İçeriğe geç

TEM-105-03·Gündelik Hayat ve Toplumsal Etkileşim

Beden, jest, mesafe ve mekân

temel2.796 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir mekâna girdiğinde sırayla bakılacak yedi şey.

  1. Bedensel işaretler kelimelerden önce iş görür; ilk cümle, karşılıklı yapılan bir okumanın üstüne kurulur.
  2. Beden kullanımının büyük bölümü öğrenilmiştir ve konumun izini taşır; kıdem arttıkça kaplanan yer de artar.
  3. Bedensel işaretlerin evrensel bir sözlüğü yoktur; anlam işaretin kendisinde değil, geçtiği karşılaşmadadır.
  4. Kişisel mesafe sabit bir ölçü değildir; aynı iki kişi arasında durum değişince uygun uzaklık da değişir.
  5. Kamusal alanda kısa bakış ve geri çekilme bir ilgisizlik değil, ölçülü bir tanıma işaretidir; hiç bakmamak da onu bozar.
  6. Yerleşim düzeni davranışın seçeneklerini kimse odaya girmeden daraltır: sandalyenin dizilişi konuşan sayısını değiştirir.
  7. Davranışı değiştirmenin en ucuz yolu çoğu zaman mekânı değiştirmektir ve bu, kimseyi ikna etmeyi gerektirmez.

Açılış sahnesi

Bir minibüs durağı, akşamüstü. Sekiz kişi bekliyor.

Sekizi de birbirini tanımıyor ve sekizi de aynı hattı bekliyor. Duraktaki bank üç kişiliktir ve iki kişi oturuyor; aralarında bir boşluk var. Üçüncü boşluğa kimse oturmuyor.

Ayakta bekleyen altı kişi, kaldırım boyunca dağılmış durumda. Aralarındaki mesafeler neredeyse eşit.

Bir kişi geliyor ve ayakta bekleyenlerden birinin yarım metre yanına duruyor. O kişi telefonuna bakıyormuş gibi yaparak bir adım yana kayıyor.

Minibüs geliyor. Aynı sekiz kişi kapıdan girip birbirine değecek kadar yakın oturuyor ve kimse rahatsız olmuyor.

İnerken bir kadın önündeki kişinin omzuna dokunup "müsaadenizle" diyor. Dokunma bir saniye sürüyor ve kimse geri çekilmiyor.

Yarım metre bir yerde fazla, sıfır santim başka bir yerde uygun. Aradaki farkı kimse konuşmadı ve sekizi de biliyordu.

Bu derste ne olacak

Geçen ders sunumu anlattı ve bir boşluk bıraktı. Gülümsemek, sesi alçaltmak, kapıda karşılamak; hepsi bedenle yapılıyordu ve bedeni hiç adlandırmadık.

Bu ders o eksiği kapatıyor.

Konu bir beden dili rehberi değil. Burada kollarını kavuşturmanın ne anlama geldiği anlatılmayacak; öyle bir sözlük yok ve olduğunu söyleyen her sözlük, işaretleri bağlamlarından koparıyor. Sorulacak soru başka: beden, karşılaşmaların düzenini nasıl taşıyor?

Dört adım var. Önce bedenin nasıl bir işaret üreticisi olduğunu ve bu üretimin ne kadarının öğrenilmiş olduğunu kuracağız. Sonra iki insan arasındaki mesafeye geleceğiz; duraktaki yarım metre orada açıklanacak. Ardından tanımadığımız insanlarla aynı yerde bulunmanın kendi kuralını ele alacağız. En sonda mekânın bütün bunları nasıl önceden düzenlediğini göreceğiz.

Durak, hastane ve ofis sahneleri kurgudur; gözlem kaydı değildir. Aynı düzeni üç ayrı mekânda göstermek için yazıldılar.

Sıfır noktası — beden bir şey söylüyor

Geçen dersin düğün kapısında anne gülümsüyordu. Gülümseme bir cümle değil, bir kas hareketi ve bir şey söylüyor.

Bu işaretlerin en yanıltıcı yanı doğal görünmeleri. Bir kısmı gerçekten öğrenilmemiştir ve büyük bölümü öğrenilmiştir; ikisi aynı bedende, aynı anda çalışır.

