İçeriğe geç

TUR-701-04·Osmanlı Toplumsal Yapısı ve Modernleşme

On dokuzuncu yüzyıl reformları ve yeni kurumlar

temel2.169 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Tanzimat, devletin tebaasıyla ilişkisini yazılı yasalarla ve doğrudan kurma yönünde atılmış bir reform adımıydı.
  2. Eşitlik fermanı gayrimüslimlere eşit haklar tanıdı ve cizyeyi kaldırdı.
  3. Osmanlıcılık, bütün tebaayı ortak bir Osmanlı kimliği etrafında birleştirmeyi amaçlıyordu.
  4. Nizamiye mahkemeleri eski mahkemeleri kaldırmadı, onların yanına yeni bir yargı katmanı ekledi.
  5. Mecelle, İslam hukukunu modern bir kanun biçimine dönüştürme çabasıydı.
  6. Kanun-ı Esasi ilk yazılı anayasaydı, ama ilk meşrutiyet dönemi kısa sürdü.
  7. Reformlar hem eşitlik hem merkezileşme süreciydi ve farklı kesimler için farklı anlamlar taşıdı.

Açılış sahnesi

Arşiv atölyesinin üçüncü haftasında eğitmen iki belgeyi yan yana koyuyor. Birincisi, önceki haftalarda gördükleri türden bir kadı sicili kaydı: bir miras davası, tarafların dinine göre ayrı ayrı kaydedilmiş. İkincisi, on dokuzuncu yüzyılın ortalarından bir ferman metni. Fermanda padişah, tebaasının hangi dinden olursa olsun can, mal ve namus güvencesine sahip olduğunu, vergilerin herkese adaletle dağıtılacağını ve kimsenin yargılanmadan cezalandırılamayacağını ilan ediyor.

Öğrenci iki belgeyi okurken bir çelişki hissediyor. Birinci belge, insanları dinlerine göre ayıran bir düzeni gösteriyor. İkinci belge ise bütün tebaayı aynı güvencelerle donatan bir eşitlik dili konuşuyor. Eğitmen, ikinci belgenin birincisini bir gecede ortadan kaldırmadığını söylüyor. Eski mahkemeler çalışmaya devam etti, cemaatler varlığını sürdürdü, ama yanlarına yeni mahkemeler, yeni yasalar ve yeni bir yurttaşlık fikri eklendi. Öğrencinin aklına bir soru takılıyor: eski düzen ile yeni düzen yan yana nasıl yaşadı ve bu reformlar kimin için, hangi amaçla yapılmıştı?

Bu derste ne olacak

Yan yana konan iki belge ve öğrencinin hissettiği çelişki kurgu. Osmanlı İmparatorluğu'nun on dokuzuncu yüzyılda hukuk, yönetim ve yurttaşlık alanlarında yaptığı kapsamlı reformlar ise Türkiye'nin modernleşme tarihinin gerçek ve temel dönemeçlerinden biridir.

Önceki ders, cemaatlerin ve birden fazla hukukun bir arada nasıl işlediğini anlattı ve bu düzenin derli toplu bir sisteme dönüşmesinin geç bir gelişme olduğunu gösterdi. Bu ders o reform dönemine odaklanıyor. Reformların hangi koşullarda ve hangi amaçlarla başladığı, eşit yurttaşlık fikrinin eski ayrımlarla nasıl karşılaştığı, yeni mahkemelerin ve yasaların eski kurumlarla nasıl bir arada işlediği ve anayasal yönetim denemesinin toplumsal anlamı dersin konuları. Eğitim, bürokrasi, kent ve basın alanındaki dönüşümler bir sonraki dersin konusu.

Sıfır noktası — Reformun koşulları

On dokuzuncu yüzyılın başında Osmanlı İmparatorluğu, askerî yenilgiler, toprak kayıpları, taşrada güçlenmiş yerel ailelerin merkezden bağımsızlaşması ve Avrupalı devletlerin artan baskısıyla karşı karşıyaydı. Balkanlardaki bağımsızlık hareketleri, gayrimüslim tebaanın imparatorluğa bağlılığını sorgulatıyordu. Avrupalı devletler ise gayrimüslimlerin haklarını koruma gerekçesiyle imparatorluğun iç işlerine giderek daha fazla karışıyordu.

