Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Sahaya giriş tek bir imza anında bitmez ve sahanın her yeni köşesinde yeniden kazanılır.
- Resmî izin ile gündelik kabul ayrı emek ister ve biri diğerinin yerini tutmaz.
- Kapı bekçisi kapıyı açarken neyin görülüp neyin görülmeyeceğini de örtük biçimde çizer.
- Bir aracının açtığı çevre sahanın tamamı değildir ve farklı aracılar farklı kapılar açar.
- Saha insanları araştırmacıyı kendi tanıdıkları bir kalıba yerleştirir ve bu kalıp anlatılanı biçimlendirir.
- Rol müzakeresi bir kez yapılıp biten bir anlaşma değildir ve saha boyunca sürer.
- Girişin kendisi bir veridir çünkü kimin kapıyı açtığı ve kimin çekindiği sahanın güç ilişkilerini gösterir.
Açılış sahnesi
Park sabah henüz serinken dolmaya başlar ve öğrenci defterini kucağına alıp kıyıdaki banka oturur. Kimseyle konuşmadan önce biraz beklemeye karar vermiştir. Birkaç büyükanne çocuk arabalarını iterek geçer, bazıları kum havuzunun kenarındaki taşlara oturup örgü örer. Öğrenciye bakan gözler önce kısa, sonra uzun bakışlara döner ve aralarında kim olduğuna, neden orada oturduğuna dair bir fısıldaşma başlar. Birkaç sabah sonra kadınlardan biri yanına gelip sorar: "Evladım sen kimin nesisin, buraya neden geliyorsun?" Öğrenci kendini üniversiteden bir araştırmacı olarak tanıtır ve bir çalışma yürüttüğünü söyler ama cevap yüzlerde bir rahatlama değil yeni bir tedirginlik yaratır. Biri "belediyeden mi geldin" diye sorar ve bir başkası hemen ardından "gazeteci misin, bizi mi yazacaksın" diye ekler. Öğrenci ne demeye çalıştığını yeniden anlatır ama kelimeler eski şüpheyi tam olarak dağıtmaz ve bakışlardaki temkin birkaç gün daha sürer.
Aynı hafta öğrenci mahalledeki anaokuluna da uğrar ve kapıda beklerken müdireyle görüşme fırsatı bularak araştırmasını anlatır. Müdire nazik ama temkinlidir. Yazılı bir izin belgesi ister ve öğrenciyi bir üst kuruma yönlendirir. Öğrenci bu yönlendirmeyle günler harcar, evrak ile telefon arasında gider gelir ama parkta durum başka bir yoldan değişir. Öğrencinin teyzesinin eski bir komşusu, parkın müdavimlerinden saygın bir büyükanne, bir sabah öğrencinin yanına oturur ve diğer kadınlara döner: "Bizim evladımız bu, okuyor, iyi çocuktur." Bu birkaç cümle havayı değiştirir ve ertesi gün bazı kadınlar öğrenciye kendiliğinden selam verir. Biri yanına oturup torunundan söz etmeye başlar.
Ama değişen hava herkesi aynı ölçüde kapsamaz. Saygın büyükannenin küs olduğu iki kadın öğrenciyle konuşmaktan hâlâ çekinir ve selam verse de sohbete girmez. Bir başka kadın ise öğrenciye farklı bir rol biçer: "Sen üniversitelisin, bizim torunumuza matematik anlatırsın, değil mi?" Öğrenci bu teklif karşısında ne diyeceğini kestiremez çünkü sahadaki ilk haftalar boyunca biriken küçük anlar kendisinin orada kim olarak görüldüğünü biraz daha netleştirir. Kabul etmek yakınlık kurar ama reddetmek az önce kazanılan sıcaklığı soğutabilir.
Bu derste ne olacak
Az önce anlatılanlar bir kurguya dayanıyor. Belirli bir sahadan ya da belirli bir araştırmacıdan aktarılmadı ve park ile anaokulu tek bir sahnede kasıtlı biçimde bir araya kondu. Önceki ders bir sahayı seçmenin oraya girebilmek anlamına gelmediğini söylemişti. Bu ders seçilen bir sahaya nasıl girildiğini, kimin bu girişi kolaylaştırıp zorlaştırdığını ve araştırmacının sahada hangi kimliğe yerleştirildiğini ele alıyor. Resmî iznin gündelik kabule dönüşmesi, aracının araştırmacıyı hangi ilişki ağına taşıdığı ve saha insanlarının araştırmacıya biçtiği rolle kendi tanımı arasındaki gerilim bu dersin omurgasını oluşturuyor. Sahne aynı zamanda kimin hangi anda kapı bekçisi, kimin saha aracısı olarak göründüğünü ayırt etmeyi de örnekliyor.
