İçeriğe geç

TUR-703-07·Cumhuriyet, Uluslaşma ve Yurttaşlık

Çoğul yurttaşlık ve güncel aidiyetler

temel2.149 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Cumhuriyet'in yurttaşlık anlayışı uzun süre ortak bir dil, tarih ve resmî din anlayışı etrafında kuruldu ve bu kalıbın dışında kalanlar tam tanınmadıklarını hissetti.
  2. Çoğul yurttaşlık, eşitliği herkesin aynılaşmasında değil, farklılıkların eşit biçimde tanınmasında arar.
  3. Çok kültürlü yurttaşlık gruba özgü haklar önerir, anayasal vatanseverlik ise ortak bağı demokratik ilkelerde arar.
  4. Çifte vatandaşlık ve özel belgeler, diasporadaki Türkiyelilerin iki ülkeye birden ait olmasının hukuki biçimleridir.
  5. Geçici koruma, milyonlarca insanı uzun yıllar boyunca yerleşik ama geçici bir belirsizlik içinde bırakabilir.
  6. Bir hakkın yasada tanınması, uygulama kurumları olmadan gündelik hayatta kullanılabilir olmasını sağlamaz.
  7. Aidiyetler birbirini dışlamaktan çok iç içe geçer ve ölçüm araçları bu iç içeliği görebilecek biçimde tasarlanmalıdır.

Açılış sahnesi

Bayram sabahı, Mersin'de kalabalık bir sofra. Köln'den gelen kuzen, çantasından iki pasaport çıkarıp gülerek masaya koyuyor: kapakları neredeyse aynı renkte, üstlerindeki armalar ise farklı. Büyükanne, torunlarıyla Türkçe, kendi kız kardeşiyle telefonda Kürtçe konuşuyor. Kapı çalıyor. Komşunun Halep'ten gelmiş oğlu, annesinin yaptığı tatlıyı getirmiş ve Türkçeyi sofradaki çocuklardan daha hızlı konuşuyor. Sofranın bir köşesinde ise liseye giden torun, yurttaşlık bilgisi dersinden aklında kalan bir cümleyi tekrar ediyor: yurttaş, devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olan kişidir.

Torun sofraya bakıyor ve bu tanımın ne kadar az şey anlattığını fark ediyor. İki pasaportlu kuzen hangi ülkenin yurttaşı? Büyükanne, evdeki dilini okulda hiç öğrenememişken aynı ölçüde yurttaş mı? Halep'ten gelen çocuk, burada büyüdüğü hâlde hiç yurttaş olacak mı? Herkes aynı sofrada, ama herkesin devletle, dille ve ülkeyle kurduğu bağ farklı. Merak ediyor: yurttaşlık tek bir kimliğe mi bağlıdır, yoksa insan birkaç yere aynı sıcaklıkla bağlanabilir mi?

Bu derste ne olacak

Mersin'deki bayram sofrası, iki pasaportlu kuzen ve komşunun oğlu kurgu. Türkiye'de yurttaşlığın uzun süre tek bir dil, tek bir tarih ve belirli bir din anlayışı etrafında tanımlanması, son on yıllarda bu tanımın farklı aidiyetlerin talepleri, göçler ve diaspora deneyimiyle sorgulanması ise gerçek ve süren bir tartışmadır.

Önceki ders, devlet ile toplum arasındaki ilişkiyi başkentteki kadrolar ile taşranın güç sahipleri arasındaki çekişme üzerinden okudu. Bu ders, o çevrenin güçlendikçe dile getirdiği aidiyet taleplerine ve yurttaşlığın bu taleplerle nasıl dönüştüğüne odaklanıyor. Tek tip yurttaşlık anlayışının sınırları, farklı toplulukların tanınma talepleri, yurtdışındaki Türkiyelilerin çifte aidiyeti, ülkeye gelen göçmenlerin belirsiz statüsü ve bu çokluğu karşılamak için önerilen farklı yurttaşlık modelleri dersin konuları. Bu ders aynı zamanda Cumhuriyet, uluslaşma ve yurttaşlık kursunun son dersi ve kursun başından beri izlenen ulus inşası sürecinin bugünkü sonuçlarına bakıyor.