Yaygın yanlışBedensel işaretlerin evrensel bir sözlüğü olduğu düşünülür.
Doğrusu

Aynı hareket iki toplulukta zıt anlamlara gelebilir ve aynı toplulukta bağlama göre başka bir şey söyleyebilir; kollarını kavuşturmak bir yerde savunma, başka bir yerde üşümedir. Sözlük aramak yerine, o işaretin o karşılaşmada ne yaptığına bakmak gerekir.

Yaygın yanlışBeden kullanımının kişisel bir huy olduğu varsayılır.
Doğrusu

Nasıl oturulduğu, ne kadar yer kaplandığı ve el kol hareketlerinin genişliği topluluktan topluluğa ve konumdan konuma düzenli biçimde değişir; aynı kişi kıdem kazandıkça daha çok yer kaplamaya başlar ve bunu kendisi fark etmez.

Mekanizma — iki insan arasındaki boşluk

Duraktaki yarım metre, bu dersin en ölçülebilir kavramını taşıyor.

Mesafenin en öğretici yanı sabit olmaması. Aynı iki kişi arasında bile durum değiştikçe kabul edilebilir uzaklık değişir; duraktaki sekiz kişi minibüste birbirine değiyordu ve kimse bunu ihlal saymadı.

Tanımadığımız insanlarla aynı yerde bulunmanın kendine ait bir kuralı var ve o kural sessiz işliyor.

Yaygın yanlışKamusal alanda tanımadığımız insanlara ilgisiz kalındığı düşünülür.
Doğrusu

İlgisizlik değil, ölçülü bir tanıma vardır: kısa bir bakış, hafif bir baş hareketi, sonra geri çekilme. Hiç bakmamak da bakmayı sürdürmek de aynı ölçüde fark edilir ve ikisi de bir karşılık üretir.

Mekân önceden düzenliyor

Duraktaki bank üç kişilikti ve iki kişi oturuyordu. Üçüncü yere kimsenin oturmaması bir tercih değildi.

Yaygın yanlışMekânın davranış üzerindeki etkisinin küçük olduğu sanılır.
Doğrusu

Aynı kişiler, aynı gündemle, yalnız sandalyelerin dizilişi değiştiğinde farklı biçimde konuşur. Bir toplantıyı ya da bir görüşmeyi değiştirmenin en ucuz yolu çoğu zaman insanları ikna etmek değil, mekânı yeniden düzenlemektir.

Kuramsal mercekler

Bedenin karşılaşmadaki payı üç ayrı açıdan tartışılıyor ve üçü de duraktaki sekiz kişiye bakar.

Beden bir iletişim aracıdır. Bu açıya göre bedensel işaretler kelimelerin taşıyamadığı bilgiyi taşır ve karşılaşmanın hızlı kısmını yürütür; bir bakış, bir mesafe ayarı ya da bir baş hareketi, cümle kurmaya gerek kalmadan durumu düzenler. Bu açının kazandırdığı şey, sessiz düzenin ne kadar bilgi taşıdığını göstermesidir; sıkıştığı yer, aynı işaretin farklı yerlerde farklı anlama gelmesini bir sözlük sorunu gibi ele almasıdır.

Beden bir toplumsal ürün taşır. Bu açıya göre insanların bedenlerini kullanma biçimi öğrenilmiştir ve içinde bulundukları konumun izini taşır; kimin ne kadar yer kapladığı, kimin kime dokunabildiği ve kimin bakışını kaçırdığı bir hiyerarşinin sessiz kaydıdır. Bu açının kazandırdığı şey, gündelik jestlerde güç dağılımını okuyabilmesidir; bedenin toplumsal kuruluşuna dair ayrıntılı tartışma beden sosyolojisi kursunda ele alınıyor.

Beden mekânın içinde durur. Bu açıya göre asıl belirleyici ne işaret ne öğrenme; bedenin nereye yerleştirilebildiğidir. Sandalyelerin dizilişi, masanın biçimi ve bir bankın kaç kişilik olduğu, davranışın seçeneklerini daha kimse odaya girmeden belirler. Bu açının kazandırdığı şey, ucuz ve etkili müdahaleyi göstermesidir; sıkıştığı yer, aynı mekânda farklı grupların farklı davranabilmesini tek başına açıklayamamasıdır.

