığın saha notu ve bir dizin dururken bulgular bölümünün taslağını saygın büyükanneye ve birkaç kadına okuyor. Kadınlardan biri bir cümlede duruyor: "Biz yorulduk demedik ki, sen öyle yazmışsın, biz seviyoruz bu işi." Öğrenci notlarına dönüyor ve o günün kaydını arıyor. Kadın hem yorgunluktan söz etmiş hem işi sevdiğini defalarca tekrarlamış ve ikisi de aynı kayıtta yer alıyor. Masasında ilk bölümü nasıl açacağını düşünüyor: parktaki sıradan bir sabahla mı yoksa doğrudan bir tanımla mı? Kendini metne ne kadar koyacağına ve sahneleri hangi zamanda anlatacağına henüz karar vermiş değil.

Bu derste ne olacak

Kursun baştan beri izlediği öğrenci ve kadınlar kurgu, ama vedanın ağırlığı ve taslağa gelen itiraz etnografi yapan hemen herkesin tanıyacağı anlar. Sahnenin her parçası dersin bir katmanını taşıyor. Büyükannenin sorusu ile grup kararı, çıkışın tek bir gün değil bir süreç olduğunu hatırlatıyor. Taslağa gelen itiraz geri bildirimin araştırmacıyı nasıl yeniden düşünmeye zorladığını gösteriyor. Masadaki notlar ve açılış kararı ise etnografik yazının kendine özgü zorluklarına, sahada bulunmuş olmanın metne kattığı ağırlığa açılıyor.

Sıfır noktası — Vedanın kendisi

Sahadan çıkış çoğu zaman bir teşekkür, bir hediye ya da bir kucaklaşmayla geçen son gün olarak düşünülür.

Mekanizma — Çıkıştan yazıya

Sahadan çıkış son sözle bitmiyor çünkü saha artık yalnızca parktan ibaret değil. Bir mesajlaşma grubu aylar boyunca sahanın bir parçası haline gelmiş olabilir. Böyle bir grup için çıkış kararı parktan ayrılmaktan farklı bir mantık ister.

Kuramsal mercekler

Saha notları ve dizin ham hâliyle bir anlatı değildir, art arda dizilmiş gözlemlerden ve tarihlerden oluşur. Onları metne çeviren iş, yazıyı bir tür zanaat olarak ele alan tartışmanın merkezindedir.

Bir başka karar zaman kipiyle ilgilidir. "Kadınlar parkta toplanır" cümlesi geniş zamanla kurulduğunda bir dünyayı hiç değişmeyen donmuş bir düzenmiş gibi gösterme riski taşır. "Kadınlar o dönemde parkta toplanıyordu" cümlesi aynı gözlemi belirli bir zamana bağlar ve okura o düzenin değişmiş olabileceğini hatırlatır. Araştırmacının metindeki kendi sesi de bu kararla birlikte şekillenir. "Ben" diyerek konuşmak gözlemin belirli bir ilişkiden ve belirli bir bakış açısından geldiğini gösterir.

Zanaat sorusunun arkasında bir yetki sorusu durur: metin kimin adına konuşuyor? Etnografinin kendi yazısını sorguladığı bir dönemde bu soru yüksek sesle soruldu ve "ben oradaydım" demenin gücü tartışmaya açıldı.

Ölçek

Sahadan çıkış her zaman aynı kesinlikte olmaz ve bu kesinlik metnin türünü de belirler. Tam bir kopuşta metin geride kalmış bir dönemi anlatır ve araştırmacı sahaya bir daha dönmez. Seyrekleşen ama süren bir ilişkide görüşmeler azalır, sözler ve beklentiler ise taşınmaya devam eder. Araştırmadan bağımsızlaşan bir dostlukta araştırmacı artık gözlemci değil bir tanıdıktır, ama geçmişte tuttuğu notlar hâlâ ortadadır. Aynı sahaya ileride bir takip çalışmasıyla dönme ihtimali ise bugünkü çıkışın ne kadar kesin görüneceğini baştan değiştirir. Bu dört biçim yan yana durur ve her biri metnin ne söyleyip söylemeyeceğini başka türlü sınırlar.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de sahadan ayrılmanın kendi gündelik kalıpları vardır. "Hakkını helal et", "yolun açık olsun" gibi ifadeler ya da yakın zamanda tekrar ziyarete gelme sözü bir ilişkiyi aniden değil yumuşak bir geçişle kapatmanın yollarıdır. Bir araştırmacının sahadan çıkışı bu kalıpların içinde geçebilir. Araştırmacı kendi planlı çıkışını bu gündelik dille örtüyor olabilir. Örneğin bir söz verirken aslında ne kadar seyrek uğrayacağını henüz bilmiyor olabilir.

Türkiye'de yazılan pek çok tez akademik bir ortamda kalıp katılımcılara hiç geri dönmüyor olabilir. Oysa küçük bir mahallede ya da dar bir çevrede yazılmış bir tezin bir gün birinin eline geçme olasılığı göz ardı edilemez. Türkçe yazılan tezlerde birinci tekil kişi yerine "gözlemlenmiştir", "tespit edilmiştir" gibi edilgen bir dilin tercih edilmesi alışılmış bir yazım geleneğidir. Bu tercih araştırmacının sahada gerçekten bulunmuş olduğunu görünmez kılabilir.

Bazı akademik geleneklerde birinci tekil kişiyle yazılmış bir etnografi metni alışılmış ve beklenen bir biçim sayılabilir. Başka geleneklerde ise sonuçların katılımcı topluluklarla paylaşılması yazılı olmayan ama güçlü bir beklenti hâline gelmiş olabilir. Bu farkı karşılaştırmak, Türkiye'deki yazım alışkanlığının tek olası yol olmadığını görmeyi sağlar.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Sahadan çıkış ve geri bildirim üzerine bildiklerimiz, büyük ölçüde etnografların metinlerinin kenarına bıraktığı notlardan derlenir. Tez danışmanlığında konuşulan çıkış öyküleri de zamanla ortak bir alışkanlığa dönüşür.