Sıfır noktası — İzin ve kabul
Sahaya girmek çoğu zaman bir imza ya da bir davetle bitmiş sanılır. Oysa iznin kâğıda geçmesi ile insanların araştırmacıyla olağan biçimde konuşması aynı anda gerçekleşmeyebilir. Kurumsal bir onay araştırmacıya bir kapı açar ama o kapının arkasındaki insanlar hâlâ mesafeli kalabilir. Ters yönde de olabilir: gündelik bir kabul kurumsal bir izin olmadan da oluşabilir ama bu kabul her zaman resmî bir korumaya dönüşmez. Bu ikisi ayrı emek ister ve biri olmadan öbürü eksik kalır. Araştırmacı çoğu zaman ikisini aynı anda değil, farklı hızlarda ve farklı kişilerle kazanmaya çalışır.
Mekanizma — Aracı, rol ve müzakere
Kapının arkasında çoğu zaman tek bir kişi değil bir zincir bulunur. Araştırmacıyı sahaya ilk tanıtan kişi sadece bir kapı açmaz ve kendi ilişki ağını da araştırmacıya miras bırakır. Bu zincirin ilk halkası çoğunlukla araştırmacının kendi çevresinden, bir akraba ya da eski bir tanıdıktan başlar ve oradan sahanın geri kalanına doğru genişler. Kimliğini saklayarak bir sahaya girmek burada ele alınmayan ayrı bir etik soru doğurur ve bu soruya kursun etik dersinde yeniden dönülür.
Aracı zinciri araştırmacıyı sahaya taşırken sahadaki insanlar da araştırmacıya kendiliğinden bir kimlik yakıştırmaya başlar. Araştırmacı bu farkı gözden kaçırırsa topladığı bilgide bazı seslerin ötekilerden daha baskın çıkmasına engel olamaz.
Kuramsal mercekler
Sahadaki rol genel rol kavramının özel bir görünümüdür ve aynı gerilimleri taşır. Araştırmacı sahada birden çok rolü aynı anda üstlenebilir çünkü bir yandan gözlemci bir yandan da torununa ders veren bir yakın olabilir ve bu roller çatışabilir. Rol kümesi kavramı burada işe yarar çünkü araştırmacının tek bir role değil birbiriyle örtüşen birkaç role birden bağlandığını gösterir. Bazı çalışmalarda araştırmacı sahaya zaten başka bir sıfatla bağlıdır. Örneğin bir kurumda çalışan biri kendi kurumunu incelemeye başlar. Bu durum etik derste tanımlanan çift rolün somut bir görünümüdür ve araştırmacının hangi sıfatla konuştuğu her cümlede belirsizleşebilir. Rol gerilimi tam olarak bu noktada belirir çünkü araştırmacı bir yakının beklediği sıcaklık ile gözlemcinin gerektirdiği mesafe arasında sıkışır. Bu gerilim saha notuna hiç yazılmasa bile araştırmacının o gün hangi soruyu sormaktan çekindiğini sessizce yönlendirmeyi sürdürür. Rol kümesindeki her rol saha notunda ayrı ayrı adlandırılırsa gerilimin kaynağı daha görünür hale gelir.
Ölçek
Ölçek bu derste bir mekân büyüklüğü sorusu değil bakan gözlerin sayısı sorusu olarak ele alınabilir. Aynı araştırmacı aynı sahada farklı seyircilerin gözünde farklı bir kişi olarak belirir. Büyükannelerin gözünde torununa yardım eden bir yakın, çocukların gözünde oyunlara katılan tanıdık bir yetişkin, anaokulu öğretmenlerinin gözünde ise resmî bir başvuru sahibi olarak görünebilir. Parktan geçen mahalle esnafının ya da erkeklerin gözünde araştırmacı bambaşka, belki meraklı ya da şüpheli bir yabancı olarak durur. Bu seyirciler aynı anda sahada bulunur ve araştırmacı her birinin karşısında biraz farklı bir kendini sunar. Ölçeği küçültüp büyütmek değil bu eşzamanlı çokluğu fark etmek, saha notuna hangi seyircinin karşısında ne söylendiğini de yazmayı gerektirir. Bir seyirci önünde rahatça paylaşılan bir ayrıntı başka bir seyirci önünde hiç sözü edilmeyen bir sır olarak kalabilir.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye'de sahaya girişte "evladım sen kimin nesisin" sorusu sık karşılaşılan bir tedbir biçimi olabilir. Akrabalık bağı, hemşehrilik ya da ortak bir tanıdık, araştırmacıyı tanınabilir kılan ilk ipuçları arasında sayılabilir. Mahallelerde muhtar, cami çevresinde imam, bazı topluluklarda cemevi dedesi ya da esnafın sözü dinlenen üyeleri gayriresmî kapı bekçisi rolü üstlenebilir. Bu kişilerin onayı bir mahalleye girişi hızlandırabilir ama her zaman tüm hanelere aynı ölçüde açılmaz. Okul, hastane ya da belediye gibi kurumlarda resmî izin süreçleri uzun sürebilir ve öğrenci bu süreci tez takvimine sığdırma çabasıyla baş başa kalabilir. Bazı araştırmacılar "belediyeden mi geldin, devletten mi" sorusuyla karşılaşır çünkü kendini tanıtma biçimi resmî bir denetçiyle karıştırılmaya açık kalabilir. Bu tedirginlik bazı sahalarda kısa sürede dağılırken bazı sahalarda araştırmanın sonuna kadar hafif bir iz bırakabilir.