Yaygın yanlışBu üç açının birbirinin yerini tuttuğu sanılır.
Doğrusu

İşaretin ne taşıdığını birincisi, kimin nasıl davranmayı öğrendiğini ikincisi, seçeneklerin nasıl daraltıldığını üçüncüsü gösteriyor. Bir mekândaki davranışı okumak için üçü birden sorulur: ne işaret edildi, kim ne öğrenmiş, mekân neye izin veriyor?

Ölçek

Bedenin düzeni üç büyüklükte birden çalışıyor ve büyüklük arttıkça değiştirmesi zorlaşıyor.

En dar hâliyle düzen iki beden arasındadır ve saniyeler içinde ayarlanır. Bir adım geri çekilmek, bakışı kısa tutmak, sesi alçaltmak buradadır; ayar anında yapılır ve karşılaşma bitince dağılır.

Kurum ölçeğinde düzen mobilyaya ve yerleşime geçer. Sandalyelerin dizilişi, masanın biçimi, kapının yeri ve bekleme alanının düzeni buradadır. Bu ölçekte davranışı değiştirmek için kimseyi ikna etmeye gerek yoktur ve bir bütçe gerekir.

En geniş ölçekte düzen şehre yerleşir. Kaldırımın genişliği, oturulabilecek yerlerin varlığı, gölge ve aydınlatma, insanların bir yerde durup duramayacağını belirler. Bu ölçekte alınan kararlar on yıllarca kalır ve kimin nerede vakit geçirebileceğini kimseye sormadan düzenler; mekânsal eşitsizliğin ayrıntılı incelemesi ilgili alan kurslarına ait.

Bu bilgiyi nasıl biliyoruz?

Bedensel düzen o kadar hızlı ve o kadar alışılmış işliyor ki, katılımcılara sormak neredeyse hiçbir şey vermiyor.

Türkiye bağlamı ve karşılaştırma

Türkiye'de bedensel düzenin en yoğun ve en çabuk fark edilen yeri, tanışma anındaki temas.

Karşılaşmada elin sıkılması, yanağın öpülmesi ya da yalnız baş hareketiyle selamlaşılması, iki kişinin yaşına, cinsiyetine, akrabalık derecesine ve içinde bulundukları duruma göre değişir. Bu ayrımlar hiçbir metne geçmemiştir ve yeni gelen bir kişi ilk aylarda tam burada takılır; yanlış seçim, yapılan hatanın anında bir duraksamayla bildirildiği tek yerlerden biridir.

İkinci bir yer, mesafenin dar olması. Sıra beklerken, bir tezgâhın önünde ya da bir asansörde, uygun sayılan uzaklık pek çok yere göre daha kısadır. Bu, aynı işi yapan iki kişinin farklı yerlerde farklı rahatsızlık eşiklerine sahip olması demektir; ölçü kişide değil, kişinin alıştığı çevrede duruyor.

Üçüncüsü mekânda: çay bahçesi, kahvehane ve park gibi uzun süre oturulabilen yerlerin yaygınlığı, insanların kamusal alanda geçirdiği süreyi doğrudan artırıyor. Oturulacak yerin bulunması ile bir yerde vakit geçirilmesi arasındaki bağ, bu ölçekte açıkça görülüyor.

Karşılaştırma, ölçülerin ne kadar değiştiğini gösteriyor. Kuzey Avrupa ülkelerinde kamusal alanda kabul edilen kişisel mesafe belirgin biçimde daha geniştir ve bir duraktaki bekleyenler arasındaki boşluk gözle görülür ölçüde artar. Japonya'da selamlaşma temassız ve eğilme yoluyla yapılır; temasın olmaması bir soğukluk sayılmaz. Latin Amerika'nın pek çok yerinde ise temas ve yakınlık Türkiye'dekinden de fazladır ve oradan gelen biri burada bile mesafeli bulunabilir.

Dört yerde de aynı mekanizma var: bir ölçü öğrenilmiş, hiç konuşulmamış ve ihlal edildiğinde anında fark ediliyor. Değişen tek şey ölçünün kaç santim olduğu ve yeni gelenin nerede takıldığı.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBeden dilinin okunabilir bir sözlüğü olduğu düşünülür.
Doğrusu

Aynı hareket iki toplulukta ve hatta aynı topluluğun iki durumunda başka bir şey söyler; işaretin anlamı işaretin kendisinde değil, geçtiği karşılaşmadadır. Sözlük arayan kişi, en çok yanlış okuyan kişi olur.

