İçeriğe geç

TUR-717-03·Güncel Eşitsizlikler ve Toplumsal Değişim

Bölgesel, kentsel ve kırsal eşitsizlik

temel2.073 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Türkiye'de gelir, sanayi, eğitim ve sağlık hizmetleri batıdan doğuya doğru genel olarak azalan bir eğim izler ve bu eğim on yıllardır kalıcıdır.
  2. Birikimli nedensellik, gelişmiş bölgelerin yeni yatırımları çekerek avantajlarını büyütmesini açıklar.
  3. Geri çekme etkisi, gelişmiş bölgelerin emeği ve sermayeyi geri kalmış bölgelerden kendine çekmesidir.
  4. Nitelikli iç göç, geri kalmış bölgeleri en eğitimli insanlarından yoksun bırakarak farkı yeniden üretir.
  5. Kalkınmada öncelikli yöre politikaları bazı yatırımları çekmiş, ama farkın genel eğilimini değiştirmekte sınırlı kalmıştır.
  6. Büyük kentlerin içinde kapalı siteler ile yoksul mahalleler yan yana, ama ayrı dünyalar olarak yaşar.
  7. İl ortalamaları, ilin içindeki dağ köylerini ve yoksul mahalleleri görünmez kılabilir.

Açılış sahnesi

İki kardeş aynı yıl öğretmenlik bölümünden mezun olmuş. Ablası Kocaeli'de bir ilçenin merkezindeki okula, küçük kardeşi ise Doğu Anadolu'da dağ yamacındaki bir köy okuluna atanmış. Eylülün ilk haftası, ikisi görüntülü konuşuyor. Abla, sınıfındaki akıllı tahtayı, okulun kütüphanesini ve velilerin çoğunun fabrikada vardiyalı çalıştığını anlatıyor. Kardeş ise tek bir sınıfta dört ayrı yaştan çocuğa ders vereceğini, sobanın odununu köylülerin getirdiğini ve internetin yalnız okulun arka bahçesindeki bir tepede çektiğini söylüyor.

Konuşmanın sonunda kardeş bir şey soruyor: bu çocukların kaçı üniversiteye gidecek? Abla cevap vermiyor, çünkü iki sınıf arasındaki farkın çocukların yeteneğiyle değil, doğdukları yerle ilgili olduğunu biliyor. Aynı ülkede, aynı müfredatla, aynı sınavlara hazırlanan iki grup çocuk, bambaşka koşullarda büyüyor. Soru şu: bir insanın hayat şansını, onun ne yaptığı kadar nerede doğduğu da belirler mi ve bu fark neden bu kadar kalıcı?

Bu derste ne olacak

İki öğretmen kardeş, görüntülü konuşma ve tepedeki internet kurgu. Türkiye'de bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının on yıllardır süren kalıcılığı, büyük kentlerin içinde varlıklı ve yoksul mahallelerin birbirinden ayrışması ve kırsal kesimin temel hizmetlere erişimde geride kalması ise gerçek ve ölçülen olgulardır.

Önceki ders, hanelerin yoksulluk ve borç karşısında nasıl ayakta kaldığını gösterdi. Bu ders, aynı sorunları haritaya yerleştiriyor. Türkiye'nin batısı ile doğusu arasındaki gelişmişlik uçurumunun nasıl oluştuğu ve neden kendini yeniden ürettiği, devletin bu farkı kapatmak için hangi politikaları denediği, eğitimli gençlerin gelişmemiş bölgelerden neden ayrıldığı, büyük kentlerin içinde duvarlarla ayrılan mahalleler ve köylerin okul, sağlık ve iletişim hizmetlerinden neden geri kaldığı dersin konuları. Dersin sonunda, bir eşitsizlik haritasını okurken ortalamaların neyi gizlediğini fark edebilmen amaçlanıyor.

Sıfır noktası — Haritadaki eğim

Mekânsal eşitsizlik kavramını temel derslerde tanımladık. Türkiye'de bu eşitsizliğin en göze çarpan biçimi, ülkenin batısından doğusuna doğru uzanan bir eğimdir. Gelir, sanayi, eğitim düzeyi, sağlık hizmetleri ve altyapı, Marmara ve Ege'den Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya doğru gidildikçe genel olarak azalır.

Mekanizma — Kendini büyüten fark

Bölgesel farklar neden kendiliğinden kapanmaz? İlk bakışta, yoksul bölgelerdeki ucuz emek ve arazinin yatırımcıları çekmesi, zamanla farkı azaltması beklenebilir. Ama deneyim, çoğu zaman tersinin gerçekleştiğini gösterir.

Birikimli nedenselliğin en güçlü kanallarından biri, insanların kendisidir. Gelişmemiş bölgelerde yetişen eğitimli gençler, kendi bölgelerinde iş bulamadıklarında büyük kentlere ve batıya göç eder.

Kuramsal mercekler

Devlet, bölgesel farkları azaltmak için farklı dönemlerde farklı araçlar kullandı. Planlı kalkınma döneminden itibaren belirli bölgelere yatırım teşvikleri, vergi indirimleri ve kamu yatırımları yönlendirildi.

Bölgesel eşitsizliği yalnız ekonomik bir mesele olarak görmek de eksik kalır. Türkiye'de doğu ve güneydoğu bölgelerindeki geri kalmışlık, bu bölgelerde yaşanan uzun süreli silahlı çatışma, köy boşaltmaları ve güvenlik politikalarıyla da iç içe geçmiştir. Bu süreçler, bölgeden batıya doğru zorunlu göçleri hızlandırmış, yatırım ortamını zayıflatmış ve bölgenin ekonomik ve toplumsal dokusunu derinden etkilemiştir.

