Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
- Araştırma problemi, bir konunun içinde bilinmeyen ve önemli olan belirli bir boşluktur.
- Problem cümlesi, o boşluğu ve boşluğun neden önemli olduğunu tek bir cümlede taşır.
- Araştırma amacı, sorudan ayrı bir karardır ve çalışmanın betimleyeceğini, açıklayacağını ya da sınayacağını belirtir.
- Kapsam sınırı, araştırmacının kendi seçtiği ve yazılı hâle getirdiği kim, nerede, ne zaman ve hangi düzey sınırıdır.
- Sınırlılık, araştırmacının seçmediği ve sonucun nasıl okunması gerektiğini etkileyen dışarıdan gelen kısıttır.
- Bu dört parça birbirini kilitler; biri değiştiğinde diğer üçünün de yeniden yazılması gerekir.
- Tutarlılık kanaatle değil, problem, amaç, kapsam ve sınırlılık bölümlerinin yan yana karşılaştırılmasıyla denetlenir.
Açılış sahnesi
Bir belediyenin sosyal hizmet biriminde çalışan uzman masasına oturur ve amirinin bıraktığı notu okur; not tek satırdır: gençlerin kütüphaneyi neden kullanmadığını araştır. Uzman ilk taslağını kâğıda yazar, "Gençler kütüphaneyi neden kullanmıyor?" cümlesinin altını çizer ve uzun bir süre duraklar.
Aklına ilk soru gelir: hangi gençler kastediliyor, okula gidenler mi yoksa çalışan gençler mi. Hemen ardından ikinci bir belirsizlik çıkar: kütüphane derken ilçedeki tek büyük bina mı, yoksa mahallelerdeki küçük okuma odaları da kastediliyor mu. Üçüncü satırı yazarken bir kez daha duraklıyor: "kullanmamak" hiç kapıdan girmemek mi, yoksa gelip de ödünç almadan çıkmak mı demek.
Kâğıdın üstünde artık çizik satırlar birikmiştir ve altında amirin el yazısıyla bıraktığı tek cümle hâlâ olduğu gibi durmaktadır. Kâğıdın kenarına küçük bir not daha düşer, "kime göre sorun bu" diye; uzman geri çekilerek asıl sorunun ne olduğunu kendine sorar.
Sorun kütüphanenin boş durması mıdır, yoksa gençlerin bir yere erişememesi midir; ikisi kulağa benzer gelse de aynı şey değildir. Biri kurumun sorunudur, biri gençlerin sorunudur ve uzman fark eder ki aynı görev cümlesinin arkasında iki ayrı problem durabilir. Hangisini seçtiği bütün çalışmayı değiştirir; yanındaki masada oturan bir meslektaşı, kâğıda göz atınca kısa bir şey söyler.
Önce soruyu değil, neyin eksik olduğunu yaz, der; uzman bu cümleyi kâğıdın en üstüne yazar ve altına dört boş satır bırakır.
Bu derste ne olacak
Masadaki uzman, amirin notu ve çizilen taslak satırları kurgudur; gerçek bir kurum ya da kişiyle ilgili değildir. Sahne kurgu olsa da tarif ettiği tereddüt tanıdıktır: bir görev cümlesi alınır ve onu yazılı bir tasarıma çevirmek gerekir.
Önceki derste araştırma döngüsünü ve tasarım kararlarının birbirini nasıl kısıtladığını görmüştük; o ders masada alınan kararlarla kapanmıştı. Sahaya çıkmadan önce, masada alınan o kararların yazılı bir tasarıma dönüşmesi gerekiyor; çünkü yazılmamış bir karar, sahada ilk engelde kolayca değişir. Bu kurs tam olarak bu yazıya dönüşümü konu alıyor ve ilk adımı, neyin araştırıldığını dört ayrı parçaya ayırmak.
Bu derste o dört parçayı sırasıyla kuruyoruz: sorunun arkasındaki problem, çalışmanın ürettiği amaç, yazılı bir sınır olarak kapsam ve dışarıdan dayatılan sınırlılık. Asıl mesele bu dördünün birbirini nasıl kilitlediğini görmek: problemi değiştirdiğinde amaç da değişir, kapsamı daraltırsan sınırlılık farklı bir şey söyler.