Yaygın yanlışKişisel mesafenin sabit bir ölçü olduğu varsayılır.
Doğrusu

Aynı iki kişi arasında bile durum değiştikçe uygun uzaklık değişir; duraktaki sekiz kişi minibüste birbirine değer ve kimse ihlal saymaz. Ölçüyü belirleyen şey kişiler değil, o an geçerli olan durum tanımıdır.

Yaygın yanlışKamusal alandaki mesafeli davranışın soğukluk olduğu sanılır.
Doğrusu

Kısa bir bakış ve ardından geri çekilme, karşıdakini rahatsız etmeme yolunda kurulmuş bir işarettir; hiç bakmamak da bakmayı sürdürmek de bu işaretin bozulmasıdır ve ikisi de rahatsızlık üretir.

Yaygın yanlışMekânın yalnız bir arka plan olduğu düşünülür.
Doğrusu

Sandalyelerin dizilişi konuşan kişi sayısını, masanın biçimi kimin nerede oturacağını, bir çizginin varlığı sıradaki gerginliği belirler. Davranışı değiştirmenin en ucuz yolu çoğu zaman mekânı değiştirmektir ve bu, kimseyi ikna etmeyi gerektirmez.

Yaygın yanlışBedensel işaretlerin kişinin denetiminde olduğu varsayılır.
Doğrusu

Bu işaretlerin büyük bölümü öğrenilmiş ve alışkanlığa dönüşmüştür; kişi ne kadar yer kapladığını, sesini nasıl ayarladığını ve bakışını nereye çevirdiğini çoğu zaman fark etmez. Fark ettiği an, ancak bir başkası ölçüyü bozduğu andır.

Aklında kalsın

Bir mekâna girdiğinde sırayla bakılacak yedi şey.

  1. Bedensel işaretler kelimelerden önce iş görür; ilk cümle, karşılıklı yapılan bir okumanın üstüne kurulur.
  2. Beden kullanımının büyük bölümü öğrenilmiştir ve konumun izini taşır; kıdem arttıkça kaplanan yer de artar.
  3. Bedensel işaretlerin evrensel bir sözlüğü yoktur; anlam işaretin kendisinde değil, geçtiği karşılaşmadadır.
  4. Kişisel mesafe sabit bir ölçü değildir; aynı iki kişi arasında durum değişince uygun uzaklık da değişir.
  5. Kamusal alanda kısa bakış ve geri çekilme bir ilgisizlik değil, ölçülü bir tanıma işaretidir; hiç bakmamak da onu bozar.
  6. Yerleşim düzeni davranışın seçeneklerini kimse odaya girmeden daraltır: sandalyenin dizilişi konuşan sayısını değiştirir.
  7. Davranışı değiştirmenin en ucuz yolu çoğu zaman mekânı değiştirmektir ve bu, kimseyi ikna etmeyi gerektirmez.

Sonraki derse köprü

Bu derste bedenin düzenini hep tek tek anlardan gördük. Bir bakış, bir adım, bir oturuş.

Oysa duraktaki sekiz kişi o durağa ilk kez gelmiyordu. Çoğu her akşam aynı saatte oradaydı, aynı yerde duruyordu ve minibüse aynı sırayla biniyordu.

Aynı şey öteki sahnelerde de vardı. Toplantıda kimsenin oturmadığı iki koltuk yıllardır boş kalıyordu. Marketteki kişi her müşteride aynı hareketi yapıyordu. Kulüpteki gençlerin yürüyüşü bir günde değil, yıllar içinde ortaklaşmıştı.

Yani bu düzenin büyük bölümü tek seferlik değil. Tekrarlanıyor, günden güne aynı biçimde yineleniyor ve yinelendikçe düşünülmez hâle geliyor.

Bir insanın gününün ne kadarı bu türden yinelemelerden oluşuyor ve bu yinelemeler ne işe yarıyor?

Sıradaki ders oraya bakıyor. Gündelik hayatın tekrarlanan parçalarını, bu tekrarların insana ne kazandırıp neyi görünmez kıldığını, bir alışkanlığın nasıl kurulup nasıl bozulduğunu ve toplumsal düzenin ne kadarının bu sessiz tekrarla taşındığını ele alacağız. Buradaki mekân fikri orada zamana geçecek: mekân nereye durulacağını düzenliyorsa, tekrar da ne zaman yapılacağını düzenliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.