Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Yoğun betimleme uzunluk değil katman meselesidir ve sahadakilerin davranışa yüklediği anlamı taşır.
- Sığ betimleme yanlış değildir, ama eksiktir. Dışarıdan görüneni kaydeder ve bağlamı bırakır.
- Araştırmacının kendi yorumu betimlemeye değil, ayrı tutulan yorumlayıcı nota girer.
- Anlık not, sırayı, sözü ve tonu hatırlatacak bir çengel taşımadıkça işe yaramaz.
- Genişletme aynı gün yapılmazsa hafıza sahneyi düzleştirir ve katmanlar kaybolur.
- Saha notu sistemi betimleyici notu, yorumlayıcı notu, günlüğü ve yöntemsel notu aynı etiketle bağlar.
- Not dizini, aylar sonra bir sahneyi ya da ifadeyi yeniden bulmayı mümkün kılan başvuru listesidir.
Açılış sahnesi
Aynı öğrenci, hazırlık gününün akşamında masasına oturuyor ve önünde gün boyunca aceleyle karaladığı birkaç kâğıt parçası duruyor. Üzerlerinde tek başına duran sözcükler var: tepsi, küs, sen de gördün, un, kapı, torun ağlıyor. İlk taslağı bu kâğıtlardan çıkıyor ve kısa kalıyor. Kadınlar hamur açtı. Ortam biraz gergindi. Torunlar gelip gitti.
Ertesi hafta danışmanı bu üç cümleyi okuyor ve soruyor: gergin olduğunu nereden çıkardın, kim kime, hangi sırayla, hangi tonla davrandı? Öğrenci kâğıtları yeniden karıştırıyor ve o günü hatırlamaya çalışıyor. Bu kez satırları başka türlü kuruyor. Kadınlardan biri oklavayı bırakıp pencereye dönüyor ve uzun bir sessizlik oluyor. Aralarında küs olan iki kadın aynı tepsiye aynı anda uzanmamak için sırayla bekliyor. Evin en yaşlı kadını bu yıl baklavayı kim açacak diye soruyor ama soru herkese değil belli bir kişiye yöneliyor. Kadınlardan biri bu işi el vermek diye anıyor. Bir başkası aynı işi yük diye tanımlıyor.
Bu ikinci taslak, sahneyi önceden bilmeyen birinin bile takip edebileceği bir hale geliyor, ama ikinci bir sorun beliriyor. Birkaç ay sonra üç ayrı defter ve dağınık bir kâğıt yığını birikmiş durumda. Öğrenci el vermek ifadesinin ilk nerede geçtiğini arıyor ve bir öğleden sonra boyunca bulamıyor. Notların bir kısmı deftere, bir kısmı telefona, bir kısmı bilgisayara yazılmış ve hangi notun hangi güne ait olduğu bile karışmış.
Bu derste ne olacak
Bu derste izlediğimiz öğrenci ve danışman örneği bir kurgu. Sahnedeki ayrıntılar belirli bir kişiyi ya da belirli bir aileyi işaret etmiyor. Ders boyunca aynı örneği farklı katmanlarıyla yeniden kullanacağız, çünkü tek bir sahneyi tekrar tekrar görmek karşılaştırmayı kolaylaştırıyor.
Önceki ders katılımın ve gözlemin nasıl dengeleneceğini, bedenlenmiş bilgiyi, yerlileşme riskini ve analitik mesafeyi işlemişti. O dersin sonunda öğrencinin elinde gün boyunca yaşadığı sahnelerden geriye kalan dağınık izlenimler vardı ve bunları akşam nasıl kayda geçireceği, bir yabancıya anlatır gibi mi yoksa kendine hatırlatma notu gibi mi yazacağı belirsizdi. Bu ders o belirsizliğe iki yönden yaklaşıyor: önce aynı sahnenin iki farklı kaydını karşılaştırarak yoğunluğun ne anlama geldiğini gösteriyor, sonra tek bir akşamın notundan aylara yayılan bir arşive nasıl geçileceğini konuşuyor.
