İçeriğe geç

TEM-110-03·Toplumsal Kurumlara Giriş

Ekonomi ve çalışma

temel2.869 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
  1. Ekonomi bir hesap alanı değil bir kurumdur: geçimin üretilmesi, dağıtılması ve karşılığının belirlenmesi kurallarla düzenlenir.
  2. Bir faaliyetin iş sayılması üç eşiğe bağlıdır: karşılık, kayıt ve yapanın konumu.
  3. Eşiklerden biri aşılmadığında faaliyet ortadan kalkmaz, başka bir adla anılır ve adı değişen faaliyet aynı emeği taşımaya devam eder.
  4. Karşılıksız emeğin ayırt edici yanı görünmemesi değil, bir fiyatı olmadığı için hiçbir toplamda öteki emekle yan yana konamamasıdır.
  5. Kayıt dışılık bir sayım kusuru değil bir konum farkıdır; eksik olan sayı değil, işin etrafındaki koruma kümesidir.
  6. Mesleki kapanma tek koşulla iki sonuç üretir: bir hazırlığı güvence altına alır ve içeridekilerin sayısını sınırlar.
  7. Bir emeğin karşılığı işin içeriğinden okunamıyorsa, bakılacak yer onu yapanın hangi kümeye konduğudur.

Açılış sahnesi

Sabahın yedisinde bir sokakta dört kapı arka arkaya açılıyor.

Birinci kapıdan kimse çıkmıyor. İçeride bir kadın çoktan uyanmış; kahvaltıyı hazırladı, bir yaşlının ilaçlarını saatine göre ayırdı, çamaşırı astı ve bir çocuğu okula yolladı. Öğlene kadar duracağı yok. Bu saatlerin hiçbiri bir yere yazılmıyor.

İkinci kapıdan bir kadın çıkıyor ve iki sokak ötede başka bir eve giriyor. Orada da kahvaltı hazırlayacak, orada da bir yaşlının ilaçlarını ayıracak, orada da çamaşır asacak. Akşam eve dönerken elinde o günün parası olacak. Yaptığı hareketler birinci kapıdakiyle neredeyse aynı; adı aynı değil.

Üçüncü kapıdan bir genç çıkıyor. Elinde bir kurumdan aldığı belge var ve bir yere başvuracak. Aynı yere başvuran bir başkası işi yıllardır fiilen yapıyor ve o belgeye sahip değil. İkisinden hangisinin kapıdan gireceği, bu sabah ikisinin ne bildiğine bakılarak belirlenmeyecek.

Dördüncü kapı bir dükkânın kepengi. Kepengi kaldıran kişi dükkân sahibinin yeğeni; her sabah burada, akşama kadar tezgâhın başında. Ona ne kadar verildiği konuşulmuyor, çünkü verilen şey ücret sayılmıyor. Aile içinde bir iş görülüyor ve görülen işin adı yok.

Dört kapı, tek bir sabah. Dördünde de emek harcanıyor. Yalnız ikisi bir yerde iş olarak görünüyor ve hangisinin görüneceğine sabahın kendisi karar vermedi.

Bu derste ne olacak

Sokak, dört kapı ve içindeki kişiler kurgu; hiçbiri gerçek bir haneden alınmadı. Kurgunun taşıdığı soru ise dersin tamamı: bir faaliyetin iş sayılıp sayılmayacağına ne karar veriyor?

Önceki ders okulun bir sıralama ürettiğini ve bu sıralamanın bir belgeyle taşındığını göstermişti; belgeyi kimin okuduğu ve neye göre değerli bulduğu sorusunu da açık bırakmıştı. Cevabın aranacağı yer burası. Belge okulun içinde değil, işin dağıtıldığı alanda karşılık buluyor ve o alan bu dersin konusu.

Bir sınır da baştan çizilmeli. Bu bir iktisat dersi değil; burada arz, talep ya da herhangi bir ekonomik gösterge anlatılmayacak ve hiçbir oran verilmeyecek. Sosyolojinin ekonomiye bakışı başka bir yerden geliyor: geçimin nasıl sağlandığı kadar, hangi faaliyetin geçim sayıldığı da toplumsal olarak kararlaştırılıyor.

Üç iş yapılacak. Ekonominin bir kurum olarak ne anlama geldiği kurulacak, bir faaliyeti işe çeviren eşikler tek tek ayrılacak ve işin kapısını kimin açtığı sorusu sorulacak.

Sıfır noktası — iş kendiliğinden belli değil

Alışılmış başlangıç şudur: iş, insanın geçimini sağlamak için yaptığı zahmetli faaliyettir. Tanım kulağa yeterli geliyor ve sabahki dört kapının dördüne birden uyuyor.