Sıfır noktası — konudan probleme
Gençlik ve kütüphane bir konudur ve tek başına hiçbir şeyi araştırılabilir kılmaz; konu, üzerinde konuşulabilecek geniş bir alanı işaret eder, sınırları belirsizdir. Problem ise farklı bir şeydir: bilinmeyen belirli bir boşluk ve bu boşluğun neden önemli olduğuna dair bir gerekçedir. Önceki kursta dağınık bir merakı araştırılabilir bir soruya nasıl daralttığımızı görmüştük; bu ders o sorunun arkasında duran boşluğu adlandırmaya odaklanıyor.
Mekanizma — problemden kapsama kilitlenme
Problem tanımlandıktan sonra onu tek bir cümleye indirmek gerekir, çünkü bu cümle çalışmanın geri kalanının üzerine kurulacağı temeldir; aynı cümle çalışmanın ne üreteceğini belirlemez, amaç ayrı bir kararla yazılır.
Zincir tek yönlü işlemez; her halka bir öncekini sınırlar ve bir sonrakini hazırlar: problem değişirse amaç da değişir, çünkü artık üretilmesi gereken bilgi türü başkadır. Amaç değişirse kapsam da yeniden çizilir, çünkü farklı bir amaç farklı bir veri gerektirir; kapsam daraldıkça ya da genişledikçe sınırlılık da değişir, çünkü neyin dışarıda kaldığı her seferinde farklıdır. Bu yüzden dört parçadan biri elden geçirildiğinde, öteki üçü de yeniden okunmalıdır.
Kuramsal mercekler
Aynı görev cümlesi farklı kuramsal mercekler altında farklı problemlere dönüşür; mercek değiştikçe neyin bilinmediği de değişir. Kütüphaneyi kullanmama sorununa kurumsal erişim penceresinden bakan bir araştırmacı saatleri, ulaşım masrafını ve üyelik koşullarını incelerken, aynı soruna kültürel sermaye penceresinden bakan başka bir araştırmacı ailede okuma alışkanlığının ve kitapla kurulan ilişkinin nasıl aktarıldığını sorar. İki araştırmacı da aynı binadan, aynı gençlerden söz eder ama kurdukları problem cümlesi baştan sona farklıdır; mercek seçimi bir tercih meselesidir ve bu ders hangi merceğin doğru olduğunu söylemez, her mercek kendi problemini üretir ve kendi kapsamını gerektirir.
Ölçek
Problem ve amaç kararlaştırıldıktan sonra sırada kapsamı yazmak var: çalışmanın kimi, nereyi, hangi dönemi ve hangi düzeyi içerdiğini belirlemek. Bu ders daha önce gördüğümüz düzey ayrımlarını tekrar açmaz; burada mesele düzeyin kendisi değil, hangi düzeyin seçildiğinin yazılı olmasıdır.
Kapsam sınırı ile sınırlılık sık karıştırılır çünkü ikisi de bir çalışmanın nerede durduğunu gösterir; aradaki fark seçimde yatar, kapsamı araştırmacı çizer, sınırlılığı saha ona dayatır. Bu ayrımı gözden kaçırmak, sonucu okuyan kişinin neyin bir tercih neyin bir kısıt olduğunu karıştırmasına yol açar.
Türkiye bağlamı ve karşılaştırma
Türkiye'de sosyoloji araştırmalarının önemli bir kısmı dışarıdan gelen bir siparişle başlar: bir belediye, bir bakanlık ya da bir şirket, problem cümlesini araştırmacı yerine önceden yazmış olarak gelir. Araştırmacının işi burada problem üretmek değil, verilen problemi sınayıp onun altındaki gerçek amacı ayrıştırmaktır.
Tez önerilerinde de benzer bir kalıp görülür: sınırlılıklar bölümü çoğu zaman aynı birkaç cümlenin farklı çalışmalarda tekrarlanmasından ibaret kalır. Kamu kurumlarının paylaştığı veri setleri de kapsamı fiilen dayatır; bir araştırmacı yalnız verinin kapsadığı ile sınırlı kalmak zorunda kalabilir.
Başka ülkelerdeki bağımsız fonlama kurumlarına başvuran araştırmacılar problem cümlesini genellikle kendileri yazar; kurum orada yalnız bu cümlenin uygulanabilirliğini ve bütçesini denetler, cümlenin kendisini yazmaz. Bu karşılaştırma, Türkiye'deki sipariş araştırmasını kötü göstermek için değil, problem sahipliğinin bağlama göre değiştiğini göstermek içindir.
Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?