Bu koşullar altında Osmanlı yönetici seçkinleri, devleti ayakta tutmanın yolunun onu yeniden örgütlemek olduğuna karar verdi. Reformlar, toplumdan yükselen bir talepten çok, devletin kendi varlığını korumak için başlattığı bir süreçti.

Mekanizma — Eşitlik, yasa ve yeni mahkemeler

Tanzimat'ın ilanından yaklaşık on yedi yıl sonra çıkarılan ikinci büyük ferman, gayrimüslimlerin durumunu doğrudan ele aldı. Bu fermanla gayrimüslimlere Müslümanlarla eşit haklar tanındı, cizye kaldırıldı ve devlet memuriyetine, askerî okullara ve orduya girme olanakları açıldı. Zimmî statüsünün hukuki temeli böylece sarsıldı.

Bu eşitlik, yeni bir ortak kimlik fikriyle desteklenmeye çalışıldı.

Kuram kursunda yurttaşlık, bir siyasal topluluğun üyeliğinin getirdiği haklar ve yükümlülükler olarak tanıtılmıştı. Osmanlı reformcuları bu kavramı, cemaatlere bölünmüş bir imparatorluğa uygulamaya çalışıyordu. Bunun için yalnız fermanlar yetmiyordu, bu eşitliği hayata geçirecek kurumlar da gerekiyordu.

Yeni mahkemeler yeni yasalar gerektiriyordu. Reform döneminde ceza, ticaret ve arazi alanlarında Avrupa örneklerinden de yararlanılarak yeni yasalar çıkarıldı. Medeni hukuk alanında ise farklı bir yol seçildi.

Reformların en iddialı adımı, padişahın yetkisini sınırlayan yazılı bir anayasanın ilanıydı.

Kuramsal mercekler

Tanzimat reformları, sosyolojide farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Bir yorum, reformları Batılılaşmanın ilk büyük adımı ve modernleşmenin başlangıcı olarak görür. Bu yoruma göre Osmanlı seçkinleri, Avrupa'nın gücünün kaynağını onun kurumlarında görmüş ve bu kurumları ithal etmeye çalışmıştır.

Başka bir yorum, reformları her şeyden önce devleti güçlendirme ve merkezileştirme çabası olarak okur. Bu yoruma göre eşitlik ve yurttaşlık dili, merkezin taşra üzerindeki denetimini artırmanın, vergiyi ve askerliği doğrudan bireylere ulaştırmanın ve Avrupalı devletlerin müdahalesini önlemenin bir aracıydı. Reformlar toplumu özgürleştirmekten çok, devletin topluma daha derinden nüfuz etmesini sağladı.

Ölçek

Reformların etkisi, farklı ölçeklerde farklı hızlarda hissedildi. Başkentte ve büyük liman kentlerinde nizamiye mahkemeleri, rüştiyeler ve vilayet daireleri kısa sürede açıldı. Taşrada ise reformların ulaşması çok daha uzun sürdü ve çoğu zaman yerel güç ilişkileriyle karışarak uygulandı. Köy ölçeğinde, reformların en somut yüzü çoğu zaman yeni vergi düzenlemeleri, nüfus sayımları ve askerlik yükümlülüğüydü.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Tanzimat reformları, Türkiye'nin sonraki modernleşme deneyiminin temelini oluşturur. Cumhuriyet döneminin pek çok kurumu, hukuk, eğitim ve yönetim alanında bu dönemde başlayan süreçlerin devamı ya da onlara karşı bir tepki olarak şekillenmiştir. Türkiye'de modernleşmenin devlet eliyle ve yukarıdan yürütülen bir süreç olarak algılanması, büyük ölçüde bu döneme dayanır.