Tam da bu yüzden hiçbir şeyi ayırmıyor. Birinci kapıdaki kadın geçime doğrudan katkı veriyor ve yaptığı iş zahmetli; yine de hiçbir yerde çalışan olarak görünmüyor. Ayıran şey faaliyetin kendisi değil.

İki durum birlikte okunduğunda başlangıç tanımı düşüyor. Faaliyet sabit kalırken adı değişebiliyorsa, adı veren şey faaliyetin içinde değildir.

Buradan çıkan sonuç bu akademide daha önce kurulmuş bir işlemin özel bir hâli. Bir faaliyeti iş ya da yardım diye ayırmak bir toplumsal sınıflandırma kararıdır ve sınıflandırmanın doğallaşması burada tam anlamıyla gerçekleşmiştir: ayrımın bir karar olduğu görünmez olmuş, dünyanın kendi özelliği gibi okunmaya başlamıştır.

Mekanizma — üç eşik ayrı ayrı çalışır

Üç eşiği birlikte anmak kolay, ayırmak öğretici. Her biri kendi başına aşılabiliyor ve her birinin aşılmaması başka bir sonuç doğuruyor.

Birinci eşik karşılık. Bir faaliyetin karşılığında bir ödeme yapılıyorsa faaliyet bir fiyat kazanır ve fiyat, onu ölçülebilir kılar. Ödeme yoksa faaliyet ölçüsüz kalır ve ölçüsüz kalan şey karşılaştırılamaz.

İkinci eşik kayıt. Bir faaliyet bir anlaşmaya ya da bir kayda bağlandığında, o faaliyetin etrafında bir hak ve bir koruma kümesi belirir. Kayıt yoksa faaliyet yapılmaya devam eder ve etrafında hiçbir şey belirmez.

Üçüncü eşik konum. Bir faaliyetin, onu yapması zaten beklenen biri tarafından yapılması, faaliyetin iş sayılmasını engelleyebiliyor. Beklenti hanenin içinden, akrabalıktan ya da bir komşuluk düzeninden gelir ve beklentinin kendisi ücretin yerine geçer.

Üçüncü eşik önceki dersle doğrudan bağlantılı. Kimin hangi işi yapması beklendiği, o kişinin hangi çevreden sayıldığına bağlı ve o çevre hane, aile ve akrabalık ölçütleriyle üç ayrı biçimde çizilebiliyordu. Aynı kişi bir ölçütte hanenin içinde, başka bir ölçütte dışındadır; içeride sayıldığında emeği beklenti, dışarıda sayıldığında hizmet olur.

Üç eşik birbirini tümüyle kilitlemiyor ve bunu söylememek kapsam dışında bir durum bırakırdı. Ücret ile kayıt birlikte devreye girdiğinde beklenti geri çekilir; hanenin bir üyesi de kayıtlı çalışan olarak anılabilir. Beklenti asıl işini tek başına kaldığında görür ve orada ötekilerin ikisinin birden yerini tutar.

İşin kapısı — kim yapabilir

Bir faaliyetin iş sayılması bir şey, o işi yapmaya kimin kabul edildiği başka bir şey. Kapıyı açan ölçüt de işin içinden çıkmıyor.

Önceki dersin bıraktığı soru burada karşılığını buluyor. Diplomanın taşıdığı işaret, okulda değil bu kapıda değerlendiriliyor ve aynı işaretin değeri kapının kendi koşullarına göre değişiyor. Okulda hiçbir şey değişmeden bir belgenin açtığı kapı daralabilir; daralmayı yapan şey eğitim kurumu değil, kapının koşulunu belirleyen taraftır.

Kuramsal mercekler

Bir emeğin karşılığının nereden geldiği, sosyolojide üzerinde uzlaşılmış bir soru değil. Üç yaklaşım aynı sabaha bakıyor ve gördükleri farkı üç ayrı deftere yazıyor.

Piyasa merkezli okuma, asıl düzenleyicinin mübadelenin kendisi olduğunu söyler. Bu okumaya göre emeğin karşılığı, ne kadar arandığı ile ne kadar bulunabildiği arasındaki dengeden çıkar ve kurumlar bu dengeyi çerçeveler. Bu defterde her kalıcı fark, sonunda işin ya da hazırlığın farkına indirgenebilir olmak zorundadır.

Yerleşiklik okuması buna itiraz eder ve ekonomik ilişkilerin hiçbir zaman kendi başına durmadığını, akrabalık, güven ve itibar ilişkilerinin içine yerleşmiş olduğunu söyler. Bu okumaya göre bir işin kime verileceği ve karşılığının ne olacağı, tarafların birbirine nasıl bağlandığından ayrı düşünülemez. Bu deftere yazılan fark işin içinde değil, tarafların birbirine bağlanma biçiminde aranır — ve iki defter burada açıkça çatışır.