Sıfır noktası — İki kayıt, tek sahne
Sığ betimleme ile yoğun betimleme arasındaki fark uzunluktan gelmiyor. Aynı sahne hem kısa hem yoğun, hem uzun hem sığ yazılabilir. Fark, notun kaç katman taşıdığından kaynaklanır: kimin ne yaptığı, kime yaptığı, hangi sırayla yaptığı, hangi tonla yaptığı ve sahadakilerin bu davranışa ne anlam yüklediği.
Bu iki kayıt yan yana konduğunda fark netleşiyor: sığ kayıt bir izlenimi bildiriyor. Yoğun kayıt izlenime nasıl varıldığını gösteriyor ve bunu yaparken sahadakilerin kendi sözlerini de içine katıyor.
Mekanizma — Katmanları ayırmak
Nitel kursun tanımladığı betimleyici not yorumsuzdu ve yalnız neyin olduğunu aktarıyordu. Bu ilkeyle yoğun betimlemenin taşıdığı anlam katmanı ilk bakışta çelişiyormuş gibi görünebilir, ama çelişki göründüğü kadar derin değil. Yoğun betimleme araştırmacının kendi yorumunu betimlemeye eklemek değildir. Sahadaki kişilerin o davranışa yükledikleri anlamı kaydetmektir. Ortam gergindi cümlesi araştırmacının yorumudur ve yorumlayıcı nota aittir. İki kadın aynı tepsiye aynı anda uzanmamak için sırayla bekledi cümlesi betimleyicidir ve yorum taşımaz. Kadınlardan biri sonra bu ikisi yıllardır aynı tepsiye dokunmaz dediğinde, kaydedilen şey araştırmacının değil sahadaki kişinin sözüdür ve yine betimleyici katmana girer.
Anlık notun genişletilmesi aynı gün içinde yapılmazsa hafıza sahneyi düzleştiriyor. Sıra, ton ve söz kayboluyor ve geriye yalnız genel bir izlenim kalıyor. Bu yüzden yöntem üzerine yazılan metinlerde genişletmenin aynı gece yapılması sık sık öneriliyor. Ertesi haftaya bırakılan bir kısaltma çoğu zaman ilk taslaktaki kadar sığ bir cümleye dönüşüyor.
Notlar biriktikçe bir bulma sorunu ortaya çıkıyor. Aylar sonra belli bir ifadenin ya da kişinin ilk nerede geçtiğini bulmak, tek tek defterleri karıştırmayı gerektiriyor. Bunu önlemek için notların içinde geçen sahneleri, kişileri ve tekrar eden ifadeleri gösteren ayrı bir liste tutuluyor.
Notların saklandığı defter ve dosyaların güvenliği ayrı bir başlık, saha etiği dersinde daha geniş ele alınacak. Burada yalnız şunu belirtmek yeterli: takma adlar not tutulurken de kullanılmalı. Açık isimler yalnız araştırmacının kendi kapalı kaydında, kimsenin kolayca ulaşamayacağı bir yerde durmalı.
Kuramsal mercekler
Yoğun betimlemeyi yorumlayıcı bir çerçeveden okumak, notun asıl işinin sahadaki insanların kendi davranışlarına yükledikleri anlamı taşımak olduğunu öne çıkarır. Bu çerçevede bir jestin doğru kaydı, dışarıdan görünen hareketi değil, o hareketin katılımcılar arasında ne ifade ettiğini içerir. Araştırmacının notu, sahadakilerin kendi sözlerini ve kategorilerini elden geldiğince koruyarak yazılır. Örneğin el vermek ifadesi değiştirilmeden, tırnak içinde aktarılır.
