İçeriğe geç

TUR-701-05·Osmanlı Toplumsal Yapısı ve Modernleşme

Eğitim, bürokrasi, kent ve basın

temel2.077 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Reform döneminde yeni okullar medreselerin yanında kuruldu ve bir eğitim ikiliği doğdu.
  2. Kalemiye kökenli bürokratlar reform döneminde devlet içinde öne çıktı.
  3. Tercüme Odası, yabancı dil bilen bir devlet adamı kuşağının yetiştiği bir okul işlevi gördü.
  4. Şehremaneti, kent hizmetlerinin devletin atadığı modern bir belediyede toplanmasının ilk adımıydı.
  5. Özel gazeteler, dinden ve cemaatten bağımsız yeni bir okur kitlesi yarattı.
  6. Devletin sadık memurlar yetiştirmek için kurduğu okullar, zamanla ona karşı çıkan bir muhalefeti de yetiştirdi.
  7. Bu dönüşümler büyük kentlerde hızlı, taşrada ve köylerde çok daha yavaş yaşandı.

Açılış sahnesi

Arşiv atölyesinin dördüncü haftasında eğitmen masaya bir gazete sayfasının tıpkıbasımını koyuyor. Sayfa, Kırım Savaşı sonrasının İstanbul'unda çıkan özel bir Türkçe gazeteden. Başyazıda yazar, okurlarına doğrudan sesleniyor: halkın kendi işleri hakkında bilgi sahibi olması ve fikrini söyleyebilmesi gerektiğini yazıyor. Sayfanın alt kısmında ise kentte yeni açılan bir okulun duyurusu ve belediyenin sokak aydınlatmasıyla ilgili bir haber var.

Öğrenci sayfayı okurken bir şeyin değiştiğini hissediyor. Önceki haftalarda gördüğü belgelerin hepsi devletin tebaasına ya da tebaanın devlete yazdığı metinlerdi: fermanlar, emirler, dilekçeler. Bu sayfa ise ne devletin ne de bir dilekçe sahibinin sesi. Bir yazar, tanımadığı okurlara, onları ortak bir meseleye çağırarak sesleniyor. Öğrenci merak ediyor: bu okurlar kimdi? Bu yazarı kim yetiştirmişti? Ve devlet, kendi kurduğu okullardan yetişen bu yeni insanların kendisine karşı eleştirel bir ses geliştirmesine nasıl baktı?

Bu derste ne olacak

Gazete sayfası, başyazı ve öğrencinin hissettiği değişim kurgu. Geç Osmanlı'da eğitimin, bürokrasinin, kent yönetiminin ve basının dönüşümü ise Türkiye'nin modern toplum yapısının temellerini atan gerçek süreçlerdir.

Önceki ders, reform döneminin hukuk ve yönetim alanındaki büyük dönüşümlerini ele aldı. Bu ders, bu reformları hayata geçiren ve onlardan doğan toplumsal değişimlere odaklanıyor. Yeni okulların eski eğitim kurumlarının yanında nasıl kurulduğu, yeni bir bürokrat kuşağının nasıl yetiştiği ve güç kazandığı, kentlerin yönetiminin ve dokusunun nasıl değiştiği ve gazetelerin nasıl yeni bir okur kitlesi yarattığı dersin konuları. Dersin sonunda, bu dönüşümlerin devletin kendi eliyle yetiştirdiği yeni bir eleştirel kesimi nasıl doğurduğu tartışılıyor.

Sıfır noktası — İki okul, iki dünya

Klasik dönemde Osmanlı'da yüksek eğitim büyük ölçüde medreselerde veriliyordu. Medreseler din bilginlerini, kadıları ve müderrisleri yetiştiriyordu. Reform döneminde devlet, yeni bir ordu, yeni bir bürokrasi ve yeni mahkemeler için bu kurumların yetiştiremediği bilgiye sahip insanlara ihtiyaç duydu.

Mekanizma — Bürokrasi, kent ve basın

Yeni okullardan yetişen gençler, devletin yeni kurumlarında görev aldı. Bu süreçte devlet içindeki güç dengesi de değişti.

Bu yeni bürokratların yetiştiği yerlerden biri, beklenmedik bir kurumdu.

Reformlar kentlerin yönetimini de değiştirdi. Klasik dönemde kent hizmetleri büyük ölçüde kadılar, vakıflar ve loncalar aracılığıyla yürütülüyordu. Reform döneminde bu işleri üstlenecek yeni bir kurum kuruldu.

Reform döneminin en uzun erimli sonuçlarından biri, basının doğuşuydu. Önce devlet, resmî kararları ve haberleri duyurmak için kendi gazetesini çıkardı. Ardından özel gazeteler ortaya çıktı.

Kuramsal mercekler

Bu dönüşümler sosyolojide farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Bir yaklaşım, yeni okulları, bürokrasiyi ve basını modernleşmenin taşıyıcıları olarak görür. Bu yaklaşıma göre devlet, kendi kurduğu kurumlar aracılığıyla modern bir toplumun temellerini atmış, eğitimli bir kesim yetiştirmiş ve kamusal tartışmanın zeminini hazırlamıştır.

Başka bir yaklaşım, bu kurumların devletin toplum üzerindeki denetimini artırma amacına vurgu yapar. Yeni okullar, devlete sadık memurlar ve askerler yetiştirmek için kurulmuştu. Basın, sansür ve izin düzenleriyle sıkı biçimde denetleniyordu. Bu yaklaşıma göre devlet, modernleşmeyi kendi gücünü artırmak için kullanmış, ama kendi yetiştirdiği eğitimli kesimin bir kısmı zamanla bu devlete karşı çıkmıştır.