Sınıflandırma okuması asıl gücü adlandırmaya verir. Burada belirleyici olan, hangi faaliyetin iş sayıldığı ve hangi kümenin hangi işe uygun görüldüğüdür; karşılık bu adlandırmadan sonra belirlenir. Üçüncü defterin beklediği şey ise şu: ad değiştiğinde, işin içeriği yerinde dururken karşılığı da oynar.

Üçünü ayıracak gözlem bir geçiş anında bulunuyor. Bir faaliyet karşılıksız olmaktan çıkıp ücretli hâle geldiğinde ne olduğuna bakılır. Karşılık faaliyetin zorluğuyla ve bulunabilirliğiyle açıklanabiliyorsa piyasa okuması güçlenir; kimin kime bağlı olduğuna göre değişiyorsa yerleşiklik okuması; faaliyet aynı kalıp yalnız adı değiştiği hâlde karşılık da değişiyorsa sınıflandırma okuması.

Üç okuma aynı sabahı anlatıyor ve hiçbiri ötekini gereksiz kılmıyor. Ayrıldıkları yer, bir farkı gördüklerinde onu önce nereye yazdıkları.

Ölçek

Ölçek değiştikçe aynı düzenekten başka bir şey görünüyor ve görünenler birbirini tamamlamıyor, sırayla birbirinin yerini alıyor.

Karşılaşma ölçeğinde görünen şey bir pazarlıktır: iki kişi bir işin yapılıp yapılmayacağını, karşılığında ne verileceğini ve bunun nasıl adlandırılacağını konuşur. Burada taraflar kendi kararlarını verdiklerini hisseder ve bir bakıma haklıdırlar; kararın seçenekleri ise onlardan önce belirlenmiştir.

Kurum ölçeğinde görünen şey bir düzendir: bir iş yerinin kimi hangi statüde çalıştırdığı, hangi işi kayda bağladığı ve hangi kapıyı hangi belgeyle açtığı. Bu ölçekte tek tek pazarlıklar kaybolur ve yerine tekrar eden bir kalıp çıkar; aynı işin iki sözleşmeyle yürütülmesi bir kişinin tercihi değil, bir düzenleme biçimidir.

Toplum ölçeğinde görünen şey bir bölünmedir: hangi emeğin sayıldığı, hangisinin sayılmadığı ve sayılmayanın kimlerin üzerinde yoğunlaştığı. Bu ölçekte tek bir hanenin sabahı görünmez olur ve yerine, aynı sabahın binlerce hanede benzer biçimde kurulduğu bir örüntü kalır.

Üç ölçek arasında dikkat edilecek bir geçiş var. Karşılaşma ölçeğinde her şey bir anlaşma gibi okunabilir, çünkü orada gerçekten iki taraf konuşmaktadır; yukarı çıkıldıkça anlaşmaların hangi seçenek kümesi içinden çıktığı görünür hâle gelir. Bu yüzden bir ücret farkını yalnız karşılaşma ölçeğinden okumak, pazarlığın kendisini açıklama sanmak olur.

Türkiye'de hanenin içindeki iş

Türkiye'de küçük işletmelerin bir kısmı hane ilişkileri üzerinden yürüyor ve bu düzenleme, üçüncü eşiğin en görünür çalıştığı yerlerden biri. Bir dükkânda, bir atölyede ya da bir tarlada hanenin üyeleri düzenli olarak çalışıyor, ama bu çalışma bir iş ilişkisi olarak değil hanenin ortak geçimi olarak kuruluyor.

Kurulum biçimi tek başına bir kusur değil; bir geçim düzeninin kendi içinde tutarlı bir çözümü. Sonucu ise ölçülebilir: hanenin geçimine katkı veren emek, o emeği verenin kendi adına birikmiş bir hakkına dönüşmüyor. İşten ayrılma, hastalık ya da hanenin dağılması gibi durumlarda geriye bakıldığında yılların emeği hiçbir yerde kayıtlı değil.

Karşılaştırmalı bakış burada işe yarıyor ve soru hangi toplumun daha geleneksel olduğu değil. Sorulacak şey, hane ile iş arasındaki çizginin nereden geçirildiği ve çizginin bir tarafında kalan emeğin bir karşılığa bağlanıp bağlanmadığı. Başka toplumlarda bu çizgi başka yerden geçiyor: kimi düzende hane içinde harcanan bakım emeği ayrı bir ödemeye bağlanabiliyor, kimi düzende hanenin işletmesinde çalışan üye kendi adına kayıt altına alınıyor. Çizginin yeri değişiyor ve çizginin bir yerden geçmek zorunda olması değişmiyor.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Sayılmayan emeğin ne kadar olduğunu, onu saymayan kayıtlara bakarak öğrenmek mümkün değil. Üç kurulum bu engelin etrafından dolaşıyor ve her birinin kendi kör noktası var.