Katılımcıların geri bildirimi de bu bilginin bir parçasıdır. Bir katılımcının taslağa verdiği tepki yalnızca o metnin doğruluğunu değil geri bildirim sürecinin kendisinin nasıl işlediğini de gösterir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSahadan çıkışı yalnızca son güne, veda anına indirgemek bu sürecin taşıdığı hazırlığı görmezden gelir.
Doğrusu

Çıkış aslında önceden haber vermeyi, verilen sözlerin tamamlanmasını ve ilişkinin bundan sonra nasıl süreceğinin konuşulmasını kapsayan bir süreçtir. Son günü iyi geçirmiş olmak bu sürecin geri kalanını atlamayı meşru kılmaz.

Yaygın yanlışBir katılımcı taslaktaki bir yoruma itiraz ettiğinde araştırmacının bu itirazı otomatik olarak kabul edip yorumunu değiştirmesi gerektiği düşünülebilir.
Doğrusu

Ama bunun tam tersi de yanlıştır: itirazı hiç dikkate almadan ilk yorumda ısrar etmek de aynı derecede sorunludur. Doğru olan, itirazı da metne ve analize taşıyıp okura hem ilk gözlemi hem katılımcının buna verdiği tepkiyi birlikte göstermektir. Tek bir tarafın son sözü söylediği bir çözüm geri bildirimin asıl işlevini boşa çıkarır.

Yaygın yanlışTezi bitirip teslim etmenin katılımcılara karşı taşınan yükümlülüğü tamamen kapattığı düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa katılımcılarla kurulan ilişki, verilen sözler ve paylaşılmamış geri bildirim gibi ayrıntılar teslim tarihinden sonra da sürebilir. Bir tez teslim edilmiş olsa bile topluluğa geri dönüş henüz gerçekleşmemişse yükümlülüğün bir kısmı hâlâ açıktadır.

Yaygın yanlışEtnografik metinde "ben" diyerek yazmanın bilimselliği zedelediği, edilgen bir dilin daha güvenilir olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Ama araştırmacının sahada gerçekten bulunmuş olması bu yazının temelini oluşturur. Bu bulunuşu gizleyen bir dil okuru metnin nasıl üretildiği konusunda yanıltabilir. Birinci tekil kişiyle yazmak bir özensizlik değil, araştırmacının konumunu görünür kılan bilinçli bir tercihtir.

Yaygın yanlışSahada uzun süre bulunmuş olmanın araştırmacıya katılımcılar adına son sözü söyleme hakkı verdiği düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa bu bulunuş yalnızca bir gözlem konumu ve bir inandırıcılık kaynağıdır. Katılımcıların kendileri hakkında söyleyebileceklerinin yerini almaz. Metne birden çok sesi ve araştırmacının kendi belirsizliklerini de koymak bu sınırı hatırlatmanın bir yoludur.

Aklında kalsın

  1. Sahadan çıkış tek bir günde değil, önceden haber verme ve sözleri tamamlama ile ilerleyen bir süreçte gerçekleşir.
  2. Bir mesajlaşma grubundan çıkmak yerine grupta kalıp artık not almadığını açıkça söylemek çevrimiçi bir sahada makul bir çözüm olabilir.
  3. Geri bildirim katılımcıların taslağa verdiği tepkiyi doğrulama değil yeni bir veri parçası olarak ele almayı gerektirir.
  4. Bir katılımcının itirazı geldiğinde araştırmacı yorumunu hemen değiştirmek yerine itirazı metne ve analize taşır.
  5. Topluluğa geri dönüş tezin küçültülmüş bir kopyası değil kendi kurallarıyla hazırlanmış ayrı bir metindir.
  6. Etnografik yazı sahneyle mi kavramla mı açılacağına ve hangi zaman kipinin kullanılacağına dair bilinçli kararlar taşır.
  7. Sahada bulunmuş olmak bir inandırıcılık kaynağıdır ama katılımcılar adına son sözü söyleme hakkı vermez.

Sonraki derse köprü

Bu kursta öğrenci önce bir soru ve bir saha seçti. Sonra o sahaya girmeyi, kapı bekçileriyle konuşmayı ve bir rol kurmayı öğrendi. Katılım ile gözlem arasında nasıl bir denge kuracağını ve notlarını nasıl bir sisteme oturtacağını gördü. Sahanın parktan mesajlaşma grubuna nasıl taştığını da fark etti. Saha etiğinin durumsal kararlar gerektirdiğini ve kendi güvenliğini, kendi bakımını gözetmesi gerektiğini öğrendi. Şimdi de aynı sahadan nasıl çıkılacağını, geri bildirimin nasıl alınacağını ve notların bir metne nasıl dönüşeceğini düşünmüş oldu.

Taslağı yazarken öğrenci bir şeyi fark ediyor: kadınların "eskiden böyle değildi" diyerek andığı dönemi kendisi hiç gözlemleyemez. Büyükannelerin kendi anneliği sırasındaki bakım düzenini, o yılların gazete haberlerini, belediyenin kreş kararlarını ya da eski fotoğrafların arkasına yazılmış birkaç satırı düşünür. Bunların hiçbirini araştırmacı üretmemiştir ama hepsi geçmişten bir şey taşır. Böyle bir kaydı kim, kimin için üretti, neyi saklıyor, neyi hiç yazmadı? Metin, belge ve söylem üzerine açılan yeni kurs bu sorulara "Belgesel veri ve arşiv kaynakları" dersiyle başlıyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.