Problem, amaç, kapsam ve sınırlılığın tutarlı olup olmadığı kanaatle değil, karşılaştırılabilir belgelerle denetlenir; bu denetim yöntemleri farklı bağlamlarda uygulanır ama ortak bir mantığı paylaşır, yazılı bir belge yazılı başka bir belgeyle karşılaştırılır.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışProblem ile konu aynı şey sanılır ve geniş bir başlık, problem cümlesi yerine geçirilir; konu üzerinde ne kadar çok kaynak okunursa okunsun, bu okuma tek başına bir boşluk tanımlamaz.
Problem, konunun içinde bilinmeyen ve önemli olan tek bir noktayı adlandırmayı gerektirir.
Yaygın yanlışSınırlılıklar bölümünün çalışmayı zayıf gösterdiği ve bu yüzden kısa tutulması gerektiği sanılır; bu düşünce, sınırlılığı bir kusur gibi görür ve onu gizlemeye çalışır.
Oysa sınırlılık, sonucun hangi koşullar altında geçerli olduğunu gösteren bir bilgidir ve ayrıntılı yazılması çalışmayı güçlendirir.
Yaygın yanlışKapsamı dar tutmanın çalışmayı önemsizleştirdiği sanılır ve geniş bir kapsam daha değerli görülür; oysa dar bir kapsam, yalnızca sorunun net biçimde incelenebilmesi için çizilmiş bir sınır olabilir.
Bir çalışmanın değeri kapsamın genişliğinden değil, kapsam içinde sorulan sorunun ne kadar iyi cevaplandığından gelir.
Yaygın yanlışAmaç cümlesiyle araştırma sorusunun aynı şey olduğu sanılır ve ikisi birbirinin yerine kullanılır; oysa soru neyin merak edildiğini sorar, amaç ise çalışmanın sonunda hangi tür bilginin üretileceğini bildirir.
Aynı soru betimleyici, açıklayıcı ya da sınayıcı bir amaçla cevaplanabilir ve her seçim farklı bir tasarım gerektirir.
Yaygın yanlışKapsamın veri toplanırken serbestçe genişletilebileceği ve yazılı sınırın esnek bir öneri olduğu sanılır; kapsam saha başlamadan yazılmışsa, veri toplarken karşılaşılan ilginç ama kapsam dışı bir bulgu ayrı bir çalışmanın konusu sayılır.
Kapsam her ilginç bulguya göre genişletilirse, başta yazılan problem ve amaçla artık hiçbir ilişkisi kalmayan bir çalışma ortaya çıkar.
Aklında kalsın
- Araştırma problemi, bir konunun içinde bilinmeyen ve önemli olan belirli bir boşluktur.
- Problem cümlesi, o boşluğu ve boşluğun neden önemli olduğunu tek bir cümlede taşır.
- Araştırma amacı, sorudan ayrı bir karardır ve çalışmanın betimleyeceğini, açıklayacağını ya da sınayacağını belirtir.
- Kapsam sınırı, araştırmacının kendi seçtiği ve yazılı hâle getirdiği kim, nerede, ne zaman ve hangi düzey sınırıdır.
- Sınırlılık, araştırmacının seçmediği ve sonucun nasıl okunması gerektiğini etkileyen dışarıdan gelen kısıttır.
- Bu dört parça birbirini kilitler; biri değiştiğinde diğer üçünün de yeniden yazılması gerekir.
- Tutarlılık kanaatle değil, problem, amaç, kapsam ve sınırlılık bölümlerinin yan yana karşılaştırılmasıyla denetlenir.
Sonraki derse köprü
Problem cümlesi yazıldı, amaç ayrıldı, kapsam çizildi ve sınırlılık adlandırıldı; ama cümlenin içinde hâlâ havada duran kelimeler var, çünkü "erişim", "kullanım" ve "genç" gibi sözcükler cümlede duruyor ve hiçbiri sahada neye bakılarak tanınacağını söylemiyor. Bir gencin kütüphaneye "erişimi olmadığını" söylemek kolaydır, ama bu erişimsizliğin sahada hangi gözlemle ortaya çıkacağı henüz kararlaştırılmamıştır; aynı belirsizlik "kullanım" ve "genç" sözcükleri için de geçerlidir, her ikisi de birden fazla biçimde okunabilir. Problem cümlesindeki bu soyut kelimeleri sahada tanınabilir hâle getirmek, önümüzdeki dersin işi.