Üçünün birlikte söylediği şey şu: sayılmayan emek, saymayan kaydın dışına çıkılmadan görünmüyor ve dışarı çıkmanın her yolu kendi bedelini getiriyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışİşi, geçim için yapılan zahmetli faaliyet diye tanımlamak hiçbir şeyi ayırmaz, çünkü tanım hane içindeki karşılıksız emeğe de eksiksiz uyar.
Doğrusu

Ayıran şey faaliyetin kendisi değil, üç eşikten kaçının aşıldığıdır.

Yaygın yanlışKarşılıksız emeği sevgiden ya da gönüllülükten doğan bir seçim saymak, üçüncü eşiği gözden kaçırır.
Doğrusu

Bir işin bir kişiden zaten bekleniyor olması ile o kişinin onu seçmesi aynı şey değildir ve ikisini ayıran soru, o iş yapılmadığında ne olacağıdır.

Yaygın yanlışKayıt dışılığı bir sayım eksikliği sanmak, meselenin yerini kaydırır.
Doğrusu

Eksik olan sayı değil, işin etrafındaki koruma kümesidir; kayıt dışı çalışan biri sayılmadığı için değil, kaydı olmadığı için farklı bir konumdadır.

Yaygın yanlışBir belgenin bir kapıyı açmasını, belgenin işi yapabilme kanıtı olmasıyla karıştırmak, mesleki kapanmanın ikinci yüzünü görmez.
Doğrusu

Belge bir hazırlığı güvence altına alabilir ve aynı anda içeridekilerin sayısını sınırlayabilir; iki iş aynı koşulla birden görülür.

Yaygın yanlışAynı işi yapan iki kişi arasındaki karşılık farkını her durumda işin ya da hazırlığın farkıyla açıklamak, açıklamayı sınanamaz hâle getirir.
Doğrusu

Fark işin içinde bulunamıyorsa, bakılacak yer işi yapanların hangi kümeye konduğudur.

Aklında kalsın

  1. Ekonomi bir hesap alanı değil bir kurumdur: geçimin üretilmesi, dağıtılması ve karşılığının belirlenmesi kurallarla düzenlenir.
  2. Bir faaliyetin iş sayılması üç eşiğe bağlıdır: karşılık, kayıt ve yapanın konumu.
  3. Eşiklerden biri aşılmadığında faaliyet ortadan kalkmaz, başka bir adla anılır ve adı değişen faaliyet aynı emeği taşımaya devam eder.
  4. Karşılıksız emeğin ayırt edici yanı görünmemesi değil, bir fiyatı olmadığı için hiçbir toplamda öteki emekle yan yana konamamasıdır.
  5. Kayıt dışılık bir sayım kusuru değil bir konum farkıdır; eksik olan sayı değil, işin etrafındaki koruma kümesidir.
  6. Mesleki kapanma tek koşulla iki sonuç üretir: bir hazırlığı güvence altına alır ve içeridekilerin sayısını sınırlar.
  7. Bir emeğin karşılığı işin içeriğinden okunamıyorsa, bakılacak yer onu yapanın hangi kümeye konduğudur.

Sonraki derse köprü

Bu dersin üç eşiği de birer sınır ve sınırlar kendiliğinden belirmedi. Bir işin kayda bağlanmasını gerektiren şey, bir belgenin bir kapıyı açmasını sağlayan şey ve kayıtlı çalışanın etrafındaki koruma kümesini kuran şey aynı yerden geliyor: birileri bir kural koydu ve kuralın arkasında, uyulmadığında devreye girecek bir güç durdu.

Bu modülün ilk iki dersinde de aynı boşluk vardı. Kimin aile sayılacağı ve bir diplomanın hangi kademeden geldiği, bir yerde kayıtlıydı ve o kayıt bağlayıcıydı. Bağlayıcılığın nereden geldiği hiçbir derste sorulmadı.

Sıradaki ders o soruyu doğrudan soruyor. Bir kararın herkesi bağlar hâle gelmesi, arkasında zor kullanma yetkisi bulunan bir düzene bağlı ve o düzenin kendisi bir kurum. Siyaset, devlet ve hukuk başlığı altında sorulacak olan şudur: bir kural kimin adına konur, hangi yolla bağlayıcı olur ve bağlayıcılığını kaybettiğinde geriye ne kalır?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.