Dünyada farklı toplumlarda araştırmacıya yakıştırılan roller de çeşitlenir çünkü bazı sahalarda araştırmacı bir misyoner, bazılarında bir turist, bazılarında ise bir ajan ya da gazeteci kalıbına yerleştirilebilir. Resmî etik onay süreçleri de akademik gelenekten geleneğe değişir çünkü kimi yerde bu süreç katı ve uzun işlerken kimi yerde çok daha esnek kalabilir. Bu çeşitlilik Türkiye'deki deneyimi tek başına ele almayı zorlaştırır ve karşılaştırmalı bir bakışı gerekli kılar. Aynı soru başka bir ülkede farklı türden bir kapı bekçisiyle ve farklı bir korkuyla karşılaşabilir ve bu fark araştırmacıyı kendi sahasının hangi yönden özel olduğunu sormaya zorlar.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Giriş sürecinin izleri genellikle asıl bulgulardan ayrı, çalışmanın kenarında kalan metinlerde bulunur. Bu yüzden söylenmeyen kadar söylenen de önemlidir ve okur ikisini birbirinden ayırmayı zamanla öğrenir.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışResmî izin alındığında sahaya girildiği düşünülebilir.
Oysa bir kurumun üst makamından çıkan imza, o kurumun içindeki insanların araştırmacıyla olağan biçimde konuşacağı anlamına gelmez ve gündelik kabul ayrı bir emekle zaman içinde kazanılır.
Yaygın yanlışKapı bekçisi ne kadar güçlüyse girişin de o kadar sağlam olduğu sanılabilir.
Ama güçlü bir kapı bekçisinin onayı sahadaki herkesi aynı ölçüde bağlamaz. Bazı kişiler o onayı tanımaz ya da önemsemez ve araştırmacıyla kendi ölçütleriyle ilişki kurar.
Yaygın yanlışİyi bir aracının araştırmacıyı tarafsız bir biçimde sahaya soktuğu varsayılabilir.
Oysa her aracı kendi ilişki ağının izini araştırmacıya bırakır. Aracının yakınları daha kolay erişilir olurken aracının uzak durduğu kişiler araştırmacıya da uzak kalabilir.
Yaygın yanlışAraştırmacı kendini dürüstçe tanıtırsa insanların onu tanıttığı gibi göreceği düşünülebilir.
Ama saha insanları araştırmacıyı çoğu zaman bir yakın, bir görevli ya da bir gazeteci gibi bildikleri bir kalıba yerleştirir. Bu yerleştirme araştırmacının kendi tanımından bağımsız işleyebilir.
Yaygın yanlışSahadaki insanların istediği küçük yardımları geri çevirmenin profesyonellik olduğu düşünülebilir.
Her yardımı geri çevirmek mesafe yaratıp ilişkiyi soğutabilir ama her yardımı kabul etmek de yeni yükümlülükler doğurur. Sınır sahanın kendi koşuluna göre tek tek çizilmek zorundadır.
Aklında kalsın
- Sahaya giriş tek bir imza anında bitmez ve sahanın her yeni köşesinde yeniden kazanılır.
- Resmî izin ile gündelik kabul ayrı emek ister ve biri diğerinin yerini tutmaz.
- Kapı bekçisi kapıyı açarken neyin görülüp neyin görülmeyeceğini de örtük biçimde çizer.
- Bir aracının açtığı çevre sahanın tamamı değildir ve farklı aracılar farklı kapılar açar.
- Saha insanları araştırmacıyı kendi tanıdıkları bir kalıba yerleştirir ve bu kalıp anlatılanı biçimlendirir.
- Rol müzakeresi bir kez yapılıp biten bir anlaşma değildir ve saha boyunca sürer.
- Girişin kendisi bir veridir çünkü kimin kapıyı açtığı ve kimin çekindiği sahanın güç ilişkilerini gösterir.
Sonraki derse köprü
Zaman ilerledikçe park artık öğrenciye kapalı bir yer değil. Torunlara ders anlatıyor, çay tepsisini taşıyor ve bayram hazırlığında elini taşın altına koyuyor. Ama içeri girdikçe defterine not düşecek vakti daralıyor ve bazı sahneleri artık dışarıdan gördüğü gibi göremiyor. Bir gün kenara çekilip yalnızca gözlemlemeyi denediğinde ise kimse onunla eskisi kadar rahat konuşmuyor ve sohbetler onsuz akıyor. Öğrenci ne kadar içeri girmesi, ne kadar kenarda kalması gerektiğini artık kendine sormak zorunda kalıyor. Katılım ile gözlem arasındaki dengeyi kim, hangi anda belirliyor?