İkinci bir bakış açısı dikkati notun içeriğinden araştırmacının kendi konumuna taşır. Hangi sahnenin not edildiği, hangisinin atlandığı, araştırmacının o günkü yorgunluğundan, sahadaki rolünden ve önceki karşılaşmalarından bağımsız değildir. Bu bakışta yöntemsel not yalnız bir kayıt değil, araştırmacının kendi seçimlerini görünür kılan bir araç olarak okunur, çünkü hangi anın kaydedildiği de sahayı okuma biçiminin bir parçasıdır. İki bakış birbirini dışlamaz, ama aynı not sisteminin farklı yüzlerine işaret eder.
Ölçek
Ölçek burada betimlemenin kapsadığı bağlamın genişliğiyle ilgili. En dar noktada tek bir jest durur, bir kadının oklavayı bırakıp pencereye dönmesi gibi. Bu jest tek başına pek bir şey söylemez ve yalnız bir hareket olarak kalır.
Bağlam bir kez daha genişleyip hazırlık gününün tamamı düşünüldüğünde başka bir düzen ortaya çıkıyor: işin kadınlar arasında nasıl bölüşüldüğü, kimin hangi görevi üstlendiği ve bu bölüşümün hangi alışkanlığa dayandığı görünür oluyor.
Yoğun betimleme bu dört genişlik arasında gidip gelir: jest, sahne, ilişki geçmişi ve toplumsal düzen. Bir notun yalnız en dar noktada kalması onu sığ kılar, ama her notu en geniş noktadan yazmak da mümkün değildir. Araştırmacı hangi anda hangi genişliğe geçeceğine sahada karar verir ve bu karar notlar bir araya geldikçe yeniden gözden geçirilebilir.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye'de gündelik konuşmada anlam çoğu zaman doğrudan söylenmez, imada, deyimde ve hitapta taşınabilir. Laf sokmak, bir sorunun asıl kime yöneldiğini örtük bırakmak, neyse ya da kısmet gibi kalıp sözlerle bir konuyu kapatmak, hitap biçiminin yakınlık ya da mesafe göstermesi gibi örnekler saha notunu hem gerekli hem de zor kılabilir. Bir cümlenin sözlük anlamı ile sahadaki karşılığı arasındaki fark, ancak notun bağlamı da taşımasıyla görünür olur.
Notları hangi dille tutmak da bir karardır. Yerel ağız ve ifadeleri olduğu gibi yazmak konuşanın kendi sözcük seçimini korur ama notu sonradan okuyan biri için daha zor anlaşılır kılabilir. İfadeleri düzeltip standart bir dile aktarmak notu daha kolay okunur yapar ama sahadakilerin kendi diline ait bir katmanı kaybettirebilir.
Başka ülkelerde yürütülen bazı akademik programlarda saha notlarının bir arşive teslim edilmesi ya da başka araştırmacılarla paylaşılması beklenebiliyor. Bu da notların araştırmacının kişisel malı mı yoksa ortak bir veri mi sayılacağı tartışmasını gündeme getiriyor. Bu tartışma tek bir cevaba bağlanmış değil, disipline ve kuruma göre değişebiliyor.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Yoğun betimleme ile sığ betimleme arasındaki ayrımın nasıl öğretildiğini izlemek, bu bilginin nereden geldiğini görmenin bir yolu. Yöntem derslerinde bu ayrım genellikle örnek notlar üzerinden anlatılıyor. Öğrenciden aynı sahneyi iki kez yazması isteniyor ve iki taslak karşılaştırılıyor. Tez ve makalelerin yöntem bölümlerinde araştırmacılar zaman zaman kendi not tutma alışkanlıklarını kısaca anlatıyor ve hangi katmanı ayrı tuttuklarını, hangi kısaltmaları kullandıklarını yazıyorlar.
Saha notu sistemlerinin nasıl işlediğine dair bilgi, deneyimli araştırmacıların danışmanlık ilişkisi içinde öğrencilere aktardığı sözlü kurallardan da besleniyor. Bu aktarım yazılı bir kaynakta durmadığı için izini sürmek zorlaşıyor, ama yöntem derslerinde ve tez savunmalarında sık sık yüzeye çıkıyor.