Ölçek

Mekânsal eşitsizliği üç ölçekte izlemek gerekir. Bölgeler ölçeğinde, batı ile doğu arasındaki eğim, gelir, sanayi ve hizmetlerdeki farkları gösterir. Kent ölçeğinde, büyük kentlerin içinde varlıklı ve yoksul mahalleler, birbirine yakın olsa da farklı dünyalarda yaşar. Kır–kent ölçeğinde ise köyler, nüfusları azaldıkça ve yaşlandıkça okul, sağlık ocağı ve ulaşım gibi temel hizmetleri kaybetme tehlikesiyle karşılaşır.

Büyük kentlerin içindeki ayrışma, son on yıllarda yeni bir biçim aldı. Varlıklı ve orta sınıf aileler, kent merkezlerinden duvarlarla çevrili, güvenlikli konut sitelerine taşındı.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'deki bölgesel eşitsizlik, uluslararası karşılaştırmalarda gelişmiş ekonomilerin çoğundan belirgin biçimde yüksek düzeydedir. Başka ülkelerde de benzer örüntüler görülür. İtalya'da sanayileşmiş kuzey ile daha yoksul güney arasındaki fark, bir yüzyılı aşkın süredir tartışılır ve devletin güneye yönelik büyük yatırımlarına rağmen tam olarak kapanmamıştır. Almanya'da yeniden birleşmenin ardından doğu ile batı arasındaki fark, büyük kamu transferleriyle daraltılmış ama tamamen ortadan kaldırılamamıştır. Bu karşılaştırmalar, bölgesel farkların bir kez oluştuktan sonra ne kadar kalıcı olabildiğini ve kapatılmalarının uzun soluklu ve tutarlı politikalar gerektirdiğini gösterir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Haritadaki eğimi çizmek için araştırmacılar birçok kaynağı üst üste koyar: il ve bölge düzeyinde yayımlanan resmî verileri, illerin gelişmişlik sıralaması araştırmalarını, eğitim ve sağlık bakanlıklarının il ve ilçe istatistiklerini, sınav sonuçlarının il bazında dağılımını, nüfus ve göç kayıtlarını ve kentlerde ve köylerde yapılan saha araştırmalarını. İl düzeyindeki veriler genel eğilimi gösterir, ama bir ilin içindeki farklılıkları gizleyebilir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBölgesel farkların zamanla kendiliğinden kapanacağı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa birikimli nedensellik, gelişmiş bölgelerin avantajlarını büyütme ve geri kalmış bölgelerin geride kalmasını pekiştirme eğilimi taşır.

Yaygın yanlışBölgesel eşitsizliğin yalnız ekonomik bir mesele olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa Türkiye'de doğu ve güneydoğudaki geri kalmışlık, silahlı çatışma, zorunlu göç ve güvenlik politikalarıyla da iç içe geçmiştir.

Yaygın yanlışYatırım teşviklerinin bölgesel farkı tek başına kapatabileceği sanılabilir.
Doğrusu

Oysa teşvikler, altyapı, nitelikli işgücü ve pazar gibi kalıcı koşullar olmadan yatırımı ancak geçici olarak çekebilir.

Yaygın yanlışGelişmiş bir ilde yaşayan herkesin aynı olanaklara sahip olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa gelişmiş illerin içinde de dağ köyleri ve yoksul mahalleler, geri kalmış illerdeki pek çok yerden daha kötü koşullarda olabilir.

Yaygın yanlışEğitimli gençlerin göçünün yalnız bireysel bir tercih olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa bu göç, göç veren bölgeyi en eğitimli insanlarından yoksun bırakarak bölgesel eşitsizliği yeniden üreten yapısal bir süreçtir.

Aklında kalsın

  1. Türkiye'de gelir, sanayi, eğitim ve sağlık hizmetleri batıdan doğuya doğru genel olarak azalan bir eğim izler ve bu eğim on yıllardır kalıcıdır.
  2. Birikimli nedensellik, gelişmiş bölgelerin yeni yatırımları çekerek avantajlarını büyütmesini açıklar.
  3. Geri çekme etkisi, gelişmiş bölgelerin emeği ve sermayeyi geri kalmış bölgelerden kendine çekmesidir.
  4. Nitelikli iç göç, geri kalmış bölgeleri en eğitimli insanlarından yoksun bırakarak farkı yeniden üretir.
  5. Kalkınmada öncelikli yöre politikaları bazı yatırımları çekmiş, ama farkın genel eğilimini değiştirmekte sınırlı kalmıştır.
  6. Büyük kentlerin içinde kapalı siteler ile yoksul mahalleler yan yana, ama ayrı dünyalar olarak yaşar.
  7. İl ortalamaları, ilin içindeki dağ köylerini ve yoksul mahalleleri görünmez kılabilir.

Sonraki derse köprü

Bu derste gördüğümüz eşitsizliklerin yükünü kim taşıyor? Köy boşalırken yaşlı anne babalara kim bakıyor? Kapanan köy okulunun yerine çocukları ilçedeki okula kim götürüyor? Kentte iki kişi çalışmak zorunda kalan bir ailede çocuklara kim bakıyor? Çoğu durumda cevap aynıdır: kadınlar. Kadınların ücretli çalışmaya katılımı düşük kalırken, çocuk, yaşlı, hasta ve engelli bakımının büyük bölümü karşılıksız olarak onların omzuna yüklenir. Nüfus yaşlandıkça ve aileler küçüldükçe bu yük ağırlaşır. Sonraki ders, toplumsal cinsiyeti ve bakım krizini ele alıyor: bakım kimin işi, kadın emeği neden görünmez kalıyor ve devlet, piyasa ve aile bu yükü nasıl paylaşıyor ya da paylaşmıyor?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.