Uluslararası karşılaştırmada, Osmanlı reformları aynı dönemde Avrupa dışındaki başka devletlerin reform çabalarıyla birlikte okunabilir. Mısır, İran ve Japonya gibi ülkelerde de devletler, Avrupa'nın askerî ve ekonomik gücü karşısında kendi kurumlarını yeniden örgütlemeye çalışmıştır. Bu karşılaştırmanın ayrıntıları kursun karşılaştırmalı modernleşme dersine bırakılıyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Reform dönemi hakkındaki bilgimiz, fermanlara, yasa metinlerine, meclis tutanaklarına, bürokratların yazışmalarına, dönemin gazetelerine ve yabancı gözlemcilerin raporlarına dayanır. Bu kaynaklar çoğunlukla reformları yapanların ya da onları dışarıdan gözlemleyenlerin bakışını yansıtır. Reformların sıradan insanlar tarafından nasıl yaşandığını anlamak için mahkeme kayıtlarına, dilekçelere ve yerel belgelere başvurmak gerekir.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışTanzimat reformlarının eski düzeni bir anda ortadan kaldırdığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa reformlar eski kurumların yanına yeni kurumlar ekledi ve uzun süre eski ile yeni yan yana işledi.

Yaygın yanlışReformların yalnız Avrupa baskısı sonucunda yapıldığı düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa Avrupa baskısı önemli bir etken olsa da, reformlar Osmanlı seçkinlerinin kendi hesapları ve tartışmalarıyla da biçimlendi.

Yaygın yanlışEşitlik ilanının bütün kesimler tarafından olumlu karşılandığı sanılabilir.
Doğrusu

Oysa eşitlik, bazı Müslüman kesimler için ayrıcalık kaybı, bazı cemaat önderleri için özerklik kaybı, bazı gençler için yeni bir askerlik yükü anlamına geldi.

Yaygın yanlışReformların toplumu devlete karşı özgürleştirdiği düşünülebilir.
Doğrusu

Oysa reformlar aynı zamanda merkezin taşraya ve bireylere daha derinden nüfuz etmesini sağlayan bir merkezileşme süreciydi.

Yaygın yanlışReform döneminin tek sesli bir Batılılaşma süreci olduğu sanılabilir.
Doğrusu

Oysa reformların yönü, bürokratlar, aydınlar ve din adamları arasında süren canlı tartışmalarla belirlendi.

Aklında kalsın

  1. Tanzimat, devletin tebaasıyla ilişkisini yazılı yasalarla ve doğrudan kurma yönünde atılmış bir reform adımıydı.
  2. Eşitlik fermanı gayrimüslimlere eşit haklar tanıdı ve cizyeyi kaldırdı.
  3. Osmanlıcılık, bütün tebaayı ortak bir Osmanlı kimliği etrafında birleştirmeyi amaçlıyordu.
  4. Nizamiye mahkemeleri eski mahkemeleri kaldırmadı, onların yanına yeni bir yargı katmanı ekledi.
  5. Mecelle, İslam hukukunu modern bir kanun biçimine dönüştürme çabasıydı.
  6. Kanun-ı Esasi ilk yazılı anayasaydı, ama ilk meşrutiyet dönemi kısa sürdü.
  7. Reformlar hem eşitlik hem merkezileşme süreciydi ve farklı kesimler için farklı anlamlar taşıdı.

Sonraki derse köprü

Yeni mahkemeler, yeni yasalar ve yeni bir yönetim düzeni, bu kurumları işletecek yeni insanlara ihtiyaç duyuyordu. Medreselerden yetişen ulemanın yanında, yeni okullarda Fransızca, hukuk ve yönetim bilgisi öğrenen yeni bir bürokrat kuşağı yetişti. Kentlerde belediyeler kuruldu, sokaklar aydınlatıldı, yeni mahalleler açıldı. Gazeteler çıkmaya başladı ve ilk kez kamusal bir okur kitlesi ortaya çıktı. Bu yeni okullar, yeni bürokratlar, dönüşen kentler ve doğan basın, Osmanlı toplumunda yeni bir kamusal alanın ve yeni bir seçkin grubunun oluşmasına zemin hazırladı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.