Sıfır noktası — Tek kalıptan çoğul aidiyete

Kursun önceki derslerinde, yeni devletin yurttaşı paylaşılan bir dil, paylaşılan bir geçmiş anlatısı ve resmî bir din anlayışı etrafında biçimlendirmeye çalıştığını gördük. Makbul vatandaş, bu kalıba uyan yurttaştı. Kalıbın dışında kalanlar, hukuken yurttaş olsalar da kendilerini tam olarak tanınmış hissetmediler.

Mekanizma — Tanınma talepleri ve yeni statüler

Çok partili siyasetin derinleşmesi, kentleşme, eğitimin yaygınlaşması ve iletişim olanaklarının artması, farklı toplulukların kendi dillerini, inançlarını ve tarihlerini kamusal alanda dile getirmesini kolaylaştırdı. Bu talepler çoğu zaman gerilimli bir süreçte, kimi zaman silahlı çatışmanın gölgesinde gündeme geldi. Son on yıllarda bazı kısıtlamalar kaldırıldı: Kürtçe yayın ve özel dil kursları serbest bırakıldı, okullara farklı dillerde seçmeli dersler kondu. Bu adımların kapsamı ve kalıcılığı ise tartışmalı olmayı sürdürdü.

Farklı toplulukların talepleri karşısında siyasal kuramda farklı modeller geliştirildi. Bunlardan biri, bazı grupların kendilerine özgü haklara sahip olması gerektiğini savunur.

Başka bir model ise yurttaşların ortak bağını kültürde değil, siyasal ilkelerde arar.

Kuramsal mercekler

Güncel aidiyet tartışmalarını yalnız ülke içinden okumak yetmez. Milyonlarca insan, ülkenin sınırları dışında yaşarken Türkiye ile bağını sürdürüyor, ülkeye gelen milyonlarca insan da kendi ülkesiyle bağını koparmadan burada bir hayat kuruyor. Bu durum, yurttaşlığın yalnız bir devletin sınırları içinde tanımlanabileceği varsayımını sarsıyor.

Ölçek

Güncel aidiyetleri üç ölçekte izlemek gerekir. Devlet ölçeğinde, yurttaşlık yasaları, göç düzenlemeleri, dil ve eğitim politikaları kimin hangi haklara sahip olacağını belirler. Topluluk ölçeğinde, dernekler, vakıflar, ibadet yerleri ve kültür merkezleri farklı aidiyetleri yaşatır ve kamusal alanda temsil eder. Birey ölçeğinde ise insanlar, farklı ortamlarda farklı aidiyetlerini öne çıkarır: evde bir dil, işte bir başka dil konuşur, bir seçimde bir kimliğini, bir bayramda öbürünü hatırlar.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye son on yıllarda yalnız göç veren değil, göç alan bir ülkeye de dönüştü. Komşu ülkelerdeki savaşlar, özellikle Suriye'deki iç savaş, milyonlarca insanı Türkiye'ye getirdi. Türkiye, mülteciliği uluslararası sözleşmelerde coğrafi bir sınırlamayla tanıdığı için, bu insanların büyük bölümü mülteci statüsüyle değil, ayrı bir statüyle kabul edildi.

Karşılaştırmalı bir açıdan bakıldığında, farklı ülkeler çokluğu farklı biçimlerde karşılar. Kanada, çok kültürlülüğü resmî bir politika olarak benimsemiş ve farklı toplulukların kültürlerini sürdürmesini desteklemiştir. Fransa ise yurttaşlığı cumhuriyetçi bir eşitlik ilkesi etrafında tanımlamış ve etnik ya da dinî toplulukları kamusal alanda ayrı gruplar olarak tanımaktan kaçınmıştır. Türkiye'nin yurttaşlık anlayışı uzun süre Fransız modeline yakın durmuş, ama Lozan'ın din temelli azınlık tanımı ve son on yıllardaki bazı düzenlemeler bu tabloyu daha karmaşık hâle getirmiştir.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Güncel aidiyetler hakkındaki bilgimiz, yurttaşlık ve göç yasalarına, mahkeme kararlarına, göç idaresinin istatistiklerine, kimlik ve aidiyet üzerine yapılan anket araştırmalarına, diaspora toplulukları ve göçmen aileleri üzerine yapılan etnografik çalışmalara ve toplulukların kendi yayınlarına dayanır. Kimlik soruları ankette özellikle zordur, çünkü insanlar kendilerini tek bir kategoriye yerleştirmekte zorlanabilir ve sorunun nasıl sorulduğu cevabı etkiler.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışYurttaşlığın yalnız bir pasaport ya da nüfus kaydı meselesi olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa yurttaşlık, hukuki bir statünün yanında haklara erişimi, kamusal alanda tanınmayı ve topluluğa ait olma duygusunu da kapsar.