Ölçek

Bu dönüşümler farklı ölçeklerde farklı hızlarda yaşandı. İstanbul, İzmir, Selanik ve Beyrut gibi büyük kentlerde yeni okullar, belediyeler ve gazeteler hızla yayıldı. Taşra kentlerinde ise bu kurumlar çok daha geç ve sınırlı biçimde ortaya çıktı. Köylerde medrese ve mahalle mektebi uzun süre tek eğitim kurumu olarak kaldı.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Bu dönemde oluşan eğitimli bürokrat kesimi, Türkiye'nin sonraki siyasal tarihinde belirleyici bir rol oynadı. İkinci Meşrutiyet'i gerçekleştiren kadroların ve Cumhuriyet'i kuran kuşağın önemli bir kısmı, bu dönemde kurulan askerî ve sivil okullarda yetişmişti. Türkiye'de devletin modernleşmenin öncüsü olarak görülmesi ve bürokrasinin toplum karşısındaki güçlü konumu, bu dönemin mirasıyla yakından bağlantılıdır.

Uluslararası karşılaştırmada, Osmanlı'daki gelişmeler Avrupa'daki basın ve kamusal tartışmanın gelişimiyle karşılaştırılabilir. Avrupa'da gazeteler büyük ölçüde kentli burjuvazinin ve tüccarların içinden doğmuşken, Osmanlı'da ilk gazeteler devlet tarafından çıkarılmış, özel gazeteler ise çoğunlukla devletin yetiştirdiği bürokrat ve aydınlar tarafından kurulmuştur. Bu fark, Osmanlı'da kamusal tartışmanın devletle çok daha iç içe bir ilişki içinde gelişmesine yol açmıştır.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bu dönüşümler hakkındaki bilgimiz, okulların müfredatlarına, memurların sicil kayıtlarına, belediye yönetmeliklerine, kent planlarına ve dönemin gazetelerine dayanır. Memur sicilleri, bürokratların nereden geldiğini, hangi okullarda okuduğunu ve kariyerlerinin nasıl ilerlediğini gösterir. Gazeteler ise yalnız haber kaynağı değil, dönemin kamusal tartışmalarının kendisidir. Ama gazeteler çoğunlukla kentli, eğitimli bir kesimin sesini yansıtır. Okuma yazma bilmeyen çoğunluğun bu dönüşümleri nasıl yaşadığını anlamak için başka kaynaklara da başvurmak gerekir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışReform döneminde yeni okulların medreselerin yerini aldığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa medreseler varlığını sürdürdü ve yeni okullarla yan yana işleyen bir eğitim ikiliği ortaya çıktı.

Yaygın yanlışYeni bürokratların yalnız Batılılaşma taraftarı bir kesim olduğu düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa bürokratlar ve aydınlar arasında reformların yönü konusunda derin ayrılıklar vardı ve bir kısmı Batılı kurumları İslami değerlerle bağdaştırmaya çalışıyordu.

Yaygın yanlışOsmanlı basınının Avrupa'daki gibi devletten bağımsız bir kesimin içinden doğduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa ilk gazeteler devlet tarafından çıkarıldı ve özel gazeteler de çoğunlukla devletin yetiştirdiği bürokrat ve aydınlar tarafından kuruldu.

Yaygın yanlışGazetelerin yalnız okuma yazma bilen küçük bir kesime ulaştığı düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa kahvehanelerde ve kamusal mekânlarda yüksek sesle okuma, gazetelerin etkisini okuma yazma bilenlerin çok ötesine taşıdı.

Yaygın yanlışBu dönüşümlerin bütün imparatorlukta eş zamanlı yaşandığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa büyük kentlerde hızla yayılan yeni kurumlar, taşrada ve köylerde çok daha geç ve sınırlı biçimde ortaya çıktı.

Aklında kalsın

  1. Reform döneminde yeni okullar medreselerin yanında kuruldu ve bir eğitim ikiliği doğdu.
  2. Kalemiye kökenli bürokratlar reform döneminde devlet içinde öne çıktı.
  3. Tercüme Odası, yabancı dil bilen bir devlet adamı kuşağının yetiştiği bir okul işlevi gördü.
  4. Şehremaneti, kent hizmetlerinin devletin atadığı modern bir belediyede toplanmasının ilk adımıydı.
  5. Özel gazeteler, dinden ve cemaatten bağımsız yeni bir okur kitlesi yarattı.
  6. Devletin sadık memurlar yetiştirmek için kurduğu okullar, zamanla ona karşı çıkan bir muhalefeti de yetiştirdi.
  7. Bu dönüşümler büyük kentlerde hızlı, taşrada ve köylerde çok daha yavaş yaşandı.

Sonraki derse köprü

Gazete sayfalarında, özellikle Kırım Savaşı ile Doksan Üç Harbi'nin ardından, giderek daha sık yer bulan bir konu vardı: imparatorluğun kaybettiği topraklardan akın akın gelen insanlar. Balkanlardan ve Kafkasya'dan, savaşların ve sürgünlerin ardından yüz binlerce Müslüman Anadolu'ya ve imparatorluğun geri kalan topraklarına göç ediyordu. Bu göçmenler nereye yerleştirildi, yerel halkla nasıl bir ilişki kurdu ve imparatorluğun nüfus bileşimini nasıl değiştirdi? Aynı dönemde yaşanan savaşlar, hastalıklar ve sürgünler, imparatorluğun demografik haritasını yeniden çizdi. Göçler, savaşlar ve demografik dönüşüm, geç Osmanlı toplumunun ve ondan doğan Türkiye'nin nüfus yapısını anlamak için bakılması gereken bir sonraki alan.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.