Bu üç kaynak da doğrudan ölçülebilir bir veri sunmuyor, ama örnek notlar, sözlü aktarım ve karşılaşılan zorluklar üst üste konduğunda benzer bir öneri ortaya çıkıyor: katmanları ayır, aynı gece genişlet, bir dizin tut.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışYoğun betimlemenin ne kadar çok ayrıntı taşırsa o kadar yoğun olacağı düşünülebilir.
Oysa mesele katmandır, uzunluk değil. Sayfalarca uzayan ama yalnız dışarıdan görüneni sıralayan bir not, kısa ve katmanlı bir nottan daha sığ kalabilir.
Yaygın yanlışYoğun betimlemenin araştırmacının kendi yorumunu betimlemeye katmak olduğu sanılabilir.
Oysa araştırmacının yorumu ayrı bir katmanda, yorumlayıcı notta kalmalıdır. Yoğun betimleme sahadakilerin kendi anlamlarını taşır, araştırmacının değerlendirmesini değil.
Yaygın yanlışAnlık notların yeterli olduğu, genişletmenin hafta sonuna bırakılabileceği düşünülebilir.
Oysa hafıza sahneyi hızla düzleştirir. Bir hafta sonra genişletilen not, çoğu zaman ilk taslaktaki kadar sığ bir cümleye dönüşür.
Yaygın yanlışNot sisteminin ancak analiz başladığında kurulacağı, sahadayken buna gerek olmadığı sanılabilir.
Oysa sistemin sahadayken kurulmaması, aylar sonra hangi notun hangi güne ve hangi sahneye ait olduğunu bulmayı neredeyse imkânsız kılar.
Yaygın yanlışYöntem kararlarının akılda kalacağı, ayrıca yazmaya gerek olmadığı düşünülebilir.
Oysa hangi güne neden gidildiği, hangi sorunun neden sorulmadığı zamanla unutulur. Bu kararlar yazılmazsa, sonradan sahanın neden bu şekilde okunduğunu göstermek zorlaşır.
Aklında kalsın
- Yoğun betimleme uzunluk değil katman meselesidir ve sahadakilerin davranışa yüklediği anlamı taşır.
- Sığ betimleme yanlış değildir, ama eksiktir. Dışarıdan görüneni kaydeder ve bağlamı bırakır.
- Araştırmacının kendi yorumu betimlemeye değil, ayrı tutulan yorumlayıcı nota girer.
- Anlık not, sırayı, sözü ve tonu hatırlatacak bir çengel taşımadıkça işe yaramaz.
- Genişletme aynı gün yapılmazsa hafıza sahneyi düzleştirir ve katmanlar kaybolur.
- Saha notu sistemi betimleyici notu, yorumlayıcı notu, günlüğü ve yöntemsel notu aynı etiketle bağlar.
- Not dizini, aylar sonra bir sahneyi ya da ifadeyi yeniden bulmayı mümkün kılan başvuru listesidir.
Sonraki derse köprü
Öğrenci not dizinini kurarken bir şey fark ediyor: el vermek düzeninin önemli bir kısmı parkta ya da mutfakta örülmüyor. Büyükannelerin birbiriyle kurduğu bir yazışma grubunda kimin ertesi gün torunu alacağı konuşuluyor. Büyükannelerden biri yazları başka bir kentteki kızının yanına gidip orada da torun bakıyor. Öğrencinin sahası, gözlem yaptığı parkın sınırlarının çok ötesine taşıyor. Tek bir mekâna yerleşmiş bir araştırma, bu kadar dağınık bir düzeni nasıl izleyebilir? Sıradaki ders, Çok mekânlı ve çevrimiçi etnografi, tam bu soruyla açılıyor.