Yaygın yanlışBirden fazla aidiyete sahip olmanın ulusal bağlılığı zayıflattığı düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa pek çok insan, bir dil ya da inanç topluluğuna ait olmakla bir devletin yurttaşı olmayı çelişkili bulmadan birlikte yaşar.

Yaygın yanlışBir hakkın yasada tanınmasının onun kullanılabildiği anlamına geldiği sanılabilir.
Doğrusu

Oysa öğretmen, kurum ve bütçe gibi uygulama koşulları olmadan tanınan bir hak gündelik hayatta karşılıksız kalabilir.

Yaygın yanlışGöçmenlerin ya tamamen yurttaş ya da tamamen yabancı olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa çifte vatandaşlık, özel belgeler ve geçici koruma gibi ara statüler, yurttaşlık ile yabancılık arasında geniş bir alan açar.

Yaygın yanlışÇok kültürlü yurttaşlığın bütün ülkeler için tek doğru model olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa çok kültürlülük, anayasal vatanseverlik ve cumhuriyetçi eşitlik gibi modellerin her biri farklı tarihsel koşullardan doğmuş ve farklı sorunlar üretmiştir.

Aklında kalsın

  1. Cumhuriyet'in yurttaşlık anlayışı uzun süre ortak bir dil, tarih ve resmî din anlayışı etrafında kuruldu ve bu kalıbın dışında kalanlar tam tanınmadıklarını hissetti.
  2. Çoğul yurttaşlık, eşitliği herkesin aynılaşmasında değil, farklılıkların eşit biçimde tanınmasında arar.
  3. Çok kültürlü yurttaşlık gruba özgü haklar önerir, anayasal vatanseverlik ise ortak bağı demokratik ilkelerde arar.
  4. Çifte vatandaşlık ve özel belgeler, diasporadaki Türkiyelilerin iki ülkeye birden ait olmasının hukuki biçimleridir.
  5. Geçici koruma, milyonlarca insanı uzun yıllar boyunca yerleşik ama geçici bir belirsizlik içinde bırakabilir.
  6. Bir hakkın yasada tanınması, uygulama kurumları olmadan gündelik hayatta kullanılabilir olmasını sağlamaz.
  7. Aidiyetler birbirini dışlamaktan çok iç içe geçer ve ölçüm araçları bu iç içeliği görebilecek biçimde tasarlanmalıdır.

Sonraki derse köprü

Bu kurs boyunca yurttaşlığı çoğunlukla dil, din, köken ve kimlik üzerinden tartıştık. Oysa bayram sofrasındaki insanları birbirinden ayıran bir başka çizgi daha var: kimin ne kadar kazandığı, kimin ev sahibi, kimin kiracı olduğu, kimin mirasla, kimin yalnız emeğiyle geçindiği. Eşit yurttaşlık hakları, eşit hayat şansları anlamına gelmez. Sonraki kurs, Türkiye'deki güncel eşitsizliklere ve toplumsal değişime bakıyor ve ilk dersinde gelir dağılımını, servetin nasıl biriktiğini ve nasıl aktarıldığını, ülkenin sınıf yapısının son on yıllarda nasıl değiştiğini ele alıyor. Kimlik temelli ayrımlar ile sınıf temelli ayrımların nerede örtüştüğünü ve nerede ayrıldığını sormak, bu kursun sorularını bir sonrakine taşımanın en iyi yolu.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.